YEREL HABERLER - 08 Nisan 2012 Pazar 12:55

"ANA-KIZ OKULDAYIZ" KAMPANYASI HIZ KAZANDI

A
A
A
"ANA-KIZ OKULDAYIZ" KAMPANYASI HIZ KAZANDI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın liderliğinde eşi Emine Erdoğan`ın himayelerinde 8 Eylül 2008`den bu yana yürütülen "Ana Kız Okuldayız" kampanyası kapsamında Adana`da 3 yılda 12 bin 934 kişi okur-yazar oldu. Kampanyanın hedefine ulaşması için Vali Coş`un talimatıyla son 1 ayda 9 bin 132 kişi okuma-yazma kurslarına kaydedildi. Bu rakamın 3 yılda okur-yazar olanların yüzde 70`inden fazla olduğu bildirildi.
"Ana Kız Okuldayız" kampanyasıyla Adana`da okur yazar yapılması gereken 151 bin 423 okumaz yazmaz vatandaşın yüzde 60`ı olan 90 bin 854 kişinin 4 yıl içinde okur yazar hale getirilmesi hedefleniyor. Bu hedefe ulaşılabilmesi için 2011/2012 dönem sonuna kadar 77 bin 920 kişiye okuma yazma öğretilmesi gerekiyor.
Milli Eğitim Bakanlığı`nca 2008 yılı adrese dayalı nüfus sayım sonuçlarına göre iller bazında okumaz-yazmaz sayıları ile Ana-Kız Okuldayız kampanyası kapsamında 1 Şubat 2012 tarihine kadar açılan kurslarda Adana 8,54 oranı ile Türkiye ortalamasında 67. sırada yer aldı.
VALİ COŞ`UN TALİMATIYLA ÇALIŞMALARA HIZ VERİLDİ
Adana Valisi Hüseyin Avni Coş`un göreve başlamasıyla birlikte hedeflenen okur yazarlık sayılarına ulaşılabilmesi için yoğun bir çalışma başlatıldı. Ana Kız Okuldayız okuma yazma kampanyasında gelinen durumu değerlendirmek üzere Vali Coş başkanlığında, tüm ilçe kaymakamları, ilçe milli eğitim müdürleri ve halk eğitim merkezi müdürleri ile TÜİK Bölge Müdürünün de katılımlarıyla 6 Mart`ta değerlendirme toplantısı yapıldı.
Vali Coş, toplantıda okuma yazma ile ilgili çalışmalara hız verilmesi, kaymakamların, ilçe milli eğitim müdürlerinin ve halk eğitim merkezi müdürlerinin okuma yazma öğretilecek vatandaşları ikna konusunda bizzat kendilerinin de aileleri ikna ziyaretlerinde bulunmaları, özürlü veya bir kişi dahi olsa kurs açılması, yöneticilerin performanslarının da bu çalışmalar doğrultusunda değerlendirileceği ayrıca, yapılan çalışmaların aylık raporlar halinde bildirilmesi talimatını verdi.
1 AYDA 9 BİN 132 KİŞİ OKUMA-YAZMA KURSLARINA KATILDI
Adana`da kampanyanın başladığı 8 Eylül 2008 tarihinden 6 Mart 2012 tarihine kadar 1. Kademe Okuma Yazma Kursu ve Seviye Tespit Sınavı Sonucu Okur Yazarlık Belgesi alanların sayısı 3 yılda 12 bin 934 iken Vali Hüseyin Avni Coş`un değerlendirme toplantısında verdiği talimatlar sonrasında hızla ivme kazanan kampanyada 6 Mart 2012 ile 5 Nisan 2012 tarihleri arasındaki 30 günlük sürede 852 okuma yazma kursu açıldı. Bu kurslara bin 111 erkek ve 8 bin 21 kadın olmak üzere toplam 9 bin 132 vatandaşın katılımı sağlandı. Bu rakam 3 yılda okuma yazma öğretilenlerin sayısının yüzden 70`inden fazla, hedeflenen vatandaş sayısının ise yaklaşık yüzde 12`si olduğu belirtildi.
Bu hızla devam edildiğinde okuma-yazma öğretilmesi hedeflenen 77 bin 920 vatandaşın tamamına eğitim verilebileceği kaydedildi.
Ayrıca aynı değerlendirme toplantısında okul öncesi ile ilgili okulların fiziki yetersizliğinin dile getirilmesi nedeniyle Vali Coş tarafından toplantı tarihinden itibaren okul müdürleri ve idarecilerinin fedakarlık yaparak, gerekirse çalışma/makam odalarının derslik olarak tahsis edilmesi talimatları olmuştu.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer`in okullarda yapılan incelemeler sırasında bazı okul mekanlarının mimari projesi dışında kullanıldığıyla ilgili Milli Eğitim Bakanlığının ``Okullarda Mekan Kullanımı`` hakkındaki 16 Mart 2012 tarihli genelgesinde de, okulların mimari projesinde derslik olarak ayrılan mekanların yönetici odası veya idari büro olarak kullanılmasına son verilmesi, idari büroların tek odada toplanmasına ve müdür yardımcılarının gerektiğinde birlikte aynı odayı kullanmalarına özen gösterilmesi gerektiği belirtildiği bildirildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Şimşek: "Ekonomimiz 2025 yılının son çeyreğinde yıllık yüzde 3,4, çeyreklik yüzde 0,4 büyüdü" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "TÜİK tarafından bugün açıklanan GSYH verilerine göre ekonomimiz 2025 yılının son çeyreğinde yıllık yüzde 3,4, çeyreklik yüzde 0,4 büyüdü" dedi. Bakan Şimşek, 2025 Yılı IV. Çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyümesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, TÜİK tarafından açıklanan GSYH verilerine göre Türkiye ekonomisinin 2025 yılının son çeyreğinde yıllık yüzde 3,4, çeyreklik yüzde 0,4 büyüdüğünü bildirdi. Aynı zamanda Şimşek, milli gelirin 1,6 trilyon dolara, kişi başına gelirin ise 18 bin 40 dolara yükseldiğini söyledi. "Ekonomimiz 2025 yılının son çeyreğinde yıllık yüzde 3,4, çeyreklik yüzde 0,4 büyüdü" Bakan Şimşek, yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: "TÜİK tarafından bugün açıklanan GSYH verilerine göre ekonomimiz 2025 yılının son çeyreğinde yıllık yüzde 3,4, çeyreklik yüzde 0,4 büyüdü. 2025 yıl geneli büyümesi yüzde 3,6 gerçekleşti. Milli gelir 1,6 trilyon dolara, kişi başına gelir 18 bin 40 dolara yükseldi. Kalıcı refah artışı hedefimiz için kritik bir eşik olan yüksek gelirli ülkeler grubuna 2025 yılında dâhil olduğumuzu öngörüyoruz. Tarımda don ve kuraklığın etkileri yılın son çeyreğinde de devam ederken diğer sektörlerde üretim artışı sürdü. 2025 yılında sanayi katma değeri yüzde 2,9 ile son dört yılın en yüksek artışını kaydetti. Deprem bölgesinde konut teslimine hız vermemizin de etkisiyle inşaat sektöründe katma değer artışı güçlü seyrini korudu. Tüketim ve yatırım arasındaki dengeli görünüm devam etti. Yatırımlar yıl genelinde yüzde 7 arttı. Makine ve teçhizat yatırımlarındaki yüzde 5’lik artış, üretim kapasitemizi güçlendiriyor. Küresel ticarette belirsizliklerin ve korumacılığın arttığı 2025 yılında net dış talep büyümeye negatif katkı verdi. Ancak cari açığın GSYH’ye oranı yüzde 1,6 ile sürdürülebilir seviyelerde kaldı." "Vergide adalet ve etkinliği esas alarak kayıt dışılıkla mücadeleyi sürdürüyoruz" Kamuda tasarruf ve verimliliği artırarak harcama disiplinini güçlendirdiklerini belirten Şimşek, "Vergide adalet ve etkinliği esas alarak kayıt dışılıkla mücadeleyi sürdürüyoruz. 2025 yılında bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2,9 ile OVP tahmininin altında gerçekleşirken faiz dışı fazla verdik. Maliye politikasındaki disiplinli duruşumuz sayesinde deprem harcamaları hariç faiz dışı fazla yüzde 1,2 gerçekleşti. Jeopolitik gelişmelerden kaynaklanan risklerin geçici olacağı ve küresel ticaretteki belirsizliklerin azalacağı varsayımıyla, 2026 yılında ticaret ortaklarımızdaki talep artışı ile finansal şartlardaki iyileşmenin büyümeye katkı sağlamasını bekliyoruz. Kazanımlarımızı kalıcı hale getirmek için politikalarımızı yapısal ve arz yönlü adımlarla destekleyeceğiz. Sürdürülebilir yüksek büyüme ve daha adil gelir dağılımını sağlayacak fiyat istikrarı için programımızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Aydın Vali Canbolat: "Toplumsal dayanışma içinde hareket etmek hayati önem taşımaktadır" Deprem anında panik yapılmaması gerektiğini belirten Aydın Valisi Yakup Canbolat; "Bilinçli ve toplumsal dayanışma içinde hareket etmek hayati önem taşımaktadır" dedi. Aydın Valisi Yakup Canbolat, Deprem Haftası dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Türkiye’nin deprem kuşağında olduğunu hatırlatan Vali Canbolat mesajında "Toplumumuzda deprem bilincinin güçlendirilmesi ve afetlere karşı hazırlıklı olma anlayışının yaygınlaştırılması amacıyla ülkemizde her yıl 1-7 Mart tarihleri ’Deprem Haftası’ olarak belirlenmiş olup, bu kapsamda çeşitli bilinçlendirme ve eğitim faaliyetleri yürütülmektedir. Depremler önlenemeyen doğal olaylardır, ancak ülkemizin deprem kuşağında yer alması, afetlere karşı her an hazırlıklı olmamızı zorunlu kılmaktadır. Güvenli yapılaşma, eğitim ve tatbikatların yaygınlaştırılması ile bireysel tedbirlerin alınması sayesinde can ve mal kayıplarını en aza indirmek mümkündür. Deprem anında ise panik yerine bilinçle ve toplumsal dayanışma içinde hareket etmek hayati önem taşımaktadır. İlimizde de afet risklerinin azaltılması, müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi ve toplumun bilinçlendirilmesi amacıyla ilgili tüm kurum ve kuruluşlarımızın iş birliği içerisinde planlama ve hazırlık çalışmaları titizlikle sürdürülmektedir. Doğal afetler engellenemese de, şehir planlaması, yapı denetimi, afet eğitimi ve kişisel hazırlıkların etkin şekilde uygulanması, muhtemel zararları önemli ölçüde azaltmaktadır. Bu süreçte hem kamu otoriteleri hem de vatandaşlarımız üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirmelidir. Unutmamalıyız ki deprem değil, standartlara, usul ve mühendislik kurallarına uygun inşa edilmemiş yapılar zarar vermektedir. Bu bilinçle hem kamu otoriteleri hem de vatandaşlarımız üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. Deprem Haftası’nın toplumumuzda kalıcı bir farkındalık oluşturmasını temenni ediyor, tüm vatandaşlarımıza sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir gelecek diliyorum" ifadeleri yer aldı.