GENEL - 17 Nisan 2012 Salı 14:40

PROF. DR. STEVEN HAROLD HANKE: "TÜRKİYE EKONOMİSİNİN YÜKSELİŞİNE ENDİŞELENMELİSİNİZ"

A
A
A
PROF. DR. STEVEN HAROLD HANKE: "TÜRKİYE EKONOMİSİNİN YÜKSELİŞİNE ENDİŞELENMELİSİNİZ"

Dünya para ve ticaret piyasalarının duayeni kabul edilen ve World Trade Magazine tarafından 1998 yılında dünyanın en etkili 25 ismi arasında gösterilen John Hopkins Üniversitesi öğretim üyesi ve Forbes NY Dergisi yazarı Prof. Dr. Steve Hanke`ye İstanbul Kültür Üniversitesi tarafından onursal doktora unvanı verildi. İstanbul Kültür Üniversitesi tarafından onursal doktora unvanı verilen Prof. Dr. Steven Harold Hanke, Türkiye`de ekonominin uzun vadede sürdüremeyeceği kadar çok büyüdüğüne
dikkat çekerek, "Bu yükselişin ardından gelecek bir gerileme durumunda ne yapılacağı konusunda endişelenmelisiniz. Çünkü Türkiye ekonomisi benim inişli çıkışlı olarak adlandırdığım türden bir ekonomi" dedi.
Dünya para ve ticaret piyasalarının duayeni olarak kabul edilen ve World Trade Magazine tarafından 1998 yılında dünyanın en etkili 25 ismi arasında gösterilen John Hopkins Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Forbes NY Dergisi yazarı Prof. Dr. Steven Harold Hanke`ye İstanbul Kültür Üniversitesi tarafından onursal doktora unvanı verildi. İstanbul Kültür Üniversitesi, kuruluşunun 15. yılında 6. onursal doktora törenini ekonomi literatürüne para ve ticaret piyasalarına ilişkin yaptığı çalışmalarla geçen Prof. Dr.
Steven Harold Hanke için düzenledi. Törene çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.
Piyanist Hüseyin Kaya ve Mezzo Soprano Nesrin Gönüldağı`nın müzik dinletisinin ardından İstanbul Kültür Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dekanı Prof. Dr. Durmuş Dündar Hanke`nin özgeçmişini ve onursal doktora senato kararını açıkladı.
Üniversitenin çok mutlu bir gün yaşadığını anlatan İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Dursun Koçer, şöyle konuştu: "Üniversitemiz ilk onursal doktora unvanını 2007 yılında Prof. Dr. Erdal İnönü`ye vermişti. Erdal İnönü`ye bu doktora unvanı verilirken, senatoda konuşulurken senatomuz şöyle bir karar aldı. İstanbul Kültür Üniversitesi`nin onursal doktora vereceği kişiler kendi alanlarında dünyaca ün yapmış, insanlığa, ülkelere, bilime büyük katkı yapmış değerli insanlardan oluşur. Bunun da bir
anlamda üniversitemizin onursal doktora konusundaki çıtasını oluşturuyor"
İstanbul Kültür Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Bahar Akıngüç Günver de şunları söyledi: "Onursal doktora unvanı bilime, kültüre, araştırmaya, deneyime, uzmanlaşmaya ve emeğe duyulan saygının akademik sembolüdür. Onursal doktora payesini paylaşan isimler ise üniversitenin vizyonuyla benimsediği değerlerin birer temsili niteliğindedir"
Konuşmaların ardından İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Dursun Koçer ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Pof. Dr. Durmuş Dündar, Prof. Hanke`ye cübbesini giydirdi.
Programın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Steven Harold Hanke, Türk halkının çok dikkatli olması gerektiğine değinerek şöyle konuştu: "Çok tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz. Türkiye Merkez Bankası, devasa bir toplam talep balonu şişiriyor ve ekonomi, uzun vadede sürdüremeyeceği kadar çok büyüyor. Normalde sürdürebileceği büyümenin iki katı oranında büyümeye devam ediyor. Bu yükselişin ardından gelecek bir gerileme durumunda ne yapılacağı konusunda endişelenmelisiniz. Çünkü,
Türkiye ekonomisi benim inişli-çıkışlı olarak adlandırdığım türden bir ekonomi. Ekonomide Çin ve Endonezya gibi büyük bir patlama yaşadınız. Bu iki ülkeye göre Türkiye, 2008 krizi sonrası başarılı oldu"
YUNAN EKONOMİSİNİN KÜÇÜLMEYE DEVAM EDECEОİNİ DÜŞÜNÜYORUM
Bu büyümenin ardından gelecek gerilemenin yavaş olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Steven Harold Hanke, şunları söyledi: "İnsanlar, böyle bir yavaş gerileme durumunda yeni ekonomik durumlara adapte olabilir. Ama eğer bu gerileme hızlı olursa ne olur ve böyle olması ihtimali nedir? Bu ihtimal Yunanistan`daki duruma bağlı. Birincisi, Yunanistan`daki en önemli sorun ekonominin bu yıl içinde hızlı bir küçülme kaydetmesi, çünkü para kaynakları yılda neredeyse yüzde 18 oranında daralma kaydetti. Yunan
ekonomisinin küçülmeye devam edeceğini düşünüyorum ve bu da ekonomi için büyük bir sorun olacak. Eğer bu sorunlar uluslararası piyasalardaki duyarlılıkları değiştirirse ki `ben böyle olacağını düşünüyorum` ve piyasa için olumsuz bir görünüm arz ederse, yabancı yatırımcılar paralarını yükselen piyasa ekonomisi olan bütün ülkelerden çekecektir. Bunlar arasında Latin Amerika ülkeleri, Türkiye, Çin, Kore ve Endonezya var. Bu, Türkiye için büyük bir sorun"
Merkez Bankası`nın toplam talep balonunu şişirerek, işlerin çok hızlı ilerlemesine yol açtığını belirten Prof. Dr. Steven Harold Hanke, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye`de büyük bir cari açık oluştu ve bu cari açığı biri kapatmak zorunda. Bunu yapacak olan, cari açığı uygun şartlar altında kapatmaya istekli yabancılardır. Şayet böyle olursa, Türkiye büyük bir sorunla karşı karşıya kalacaktır. Bu noktadan sonra, ekonomik yükseliş yerini hızlı bir inişe bırakacaktır. Yunanistan`ın yanı sıra, bir diğer
sorun da Suriye."
Suriye`deki sorunun daha ziyade siyasi olduğunu fakat iki açıdan oldukça tehlikeli olduğunu anlatan Hanke, sözlerine şöyle devam etti: "Bunlardan birincisi, Ortadoğu`da Lübnan ve Türkiye`nin de dahil olabileceği daha büyük bir çatışmaya yol açmasıdır. Diğer bir sorun Kürtlerle ilgili. Şu an Irak`ta Kürtler neredeyse tamamen özerk durumdadır. Türkiye ve Suriye`de de büyük bir Kürt nüfusu var. Bütün bunlar birleşince, ortaya sorunlu bir karışım çıkıyor. Türklere tavsiyem, çok çok dikkatli olmaları. Şirket
sahipleri de özellikle yeni yatırımları için borçlanırken çok dikkatli olmalı çünkü son 4-5 yılda, hatta 2002`den beri, Türkiye`de işler yolunda gitti, fakat bu şekilde süreceğini düşünmek dünyayı toz pembe görmektir. Bu yıl yüzde 5 büyüme olursa şanslısınız. Büyüme yüzde 5`ten az olacak. 2012 ve 2013 yıllarında büyüme çok daha az olacak. Bu, herkesin üzerinde uzlaştığı bir konu, benim Yunanistan ve Suriye ile ilgili ön gördüğüm gerçekçi ve olumsuz senaryonun ötesinde bir durum. Riskli bir dönem ve dikkatli
olunmalı"
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Özdemir: "COP31 sürecinde iklimin başkenti olacağız" Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 31. Taraflar Konferansı (COP31) bu yıl Antalya’da gerçekleştirecek. Konferans kapsamında Antalya’da temaslarını sürdüren COP31 operasyon heyeti, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir’i ziyaret etti. Özdemir, COP31’i yalnızca bir organizasyon değil, kalıcı bir dönüşüm fırsatı olarak gördüklerini belirterek, "Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak kentimizin altyapısı, organizasyon kapasitesi ve uluslararası deneyimiyle COP31’e en güçlü şekilde ev sahipliği yapacağız" dedi. 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek BM İklim Zirvesi COP31 hazırlıkları kapsamında Birleşmiş Milletler İcra Sekreter Yardımcısı Naura Hamladjı, Antalya Vali Yardımcısı Salih Yüce ve Bakanlık temsilcilerinden oluşan bir heyet, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir’i makamında ziyaret etti. Başkan Vekili Özdemir, COP31’in Antalya’da düzenlenecek olmasının son derece önemli ve stratejik bir adım olduğunu söyledi. "İklimin başkenti olacağız" İklim değişikliğinden en çok etkilenecek coğrafyada Antalya’nın da yer aldığını aktaran Özdemir, "Antalya, Türk turizminin ve tarımın başkenti olarak tanımlanır. 2025 yılında 40 ülkeden 96 kentin üye olduğu Asya Belediye Başkanları Forumu tarafından ’2025 yılı Çevre Başkenti’ olarak ilan edildi. Şimdi de COP31 sürecinde ’İklimin Başkenti’ olacağız. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Antalya’da da son yıllarda artan aşırı yağışlar, seller, hortumlar, yüksek sıcaklıklar, mega orman yangınları gibi yaşadığımız pek çok çevre felaketi iklim krizine karşı ne derece kırılgan olduğumuzu açıkça göstermektedir" dedi. "İklime dirençli bir Antalya için çalışıyoruz" İklime dirençli bir kent olma noktasında büyük bir sorumluluk ile hareket ettiklerini söyleyen Özdemir, "Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planımız kapsamında 2050 yılı karbon nötr hedefimize kararlılıkla ilerliyoruz. İklim değişikliği ile mücadele ve uyum kapsamında çalışma alanlarımızda çevre odaklı, bilime ve tekniğe dayalı ortak akılla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2019’dan bugüne ulusal ve uluslararası alanda aldığımız 27 çevre ödülü bunun en güçlü göstergesidir. COP31 sürecini yalnızca bir organizasyon değil, kalıcı bir dönüşüm fırsatı olarak görüyoruz. Kentimizin altyapısı, organizasyon kapasitesi ve uluslararası deneyimiyle COP31’e en güçlü şekilde ev sahipliği yapacağımıza yürekten inanıyorum" diye konuştu. "BM Genel Kurulu’ndan daha kalabalık bir heyet gelecek" Türkiye ve Antalya’yı COP31’e ev sahipliği yapacak olmasından dolayı tebrik eden Birleşmiş Milletler İcra Sekreter Yardımcısı Naura Hamladjı ise, COP31 sürecinde Türkiye ve Antalya’nın iklim diplomasisinin kalbinde yer alacağını kaydetti. BM İcra Sekreter Yardımcısı Naura Hamladjı, "COP31, BM Genel Kurulu’ndan bile daha çok katılımcı çeken büyük bir organizasyon. 193 ülkeden müzakereci ve 50 bini aşkın heyet üyesi gelecek. Etkinliğin yapılacağı alan, tesisler, ulaşım, emniyet ve sağlık gibi birçok faaliyetin nasıl yürütüleceğine bakıyoruz. 3 gün boyunca teknik incelememiz sürecek. Aynı zamanda Antalya’nın güzelliklerini de keşfediyoruz. BM ekibi olarak COP31 süresince yanınızda olacağız. Organizasyonun başarılı olması için ortaklık ruhu ile birlikte hareket edeceğiz" diye konuştu. Başkan Vekili Büşra Özdemir, Naura Hamladjı, Büyükşehir Belediyesi bürokratları ve COP31 heyeti, çalışmalara ilişkin değerlendirme toplantısı yaptı. Toplantı sonunda Başkan Vekili Büşra Özdemir, BM İcra Sekreter Yardımcısı Naura Hamladjı’ya ziyaret anısına plaket takdim etti.
Düzce Düzce’de suyun metreküp fiyatı 23 TL oldu Düzce Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Günden, Düzce’de su ücretlerinin aynı ölçekteki belediyelerden daha ucuz olduğunu ifade ederek yarı yarıya hesaplanması gereken atık su bedelinin sabit 6 TL olduğunu, evsel atık bedellerinin ise farklı bir hizmetin karşılığı olarak 12 taksit şeklinde faturalara yansıtıldığını belirtti. Düzce Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Günden özellikle sosyal medyada çeşitli basın kuruluşları ve meclis üyelerinin su faturalarına ilişkin yaptığı haberler ve ortaya attığı asılsız iddialara yanıt olarak bir basın açıklaması yaptı. Düzce’de su fiyatlarına yapılan zam oranı, faturalarda görünen ödeme kalemleri ile hesaplama yöntemlerini ayrıntıları ile açıklayan Günden, Bolu Belediyesi’ni örnek gösterme gerekçesini de kamuoyu ile paylaştı. Su fiyatı 23 TL atık su bedeli ise 6 TL Açıklamasında önce 2026 yılı fiyat güncellemelerinden söz eden Günden, yarı yarıya hesaplanması gereken Atık Su Bedelinin Düzce’de üçte bir oranından daha az ücretlendirildiğini ifade ederek; "Son günlerde özellikle sosyal medyada su faturaları ile ilgili yanlış bir algı ve matematiksel hesaplama yapıldığı üzere doğru bilgileri paylaşmamız gerekiyor. 2026 yılı için Düzce’de suyun metreküp fiyatı 23 TL’dir. Geçen yıl bu fiyat 18,6 TL idi. Biz bu yıl için %27 oranında zam yaptık ve yeni fiyat 23 TL oldu. Atık su bedeli ise tüketilen su bedelinin yarısı kadar hesaplanır. Bizde suyun birim fiyatı 23 TL, Atık su bedeli ise 6 TL olarak belirlenmiştir" dedi. "Evsel atık bedeli kirleten öder ilkesine dayalı bir uygulamadır" Günden açıklamasında Evsel Atık Bedeli ödeme yöntemlerinden bahsederek Bolu Belediyesi’nin uygulamaları üzerinden konuya açıklık getirdi. Günden: "Su faturalarında gördüğümüz Evsel Atık Bedeli, bütün belediyelerde ‘Kirleten, Öder’ ilkesine dayalı şekilde; bir mesken ya da işyerinde çıkan çöplerin bertaraf maliyeti hesaplanır, bu maliyet işyerleri ve meskenler sayısına bölünerek hesaplanır. Düzce’de maliyetin hesaplama oranı, yüzde 33’ü işyerlerinde, yüzde 66’sı meskenlerdedir. Hiç su tüketimi olmasa bile Evsel Atık Bedeli çıkar çünkü bu bedel farklı bir hizmetin karşılığıdır. Belediyeler Evsel Atık Bedelini iki şekilde tahsil eder; normal şartlarda bu kalem yıllık tek seferde ödenmesi gereken bir rakamdır. Örneğin Bolu Belediyesi bunu bir yılda iki taksit şeklinde Emlak, ÇTV vergileri içinde tahsil eder. Biz Düzce Belediyesi olarak vatandaşımıza külfet olmaması adına bu bedeli su faturalarına yansıtıyor ve 12 taksit şeklinde alıyoruz." "Su bedeli Düzce’de çok daha ucuz" Su faturaları üzerinden oluşturulmaya çalışılan yanlış algıyı örneklerle düzelten Başkan Yardımcısı Günden, Düzce ile Bolu’nun su bedellerini kıyaslayarak; "Yanlış anlaşılma olmasın diye söylüyorum, Bolu Belediyesi’nden örnek vermemizin sebebi bize en yakın il olmasıdır. Bolu’da 25 metreküp su tüketen bir hanenin sadece tükettiği su için ödemesi gereken bedel 1,118 TL 50 Kuruş, Düzce’de 25 metreküp su tüketen bir hanenin ödemesi gereken tutar 725 TL’dir. Bolu’daki faturaya ilave olarak Evsel Atık Bedelinin 12’de bir taksitini de eklersek 1,381 TL oluyor, Düzce’de eklersek 921 TL oluyor" ifadelerini kullandı. İşyerlerinde su bedellerinin hesaplanmasında üç farklı kriterin gözetildiğini belirten Günden, ticari alanın metrekaresi, çalışan sayısı ve kullanıcı sayısının su tüketimi hesaplamasında önemli kriterler olduğunun altını çizdi.
Konya Başkan Altay: "Popüler olmayı değil, kalıcı olmayı amaçlıyoruz" Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, belediye olarak 2025’te hayata geçirdikleri kültür-sanat projeleri ile 2026 yılında yapılacak programları kamuoyuyla paylaştı. Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür Sanat’ta düzenlenen programda Başkan Altay, Konya’nın, asırlardır tarihin, kültürün, medeniyetin ve hikmetin nabzının attığı müstesna bir şehir olduğuna dikkati çekerek, "Tıpkı yazar İskender Pala’nın da ifade ettiği gibi; ‘Konya’mız rengini İslâm’ın nurundan, sesini Horasan erenlerinin nefesinden, kokusunu Maveraünnehir’den taşıyan bir irfan bahçesidir.’ Toprağına düşen her adım, bir hikmetin filizini sürer. Yüzyıllar boyunca Mevlânâ’dan, Şems’e, Sadreddin-i Konevi’den Ladikli Ahmet Hüdai’ye uzanan gönül sultanları bu kadim şehri bir mektep, bir dergâh, bir sığınak kılmıştır" dedi. "Popüler olmayı değil, kalıcı olmayı amaçlıyoruz" Başkan Altay, Anadolu’nun derin köklerinden bugünün yenilikçi ruhuna kadar bu geniş mirasın, bugün Konya’nın damarlarında yaşamaya devam ettiğini vurgulayarak, "Bizler de bu büyük mirası hakkıyla korumak, yaşatmak ve gelecek kuşaklara güçlü bir şekilde aktarmak için büyük bir gayretle çalışıyoruz. Popüler olmayı değil, kalıcı olmayı, gençlerle geçmişimiz arasında güçlü bağlar kurmayı, yaptığımız çalışmaları tüm dünyaya anlatmayı amaçlıyoruz. Bu gayretimizin en önemli ayağı şüphesiz kültürel alanda attığımız adımlardır. Çünkü, biliyoruz ki kültür ve sanat, toplumların yegâne hafızasıdır. Bir milletin kimliğini, duruşunu, estetik anlayışını ve ortak değerlerini geleceğe taşıyan en önemli köprü kültür ve sanattır" ifadelerini kullandı. "Bizim için kültür; Konya’nın kimliği, hafızası ve en önemlisi medeniyet iddiasıdır" Kültür-sanat faaliyetlerini "şehir kimliği" ve "medeniyet anlatısı" etrafında bütüncül bir politikayla ele aldıklarını aktaran Başkan Altay, şöyle devam etti: "Şehrimizin tarihsel rolünü merkeze alan uzun soluklu ve kurumsal bir kültür stratejisi ile faaliyetler yürütüyoruz. Bu kapsamda yaptığımız faaliyetlerin büyük çoğunluğunu ‘Darülmülk Konya’ üst başlığında hayata geçiriyoruz. Yaptığımız çalışmaları, sadece bir etkinlik takvimi olarak görmüyor; şehrimizin ruhunu besleyen, insanımızın gönül dünyasını zenginleştiren, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren en önemli yatırım olarak değerlendiriyoruz. Bizim için kültür; Konya’nın kimliği, hafızası ve en önemlisi medeniyet iddiasıdır. Geride bıraktığımız bir yıl boyunca, Konya’mızın kültürel zenginliğini daha da görünür kılmak adına birçok projeyi hep birlikte hayata geçirdik." 2025’teki kültür-sanat etkinliklerini anlattı Başkan Altay konuşmasının devamında 2025 yılında düzenledikleri; Şehir Konferansları, Konya Okulu, Şehir Tiyatrosu, 6. Sufi Sinema Festivali, Uluslararası İslam Sanatları Yarışması, Türk Tasavvuf Musikisi ve Sema Topluluğu etkinlikleri, Bando ve Mehteran Takımı konserleri, Kültürpark Çocuk Festivali, Konya Gastrofest, Tarihi Bedesten Alışveriş Günleri, Konya Uluslararası Mistik Müzik Festivali, Kitap Günleri, müzeler ve kütüphaneler, Konya’nın tarihini, kültürünü anlatan yayınlar, arkeolojik kazılar, tarihi yapıların restorasyonları, fotoğraf sergileri, kültür-sanat yarışmaları başta olmak üzere çok sayıda kültür ve sanat projesini detaylı olarak anlattı. 2026 yılında hedeflerinin kültürel çalışmaları şehrin tamamına ve yılın her dönemine yaymak olduğunu kaydeden Başkan Altay, bu anlayışla hem geleneksel programları güçlendirdiklerini hem de gençlere hitap eden içeriklerle kültür politikalarını derinleştirdiklerini söyledi. Başkan Altay, 2026 yılında, mevcut devam eden projelere ilave olarak; "Konya Yöresel Yemek Yarışması", Uluslararası Mevlana Sempozyumu ve Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu, merkez dışındaki 28 ilçede "Sazımda Söz Var Festivali" başta olmak üzere yine birçok önemli etkinliğe imza atacaklarını ifade etti. "Darülmülk Konya merkezli bir medeniyet anlatısı" Konuşmasında kültürüne sahip çıkan şehirlerin geleceğine de güvenle yürüyeceğine dikkati çeken Başkan Altay, "Bu anlayışla, hem tarihimizi koruyor hem de geleceğin kültür atlasını Konya’dan dünyaya uzanan bir perspektifle şekillendiriyoruz. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak kültür-sanat faaliyetlerini popüler etkinlikler olarak değil, ‘Darülmülk Konya’ merkezli bir medeniyet anlatısı olarak hayata geçiriyoruz" dedi. "Konya modeli belediyeciliği ülkemiz sınırlarından öteye taşıyoruz" Kültürü yalnızca etkinlik ve organizasyonlar bütünü olarak değil; şehrin tarihsel kimliğini, medeniyet birikimini ve toplumsal hafızasını geleceğe taşıyan stratejik bir alan olarak gördüklerini ifade eden Başkan Altay, "Sergilerimizle, yayınlarımızla, müzelerimizle, tiyatromuzla, uluslararası yarışmalarımızla, dünya genelinde yaptığımız sema programlarımızla, genç sanatçı yetiştirme projelerimizle ‘Konya Modeli Belediyeciliği’ ülkemiz sınırlarından öteye taşıyoruz. Özellikle, Balkanlarda hayata geçirdiğimiz geleneksel sanatları içeren kurslarımızı ve Türk Dünyası Belediyeler Birliği çatısı altında yaptığımız kültürel etkinlikleri istikrarlı şekilde sürdürerek medeniyetimizin kültür kodlarını gönül coğrafyamızla paylaşıyoruz. Bundan sonra da Konya’yı medeniyet ve maneviyat şehirleri ligine sokmak ve kültür ihraç eden bir şehir yapmak için uzun vadeli planlarla canla başla çalışmaya devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu. "Konya geleceği inşa eden bir şehir olarak yarınlarımızı aydınlatmaya devam edecektir" Gençler başta olmak üzere 7’den 70’e tüm Konyalılarla şehrin kültür ve sanat ufkunu genişletecek nice güzel çalışmalara birlikte imza atmayı temenni eden Başkan Altay, "Bu vesileyle; projelerimizin hayata geçmesinde büyük destekleri bulunan başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere; Kültür ve Turizm Bakanımıza, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımıza, tüm ilgili kurumlarımıza, sanatçılarımıza, akademisyenlerimize, gençlerimize ve hemşehrilerimize gönülden teşekkür ediyorum. Selçuklu başkenti, Mevlana şehri Konya, geçmişinden aldığı ilhamla geleceği inşa eden bir şehir olarak yarınlarımızı aydınlatmaya devam edecektir" diye konuştu.
Denizli Başkan Erdoğan’dan bayrağa yönelik saldırılara sert tepki Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, SDG/YPG terör örgütü ve uzantılarının Türk bayrağına yönelik saldırılarını kınadı. Her ne olursa olsun, ülkemizin terörsüz Türkiye hedefinden sapmayacağını vurguladı. DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan yaptığı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınırlarını ve bayrağının onurunu koruma görevinden asla taviz vermeyeceğine dikkat çekerek, güvenlik güçlerinin de terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda toplumsal huzuru bozmayı amaçlayan hiçbir provokasyona izin vermeyeceğini ifade etti. Açıklamasında devletin bu saldırıları cezasız bırakmayacağını da belirten Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin geçmişte olduğu gibi gerektiğinde bayrağa uzanan eli kıracak güç ve kararlılığa sahip olduğunu kaydetti. Başkan Erdoğan, açıklamasında; "SDG/YPG terör örgütü ile uzantılarının, bayrağımıza yönelik saldırılarını kınıyoruz. Devletimiz; ülkemizin sınırlarını ve bayrağımızın onurunu koruma görevinden asla ödün vermeyecektir! Güvenlik güçlerimiz, terörsüz Türkiye hedefimiz doğrultusunda toplumsal huzurumuzu bozmaya yönelik provokatif eylemlere de müsaade etmeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu hadsizliği elbet cezasız bırakmayacaktır. Kahraman Türk Ordusu da tarihi boyunca olduğu gibi zamanı geldiğinde yine bayrağımıza uzanan eli kıracak, terörist oluşumlardan densizliklerinin hesabını soracaktır" dedi. Başkan Erdoğan yazılı açıklamasını, Türk milletinin bağımsızlık ve istiklal ruhunu simgeleyen İstiklal Marşı’nın şu dizelerine yer vererek tamamladı: "Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal. Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal: Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal" ifadelerini kullandı.
İzmir Aliağa’da şirket kurulumu 2025 yılında artarak devam etti İzmir’in Aliağa ilçesi çok sektörlü ekonomik yapısı sayesinde 2025 yılında da girişimcilik performansını sürdürerek genel ekonomik yavaşlamaya rağmen pozitif bir görünüm sergiledi. Petrokimya, demir-çelik, enerji, liman, lojistik ve gemi söküm gibi Türkiye ekonomisi açısından kritik sektörlerde güçlü bir üretim altyapısına sahip ilçede Ticaret Odası (ALTO) kayıtlarına göre 2025 yılı içerisinde 383 yeni şirket kurulurken, 113 firma faaliyetini sonlandırdı. Bir önceki yıl ile karşılaştırıldığında, şirket kuruluşlarında yüzde 17,8 oranında artış yaşanırken, kapanan şirket sayısında ise yüzde 18,9’luk artış kaydedildi. Başkan Ertürk: "Aliağa, yatırım cazibesini koruyan merkezlerden biri" Küresel belirsizlikler, finansal dalgalanmalar ve artan maliyetlerin işletmeler üzerinde baskı oluşturduğu bir dönemde dahi Aliağa’da yatırım iştahının sürdüğünü belirten ALTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Ertürk, "2024 yılında ilçemizde 336 şirket kurulmuştu. 2025’te bu sayı yüzde 17,8 artışla 383’e yükseldi. Aynı dönemde kapanan şirket sayısı ise 95’ten 113’e çıktı. Kapanan şirket sayısındaki artışın piyasa gerçekleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu görüyoruz. Kur, faiz ve enflasyon gibi makro değişkenlerin oluşturduğu baskı, ticari karar alma süreçlerini zorlaştırıyor. Özellikle finansmana erişimdeki daralma, KOBİ’lerimizin sürdürülebilirliğini zorlayan bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Ancak tüm bu tabloya rağmen, açılan şirket sayımızdaki güçlü artış, yatırımcılarımızın Aliağa’nın geleceğine ve üretim potansiyeline olan güvenini teyit etmektedir" dedi. "Üretim ve istihdam odaklı büyüme desteklenmeli" Aliağa’nın sanayi ve ticaretteki stratejik rolüne dikkat çeken Başkan Ertürk, yatırım ortamının güçlendirilmesinin önemine vurgu yaparak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye’nin kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için Aliağa gibi üretim merkezlerinin desteklenmesi büyük önem taşıyor. İş dünyamız mevcut şartlara rağmen üretmeye devam ediyor. Önümüzdeki dönemde yatırım ortamını iyileştiren politikalarla işletmelerimizin büyümesini, yeni istihdam alanlarının oluşmasını ve finansal erişimin kolaylaştırılmasını sağlayacak adımların atılmasını bekliyoruz. Yatırımcı motivasyonunun korunması, sürdürülebilir ekonomik büyümenin temel unsurlarından biridir." "2026’da da Aliağa ekonomisi büyümesini sürdürecek" Başkan Ertürk, Aliağa ekonomisinin gelecek döneme de güçlü girdiğini belirterek, "Yeni açılan şirketlerimizle birlikte 2026 yılında da Aliağa’nın ekonomik hareketliliğinin devam edeceğine inanıyoruz. Kentimizin sahip olduğu sanayi altyapısı, lojistik avantajları ve girişimci potansiyeli, Aliağa’yı her geçen gün daha güçlü bir üretim ve ticaret merkezi haline getiriyor. Kentimizin geleceğine katkı sunan tüm girişimcilerimize ve iş dünyamızın kıymetli temsilcilerine teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.