Son Dakika
|
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
MSB’den "seferberlik emri" iddialarına ilişkin açıklama
Dursun Özbek: "Biz artık küresel ölçekte rekabet eden bir organizasyon olmak zorundayız
Büyükçekmece’deki bıçaklı kavgada 16 yaşındaki çocuğun ölümüne ilişkin yeni detaylara ulaşıldı
İngiltere’de istifa eden eski bakandan Başbakan Starmer ile rekabet çağrısı
Kocaeli semalarında dronlarla "AK Parti" ve "Cumhurbaşkanı Erdoğan" koreografisi
Astana’da Hafif Raylı Sistem hizmete açıldı
Nelson Mandela'nın torunu Nkosi Mandela'dan Libya'da Küresel Sumud Kara Filosu'na destek
EKONOMİ
Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:12:49
Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:11
Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı
Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:11
Kuzey Ege zeytinyağında ortak akıl Ayvalık’ta buluştu
AGROAYVALIK 2026 Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi, Kuzey Ege’nin zeytin ve zeytinyağı sektörünü buluşturdu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede, bölgenin ticaret odası başkanları zeytinyağında küresel marka olmanın yol haritasını tartıştı. "Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetimi ve Lisanslı Depoculuk" başlıklı oturumun moderatörlüğünü Dr. Hakkı Çetin yaptı. Oturuma, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ve Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol konuşmacı olarak katıldı. Başkanlar, coğrafi işaretin korunmasından lisanslı depoculuğa, ürün kimliğinden uluslararası pazarlamaya kadar birçok stratejik konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. "Coğrafi işaret yalnızca bir logo değil, güven sistemi" Oturumda ilk sözü alan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Türkiye’de coğrafi işaretli ürünlerin gerçek değerine henüz ulaşamadığını söyledi. Avrupa’da coğrafi işaretli ürünlerin standart ürünlerin iki katı fiyatına satıldığını hatırlatan Uçar, Türkiye’de ise sistemin daha çok başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti. Ayvalık Zeytinyağı’nın önemli bir marka gücüne sahip olduğunu ancak aynı zamanda en fazla taklit edilen ürünlerden biri haline geldiğini belirten Uçar, özellikle sosyal medya ve e-ticaret platformlarında denetimsiz satışların ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Uçar, "Tüketici çoğu zaman ürünün gerçekten coğrafi işaret kriterlerini taşıyıp taşımadığını bilmiyor. Coğrafi işaret yalnızca bir logo değildir. O ürünün üretiminden ambalajına kadar belirli standartlarla üretildiğinin garantisidir" dedi. Coğrafi işaretli ürünlerde denetim, tanıtım ve izlenebilirlik sisteminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Uçar, üreticiye katma değer sağlamayan bir coğrafi işaret modelinin sürdürülebilir olmayacağını söyledi. "Üretici coğrafi işareti neden kullanmak istesin? Ona ekonomik bir avantaj sağlaması lazım. Bunun için de ürün kimliği oluşturulmalı, izlenebilirlik sistemi kurulmalı ve kalite belgelenmeli" diye konuştu. "Premium marka oluşturmadan dünya raflarına giremeyiz" Ali Uçar, dünya pazarında güçlü olabilmek için yalnızca kaliteli üretimin yeterli olmadığını belirterek ürün hikâyesinin de oluşturulması gerektiğini söyledi. Toskana örneğini veren Uçar, "Orada ürünün hangi bahçeden toplandığı, hangi üreticiden çıktığı, hangi kimyasal değerlere sahip olduğu tüketiciye anlatılıyor. Bizim de premium marka oluşturabilmemiz için bunu yapmamız gerekiyor Biz QR kod uygulamamız ile bunu gerçekleştirdik. Tüketicimizin ve markalarımızın hizmetine sunduk " dedi. Ayvalık’ta şu anda 33 markanın aynı anda coğrafi işareti kullandığını belirten Uçar, bunun tarihi bir gelişme olduğunu söyledi. Uçar, "Ayvalık Ticaret Odası çatısı altında kümelenme modeli oluşturmak istiyoruz. Kendi içimizde birlikteliği sağladığımızda Kuzey Ege markasını çok daha güçlü hale getirebiliriz" ifadelerini kullandı. "Lisanslı depoculuk zeytinyağının bankacılık sistemi olacak" Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ise lisanslı depoculuk sisteminin Türkiye’de tarım ticaretini değiştirecek çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Dünyada zeytinyağı depolama sistemlerinin büyük ölçüde kooperatifler tarafından yürütüldüğünü anlatan Çetin, İspanya’daki örnekleri paylaşarak Türkiye’de ilk kez böyle bir yapının kurulmaya çalışıldığını belirtti. Çetin, lisanslı depoculuğu "zeytinyağının bankacılık sistemi" olarak tanımlayarak şunları söyledi: "Üretici yağını lisanslı depoya koyacak. Ürün analizlerden geçecek. Ardından elektronik ürün senedi oluşturulacak. Üretici isterse ürününü borsada satabilecek, isterse bekletecek, isterse bankaya gidip uygun faizli kredi kullanabilecek. Bu sistem tamamen üreticinin lehine çalışacak." Bugün zeytinyağı piyasasında sağlıklı bir fiyat mekanizmasının oluşmadığını ifade eden Çetin, lisanslı depoculuk sayesinde ürünün gerçek değerinin ortaya çıkacağını söyledi. "Artık herkes bir kurumun fiyat açıklamasını beklemeyecek. Piyasa kendi değerini oluşturacak. Üretici de ihracatçı da neyle karşı karşıya olduğunu görecek" dedi. Körfez’den Çanakkale’ye uzanan ortak proje Lisanslı depoculuk projesinin yalnızca Körfez’i değil, geniş bir bölgeyi kapsadığını ifade eden Çetin, projeye Balıkesir Valiliği ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı başta olmak üzere çok sayıda kurumun destek verdiğini söyledi. Ayvalık Ticaret Odası, Edremit Ticaret Odası ve Burhaniye Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen çalışmanın zaman içerisinde Bergama’dan Çanakkale’ye kadar genişleyen bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Çetin, şirketin kurulduğunu ve ruhsat aşamasına gelindiğini açıkladı. Çetin, "Bu proje yalnızca depolama değil, aynı zamanda ürün envanteri oluşturacak. Türkiye’de şu an ne kadar yağın nerede olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Lisanslı depoculuk sistemiyle bu veri de ortaya çıkacak" dedi. "Kuzey Ege markasını birlikte büyüteceğiz" Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol ise Kuzey Ege’nin zeytinyağında ortak bir kültüre sahip olduğunu vurgulayarak, geçmişte coğrafi işaret süreçlerinin ayrı ilerlediğini ancak bugün güçlü bir birlikteliğin oluştuğunu söyledi. Varol, "Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Havran ve Gömeç arasında ürün kalitesi açısından büyük fark yok. Biz bugün Kuzey Ege markasını birlikte büyütmeye çalışıyoruz. Geçmişte tek bir coğrafi işaret çatısı altında birleşilebilseydi bugün çok daha güçlü bir noktada olabilirdik" diye konuştu. "Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor" Hasan Varol, Burhaniye Ticaret Odası bünyesinde kurulan akredite laboratuvar sayesinde dünya standartlarında analiz yapılabildiğini belirtti. Coğrafi işaretin ancak güçlü denetim sistemiyle korunabileceğini söyleyen Varol, ürün kalitesinin depolama aşamasında da korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. "Bizim ürünümüz çok değerli ama aynı zamanda çok hassas. Yanlış depolandığında bütün kalite kaybolabiliyor. Lisanslı depoda ise ürün sigortalı, analizli ve kontrollü olacak. Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor. Biz de bu sisteme geçmek zorundayız" diyen Varol, lisanslı depoculuk sisteminin ihracatta da büyük avantaj sağlayacağını dile getirdi. "Dünyada örneği olmayan bir modeli kuruyoruz" Körfez’de kurulacak lisanslı zeytinyağı deposunun dünyada sayılı örneklerden biri olacağını ifade eden Varol, projenin başlangıçta zorluklar yaşayabileceğini ancak uzun vadede sektöre yön vereceğini söyledi. Varol, "Dünyada lisanslı zeytinyağı deposu konusunda örnek çok az. Biz ilklerden biri olmaya çalışıyoruz. Belki ilk yıllarda zorluk yaşayacağız ama bu model Türkiye’ye örnek olacak. Sonrasında farklı bölgelerde de benzer sistemler kurulacak" dedi. Zirvede yapılan değerlendirmelerde, coğrafi işaretin yalnızca bir tescil belgesi olmadığı, aynı zamanda kaliteyi, güveni ve bölgesel kalkınmayı temsil ettiği vurgulanırken, Kuzey Ege’nin ortak hareket ederek dünya zeytinyağı pazarında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceği mesajı verildi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:48
Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temeli atıldı
Samsun Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temel atma töreni yoğun katılımla gerçekleştirildi. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel tarımla uğraşan ailelere nefes aldıracak Atakum Belediyesi Tarım Tesisini hayata geçiriyor. Alanlı Mahallesi 3379. Cadde’nin bulunduğu mevkide inşa edilecek tesisin temel atma töreni, CHP Grup Başkan Vekili Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Hayvancılıkla uğraşan ailelere yem kırma hizmeti sunacak tesiste, tohum eleme makinası ile çiftçinin daha kaliteli tohuma ulaşması ve birim alanda alınan verimin artırılması hedefleniyor. "Üreticiye geniş hizmet" 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü içeren haftada düzenlenen tören yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programda konuşma yapan Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, "Belediyecilik yalnızca yol, kaldırım, park yapmak değildir. Belediyecilik, bu görevleri yaparken vatandaşın geçimine, üretimine, sofrasına ve emeğine de dokunabilmektir. 2025 yılı verilerine göre Atakum’da 160 bin dekardan fazla tarım arazimiz bulunuyor. Ne yazık ki bu arazilerin önemli bir kısmı bugün kullanılmıyor ya da tarım dışı kalmış durumda. Biz Atakum Belediyesi olarak, girdi maliyetlerinin, tohumun, gübrenin, mazotun üreticiyi zorladığı böyle bir dönemde çiftçimize sadece ’kolay gelsin’ deyip kenara çekilemeyiz. Elimizdeki imkânları üreticimizin hizmetine sunmak zorundayız. Temelini atacağımız Tarım Tesisi de bu anlayışımızın bir ürünüdür. Bu tesisle hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız için yem kırma hizmeti vereceğiz. Tohum eleme makinamızla çiftçimizin daha kaliteli tohuma ulaşmasına katkı sağlayacağız. Fındık üreticilerimiz için kurutma makinamızı sezonda hizmete alacağız. Ayrıca fındık kırma, kavurma ve paketleme bölümlerinden oluşacak işleme tesisimizi de hayata geçirmek istiyoruz. Çünkü üreticimizin ürünü yalnızca dalından toplandığı haliyle değil, işlenmiş ve değer kazanmış haliyle de kazanç sağlamalı. Çiftçimizin emeğinden çok daha fazlasını kazanmasını istiyoruz" dedi. "Yeni projeler kapıda" Başkan Türkel daha önce üreticilere fide ve fidan desteği sunduklarını belirterek, " Ata tohumu çalışmalarımızı, kanatlı aşılama hizmetlerimizi ve yem desteklerimizi sürdüreceğiz. Ayrıca Türkiye Belediyeler Birliği’nin desteğiyle kuracağımız sebze fidesi serasında üreteceğimiz fideleri vatandaşlarımıza ücretsiz dağıtacağız. Böylece hem üretimi teşvik edecek hem de aile ekonomilerine katkı sunacağız. Atakum Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğümüz ve Atakum Kent Konseyi proje ekipleri çalışmalarıyla İncesu Mahallesi’nde bulunan hayvan çiftliğimizde Bafra sakızı ırkı damızlık koyun üretimine başlıyoruz. Bu üretim çiftliğimizde çiftçilerimize ekonomik fiyatla damızlık sağlıklı koyunlar vermeyi amaçlıyoruz. Üretirsek başarırız, üretirsek kalkınırız" diye konuştu. "Faiz yükünde kurtuluyoruz" Başkan Türkel kentte en iyi hizmeti sunmak için kesintisiz çalışma sürdürdüklerini vurgulayarak, "Atakum’da çok uzun zamandır var olan yol sorunlarını biliyoruz. Taş parke tesisimiz maksimum kapasitede üretim sağlıyor. Fen işleri müdürlüğümüz ise günde ortalama 700 metrekare taş döşüyor. Ama yol sorunu o kadar büyük ki kendimiz üreterek sorunları bitiremeyeceğimizi biliyoruz. 2024 Ağustos ayında SGK’nın belediyelere iller bankası üzerinden yapmış olduğu kesintiler ve faizler nedeniyle çok zor günlerden geçiyoruz. Bürokratlarımız ile yapmış olduğumuz çalışmalarla eğitim araştırma ek bina ve taşınmazların devri ile ortalama borcumuzun yarısı kapatılıyor, diğer yarısınıda taksitlendirerek faiz yükünden kurtuluyoruz. Bununla birlikte hem personelimizin alacak sorununu çözmüş olacağız, hem de Atakumda yol sorun olmaktan çıkacak. Fen işleri müdürlüğümüz yapmış olduğu İhaleler ile 180 bin metre kare parke, 150 km sathi kaplama, 7500 metre kare asfalt yama için bismillah diyoruz" şeklinde konuştu. Programda konuşan CHP Grup Başkan Vekili Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın, "Bugün, Atakum Belediyesi Tarım Tesisinin açılışındayız. Bu son derece önemli bir adımdır. Hem belediye başkanımızı, hem belediye çalışanlarını, emekçilerimizi, tüm kardeşlerimizi gönülden kutluyorum. Emeklerinize sağlık. Çiftçi buradan kapasitesi ve sayısı artan makineleri belirli zamanda alarak tarlasını işleyebilmeli. O halde ortak makine parkını burada hayata geçirebilmeliyiz. Kaliteli tohumunu, yemini burada temin edebilmeli ki yükselen fiyatlara karşı çiftçimizi koruyabilmeliyiz. Atakum Belediyemizi bu güzel açılışından dolayı kutluyorum" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
15 Mayıs 2026 Cuma- 12:53
Savunma sanayinde Sivas üs oluyor
2
15 Mayıs 2026 Cuma- 09:41
Tüccarların depo oyunu: Elmalar depolandı, ucuza satılmak istenmiyor
3
15 Mayıs 2026 Cuma- 16:11
Aziziye Belediyesi’nden hayvancılık atılımı
4
15 Mayıs 2026 Cuma- 16:18
Turgutlu’da 3 bin tonluk asfalt hamlesi
5
14 Mayıs 2026 Perşembe- 16:16
Muğla’nın ihracatı Nisan ayında artış gösterdi
14 Ekim 2025 Salı - 10:45
Sektörlerin çözüm bekleyen konuları İZTO’da görüşüldü
İzmir iş insanları, ekonomiye ilişkin talep ve beklentilerini İzmir Ticaret Odası çatısı altında görüştü. 80 farklı sektörde faaliyet gösteren İzmir Ticaret Odası Meslek Komitesi üyelerinin ana gündemi "finansmana erişim" konusunda yaşanan zorluklar oldu. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, hem 2026 yılı bütçe planlaması yapılırken öncelik verilmesi gereken konuları hem de "İzmir’in 5 yıldızı" olarak tabir edilen, "Kemalpaşa Lojistik Merkezi", "Dikili Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi", "Kınık Tarıma Dayalı İhtisas Bitkisel Üretim Organize Sanayi Bölgesi", "Bayındır Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesi" ve "Torbalı Karma ve Mobilya Organize Sanayi Bölgesi" projelerine ilişkin son gelişmeleri paylaştı. Özgener’den detaylı sunum 105 bine yakın üyesiyle İzmir’in ekonomine katkı sağlamak için çalışmalarını sürdüren İzmir Ticaret Odası’nın Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Meclis Başkanı Selami Özpoyraz başkanlığında, 80 farklı sektörde hizmet veren iş insanlarının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Konuşmasında İzmir Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen projelerin geldiği aşamaları aktaran İzmir Ticaret Odası Yönetim Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, üyelere Türkiye’de ve Dünyada yaşanan ekonomik gelişmeleri de içeren 1 saatlik bir sunum yaptı. Ortak akıl vurgusu Toplantı gündeminin, meslek komitesi üyelerinden gelen talepler doğrultusunda şekillendiğini ifade eden Özgener, "Hep birlikte göreve başladığımız günden bu yana temsil ettiğiniz sektörlerdeki tecrübenizle, önerileriniz ve aktif katılımınızla, Odamızın çalışmalarına yön veriyorsunuz. Sektörlerimizin gelişimine katkı sağlamak amacıyla gündeme getirdiğiniz tüm talep ve önerileri, sizlerden aldığımız güçle ve ortak akılla hayata geçirmek için hep birlikte çalışıyoruz. Küresel ve ulusal gelişmeleri yakından takip ederek, kentimizin ticari ve ekonomik hayatına yön verme sorumluluğunu birlikte omuzlamaya devam ediyoruz. 140 yıllık tarihi çınarımız olan Odamızı, sizlerin değerli katkı ve katılımlarıyla birlik ve beraberlik içinde yönetiyoruz, yönetmeye de devam edeceğiz" dedi.
14 Ekim 2025 Salı - 10:40
Türkeli’de kestane sezonunda vatandaşlar ormana akın etti
Sinop’un Türkeli ilçesinde, sonbaharın gelmesiyle birlikte kestane sezonu da açıldı. İlçe genelinde vatandaşlar, sabahın erken saatlerinden itibaren ormanlara giderek kestane toplamaya başladı. Köylüler, topladıkları kestanelerin bir kısmını pazarlarda satarak gelir elde ederken, bir kısmını ise kışlık tüketim için ayırıyor. Kestane toplamak için İstanbul’dan memleketi Türkeli’nin Yazıcı köyüne gelen Bekir Özkaya, hem doğayla iç içe vakit geçirdiklerini hem de çocukluk hatıralarını tazelediklerini söyledi. Özkaya, "Çocukluğumuzda çok toplardık. Hem eski günlerin özlemini gidermek hem de akraba, eş dost ziyareti için memleketime geldim. Geçen yıllara göre kestane az bulunuyor. En azından kendimizin tüketeceği kadar toplayabiliyoruz" dedi. Türkeli ormanlarında bu yıl kestane veriminin geçen yıla oranla düşük olduğu belirtilirken, bölge halkı buna rağmen geleneği yaşatmaya devam ediyor.
14 Ekim 2025 Salı - 10:38
Tarım-ÜFE yıllık yüzde 46,83 arttı
Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE) yıllık yüzde 46,83 arttı, aylık yüzde 5,80 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül ayı Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi verilerini paylaştı. Buna göre, Tarım-ÜFE’de, Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 5,80 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 28,90 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 46,83 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 37,98 artış gerçekleşti. Sektörlerde bir önceki aya göre, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 6,28 artış, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 0,25 artış ve balık ve diğer balıkçılık ürünleri; su ürünleri; balıkçılık için destekleyici hizmetlerde yüzde 1,96 azalış gerçekleşti. Ana gruplarda bir önceki aya göre, tek yıllık (uzun ömürlü olmayan) bitkisel ürünlerde yüzde 5,10 artış, çok yıllık (uzun ömürlü) bitkisel ürünlerde yüzde 4,38 artış ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 3,42 artış gerçekleşti. Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 155,54 artış ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler, aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 19,63 artış ile diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler oldu.
14 Ekim 2025 Salı - 10:34
Dış ticaret haddi Ağustos ayında 91,3 olarak gerçekleşti
İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve 2024 yılı Ağustos ayında 88,5 olarak elde edilmiş olan dış ticaret haddi, 2,8 puan artarak, 2025 yılı Ağustos ayında 91,3 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ağustos ayı Dış Ticaret Endeksleri verisini açıkladı. Buna göre, ihracat birim değer endeksi Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,8 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 8,9 arttı, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 5,1 arttı, yakıtlarda yüzde 3,8 azaldı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 3,3 arttı. İhracat miktar endeksi yüzde 4,8 azaldı İhracat miktar endeksi Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,8 azaldı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 13,7 azaldı, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 5,8 azaldı, yakıtlarda yüzde 1,8 azaldı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 1,4 azaldı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktar endeksi yüzde 2,8 azaldı Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat miktar endeksi; 2025 Temmuz ayında 157,4 iken 2025 Ağustos ayında yüzde 2,8 oranında azalarak 152,9 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ihracat miktar endeksi; 2024 yılı Ağustos ayında 147,5 iken 2025 yılı Ağustos ayında yüzde 0,9 oranında azalarak 146,1 oldu. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ithalat miktar endeksi yüzde 7,2 azaldı Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ithalat miktar endeksi; 2025 Temmuz ayında 122,7 iken 2025 Ağustos ayında yüzde 7,2 oranında azalarak 113,8 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ithalat miktar endeksi; 2024 yılı Ağustos ayında 114,7 iken 2025 yılı Ağustos ayında yüzde 4,5 oranında azalarak 109,6 oldu. Dış ticaret haddi 2025 yılı Ağustos ayında 91,3 olarak gerçekleşti İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve 2024 yılı Ağustos ayında 88,5 olarak elde edilmiş olan dış ticaret haddi, 2,8 puan artarak, 2025 yılı Ağustos ayında 91,3 oldu.
14 Ekim 2025 Salı - 10:15
Espressolab 400’üncü mağazasını Kazakistan’da açtı
Türkiye’nin yenilikçi kahve zincir şirketlerinden Espressolab, 400’üncü mağazasını Orta Asya’nın en önemli destinasyonlarından Kazakistan’ın Almatı şehrinde açtığını duyurdu. 11’inci yıllarında 400 mağazaya ulaştıklarını belirten Espressolab Kurucusu Esat Kocadağ "Kazakistan’daki mağazamızın açılışı ile faaliyet gösterdiğimiz ülke sayısı 18’e ulaştı. Yeni nesil kahve kültürü ve deneyimini birçok farklı ülkeye taşımaya devam ediyoruz. Kazakistan uluslararası büyüme stratejimizin Orta Asya’daki önemli noktalarından biri olacak" değerlendirmesinde bulundu. Yeni nesil kahve kültürü, dünyanın birçok ülkesinde sosyal yaşamı besleyen deneyim odaklı bir trend olarak yükselmeye devam ediyor. Z kuşağının benimsediği yeni nesil kahve anlayışıyla birlikte, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve özellikle Orta Asya bölgelerinde yeni pazarlar ön plana çıkıyor. Pazar potansiyelini değerlendirerek stratejik büyümesini sürdüren Türkiye’nin önde gelen kahve zincir şirketlerinden Espressolab, Orta Asya pazarında yeni bir atılıma imza attı. Şirket, bölgenin en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olan Kazakistan’da ilk mağazasını açtığını duyurdu. 11’inci yıllarında 400 mağazaya ulaştıklarını belirten Espressolab Kurucusu Esat Kocadağ, "Kazakistan’daki mağazamızın açılışı ile faaliyet gösterdiğimiz ülke sayısı 18’e ulaştı. Yenilikçi kahve kültürü anlayışımızı birçok farklı ülkeye ve bölgeye taşımaya devam ediyoruz. Kazakistan uluslararası büyüme stratejimizin Orta Asya’daki önemli noktalarından biri olacak. Orta Asya bölgesi, küreselde güçlü bir pazar potansiyeline sahip. Bu bölgenin en önemli şehirlerinden Almatı’da ilk mağazamızı açmamız ilerleyen dönem için planladığımız yeni mağazalara yönelik de kıymetli bir adım. Sürdürülebilir büyüme vizyonumuzla yurtdışı gelirlerimizi 2026 yılı sonunda yüzde 50 düzeyine ulaştırmayı amaçlıyoruz. Dünyanın önemli birçok şehrine uzanarak 400’e ulaşan mağaza sayımızı artırmaya devam edeceğiz. Açılışı planlanan mağazalarımızla da bulunduğumuz ülke sayısını 28’e ulaştırmak ve vizyonumuzu daha geniş coğrafyalarla buluşturmak hedefindeyiz" değerlendirmesinde bulundu. Farklı bölgelerde büyüme hazırlıkları sürüyor Şirket geçtiğimiz dönemlerde, Ürdün ve Filistin başta olmak üzere farklı bölgelerde mağaza açılışlarını sürdürmüştü. Kazakistan’ı da büyüme stratejisine dahil eden şirket gelecek dönemde birden fazla ülkede yeni mağazalar açacağını duyurdu. Planlama ve operasyon süreçlerine devam ettiklerini belirten Kocadağ, "Pakistan’da 20 yeni mağaza ile güçlü bir atılım hedefliyoruz. Kırgızistan, Kongo Cumhuriyeti, Azerbaycan, Bali, Somali ve Suriye gibi lokasyonlardaki mağazalaşma süreçlerimiz hızla devam ediyor. Dünyanın birçok önemli noktasında yenilikçi kahve kültürünün önemli bir temsilcisi olma arzusundayız" dedi. Çay kültürüyle bilinen ülkelerde kahve trendi revaçta Orta Asya’nın kalbini oluşturan Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Tacikistan yeni nesil kahve kültürünün yükselişte olduğu ülkeler arasında. Özellikle Almatı ve Astana gibi büyük şehirlerde artık kahve sosyal bir paylaşım ve yaşam tarzı deneyimi olarak benimseniyor. Çay kültürüyle bilinen ülkelerde yenilikçi kahve anlayışının gelişmesi, alternatif demleme yöntemleri ve özgün tat deneyimleri gibi yeni trendlerin hızla benimsenmesine de olanak tanıyor. Araştırmalara göre tüketiciler modern demleme yöntemlerini, farklı kafe konseptlerini ve özel kahvenin sunduğu topluluk atmosferini keşfetmeye hevesli. Özellikle gençlerin, yenilikçi kafe ve kahve konseptlerini sosyal hayatlarının ve günlük iletişimlerinin bir parçası olarak gördüğü kaydediliyor.
14 Ekim 2025 Salı - 10:03
Alaşehir’de zeytinde rekolte düşük, kalite yüksek
Manisa’nın Alaşehir ilçesinde 2025 yılı sofralık zeytin hasadı ve alımları başladı. Bu yıl rekolte düşük olmasına rağmen zeytinin kalitesi ve fiyatların tatmin edici seviyede olması üreticilerin yüzünü güldürdü. Son günlerde etkili olan yağışların zeytin kalitesine olumlu yansıdığı belirtilirken üreticiler hasat öncesinde bahçelerinde bakım çalışmalarına hız verdi. Zeytin üreticileri, "Rekolte düşük ancak kalite yüksek, fiyatlar da beklentilerimizi karşılıyor" dedi. Alaşehir’de "duble" olarak adlandırılan iri kalibreli zeytin 125 TL’den alıcı buluyor. Alım merkezlerinde 6 oluklu makinelerle boyutlarına göre sınıflandırılan zeytinlerin fiyatları numarasına göre değişiyor. 1 numara duble zeytin 125 TL, 2 numara 105 TL, 3 numara 85 TL, 4 numara 65 TL, 5 numara 50 TL ve 6 numara 20 TL’den satılıyor. Zeytin tüccarı Murat Yılmaz, "Bu yıl rekolte düşük ama yağışlar kaliteyi artırdı. Duble zeytini 125 TL’den alıyoruz. Hem kalite hem fiyat açısından iyi bir sezon bekliyoruz" diye konuştu. Dünyaca ünlü Sultaniye üzümüyle tanınan Alaşehir’de son yıllarda alternatif ürün olarak zeytin üretimi de artış gösteriyor. İlçede yaklaşık 80 bin dekar alanda zeytin yetiştiriciliği yapılıyor.
14 Ekim 2025 Salı - 10:01
Şifa deposu hünnap tezgahlarda yerini aldı
Kütahya’da pazar tezgahlarında yerini alan hünnap büyük ilgi görüyor. Diyabet ve karaciğer rahatsızlıklarının yanı sıra çeşitli kanser türlerinin iyileşme sürecine olumlu etkileri olduğu bilinen hünnap, kentteki semt pazarlarında kilosu 80 ile 120 lira arasında satılıyor. Semt pazarlarında hünnap satışı yapan İsmail ve Kadir Zengin, hünnap üretiminin özellikle Simav ilçesinde yoğun şekilde yapıldığını belirtti. İsmail Zengin, "Simav hünnapı başta şeker hastalığı olmak üzere birçok rahatsızlığa şifa oluyor. Her yıl talep artıyor, bu da bizi üretim konusunda daha fazla teşvik ediyor" dedi. Vatandaşlar da sonbaharda bol bol hünnap tükettiklerini ifade etti.
14 Ekim 2025 Salı - 09:45
Bursa ile İspanya arasında yeni ticaret köprüleri kuruluyor
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), uluslararası ekonomik iş birliklerine bir yenisini daha ekledi. Türk-İspanyol Sanayi ve Ticaret Odası Türkiye Delegesi Vicente Balbin ve beraberindeki heyet, BTSO Yönetim Kurulu’nu ziyaret ederek iki ülke arasındaki ticari ilişkileri güçlendirmeyi hedefleyen bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzaladı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve yönetim kurulu üyeleri, Türk-İspanyol Sanayi ve Ticaret Odası heyetini Oda Hizmet Binası’nda ağırladı. Ziyarette, İspanya İstanbul Ticaret Ataşesi Ignacio Enriquez Amilibia da yer aldı. Görüşmeye, İspanya ile ticari ilişkileri güçlü olan Bursalı firmaların temsilcileri de katılarak iki ülke arasındaki iş birliği alanlarına yönelik görüş ve önerilerini paylaştı. Toplantıda, İspanyol heyete Bursa’nın sanayi altyapısı, teknoloji odaklı dönüşüm projeleri ve ihracat potansiyeli hakkında bilgi verildi. Heyet üyeleri, Bursa’daki sanayi ekosistemine ve firmaların üretim kapasitesine duydukları ilgiyi ifade etti. Ziyaretin sonunda, Bursa ve İspanya arasındaki ticari ilişkileri geliştirmek, özellikle tekstil, makine ve kimya sektörlerinde yeni ortaklıklar kurmak amacıyla bir iş birliği protokolü imzalandı. "Ticari ilişkilerimizi geliştirecek" Başkan İbrahim Burkay, Türk iş dünyasının küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşması için bu tür uluslararası temasların önemine vurgu yaparak, "Bursa’nın üretim kabiliyeti, teknoloji altyapısı ve ihracat vizyonu, ülkemizin dış ticaret hedeflerine güçlü katkı sunuyor. İmzaladığımız bu protokolün Türkiye ile İspanya arasındaki ticari ilişkilere yeni bir boyut kazandıracağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. Türk-İspanyol Sanayi ve Ticaret Odası Türkiye Delegesi Vicente Balbin ise Bursa’nın üretim gücü, yenilikçi yaklaşımı ve iş birliğine açık yapısıyla İspanyol iş dünyası için güçlü bir partner şehir olduğunu belirtti. Balbin, ilerleyen dönemde Bursalı firmalarla yeni projeler geliştirmek istediklerini söyledi.
14 Ekim 2025 Salı - 09:24
Serbest piyasada döviz fiyatları
Dolar 41,8220 liradan, euro ise 48,4890 liradan güne başladı. İstanbul Kapalıçarışı’da 41,8200 liradan alınan dolar 41,8220 liradan, 48,4870 liradan alınan euro ise 48,4890 liradan satılıyor. Son kapanışta dolar 41,80 liradan, euro ise 48,37 liradan satılmıştı.
14 Ekim 2025 Salı - 09:21
Yerli ve milli şarj istasyonu üreticisi Voltgo 2 yaşında
Yerli ve milli şarj istasyonu üreticisi Voltgo, 2. kuruluş yıl dönümünü kutladı. Beta Enerji ve Voltgo Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, "Önümüzdeki 3 yıl içinde 81 ilde aktif şarj noktası ve 50 binden fazla bireysel kullanıcı hedefliyoruz" dedi. Elektrikli araçların dünyada artan yaygınlığı, sadece otomotiv endüstrisini değil, enerji altyapılarını da dönüştürüyor. Bu dönüşümde aktif rol oynamak ve geleceğin enerji altyapısını bugün kurmak vizyonuyla yola çıkan Voltgo, 2.kuruluş yıl dönümünü kutladı. İhlas Haber Ajansı’na konuşan Voltgo Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, "Voltgo, kurulduğu günden bu yana, yerli ve milli kaynaklarla geliştirdiği ve kendi mühendisleri ile ürettiği şarj istasyonlarıyla sadece teknolojik çözümler üretmekle kalmadı, aynı zamanda sürdürülebilir bir ekosistem kurdu. Voltgo, ‘En özgür ulaşım formunu oluşturmak’ vizyonuyla kuruldu. Kurucu ekibimiz, sadece bugünü değil, yarını da düşünen bir enerji altyapısı kurulması gerektiğine inanıyordu. İşte bu vizyonla, Voltgo sadece şarj istasyonu üreten bir firma değil, enerjiye, teknolojiye, yerli üretime ve sürdürülebilirliğe değer veren bir teknoloji markası olarak konumlandı" ifadelerini kullandı. "10 bin kayıtlı kullanıcıya ulaştık" Voltgo’nun temelinde 4 değer yattığına işaret eden Dağsuyu, "Voltgo’nun temelinde kalite, ulaşılabilirlik, yerli üretim ve sürdürülebilirlik olmak üzere 4 değer yatıyor. Bugün, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) verilerine göre Türkiye genelinde 5 bin 800’den fazla halka açık şarj istasyonu bulunuyor. Bu alanda öne çıkan Voltgo, iki yılda 178 farklı noktada toplamda 10 bin kayıtlı kullanıcıya ulaştı. 6 binden fazla tekil şarj işlemi üzerinden toplamda 1 milyon 604 bin 727,5 kWh enerji tüketildi. Bu da 25 milyon kilometre yol, 673 ton CO2 tasarrufu ve yaklaşık 31 bin ağacın temizleyebileceği karbon emisyonunun engellenmesi anlamına geliyor" diye konuştu. "Türkiye’de İlk: Hem hızlı hem ekonomik 40 kW cihaz" AR-GE konusunda ilklerin markası olduklarını belirten Dağsuyu, "Voltgo’nun en önemli farkı, hem yazılım hem de donanım altyapısını yerli olarak geliştirmesi. Üniversite-sanayi işbirliği, kendi AR-GE ekibimiz ve sahadaki deneyimlerimiz sayesinde yüzde 100’e yakın yerli sistemler geliştiriyoruz. Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’ndeki üretim tesisimizde üretim yapıyor, istihdam oluşturuyor ve yerli ekonomiye katkı sağlıyoruz. Voltgo, Türkiye’deki ilk 40 kW DC şarj istasyonu olan GO-40 modelini geliştirerek pazarda önemli bir ihtiyacı karşıladı. GO-40 ürünü ile DC şarj üniteleri kadar hızlı, AC şarj üniteleri kadar ekonomik çözümler sunmayı başardık. Şu an GO-40, sadece yurt içinde değil, yurt dışında da talep gören, hatta İtalya gibi Avrupa pazarlarına ihraç edilen bir ürün haline geldi" şeklinde konuştu. "Hızlı şarj çözümleri ve ev tipi akıllı çözümler geliştiriyoruz" 3 yıl içerisinde 81 ilde aktif şarj noktası kurmayı hedeflediklerini anlatan Dağsuyu, "Voltgo, hem EPDK lisanslı bir şarj ağı şirketi olarak hem de şarj istasyonları üreticisi olarak, enerji teknolojileri alanında global bir marka haline gelmek için çalışıyor. Yazılım tarafında yapay zeka destekli enerji yönetim sistemleri, donanım tarafında ise hızlı şarj çözümleri ve ev tipi akıllı çözümler geliştiriyoruz. Önümüzdeki 3 yıl içinde 81 ilde aktif şarj noktası ve 50 binden fazla bireysel kullanıcı hedefliyoruz" diye bilgi verdi. "Özelleştirilmiş çözümler üretiyoruz" Voltgo’nun bireylere, şirketlere, organize sanayi bölgelerine, AVM’lere ve kamu kurumlarına özel çözümler sunduğuna da dikkat çeken Voltgo Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, daha sonra şunları söyledi: "Kurumlara ve bireylere özel değer önerisi sunan Voltgo, sadece bireysel kullanıcılara değil, aynı zamanda şirketlere, organize sanayi bölgelerine, AVM’lere ve kamu kurumlarına özel çözümler üretiyor. AC, DC ve GO-40 modellerimizle her ihtiyaca yönelik ürünler sunarken, yazılım altyapımızla tüm istasyonları tek merkezden yönetilebilen bir yapı sunuyoruz. Bu sayede firmalar hem enerji maliyetlerini düşürüyor hem de sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor. Voltgo olarak bu yolculuğun sadece başlangıcındayız. Türkiye’nin enerji geleceğine yön veren bir teknoloji şirketi olmak için çalışmaya devam ediyoruz. İkinci yılımızda bizleri bu noktaya getiren tüm paydaşlarımıza, çalışanlarımıza, çözüm ortaklarımıza ve kullanıcılarımıza teşekkür ederiz."
14 Ekim 2025 Salı - 09:18
Vatandaş pahalı bulsa da almaktan vazgeçemiyor
Hava sıcaklıklarının düşmesiyle beraber mutfaklarda kış hazırlıkları başlarken, vatandaşlar kış sofralarının vazgeçilmezi turşu için pazarın yolunu tuttu. Sonbaharın gelmesiyle birlikte Malatya pazarlarında turşuluk sebzelere olan ilgi arttı. Turşu yapımında en çok tercih edilen lahana, kornişon, acur, havuç ve sarımsak tezgahlarda bolca yer aldı. Satışlardan memnun olan pazarcılar, son haftalarda turşuluk sebzelere olan talebin arttığını belirterek, "Havalar serinlemeye başlayınca turşuluk sezonu açılıyor. Az çok demeden vatandaş kış turşusunu kurmak için geliyor, satışlarımız iyi gidiyor" dedi. Vatandaşlar ise fiyatların geçen yıla göre arttığını ama turşu alışkanlığından vazgeçemediklerini söyledi. Bir vatandaş, "Bu yıl don meyve ve sebzeyi vurdu. Mevsiminde meyve yiyemiyoruz. Bazı sebzeler biraz pahalı olsa da meyveye göre daha uygun. Fiyatlar yüksek olsa da turşu sofradan eksik olmaz. Ne olursa olsun yapacağız" diye konuştu. Pazarda sarımsağın kilosu 120, kornişon 80, acur 35, havuç 20, biber 20 TL’den satılırken sirke (küçük boy) 25, lahana (adet) 120 TL’den satıldı.
14 Ekim 2025 Salı - 08:58
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, gıda güvenliği konusunda düzenlenecek toplantıya katılmak üzere Çin’e gidiyor
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, gıda güvenliği konusunda düzenlenecek uluslararası toplantıya katılmak ve Türkiye’den Çin’e su ürünleri ve badem ihracatına ilişkin ikili anlaşmaları imzalamak üzere Çin’e resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Bakan Yumaklı, yarın (15 Ekim Çarşamba) Çin’e gerçekleştireceği resmi ziyaret kapsamında, Şangay kentinde düzenlenecek Kuşak ve Yol İthalat-İhracat Gümrükler Gıda Güvenliği Konferansı katılacak, temas ve görüşmelerde bulunacak. Şangay’da ilk olarak Çin Gümrükler Genel İdaresi Başkanı Sun Meijun ile bir araya gelecek olan Bakan Yumaklı, Çinli mevkidaşı ile bir görüşme gerçekleştirecek. Bakan Yumaklı ve Sun Meijun görüşmede; "Türkiye Cumhuriyeti Tarım Ve Orman Bakanlığı ile Çin Halk Cumhuriyeti Gümrükler Genel İdaresi Arasında Türkiye Cumhuriyeti’nden Çin Halk Cumhuriyeti’ne İhraç Edilecek Yabani Su Ürünlerine İlişkin İnceleme ve Sağlık Şartları Hakkında Protokol", "Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çin Halk Cumhuriyeti Gümrükler Genel İdaresi Arasında Türkiye Cumhuriyeti’nden Çin Halk Cumhuriyeti’ne İhraç Edilecek Yetiştiricilik Yoluyla Elde Edilmiş Su Ürünleri İçin İnceleme ve Sağlık Şartları Hakkında Protokol" ile "Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çin Halk Cumhuriyeti Gümrükler Genel İdaresi Arasında Türkiye’den Çin’e İhraç Edilen Bademlerin İnceleme ve Karantina Gerekliliklerine İlişkin Protokol" metinlerini imzalayacak. Bakan Yumaklı ve mevkidaşı Sun Meijun tarafından imzalanacak protokol ile Türkiye’nin kaliteli somon, çipura ve levreği Çin ile buluşacak. Türkiye’nin uluslararası gıda güvenliğinin sağlanmasına yönelik katkısı Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Kuşak ve Yol İthalat-İhracat Gümrükler Gıda Güvenliği Konferansı’nda da bir konuşma yapacak. Uluslararası gıda güvenliğinin sağlanmasına yönelik Türkiye’nin katkısını ve uyguladığı politikaları aktaracak olan Yumaklı, toplantı kapsamında düzenlenecek çalışma yemeğine de katılacak. Toplantı kapsamında, katılımcı ülkeler tarafından "Şanghay Deklarasyonu"nun imza altına alınarak yayınlanması bekleniyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder