ASAYİŞ - 16 Şubat 2026 Pazartesi 12:09

Evde eşi ile gördüğü adamı öldüren başkomisere 10 yıl hapis cezası

A
A
A
Evde eşi ile gördüğü adamı öldüren başkomisere 10 yıl hapis cezası

Elazığ’da evinde eşiyle yakaladığı şahsı öldüren başkomisere, iyi hal ve üst halden haksız tahrik indirimi uygulanarak 10 yıl 2 ay hapis cezası verildi.


5 Eylül 2025’de Çaydaçıra Mahallesi’nde bulunan bir sitede Başkomiser M.K., öğle vakti evine geldi. M.K., içeride Orhan Ö.(44) ile karşılaştı. Çıkan kavga sonucunda başkomiser, belindeki silahla defalarca ateş etti. Kurşunların hedefi olan Orhan Ö. olay yerinde hayatını kaybederken, Başkomiser M.K. ise çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşması görüldü. Duruşmada, tutuklu sanık M.K. ve taraf avukatları salonda hazır bulundu.


M.K. ifadesinde, "Maktulle evimin içerisinde karşılaştığım an itibariyle maktul kapı arkasında saklanmış bir şekilde bıçağı bana saplamaya kalktı. Ben ilk etapta mani oldum. Boğuşma sırasında ikimizde yaralandık. Bunlar doktor raporunda mevcuttur. Maktulün otopsi raporunda ateşli silah yaralanmaların dışında boynunu sıkmamdan dolayı oluşan raporlar var. Maktul olay öncesinde bıçak alarak saklanması ve yazışmalarındaki ‘M.K. eve gelirse umurumda değil artık. Tanışmak zorunda kalırız, kendisi bilir’ sözleri maktulün yapmış olduğu bıçaklı saldırıyı düşünce bakımından önemlidir. Maktul gayriahlaki birliktelik içerisindedir. Deşifre olacağını anladığından itibaren de bıçaklı saldırı yaparak birlikteliğin ifşa olmamasını sağlamaya çalışmıştır. Maktulün benim evimde olması konut ihlalinin içinde bulunduğu suçtan dolayı bıçaklı saldırı yaparak kurtulmayı denemiştir. Maktulün evli ve 3 çocuk babası olması, ilişkilerinin öğrenilmesi durumunda hem evinden hem de işinden olacaktı. Bundan dolayı saklanmış ve bıçaklı saldırı gerçekleştirmiştir. Olay anında da maktul ‘seni geberteceğim’ sözleri söyledi" diye konuştu.


"Maktulü öldürmek için ateş etmedim"


Maktulün saldırısının biter bitmez ateş etmeyi bıraktığını aktaran M.K., "İsteseydim silahta kalanlarında sıkardım ama ben öyle bir şey yapmadım. Maktulü öldürmek için ateş etmedim. Otopsi raporlarında da görüldüğü gibi tek bir yere ateş etmemişim. Vücudunun alt kısmından ateş etmeye başlamışım. Olay esnasında kullandığım silah yarı otomatik bir tabancadır. Bir defa doldurunca mermi bitene kadar sıkabiliyorsun. Olay esnasında birden fazla dolduruş yapmam için silahın bozuk veya mermilerin patlamamış olması gerekiyor. Olayda fişekler patladı birden fazla dolduruş yapmadığım ortadadır. Olay sonlandıktan sonra dahi üzerimdeki korkuyu atamadım. Benim yaşanan olaydaki kastım kesinlikle öldürmek değildi. Olay anında bıçağın bana yöneltilmiş olmasından dolayı müdahale etmek zorunda kaldım. Kastım kesinlikle öldürmek değil, hayatıma yönelik saldırıyı bertaraf etmekti. Maktulün saldırısını anlar anlamaz atışlarıma son vermiş olmam da öldürme kastımın olmadığını ortaya koymuştur" şeklinde konuştu.


"Kanunların beni korumasına muhtacım"


M.K., "Olayın ardından kolluk görevlilerine durumu bildirdim. Olay yerini terk etmedim veya kaçmadım. Konunun ölümle sonuçlanması beni üzmüştür. Böyle bir konunun yaşanmasını dahi istemezdim. Evimde ansızın beklemediğim bir anda bir saldırıya maruz kaldım. Çocuğumdan işimden ve özgürlüğümden uzak kaldım. Ömrüm boyunca kanunlara uyan örf ve adetlere bağlı olarak yaşamaya çalıştım. Bunlara rağmen bela beni evimde buldu. Kanunların beni korumasına muhtacım. ve mağduriyetime inanmasını arz ederim. Yaşanan olayda kastım kesinlikle öldürmek değildi. Ateş etmek zorunda kaldım. Konunun ölümle sonuçlanması beni üzmüştür. Olayın yaşanmasını istemezdim" ifadelerini kullandı.


İfadelerinin ardından mahkeme heyeti sanığa, iyi hal ve üst halden haksız tahrik indirimi uygulayarak 10 yıl 2 ay hapis cezası verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul AK Parti’nin "Gelenekten Geleceğe İftarı"nda 400 usta sanatçı bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kültür ve Sanat Politikaları Başkanlığı tarafından düzenlenen "Gelenekten Geleceğe Bir İstanbul Buluşması" temalı iftar programında, geleneksel Türk-İslam sanatlarına hayat veren 400 usta isim aynı sofrada buluştu. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nın ev sahipliğinde geleneksel Türki-İslam sanatçısı için düzenlediği iftar programı gerçekleşti. İl Başkanlığında yapılan iftar programına AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcısı Jülide İskenderoğlu, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, İl Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Helin Görgül ile Türkiye’nin dört bir yanından gelen çok sayıda sanatçı katıldı. Sanatın medeniyetin en ince dili olduğunu vurgulayan AK Parti İstanbul İl Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Helin Görgül, sanatçıların kültürel mirasın yaşayan taşıyıcıları olduğunu belirtti. Görgül, "Bugün burada bulunan her bir sanatkarımız, bu kadim mirasın çok kıymetli yaşayan taşıyıcılarıdır. Sizler asırlardan süzülüp gelen bu sanat damarını geleceğe taşıyan kıymetli emanetçilersiniz. İnanıyoruz ki toplumun ruhu kültür ve sanatında saklıdır. Eğer sanat ve zanaat yaşıyorsa, o toplumun hafızası da yaşıyor demektir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde 24 yıldır kültürel inşa çalışmaları yürüttüklerini ifade eden AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcısı Jülide İskenderoğlu, "Gelenekli sanatlarımızı sadece müzelik değerler olarak görmüyoruz. Onları yaşayan ve hayatın içinde nefes alan birer disiplin olarak geleceğe taşımak, ’Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken o yüzyılın eserlerini ve kodlarını sizlerle belirlemek niyetindeyiz. Sanatçılarımızın emeğinin zayi olmadığı, sanatın el üstünde tutulduğu bu çalışmalara devam edeceğiz. Sizin dertleriniz derdimiz, başarınız gururumuz olacak" diye konuştu. "İstanbul, Yaradan’ın sunmuş olduğu en önemli sanat eseri" Kültür ve sanatına sahip çıkmayan bir milletin geleceği inşa edemeyeceğinin altını çizen AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir, "İstanbul, Yaradan’ın sunmuş olduğu en önemli sanat eserlerinin başında gelmektedir. Böylesine kutsal, tarihi ve kadim bir şehrin üzerinde yaşıyoruz. Napolyon’un ’Dünya tek bir ülke olsa başkenti İstanbul olurdu’ sözü çok iddialı ve yerindedir. Benim bir hayalim var; neden seneye İstanbul dünyada ’Ramazan’ın Başkenti’ olmasın? Tüm dünya insanları İstanbul’un ortaya koyduğu bu güzel resmi görmeye gelsinler. İl Başkanlığı olarak bu noktada bir çalışma yürüteceğiz" ifadelerini kullandı.
Konya Konya’da sosyal medyaya yansıyan hayvancılık işletmesi görüntülerine inceleme Konya’da bir hayvancılık işletmesinde çekildiği iddia edilen ve hayvanların bulunduğu alanın hijyen şartlarının yetersiz olduğu yönünde görüntüler paylaşılması üzerine İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri inceleme başlattı. Bazı sosyal medya hesaplarında Konya’da bir hayvancılık işletmesinde çekildiği iddia edilen ve hayvanların bulunduğu alanın hijyen şartlarının yetersiz olduğu yönünde görüntüler paylaşılması üzerine İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından açıklama yapıldı. Konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Yapılan araştırmalar neticesinde görüntülerin Meram ilçesinde bulunan bir hayvancılık işletmesinde çekildiği tespit edilmiş, söz konusu adreste denetim gerçekleştirilmiştir. Denetimde işletmede herhangi bir hayvan bulunmadığı görülmüş, işletme sahibi tarafından görüntülerde yer alan hayvanların besi sürelerini tamamladıktan sonra satıldığı, kış mevsimi ve son dönemde etkili olan yağışlar nedeniyle işletme alanında temizlik çalışmalarının istenilen düzeyde gerçekleştirilemediği, işletme zemininin ve mevcut altyapının temizlik çalışmalarını zorlaştırdığı, bu nedenle sosyal medyaya yansıyan görüntülerin ortaya çıktığı ifade edilmiştir. Denetim kapsamında işletmede gerekli temizlik çalışmaları yaptırılmış olup, işletmenin hayvan refahı ve hijyen şartları açısından uygun hale getirilmesi için gerekli tedbirler alınmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda ilgili mevzuat kapsamında gerekli idari işlemler uygulanmış ve 5199 sayılı Kanunu kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur" denildi. Hakkında işlem yapılan besici de, "Bir ay önce iki gün yağmur yağmıştı. Yağmur yağdığı için biz gece 01.30’da buraya geldik. Bunun da benim videoda kanıtı var. O gün gece geldiğimizde, buralar suydu. Biz hayvanları burada kurtardığımıza dua ediyoruz. Hayvan burada yatıyor mu derseniz, hayvanın yattığı yer burası değil. Sadece ben o gün milletin görünmeyen bir çabası vardır diye orada da sözü de belirterek paylaşım yaptım. Hayvan burada sadece yemini yiyor, harici yataklığı içeride bu hayvanın. Burada değil, hayvan burada yani yiyip içmiyor. Bunu kötü amaçlı kullanmak isteyenler benim o videom normal 15 saniyelik. Ben burada başlıyorum, çekiyorum, baştan sonuna kadar çekiyorum. Sadece o videonun şuradaki 3 veya 5 saniyelik kısmını alıyorlar. Kurban Bayramı gelmeden kilo bassın diye vesaire de böyle bir şeyler paylaştılar. Aslında alakasız olan bir şey bunu gündeme getirmek için. Normalde bu videonun çekilmesi, çekilme amacı bu hayvancılığın görünmeyen yüzünü ben çekmiştim orada. Yani gece kimse 1’de, 2’de kalkıp da şu hayvanın yanına gelmez. Bak biz 1’de 2’de geliyoruz. Eğer biz hayvanlara kötü muamele yapacak olsak veya hayvanlara işkence yapacak olsak gece ben o yağmurda evimde yatarım. Buraya da gelmem. Burada bizim 7/24 kameralarımız var. O gün yağmur yağdığına, hayvanların bu çamurun içine yatmadığına dair. Normalde hayvanlar sadece burada yem yiyor. Harici hayvanlar içeride. Yatakları içeride" diye konuştu.