Son Dakika
|
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
MSB’den "seferberlik emri" iddialarına ilişkin açıklama
Dursun Özbek: "Biz artık küresel ölçekte rekabet eden bir organizasyon olmak zorundayız
Büyükçekmece’deki bıçaklı kavgada 16 yaşındaki çocuğun ölümüne ilişkin yeni detaylara ulaşıldı
İngiltere’de istifa eden eski bakandan Başbakan Starmer ile rekabet çağrısı
Kocaeli semalarında dronlarla "AK Parti" ve "Cumhurbaşkanı Erdoğan" koreografisi
Astana’da Hafif Raylı Sistem hizmete açıldı
Nelson Mandela'nın torunu Nkosi Mandela'dan Libya'da Küresel Sumud Kara Filosu'na destek
EKONOMİ
Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:12:49
Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:11
Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı
Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:11
Kuzey Ege zeytinyağında ortak akıl Ayvalık’ta buluştu
AGROAYVALIK 2026 Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi, Kuzey Ege’nin zeytin ve zeytinyağı sektörünü buluşturdu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede, bölgenin ticaret odası başkanları zeytinyağında küresel marka olmanın yol haritasını tartıştı. "Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetimi ve Lisanslı Depoculuk" başlıklı oturumun moderatörlüğünü Dr. Hakkı Çetin yaptı. Oturuma, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ve Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol konuşmacı olarak katıldı. Başkanlar, coğrafi işaretin korunmasından lisanslı depoculuğa, ürün kimliğinden uluslararası pazarlamaya kadar birçok stratejik konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. "Coğrafi işaret yalnızca bir logo değil, güven sistemi" Oturumda ilk sözü alan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Türkiye’de coğrafi işaretli ürünlerin gerçek değerine henüz ulaşamadığını söyledi. Avrupa’da coğrafi işaretli ürünlerin standart ürünlerin iki katı fiyatına satıldığını hatırlatan Uçar, Türkiye’de ise sistemin daha çok başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti. Ayvalık Zeytinyağı’nın önemli bir marka gücüne sahip olduğunu ancak aynı zamanda en fazla taklit edilen ürünlerden biri haline geldiğini belirten Uçar, özellikle sosyal medya ve e-ticaret platformlarında denetimsiz satışların ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Uçar, "Tüketici çoğu zaman ürünün gerçekten coğrafi işaret kriterlerini taşıyıp taşımadığını bilmiyor. Coğrafi işaret yalnızca bir logo değildir. O ürünün üretiminden ambalajına kadar belirli standartlarla üretildiğinin garantisidir" dedi. Coğrafi işaretli ürünlerde denetim, tanıtım ve izlenebilirlik sisteminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Uçar, üreticiye katma değer sağlamayan bir coğrafi işaret modelinin sürdürülebilir olmayacağını söyledi. "Üretici coğrafi işareti neden kullanmak istesin? Ona ekonomik bir avantaj sağlaması lazım. Bunun için de ürün kimliği oluşturulmalı, izlenebilirlik sistemi kurulmalı ve kalite belgelenmeli" diye konuştu. "Premium marka oluşturmadan dünya raflarına giremeyiz" Ali Uçar, dünya pazarında güçlü olabilmek için yalnızca kaliteli üretimin yeterli olmadığını belirterek ürün hikâyesinin de oluşturulması gerektiğini söyledi. Toskana örneğini veren Uçar, "Orada ürünün hangi bahçeden toplandığı, hangi üreticiden çıktığı, hangi kimyasal değerlere sahip olduğu tüketiciye anlatılıyor. Bizim de premium marka oluşturabilmemiz için bunu yapmamız gerekiyor Biz QR kod uygulamamız ile bunu gerçekleştirdik. Tüketicimizin ve markalarımızın hizmetine sunduk " dedi. Ayvalık’ta şu anda 33 markanın aynı anda coğrafi işareti kullandığını belirten Uçar, bunun tarihi bir gelişme olduğunu söyledi. Uçar, "Ayvalık Ticaret Odası çatısı altında kümelenme modeli oluşturmak istiyoruz. Kendi içimizde birlikteliği sağladığımızda Kuzey Ege markasını çok daha güçlü hale getirebiliriz" ifadelerini kullandı. "Lisanslı depoculuk zeytinyağının bankacılık sistemi olacak" Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ise lisanslı depoculuk sisteminin Türkiye’de tarım ticaretini değiştirecek çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Dünyada zeytinyağı depolama sistemlerinin büyük ölçüde kooperatifler tarafından yürütüldüğünü anlatan Çetin, İspanya’daki örnekleri paylaşarak Türkiye’de ilk kez böyle bir yapının kurulmaya çalışıldığını belirtti. Çetin, lisanslı depoculuğu "zeytinyağının bankacılık sistemi" olarak tanımlayarak şunları söyledi: "Üretici yağını lisanslı depoya koyacak. Ürün analizlerden geçecek. Ardından elektronik ürün senedi oluşturulacak. Üretici isterse ürününü borsada satabilecek, isterse bekletecek, isterse bankaya gidip uygun faizli kredi kullanabilecek. Bu sistem tamamen üreticinin lehine çalışacak." Bugün zeytinyağı piyasasında sağlıklı bir fiyat mekanizmasının oluşmadığını ifade eden Çetin, lisanslı depoculuk sayesinde ürünün gerçek değerinin ortaya çıkacağını söyledi. "Artık herkes bir kurumun fiyat açıklamasını beklemeyecek. Piyasa kendi değerini oluşturacak. Üretici de ihracatçı da neyle karşı karşıya olduğunu görecek" dedi. Körfez’den Çanakkale’ye uzanan ortak proje Lisanslı depoculuk projesinin yalnızca Körfez’i değil, geniş bir bölgeyi kapsadığını ifade eden Çetin, projeye Balıkesir Valiliği ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı başta olmak üzere çok sayıda kurumun destek verdiğini söyledi. Ayvalık Ticaret Odası, Edremit Ticaret Odası ve Burhaniye Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen çalışmanın zaman içerisinde Bergama’dan Çanakkale’ye kadar genişleyen bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Çetin, şirketin kurulduğunu ve ruhsat aşamasına gelindiğini açıkladı. Çetin, "Bu proje yalnızca depolama değil, aynı zamanda ürün envanteri oluşturacak. Türkiye’de şu an ne kadar yağın nerede olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Lisanslı depoculuk sistemiyle bu veri de ortaya çıkacak" dedi. "Kuzey Ege markasını birlikte büyüteceğiz" Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol ise Kuzey Ege’nin zeytinyağında ortak bir kültüre sahip olduğunu vurgulayarak, geçmişte coğrafi işaret süreçlerinin ayrı ilerlediğini ancak bugün güçlü bir birlikteliğin oluştuğunu söyledi. Varol, "Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Havran ve Gömeç arasında ürün kalitesi açısından büyük fark yok. Biz bugün Kuzey Ege markasını birlikte büyütmeye çalışıyoruz. Geçmişte tek bir coğrafi işaret çatısı altında birleşilebilseydi bugün çok daha güçlü bir noktada olabilirdik" diye konuştu. "Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor" Hasan Varol, Burhaniye Ticaret Odası bünyesinde kurulan akredite laboratuvar sayesinde dünya standartlarında analiz yapılabildiğini belirtti. Coğrafi işaretin ancak güçlü denetim sistemiyle korunabileceğini söyleyen Varol, ürün kalitesinin depolama aşamasında da korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. "Bizim ürünümüz çok değerli ama aynı zamanda çok hassas. Yanlış depolandığında bütün kalite kaybolabiliyor. Lisanslı depoda ise ürün sigortalı, analizli ve kontrollü olacak. Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor. Biz de bu sisteme geçmek zorundayız" diyen Varol, lisanslı depoculuk sisteminin ihracatta da büyük avantaj sağlayacağını dile getirdi. "Dünyada örneği olmayan bir modeli kuruyoruz" Körfez’de kurulacak lisanslı zeytinyağı deposunun dünyada sayılı örneklerden biri olacağını ifade eden Varol, projenin başlangıçta zorluklar yaşayabileceğini ancak uzun vadede sektöre yön vereceğini söyledi. Varol, "Dünyada lisanslı zeytinyağı deposu konusunda örnek çok az. Biz ilklerden biri olmaya çalışıyoruz. Belki ilk yıllarda zorluk yaşayacağız ama bu model Türkiye’ye örnek olacak. Sonrasında farklı bölgelerde de benzer sistemler kurulacak" dedi. Zirvede yapılan değerlendirmelerde, coğrafi işaretin yalnızca bir tescil belgesi olmadığı, aynı zamanda kaliteyi, güveni ve bölgesel kalkınmayı temsil ettiği vurgulanırken, Kuzey Ege’nin ortak hareket ederek dünya zeytinyağı pazarında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceği mesajı verildi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:48
Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temeli atıldı
Samsun Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temel atma töreni yoğun katılımla gerçekleştirildi. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel tarımla uğraşan ailelere nefes aldıracak Atakum Belediyesi Tarım Tesisini hayata geçiriyor. Alanlı Mahallesi 3379. Cadde’nin bulunduğu mevkide inşa edilecek tesisin temel atma töreni, CHP Grup Başkan Vekili Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Hayvancılıkla uğraşan ailelere yem kırma hizmeti sunacak tesiste, tohum eleme makinası ile çiftçinin daha kaliteli tohuma ulaşması ve birim alanda alınan verimin artırılması hedefleniyor. "Üreticiye geniş hizmet" 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü içeren haftada düzenlenen tören yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programda konuşma yapan Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, "Belediyecilik yalnızca yol, kaldırım, park yapmak değildir. Belediyecilik, bu görevleri yaparken vatandaşın geçimine, üretimine, sofrasına ve emeğine de dokunabilmektir. 2025 yılı verilerine göre Atakum’da 160 bin dekardan fazla tarım arazimiz bulunuyor. Ne yazık ki bu arazilerin önemli bir kısmı bugün kullanılmıyor ya da tarım dışı kalmış durumda. Biz Atakum Belediyesi olarak, girdi maliyetlerinin, tohumun, gübrenin, mazotun üreticiyi zorladığı böyle bir dönemde çiftçimize sadece ’kolay gelsin’ deyip kenara çekilemeyiz. Elimizdeki imkânları üreticimizin hizmetine sunmak zorundayız. Temelini atacağımız Tarım Tesisi de bu anlayışımızın bir ürünüdür. Bu tesisle hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız için yem kırma hizmeti vereceğiz. Tohum eleme makinamızla çiftçimizin daha kaliteli tohuma ulaşmasına katkı sağlayacağız. Fındık üreticilerimiz için kurutma makinamızı sezonda hizmete alacağız. Ayrıca fındık kırma, kavurma ve paketleme bölümlerinden oluşacak işleme tesisimizi de hayata geçirmek istiyoruz. Çünkü üreticimizin ürünü yalnızca dalından toplandığı haliyle değil, işlenmiş ve değer kazanmış haliyle de kazanç sağlamalı. Çiftçimizin emeğinden çok daha fazlasını kazanmasını istiyoruz" dedi. "Yeni projeler kapıda" Başkan Türkel daha önce üreticilere fide ve fidan desteği sunduklarını belirterek, " Ata tohumu çalışmalarımızı, kanatlı aşılama hizmetlerimizi ve yem desteklerimizi sürdüreceğiz. Ayrıca Türkiye Belediyeler Birliği’nin desteğiyle kuracağımız sebze fidesi serasında üreteceğimiz fideleri vatandaşlarımıza ücretsiz dağıtacağız. Böylece hem üretimi teşvik edecek hem de aile ekonomilerine katkı sunacağız. Atakum Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğümüz ve Atakum Kent Konseyi proje ekipleri çalışmalarıyla İncesu Mahallesi’nde bulunan hayvan çiftliğimizde Bafra sakızı ırkı damızlık koyun üretimine başlıyoruz. Bu üretim çiftliğimizde çiftçilerimize ekonomik fiyatla damızlık sağlıklı koyunlar vermeyi amaçlıyoruz. Üretirsek başarırız, üretirsek kalkınırız" diye konuştu. "Faiz yükünde kurtuluyoruz" Başkan Türkel kentte en iyi hizmeti sunmak için kesintisiz çalışma sürdürdüklerini vurgulayarak, "Atakum’da çok uzun zamandır var olan yol sorunlarını biliyoruz. Taş parke tesisimiz maksimum kapasitede üretim sağlıyor. Fen işleri müdürlüğümüz ise günde ortalama 700 metrekare taş döşüyor. Ama yol sorunu o kadar büyük ki kendimiz üreterek sorunları bitiremeyeceğimizi biliyoruz. 2024 Ağustos ayında SGK’nın belediyelere iller bankası üzerinden yapmış olduğu kesintiler ve faizler nedeniyle çok zor günlerden geçiyoruz. Bürokratlarımız ile yapmış olduğumuz çalışmalarla eğitim araştırma ek bina ve taşınmazların devri ile ortalama borcumuzun yarısı kapatılıyor, diğer yarısınıda taksitlendirerek faiz yükünden kurtuluyoruz. Bununla birlikte hem personelimizin alacak sorununu çözmüş olacağız, hem de Atakumda yol sorun olmaktan çıkacak. Fen işleri müdürlüğümüz yapmış olduğu İhaleler ile 180 bin metre kare parke, 150 km sathi kaplama, 7500 metre kare asfalt yama için bismillah diyoruz" şeklinde konuştu. Programda konuşan CHP Grup Başkan Vekili Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın, "Bugün, Atakum Belediyesi Tarım Tesisinin açılışındayız. Bu son derece önemli bir adımdır. Hem belediye başkanımızı, hem belediye çalışanlarını, emekçilerimizi, tüm kardeşlerimizi gönülden kutluyorum. Emeklerinize sağlık. Çiftçi buradan kapasitesi ve sayısı artan makineleri belirli zamanda alarak tarlasını işleyebilmeli. O halde ortak makine parkını burada hayata geçirebilmeliyiz. Kaliteli tohumunu, yemini burada temin edebilmeli ki yükselen fiyatlara karşı çiftçimizi koruyabilmeliyiz. Atakum Belediyemizi bu güzel açılışından dolayı kutluyorum" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
15 Mayıs 2026 Cuma- 12:53
Savunma sanayinde Sivas üs oluyor
2
15 Mayıs 2026 Cuma- 09:41
Tüccarların depo oyunu: Elmalar depolandı, ucuza satılmak istenmiyor
3
15 Mayıs 2026 Cuma- 16:11
Aziziye Belediyesi’nden hayvancılık atılımı
4
15 Mayıs 2026 Cuma- 16:18
Turgutlu’da 3 bin tonluk asfalt hamlesi
5
14 Mayıs 2026 Perşembe- 16:16
Muğla’nın ihracatı Nisan ayında artış gösterdi
13 Ekim 2025 Pazartesi - 22:07
Kestane tezgahlarda yerini aldı
Bandırma’da soğuk havaların habercisi kestane sezonu başladı. Hasadın ardından kestane tezgahlarda yerini aldı. Yaklaşık 30 yıldır Bandırma Cumhuriyet Meydanı’nda seyyar mısır ve kestane satıcılığı yapan Hakkı Bolat, sezonun başladığını belirterek, "Mısır sezonu bitti, kestane sezonu başladı. Kestane kebabın kilosunu bu yıl 250 liradan satışa sunuyoruz" dedi.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 17:19
Denizli - Aydın OSB’leri istişare toplantısı Denizli OSB’de gerçekleşti
Denizli OSB, Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Bölge Müdürleri Komisyonu’nun katılımıyla gerçekleştirilen ‘Denizli-Aydın OSB’leri ile İstişare Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. Denizli OSB Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa Komisyon Üyesi Bölge Müdürleri, Denizli ve Aydın’dan gelen OSB Müdürleri katıldı. Toplantıya; Bölge Müdürleri Komisyon Başkanı Vahit Türkyılmaz ve Denizli OSB Bölge Müdürü Ahmet Taş öncülük ederken; Komisyon Üyeleri Erdem Düzel, Serhat Şengül ve Ebru Karalar Akdeniz, imar mevzuatları, satın alma usul ve esasları ile atıksu arıtma tesisi uygulamaları konularında sunumlarını gerçekleştirdi. Denizli OSB Bölge Müdürü Ahmet Taş, toplantıda yaptığı konuşmada OSBÜK Bölge Müdürleri Komisyonu’nu Denizli’de ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, Yönetim Kurulu adına katılımlarından dolayı tüm Bölge Müdürlerine teşekkür etti. Bölge Müdürü Ahmet Taş, "OSBÜK çatısı altında organize edilen bu tür toplantılar, bölgeler arasında güçlü bir dayanışma ağı kurulmasına vesile oluyor. Bizler de Denizli OSB olarak her zaman iş birliğine, bilgi paylaşımına ve ortak gelişime açık bir anlayışla çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi. "Denizli OSB, ülkemizin üretim gücünü temsil eden örnek bir sanayi bölgesi" Bölge Müdürleri Komisyon Başkanı Vahit Türkyılmaz ise Denizli OSB’nin ev sahipliğinden dolayı teşekkür ederek şu değerlendirmede bulundu: "Denizli Organize Sanayi Bölgemizin çalışmalarını teknik geziler sırasında yerinde inceleme ve Bölge Müdürümüz Sayın Ahmet Taş’ın sunumlarıyla projeler hakkında bilgi edinme imkânı bulduk. Denizli Organize Sanayi Bölgemiz sanayimizin özellikle ithalat ve ihracat anlamında güçlü bir üretim üssü. Son ziyaretimizden bu yana ciddi anlamda değişiklikler olduğunu da gördük. Üretime yönelik her türlü çalışma ve altyapı gerçekleştirilmiş, bu anlamda da başta Yönetim Kurulunuz olmak üzere emeği geçenleri tebrik etmek isterim. Denizli Organize Sanayi Bölgemiz, altyapısından çevre yatırımlarına, mesleki eğitimden dijitalleşmeye kadar birçok alanda öncü nitelikte projelere imza atmış durumda. Yeşil dönüşüm, sürdürülebilir üretim ve enerji verimliliği konularındaki uygulamaları, diğer OSB’ler için model teşkil ediyor. Burada gördüğümüz modern tesisler, düzenli altyapı ve güçlü yönetim anlayışı bizleri gerçekten etkiledi. Denizli OSB, ülkemizin üretim gücünü temsil eden örnek bir sanayi bölgesi olarak bizleri gururlandırıyor. Bölge Müdürleri olarak edindiğimiz deneyimleri paylaşmak, ortak sorunlara çözüm üretmek ve iyi uygulama örneklerini yaygınlaştırmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz bu istişare toplantıları, ülkemizin sanayi altyapısının gelişimine önemli katkı sağlamaktadır." OSBÜK heyeti DOSTEK Koleji ve DOSTEM’in çalışmalarına hayran kaldı Program kapsamında OSBÜK Bölge Müdürleri Komisyonu, Denizli Organize Sanayi Bölgesi’nin mesleki eğitimde öncü kurumları arasında yer alan DOSTEK Koleji, DOSTEM Mesleki Eğitim Merkezi ve Model Fabrika’da incelemelerde bulundu. Heyet üyeleri, öğrencilerin Teknofest başta olmak üzere ulusal ve uluslararası yarışmalarda elde ettikleri başarıları yerinde görerek, öğretmen ve öğrencileri tebrik etti. OSBÜK heyeti, Denizli OSB’de mesleki eğitimin güçlü bir yapıya sahip olmasının bölge sanayisi için büyük bir avantaj olduğunu belirtti. Ayrıca, DOSTEM Mesleki Eğitim Merkezi’nin bölgede bulunmasının, sanayicilerin nitelikli eleman ihtiyacının karşılanmasına yönelik önemli bir fırsat sunduğunu vurguladılar. Heyet üyeleri, Denizli OSB yönetimini mesleki eğitime verdiği önem, gençleri üretim süreçlerine kazandıran vizyoner yaklaşımı ve örnek eğitim yatırımları nedeniyle tebrik etti.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 17:19
MTSO Başkanı Çakır: "İlçelerimizle birlikte akıllı büyüme modeli oluşturmalıyız"
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin’in hızla büyüdüğünü belirterek, kısa süre sonra Türkiye’de İstanbul’dan sonra en hızlı büyüyen ikinci il konumuna geleceğini söyledi. Çakır, "Topraklarımız çok değerli. Kalan yatırım alanlarını doğru, planlı ve stratejik biçimde değerlendirmeliyiz. Her ilçe kendi potansiyeli doğrultusunda uzmanlaşmalı" dedi. Mersin İli Oda ve Borsaları Müşterek Toplantısı, Anamur Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Tuna’nın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıda MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır’a, Başkan Yardımcısı Mustafa Özdamar eşlik etti. Kent genelindeki ortak sorunların ele alındığı toplantıda, ilçelere özel talepler, yatırımlar ve ortak lobi faaliyetleri değerlendirildi. Çeşmeli-Taşucu bağlantı yolu, Anamur-Mut ara yolu gibi ulaşım projelerinin yanı sıra, coğrafi işaretli ürünlerin geliştirilmesi için yapılabilecek çalışmalar da gündeme geldi. "Gelecekte suyla ilgili sorunumuz var" Küresel iklim değişikliğinin Mersin’i doğrudan etkilediğine dikkat çeken Çakır, bölgenin ciddi bir kuraklık riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Çakır, "Belki de Çukurova narenciyeden, Anamur muzdan vazgeçmek durumunda kalacak. Boşa düşmemek için alternatifleri bugünden planlamalıyız. Tarımda devam edeceksek, kuraklığa dayanıklı yeni ürün desenleri oluşturmalıyız" ifadelerini kullandı. "Topraklarımız kıymetli" Tarsus’tan Anamur’a kadar Mersin’in tüm ilçelerinin yatırım açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Çakır, "Toprak miktarımız artmıyor. Kalan yatırım alanlarımızı doğru yatırımcılara tahsis etmeliyiz. Bunun için planlamayı bilimsel ve geleceği gözeten bir yaklaşımla yapmalıyız" diye konuştu. "Yönümüzü dünyanın gidişatına göre belirleyelim" Erdemli’de Turunçgil OSB ve Anamur’da karma OSB kurma düşüncelerine değinen Çakır, "Küresel iklim krizi nedeniyle turunçgil ve muz gibi çok su tüketen ürünlerde gelecekte sıkıntı yaşanabilir. Yönümüzü dünyanın gidişatına göre belirlemeliyiz. Her ilçe kendi alanında uzmanlaşmalı, kendi stratejik planını oluşturmalı. Bu planlar birleştirilerek Mersin’in genel stratejik planı hazırlanmalı" şeklinde konuştu. "Sağlıklı büyüme için nüfus ilçelerde artmalı" Mersin’in geleceğini şekillendirecek planlamalarda nüfusun merkezde yoğunlaşmaması gerektiğini belirten Çakır, "Mersin merkezinde nüfus sabit tutulmalı, ilçelerde güçlü ekonomik ve sosyal imkanlar oluşturularak nüfus artışı bu bölgelere yönlendirilmeli. Raylı sistemlerle merkezle ulaşım hızlandırılırsa dengeli, sağlıklı ve sürdürülebilir bir şehirleşme modeli ortaya çıkar" dedi. Toplantıda ayrıca Mersin’in coğrafi işaretli ürünlerinin durumu da ele alındı. Çakır, coğrafi işaretli ürünlerin marketler tarafından tercih edilmeye başladığını belirterek, "Bu durum ürünlerde kalite standardı oluşturuyor ve markalaşmayı güçlendiriyor" diye konuştu.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 17:17
Vezirköprü Karma OSB’de ilk temel atıldı
Samsun’un Vezirköprü ilçesinde sanayi yatırımlarının önünü açacak Vezirköprü Karma Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) ilk temel, bir motor firması tarafından atıldı. Geçen günlerde inşaat ruhsatını teslim alan firma, Vezirköprü Karma OSB’de kuracağı fabrikanın temelini düzenlenen törenle attı. Düzenlenen törene Vezirköprü Kaymakamı Özgür Kaya, Belediye Başkanı Av. Murat Gül, AK Parti İlçe Başkanı Muzaffer Çil, Vezirköprü OSB Müdürü Orhan Ceylan, Belediye Meclis Üyeleri ve OSB Yönetim Kurulu Üyeleri katıldı. Dualarla başlayan törende kurban kesilerek çalışmaların hayırlı olması temenni edildi.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 16:56
Bellona, Bulgaristan Plovdiv’de yeni mağazasını açtı
Mobilya sektöründe eşsiz tasarımların öncüsü Bellona, büyümesini hız kesmeden sürdürüyor. Bulgaristan’daki mağazasının açılışını Plovdiv’de gerçekleştiren Bellona, yeni mağazasıyla Park Maxx Retail Park’ta bölge halkının yoğun ilgisini üzerine çekti. Plovdiv’de gerçekleştirilen açılışa Bellona İhracat Direktörü Arif Emre Ölmeztoprak, Bellona yöneticileri ve çok sayıda davetli katıldı. Açılışta konuşan Bellona İhracat Direktörü Ölmeztoprak, Bellona’nın Bulgaristan’daki gücünü vurguladı. Ölmeztoprak; "Bellona markamız, 30 yıla yakın süredir milyonlarca eve dokunarak yaşam alanlarında konfor, estetik ve kaliteyi buluşturan bir marka haline geldi. Plovdiv’de açtığımız bu yeni mağaza, sadece ürün kalitemizi değil; hizmet anlayışımızı, tasarım gücümüzü ve müşteri memnuniyetine olan bağlılığımızı da yansıtıyor. Mağazamızın Bellona kalitesini Bulgaristan’a taşıyacak olmasından büyük mutluluk duyuyoruz." dedi. Yeni mağazanın, hem bölge halkına hem de yatırımcılara değer katması hedefleniyor.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 16:10
Endeavor Türkiye ve Akbank teknoloji odaklı girişimlere destek vermeye devam ediyor
Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine katkı sağlayan programlardan biri olan Boost the Future, 7. dönemine başladı. Endeavor Türkiye ve Akbank LAB iş birliğinde yürütülen program, teknoloji odaklı girişimlerin büyüme yolculuklarına hız kazandırmayı amaçlıyor. 1 Ekim itibarıyla başlayan bu yeni dönemde, programa katılma fırsatı elde eden sekiz yenilikçi girişim destek ve mentorluk sürecine dahil oldu. 2007 yılından bu yana Türkiye’de girişimcilik ekosistemine katkı sağlayan global girişimci ağı Endeavor Türkiye, Türkiye’nin önde gelen finans kuruluşlarından Akbank’ın inovasyon merkezi Akbank LAB ile hayata geçirdiği Boost the Future programıyla girişimcilere destek vermeyi sürdürüyor. Boost the Future programının özel olarak hazırlanan eğitim ve atölye çalışmalarına katılma yetkisi kazanan girişimciler, 3,5 ay boyunca Endeavor’ın alanında uzman mentorlarından bire bir destek alarak, yatırımcılarla tanışma fırsatını yakalayacak ve işlerini bir üst seviyeye taşıyacak bağlantılar kurma avantajı elde edecekler. Ayrıca Endeavor’ın Girişimci Seçim ve Destek ekibi tarafından yakından izlenecek olan katılımcılar, Endeavor Yerel Seçim Panelleri’ne öncelikli katılım hakkı kazanacak. Akbank LAB’in yerel ve uluslararası iş ortaklarından oluşan ekosistemine katılma şansı da bu yolculuğun önemli bir parçası olacak. Yapılan açıklamaya göre; Boost The Future programına kabul edilen girişimciler, program süresi boyunca Founders Forum’larda düzenli olarak bir araya gelerek deneyimlerini paylaşıyor; satış, yatırım, hukuk, pazarlama ve organizasyon gibi başlıklardaki strateji ve iş geliştirme atölyelerinden yararlanıyor; Türkiye’nin önde gelen girişimcileriyle ölçeklenmeye odaklı bire bir mentorluk görüşmeleri yapıyor. Program süreci Endeavor Girişimci Deneyimi ekibi tarafından yakından izleniyor ve katılımcılar, Endeavor’la globalleşmenin ilk adımı olan Yerel Seçim Paneli başvurularında öncelik elde ediyor. Program süresince Akbank LAB’in yerel ve uluslararası iş ortaklarıyla tanışarak yeni bağlantılar kuruyor. Endeavor Türkiye Genel Sekreteri Aslı Kurul Türkmen teknoloji odaklı girişimlere verilen desteğin, Türkiye girişimcilik ekosistemine etkisi hakkında, "Türkiye girişimcilik ekosisteminin son beş yılda yakaladığı ivme, küresel ölçekte dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. Bugün artık yalnızca oyun değil; fintech, siber güvenlik ve B2B yazılım gibi alanlarda da girişimlerimiz yüksek hacimli yatırımlar alıyor, yeni pazarlara açılıyor ve Türkiye’yi bölgesel bir inovasyon merkezi haline getiriyor. Girişimcilerimizin global ölçekte daha görünür aktörlere dönüşmesi hem yatırımcı ilgisini artırıyor hem de yeni nesil kuruculara ilham veriyor" dedi. Akbank Dijital Tasarım ve İnovasyon Bölüm Başkanı Ozan Atağ ise "Girişimcilik, cesaret ve kararlılık gerektiren bir yolculuk. Akbank olarak bu yolda girişimcilerin güçlü bir destekçisi olmayı kendimize görev biliyoruz. Endeavor Türkiye ile yürüttüğümüz ‘Boost the Future’ programı, stratejik bir akıl ve tecrübe paylaşım platformu haline geldi. Sunduğumuz güçlü mentorluk ve networking ağı ile girişimcilerimiz çözümlerini ileri aşamalara taşıyor ve yeni pazarların kapılarını aralayabiliyor; aynı zamanda birbirlerinden de farklı öğrenimler kazanabiliyorlar. Akbank LAB olarak, girişimcileri güçlendirmek ve Türkiye girişimcilik ekosistemini 360 derece bir bakış açısıyla ileriye taşımak üzere çalışmalarımıza devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Programın açılışında yapılan konuşmaların ardından, Endeavor Girişimcileri ve Getmobil’in kurucu ortakları ile bir söyleşi gerçekleştirildi. Gerçekleşen söyleşide konuşan Getmobil’in kurucu ortakları Zeynep Uygun ve Mehmet Ertan Uygun, "Ürdün’de katıldığımız Endeavor Dealmakers etkinliği, büyüme yolculuğumuzda önemli bir dönüm noktası oldu. Orada kurduğumuz bağlantılar sayesinde 212 ile yatırım sürecine girdik. Şirket olarak en güçlü kaslarımızdan biri hız; ancak bu bazen hatalara da yol açabiliyor. Neyse ki hatalarımızı da hızlıca telafi edebiliyoruz. En çok zorlandığımız alanlardan biri işe alımdı; iki yıl önce birçok yanlış yaptık ama artık çok daha net kriterlerle ve radikal şeffaflıkla, bize gerçekten uygun insanları seçiyoruz. Mülakatlarda işin olumsuz yanlarını da açıkça paylaşıyor, bundan rahatsız olmayanlarla ilerliyoruz. Bu süreçte etkinliklerin stratejik değerini çok daha iyi anladık ve artık mümkün olduğunca kaçırmamaya çalışıyoruz" dedi. Bu yılın programına seçilen girişimler arasında; hizmet sektöründeki KOBİ’lerin operasyon, finans ve pazarlama süreçlerini uçtan uca yöneten iş teknolojisi girişimi Beeasist, modern işletmeler için veri yönetimini kolaylaştıran veri teknolojisi girişimi Datablast, kişiselleştirilmiş sağlık takibi ve klinik karar desteği sunan sağlık teknolojisi girişimi HaloScape, işe alım ve İK süreçlerini uçtan uca dijitalleştiren insan kaynakları teknolojisi girişimi HrPanda, marka ve fikri mülkiyet varlıklarını tek platformda yöneten hukuk teknolojisi girişimi Marqby, kurumsal iş akışlarını yapay zekâ ajanlarıyla otomatikleştiren yapay zekâ girişimi Novus, şirketlere güvenli yapay zekâ altyapısı sağlayan kurumsal yapay zekâ girişimi SKYMOD Teknoloji ve radyoloji ile dijital patolojide yapay zekâ dönüşümünü hızlandıran sağlık teknolojisi girişimi Viseur AI yer alıyor. Yaklaşık üç ay sürecek bu program, 14 Ocak 2026’da gerçekleşecek Demo Day etkinliğiyle tamamlanacak. Türkiye girişimcilik ekosisteminin önde gelen isimlerinin katılacağı bu özel günde, girişimciler yatırımcıların karşısına çıkarak projelerini tanıtma ve yatırım alma şansı elde edecek. Program hakkında detaylı bilgiye boostthefuture.org.tr adresinden ulaşılabilecek.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 15:38
Acısıyla meşhur Kayaca biberinde hasat sona erdi
Denizli’nin Beyağaç ilçesine bağlı Yeniçeşme Mahallesi’nde üretilen meşhur ‘Kayaca’ biberinde hasat mevsimi sona erdi. Acı sevenler için kurutmalık ve turşuluk üretilen biber dekardan yaklaşık bir tona yakın ürün veriyor. Denizli’nin Beyağaç ilçesinde acı severler için kurutmalık veya turşuluk olarak üretilen meşhur Kayaca Biberinde hasat sona erdi. İlçeye bağlı Yeniçeşme Mahallesi’nde üç dönümlük arazide Kayaca Biberi üretimi yapan Ziraat Teknikeri Mevlüt Gündoğdu, tamamen doğal olarak üretimi yapılan biberin dekar başına bir tona kadar ürün verdiğini söyledi. Biber üretiminde tarlanın hazırlanmasının fidanların ata tohumundan üretilmesine kadar dikkat edilmesi gereken birçok faktörün bulunduğunu anlatan Gündoğdu, "Kayaca Biberinin tohumlarını şubat ayında ekeriz. Çıkan fidanları tüplere alıp mart ayında tarlaya dikimini yaparız. Mayıs ayında meşhur Kayaca Biberinin hasadı başlar. Hasat ekim başına kadar devam eder. Bu bölgede yoğun olarak ürettiğimiz Kayaca Biberinin en büyük özelliği acı olması. Çizmelik, kurutmalık ve turşu yapmak isteyenler bu bölgede Kayaca Biberini tercih ederler. Sezonda bir dönümden bir tona yakın biber hasadı yapıyoruz. Ürettiğimiz biberlerde genellikle Tavas ilçesine bağlı mahallelerde de satılıyor. Biberleri organik olarak üretiyoruz. Yani ilaç kullanmıyoruz. Biber fidanlarını dikmeden toprağı hayvan gübresi ile zenginleştiriyoruz. Çapasını da çok güzel yaparak biberlerin yanında yabancı otların yetişmesine izin vermiyoruz" dedi.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 15:32
Avrupa’da Kayseri’ye yatırım zirvesi
Avrupa Kayserili İşverenler Birliği (AKİB) tarafından 2 Kasım’da Köln’de düzenlenecek toplantıda; Kayserili yatırımcılar Türkiye’den gelen parlamento ve uzman heyetinin açıklamalarını dinleyip yatırım fırsatlarına ilişkin sorularını yöneltecek. Avrupa Kayserili İşverenler Birliği, 2 Kasım 2025 Pazar günü saat 13.de Köln Maritim Otel’de ’Kayseri’ye Yatırım Fırsatları ve Devlet Destekleri’ başlıklı önemli bir ekonomi zirvesi düzenliyor. Toplantıya Türkiye’den Kayseri KOSGEB Bölge Müdürlüğü uzmanı İhsan Yapar ile AK Parti Kayseri Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Üyesi Murat Cahid Cıngı katılacak. Yapar; devletin yurt dışı yatırımcılara sunduğu en son çıkan, teşvik, hibe ve destek programlarını anlatacak; ardından iş insanlarının sorularını yanıtlayacak. Milletvekili Cıngı ise Kayseri’deki turizm ve yatırım alanları hakkında bilgi verecek, yatırımların devlet düzeyinde yardımcı be takipçisi olacağını ifade edecek. Avrupa Kayserililer Birliği Kurucu Genel Başkanı Ali Hızar; "Birliğimiz kurulduğu günden bu yana birçok sosyal projeye imza attı. Şimdi Kayseri’ye yatırım zamanı, doğduğumuz topraklarla helalleşme vakti. İlkini düzenleyeceğimiz bu toplantıda Kayseri’ye yatırım yapmak üzere Avrupa’daki Kayserili iş insanlarımızın sorularını Kayseri’den gelen yatırım uzmanları ve KOSGEB uzmanı yanıtlayacak. Aynı şekilde milletvekili, Murat Cahid Cıngı da bazı spesifik yatırımlar konusunda başta turizm olmak üzere bilgi verecek, bu toplantıları düzenli periyotlarla değişik başlıklar altında sık sık yapacağız" dedi.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 15:14
Kadın eliyle yeşeren tarım: Bafra Sera OTB, yıllık 1,5 milyar liralık katkı sunacak
Tarım ve Orman Bakanlığı, kadın istihdamını merkeze alan ve yıllık yaklaşık 1,5 milyar lira ekonomik katkı sağlaması beklenen Bafra Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB) projesini duyurdu. Tarım ve Orman Bakanlığı, resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda Bafra Sera Organize Tarım Bölgesi’nde (OTB), entegre bir tarımsal üretim modeli hayata geçirildiğini açıkladı. Yenilenebilir enerji kullanımının artırılması hedefiyle yürütülen projede, kadın istihdamı da öncelikli olarak destekleniyor. İstihdamın yüzde 80’i kadın çalışanlardan oluşacak Paylaşımda aynı zamanda Bafra Sera OTB’de topraksız domates ve çilek üretimi ile modern tarımın yeni merkezi oluşturulması planlandığı, bugün itibarıyla 120 bin metrekarelik alanda aktif üretim gerçekleştirilirken, 240 bin metrekarelik sera inşaatlarının devam ettiği belirtildi. Tam kapasiteye ulaşıldığında ise bin 500 kişiye istihdam sağlanması ve istihdamın yaklaşık yüzde 80’inin kadın çalışanlardan oluşturulacağı bildirildi. Ekonomiye yıllık yaklaşık 1,5 milyar lira katkı Kadın çalışanların iş-yaşam dengesini desteklemek amacıyla OTB alanında anaokulu hizmeti de sunulacak. Tüm süreçler, sıfır atık yaklaşımı ve yenilenebilir enerji sistemleri çerçevesinde Yeşil OTB kriterlerine uygun olarak yürütülecek. Bafra Sera OTB’nin ekonomiye yıllık yaklaşık 1,5 milyar lira katkı sağlaması bekleniyor. "Üretimi güçlendiren ‘Organize Tarım Bölgeleri’mizi hayata geçirmeye devam edeceğiz" Bakanlık tarafından yapılan paylaşımda şu ifadelere yer verildi: "Tarımın vizyonu yeşil dönüşümle şekilleniyor. Enerji verimliliği, sıfır atık prensibi ve çevre dostu teknolojilerle kurulan Bafra Sera OTB, sürdürülebilir üretimin üssü olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Kadın istihdamını merkeze alan, üretimi güçlendiren ‘Organize Tarım Bölgeleri’mizi hayata geçirmeye devam edeceğiz."
13 Ekim 2025 Pazartesi - 14:46
Soğuk hava dünyanın en pahalı baharatında erken çiçek açtırdı
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Karabük’ün Safranbolu ilçesiyle özdeşleşen safran, havaların erken soğumasıyla çiçek açmaya başladı. Yaz mevsiminin kurak geçmesinin ardından ekimine geç başlanan ve fiyatı nedeniyle "dünyanın en pahalı baharatı" olarak adlandırılan safran bitkisi, hava sıcaklıklarının istenilen seviyede olması dolayısıyla beklenenden erken çiçek açtı. Gıda, ilaç, kozmetik gibi birçok alanda kullanılan, 3 bin 500 yıllık geçmişe sahip olan, Bizans döneminde Batı Anadolu’da ticareti yapılan, Osmanlı döneminde de önemini koruyan safranı erken çiçek açması üreticileri sevindirdi. Ağustos ayında ekimi yapılırken, ekim-kasım aylarında boyu 15-30 santimetre uzunluğa geldiğinde toplanan safran kanser, öksürük, astım, bronşit, cilt, bağışıklık, hormon bozukluğu gibi hastalıklara iyi geliyor. Avrupa Birliği Komisyonu tarafından coğrafi işaretle tescillenen ’milli bitki’ ilçe turizmine de katkı sağlıyor. Yukarıçiftlik köyünde 25 dönüm alanda üreticilik yapan İsmail Yılmaz İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, yazın kurak geçmesi nedeniyle safran soğanı dikimini geç yaptıklarını belirtti. Yılmaz, havanın soğuması ve yağışla birlikte safranda çiçeklenmenin başladığını ifade ederek, "Bu hafta itibarıyla çiçeklerimizi toplamaya başladık. Tahminim Kasım ayının 15’ine kadar çiçeklenme devam eder" dedi. Önümüzdeki hafta düzenlenecek olan Safran Festivali ile birlikte hem yurt içinden hem yurt dışından on binlerce vatandaşın safran tarlalarını ziyaret edeceğini düşündüklerini kaydeden Yılmaz, rekoltenin güzel olacağını söyledi. Yılmaz, kilosu 450 bin TL’den satılan safranın yeni fiyatının rekolteye göre sezon sonunda belli olacağını dile getirdi.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 14:39
Soğuk hava dünyanın en pahalı baharatında erken çiçek açtırdı
UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ve Karabük’ün Safranbolu ilçesiyle özdeşleşen safran, havaların erken soğumasıyla çiçek açmaya başladı.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 14:38
GSO’da iş dünyasının sürdürülebilirlik gündemi konuşuldu
Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ve Güney ve Güneydoğu Sanayici ve İş Dünyası Federasyonu (GÜNSİFED) ev sahipliğinde, UN Global Compact Türkiye tarafından "Dönüşümün Gücü: İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu" buluşması gerçekleştirildi. UN Global Compact Türkiye-Gaziantep Buluşması, iş dünyasının geleceğini şekillendiren önemli sürdürülebilirlik başlıklarını gündeme taşıdı. Sürdürülebilirlik stratejilerinin nasıl geliştirileceği, değer zincirlerinde çevresel etkinin nasıl azaltılacağı, KOBİ’lerin yeşil dönüşümünün hangi finansal modellerle desteklenebileceği ve sektörlerin 2030 vizyonlarının nasıl oluştuğu etkinliğin ana odak noktaları arasında yer aldı. Şirketler ve sivil toplum kuruluşlarından temsilcilerin katılımıyla gerçekleşen buluşmada, UN Global Compact Türkiye’nin sunduğu program, araç, kaynak ve platformlarla iş dünyasını sürdürülebilirlik yolculuğunda nasıl desteklediği de aktarıldı. Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı E. Ferhan Sağım, toplantıda yaptığı açılış konuşmasında, iş dünyasında, toplumsal yaşamda ve doğaya dair her alanda sürdürülebilirlik projelerine olan ihtiyacın her zamankinden daha fazla olduğunu vurguladı. Sağım, "Gaziantep Sanayi Odası olarak bizler, insanı ve çevreyi merkeze alarak, teknolojiyle birlikte ‘Üçüz Dönüşüm’ mottosuyla çalışmalar yürütüyoruz. Çevreyle uyumlu üretim ve her alanda yeşil dönüşümü başarmak, dijitalleşme ve teknolojiyle bunu desteklemek, nitelikli insan faktörü ve cinsiyet eşitliğini gözeterek her alanda sürdürülebilirliği sağlamak zorundayız. AB Yeşil Mutabakatı kriterleri çerçevesinde, üretim ve ihracatımızın sürdürülebilirliği de yürüteceğimiz çalışmalara bağlıdır. Gelişmiş ülkeler artık tedarik süreçlerinde üretim ve çalışma şartlarını dikkate alarak belli sertifikasyonlar talep etmektedir. Bu nedenle, sanayicilerimizin ve iş dünyamızın da bu gerekliliklere uyum sağlaması büyük önem taşımaktadır" dedi. Sağım ayrıca, sanayide kadınların yer almasının ve iş gücüne katılımlarının artırılmasının önemine dikkat çekerek, "Sanayici kadın sayısının artması ve kadınların iş dünyasındaki aktif rolü, hem ekonomimizin hem de toplumsal sürdürülebilirliğimizin güçlenmesi açısından kritik bir adımdır. Bu güzel organizasyonda emeği geçen herkese ve tüm katılımcılarımıza teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Dördüncü de yaptığı konuşmasında, Gaziantep’in üretim gücünün yanı sıra dayanıklılığıyla da Türkiye’nin örnek şehirlerinden biri olduğunun altını çizerek, "Gaziantep ve Türkiye iş dünyasının önümüzdeki dönemde en büyük önceliklerinden biri, küresel rekabetçiliğini korumak ve oluşturduğu değeri artırmak olacak. Bunun için sürdürülebilir üretim modellerine geçmek, enerji verimliliğini sağlamak ve yeşil finansman imkanlarını değerlendirmek kritik hale geliyor. Kadınların ve gençlerin iş gücüne daha fazla katılımı, şirketlerimizin yenilik kapasitesini artırırken toplumsal refahı da güçlendirecek. Etik, şeffaflık ve güçlü yönetişim standartları ise hem küresel değer zincirlerinde uyumu hem de yatırımcı ve tüketici nezdinde güveni pekiştirecek" dedi. GÜNSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Gamze Aşnük, "Çevre, ekonomi ve sosyal adalet konularını gözeten sistemler kurmak; ticari ahlak, insan değeri, işbirliği kültürü ve eğitimin sürekliliği ilkelerini merkeze almak zorundayız" diyerek Adıyaman, Kilis ve Gaziantep illerinde faaliyet gösteren sanayici ve iş insanlarıyla birlikte farkındalık oluşturmak, sorunları tespit edip çözüm üretmek için çalıştıklarını ifade etti. Açılış konuşmalarının ardından UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele, UN Global Compact’in insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanındaki On İlkesini paylaştı. Çele, UN Global Compact Türkiye’nin iklim değişikliği ve çevre, insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, inovasyon, sürdürülebilir finans, raporlama ve sürdürülebilirlik düzenlemeleri alanında sunduğu eğitim, kaynak, program ve işbirliği imkanlarını sundu. Buluşma kapsamında düzenlenen "Dönüşümün Gücü: İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu" başlıklı panelde UN Global Compact Türkiye Üye ve Paydaş İlişkileri Müdürü Güzin Öztürk moderatörlüğünde Süper Film Genel Müdürü Ozan Güven, Türkiye İş Bankası Sürdürülebilirlik Müdürü Derya Sargın Malkoç kurumlarının sürdürülebilirlik yaklaşımlarını ve dönüşüm süreçlerini ele aldı. Panelde, plastik ve ambalaj sektörünün geniş kullanım alanı nedeniyle değer zincirinin tamamında oluşturduğu çarpan etkisi, finans sektörünün ise fonladığı yatırımlar aracılığıyla sürdürülebilir dönüşümün hızını ve yönünü belirleyen rolü değerlendirildi. Şirketlerin sürdürülebilirlik stratejilerini oluştururken hangi kriterleri önceliklendirdikleri, bu stratejilerin nasıl somut uygulamalara dönüştüğü ve çevresel faydanın yanında iş süreçlerine nasıl değer kazandırdığı konuşuldu. Konuşmacılar, 2030 hedeflerine doğru ilerlerken sürdürülebilirliğin artık geleceğin değil, bugünün iş yapma biçiminin ayrılmaz bir parçası haline geldiğine dikkat çekti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder