GENEL - 20 Nisan 2012 Cuma 17:59

DİYARBAKIR`DA İKİ SAОLIK ÇALIŞANINA DARP İDDİASI

A
A
A
DİYARBAKIR`DA İKİ SAОLIK ÇALIŞANINA DARP İDDİASI

Diyarbakır Kadın Doğum Hastanesi`nde görevli bir kadın doktor ile engelli sağlık çalışanının darp edildiği iddia edildi.
Gaziantep`te Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ersin Arslan`ın (26) bir hasta yakını tarafından öldürülmesinin ardından bugün de Diyarbakır`da iki sağlık çalışanının darp edildiği iddia edildi. Diyarbakır Kadın Doğum Hastanesi önünde toplanan sağlık çalışanları, yaşanan saldırıları protesto etti. Grup adına basın açıklaması yapan Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Baykal Ertürk, sağlık hizmetine karşı siyasetin genel saldırısının bugün artık sağlık ortamında sağlık çalışanlarına fiili bir saldırıya
dönüştüğünü söyledi. Daha 3 gün önce Gaziantep`te bir doktor arkadaşlarını görevi başında sağlık hizmeti verirken şehit verdiklerini belirten Ertürk, "Bugün 3 gün geçti. Gün geçmiyor ki sağlık ortamında sağlık çalışanlarına karşı yeni bir şiddetle karşılaşılmasın. Bugün sağlığı planlayanlar ve sağlığı yönetenler hayal bir gerçeklik yarattılar. Sanki sağlık ortamında hiçbir sorun yok, yaşanan tüm sorunlar o esnada sağlık hizmeti aldıkları hekimlerin ve sağlık çalışanlarının ihmallerinden
kaynaklanıyor. Gün geçmiyor ki arkadaşlarımıza karşı yeni bir şiddetle karşılaşmayalım. Biz de sağlık ortamında ciddi sorunların yaşandığının farkındayız. Ama bunlar ne bizim ne de sizin sorununuz. Sistem bugün dayattığı sağlıkta dönüşüm adı altında yarattığı, bir pazarlamaya dönüştürdüğü sağlık hizmetini insanları mağdur edecek bir aşamaya getirdi. Ne yazık ki bir öfke var ve öfke yanlış kişilere dönüyor, yanlış bir şiddet algısı oluyor. Kadına şiddet, sağlık ortamında sağlıkçıya şiddet, içselleşmiş bir
şiddetle karşı karşıyayız. Ve hesap sorucu değil, sonuç alıcı değil, kör bir şiddetle karşı karşıyayız. Sağlık emekçileri olarak eğer bu şiddet devam edecekse biz üretimden gelen öz gücümüzle buna karşı duracağız. Şiddeti kınıyoruz" dedi.
"GÜNDE YAKLAŞIK YÜZ HASTA VE 50 SONUCA BAKIYORUZ"
Darp edildiği iddia edilen Kadın Doğum Hastanesi`nde görevli Dr. Berrin Balsak ise, yaşadıklarını şöyle anlattı:
"Kapıda saat 9`da işime başladım. Yaklaşık yüz hasta ve 50 sonuç var elimde. Hastaları içeriye dörtlü dörtlü almaya başladım. Muayene hastalarını saat 11`e kadar eritmeye çalıştım. Saat 11`den sonra 4 hasta, 4 sonuç almaya çalışıyorum. Muayene etmeye ve şikayetlerini dinlemeye çalışıyorum. Saat 11.30 sularında bir hastamı aldım, ultrasonda bakacağım. Kadının karnı açıkken birden biri içeri saldırdı. Hasta bakıyorum, hastanın karnı açıktı. Baktım bir genç 28, 30 yaşlarında. `Sen kimsin ulan, hastama
bakacaksın` diye. Ben anlamadım ne olduğunu. Arkasında teyzeyi gördüm, sonra karakolda teyzenin oğlu olduğunu öğrendim. `Sen kimsin ulan, hastaya bakacaksın, şerefsiz` dedi. Bir de beni dövmeye yeltendi. Araya bizim iki üç otomasyoncu arkadaş girdi. O olmasa benim suratım darmadağın olacaktı. Ben `Çıkın, hastanıza bakacağım` dedim. 4 hastam var. Onları eriteyim, senin hastanla konuşacağım dedim. Bu, `Şerefsiz, ulan ben sana gösteririm`, el kol sallamalar, yumruk sallamalar, vuramadı tabii arkadaşlar
engellediği için. Zor bela kapının dışına ittik, kapıyı kilitledik. Ben içerde bekledim görevliler gelinceye kadar. Çıkamadım da dışarı görevliler gelene kadar. Şikayetçi oldum. İfadeler alındı. Kendisi de benden şikayetçi olmuş. Salındı. Sonucu bekliyorum. Takip edeceğiz. Ben kapıda fiş almadığı halde bekleyen bir teyze gördüm. Bu teyze normalde ameliyat planladığımız bir hastaydı. Bazı işlemleri vardı devam eden. Aciliyeti yoktu. İki aydan beri teyze gidip geliyordu. Eksik evrakı vardı, eline yazdım bunu
alıp getireceksin diye. Otomasyoncu arkadaşlara eğer teyze gelirse bekletmeyin öne alın dedim, ameliyat hazırlığı yaptığım bir hasta. Yaşlıdır bir şey olmaz dedim. Bu saldırıyı yapan da teyzenin oğluymuş, sonra öğrendim."
"O KADAR İDEALİST BAŞLAMIŞTIM Kİ BU MESLEОE BÜTÜN İDEALLERİM YIKILDI. BELKİ BİR GÜN İSTİFA EDECEОİM"
Günde 80`den aşağı hastaya bakmadıklarını aktaran Balsak, öğle aralarını çoğu kez kullanmadıklarını dile getirdi. Balsak, daha önce de başından bir darp olayının geçtiğini anlatarak, "Asistandım doğum salonunda çalışıyordum üniversitede. Kadını masaya alacağız doğuracak. Muayene ediyorum iki adam pat içeri girdi. Uyarıyoruz adamı. Bak doğum yapacağız, kadının üstü açık gelme. `Siz kimsiniz şerefsizler köpekler.` Pat ben omzuma darp yedim. Dayak yedim, kaç gün darp izi vardı bende. Ondan da bir şey
çıkmadı yani. Ben o kadar idealist başlamıştım ki, bütün ideallerim yıkıldı. Şu an sadece işimi götürüyorum, belki bir gün istifa edeceğim. Yapmak istemeyeceğim artık bu işi. O kadar severek yapmaya başlamıştım ki. Bütün ideallerim yıkıldı benim. Psikoloji falan zaten kalmadı, altüst oldu. Ben çocuğumu, babamı, annemi, kocamı her şeyimi bıraktım, hiç kimse ile ilgilenmiyorum, kimsenin beklentisi yok, aman hastaya yetişeyim kaygısı taşıyorum. Buna rağmen bizim maruz kaldığımız muameleye bakın" diye
konuştu.
Aynı hastanede görevli engelli sağlık çalışanı Mehmet Demir de, "Ben özürlü haldeyken milletime hizmet etmek amacıyla buraya gelmişim. Sosyal hizmetler yararına görev yapıyorum. Darp ettiler, beni boğacaktılar hasta yakınları. Bu olayı kınıyor ve protesto ediyorum" diyerek tepkisini dile getirdi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Giresun Giresun’da izinsiz olduğu belirtilen sondaj çalışması belediye tarafından durduruldu Giresun’da Taşbaşı Parkı’nda izinsiz olarak başlatılan sondaj çalışması, Giresun Belediyesi ekipleri tarafından durduruldu. Olay yerine gelen Belediye Başkanı Fuat Köse, çalışmanın yasa dışı olduğunu belirterek müdahale etti. Edinilen bilgilere göre, Taşbaşı Parkı’nda herhangi bir resmi izin alınmadan sondaj çalışması başlatıldığı ihbarı üzerine Giresun Belediyesi harekete geçti. Durumu öğrenir öğrenmez parka gelen Belediye Başkanı Fuat Köse’nin talimatıyla zabıta ekipleri çalışma hakkında işlem başlattı. Yapılan incelemelerin ardından izinsiz olduğu tespit edilen sondaj faaliyeti durdurulurken, alandaki ekipmanlar da kaldırıldı. Parkta gazetecilere açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Fuat Köse, söz konusu alanın sit alanı olduğunu vurgulayarak, izinsiz yapılan çalışmanın suç teşkil ettiğini ifade etti. Köse, "Belediyemize ait olan bu parkta hiçbir kurumdan izin alınmadan sondaj çalışması başlatılmıştır. Mahkemenin ihtiyati tedbir kararı bulunan bir alanda bu şekilde çalışma yapılması kabul edilemez. Bu park Giresun halkına aittir ve kimse buraya izinsiz müdahalede bulunamaz" dedi. Çalışmanın hukuka aykırı şekilde gerçekleştirildiğini belirten Köse, sorumlular hakkında gerekli işlemlerin başlatılacağını kaydetti. Parkta yapılan sondaj girişimi sırasında zemine zarar verildiğini de dile getiren Köse, konuyla ilgili soruşturma açılacağını söyledi. Köse ayrıca, "Bu alanda yapılacak herhangi bir işlem için öncelikle belediyemize başvuru yapılması gerekir. Süreç, ilgili koruma kurullarının izniyle yürütülmelidir. Aksi takdirde yapılan her işlem yasa dışıdır" diye konuştu.
Ankara AK Parti Etimesgut İlçe Başkanı Şankazan: "Etimesgut Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturmayı yakından takip ediyoruz" AK Parti Etimesgut İlçe Başkanı Yasin Şankazan, "Etimesgut Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturmayı yakından takip ediyoruz. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklama doğrultusunda sürecin hukuki bir zeminde ilerlediği açıktır" dedi. AK Parti Etimesgut İlçe Başkanı Yasin Şankazan, Etimesgut Belediyesine yönelik gerçekleştirilen soruşturma hakkında açıklama yaptı. Şankazan, "Etimesgut Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturmayı yakından takip ediyoruz. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklama doğrultusunda sürecin hukuki bir zeminde ilerlediği açıktır. Kamu kaynaklarının kullanımı noktasında şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu hakkının korunması en temel önceliğimizdir. Bu kapsamda yürütülen her türlü inceleme ve soruşturmanın sonuna kadar takipçisi olduğumuzu ifade etmek isteriz" ifadelerini kullandı. Usulsüzlük varsa bunun hukuk önüne hesabının sorulması gerektiğini vurgulayan Şankazan, "Hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz. Eğer ortada bir usulsüzlük varsa, bunun hukuk önünde hesabının sorulması en doğal ve gerekli süreçtir. Bizler AK Parti teşkilatı olarak; milletimizin emanetine sahip çıkma, kamu kaynaklarını koruma ve her şartta adaletin yanında durma kararlılığımızı sürdürüyoruz. Etimesgutlu hemşehrilerimizin menfaati doğrultusunda, Süreci tüm yönleriyle takip etmeye devam edeceğiz" dedi.
Ankara TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu mağdur aileleri dinledi Çocukların suça sürüklenmesine yol açan nedenlerin tüm boyutlarıyla incelenerek koruyucu ve önleyici mekanizmalar geliştirilmesi ile çocukların toplumsal yaşama etkin katılımlarının sağlanması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla kurulan TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu mağdur aileleri dinledi. AK Parti İstanbul Milletvekili Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplanan TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu mağdur aileleri dinledi. Komisyonun başında İstanbul’da bıçaklanarak yaşamını yitiren Atlas Çağlayan’ın ikiz kardeşi Doruk Çağlayan’ın mektubu okundu. Doruk’un mektubunun okunduğu sırada salonda duygulu anlar yaşandı. "Atlas can verirken canımın nasıl acıdığını kelimelerle keşke ifade edebilsem ama karşılığı yok" Yasama Uzmanı Sezen Civelek Tokgöz tarafından okunan Doruk’un mektubun’da şu ifadeler yer aldı: "Tam 75 gün önce caminin çay bahçesindeydik, Atlas yanımıza gelmek için annemi beklemişti; sanki vedalaşmak istemişti. Biz kafede otururken yanımıza sonradan geldi, hepimiz telefonlarımızla ilgileniyorduk her zamanki gibi. Arkadaşlarımızdan biri o katille ’Ne bakıyorsun?’ diyaloğuna girdiler, kafe sahibi de ’Kavganızı dışarıda yapın’ diyerek bizi dışarıya yönlendirdi. Tam çıkarken Atlas’a seslendim, hissettim bir şey olacağını biliyor musunuz ama Atlas beni duymadı, ne olacağını tahmin bile edemedi. Biz o kadar temiz düşünüyorduk ki aklımıza böylesi korkunç bir şey gelmedi. Anlatmak istemiyorum gerçekten ama bilin ki ben orada canımı kaybettim. ’Ambulans ambulans’ diye çığlıklar atıp kendimi yerlere attım. Atlas can verirken canımın nasıl acıdığını kelimelerle keşke ifade edebilsem ama karşılığı yok. Hastanede yalvardım ’Kurtarın kardeşimi’ diye ama canice kalbinden bıçaklanmıştı. Sonra ’Atlas’ı kaybettik’ dedi doktor. Dünyam yıkıldı, hayat durdu, ben de öldüm o an." "Babası suç aletini nehre atıyor, kanlı çamaşırları yıkanıyor" Edirne’de vücuduna aldığı 30 bıçak darbesiyle hayatını kaybeden 15 yaşındaki Gülden Coni’nin kardeşi Nuran Alüzrek, "Kardeşimi katleden katil, cinayet yerinden üç dakika içerisinde evde oluyor, kanlı eşyalarıyla eve gidiyor, o an teyzesi ve kardeşi evdeymiş. Direkt aile suç delillerini yok ediyor, babası suç aletini nehre atıyor, kanlı çamaşırları yıkanıyor. Üç dakika sonra evde olmasına rağmen ailesi kardeşime bir ambulans çağırsaydı, bir müdahale etseydi belki kardeşim şu an yanımızda olacaktı. Hiçbir şekilde müdahale etmiyorlar ve kardeşimin cesedi tam sekiz saat boyunca okul bahçesindeki o soğuk betonda kalıyor. Üç mahkeme gördük, ikinci celsede karar verildi, katile 20 sene ceza verildi. 15 yaşa göre en üst ceza 20 seneymiş, tabii İnfaz Yasası’na gidince 12 seneye düşürülüyor. Sonrasında tabii bu üst mahkemeye gitti, üst mahkeme bunu bozdu o kadar delillere rağmen. Planlı olduğunun delilleri var elimizde, mesela cinayetten iki gün önce arkadaşına (Ben Gülden’i öldüreceğim’ diye söylüyor" dedi. "Siz şimdi buna nasıl çocuk diyebilirsiniz?" Komisyon, Nuran Alüzrek’in konuşmasının ardından İstanbul’da bıçaklanarak yaşamını yitiren Atlas Çağlayan’ın annesi Gülhan Ünlü’yü dinledi. Ünlü, "Biz o gece Atlas’ı kaybettik ama bu grup aslında içeride Atlas’ı katletmek için planlar yapmışlar ifadelerde de var, kamera kayıtlarında da var. Zaten o akşam ‘Kavga çıkartalım’ diye kendi aralarında konuşmuşlar, katil bunu zaten açıkça dile getirmiş. Şimdi, ben çocuk diyemiyorum bunlara yani benim çocuğumu katleden 15 yaşında da olsa, 13 yaşında da olsa, 12 yaşında da olsa eline o bıçağı alıp sokağa çıkana, orada o planı yapana ‘Sen de çocuksun, senin de bir geleceğin olsun’ diyemiyorum, demek de istemiyorum. Benim çocuğum çocuk değil miydi? Benim çocuğum sağlıkçı olmak istiyordu, belki birçoğunuzu tedavi edecekti benim çocuğum. Şimdi, Atlas’ın telefonuna bakıyoruz, katilin telefonuna bakıyoruz; Atlas’ın telefonunda hep iyi şeyler, hep olması gerektiği, yaşının gerektirdiği şeyler, hatta yaşının gerektirdiğinden fazla iyi şeyler var. Katilin telefonuna bakıyoruz, elinde silah, tehdit, TikTok hesaplarında ‘Öyle de yaparız, böyle de yaparız’ şeklinde mesajlar var. Siz şimdi buna nasıl çocuk diyebilirsiniz" ifadelerini kullandı. "Emniyet güçleri ellerim kelepçeli bir şekilde beni alıyorlar. Neymiş, karşı taraf benden davacıymış" Ankara’nın Keçiören ilçesinde annesini ve kız kardeşini korumak isterken bıçaklanarak yaşamını yitiren 22 yaşındaki Hakan Çakır’ın Şahin Çakır yaşadıklarını ve duygularını anlattı. Çakır, "Bizim içimizin en çok yandığı kısım, büyük oğlum hastanede ölüm kalım savaşı verirken katil zanlılarının yaşları gereği bu SSÇ’ler emniyet güçlerinin elinden hastane kontrolünden kaçıyor gece. Bizler yoğun bakımdayız, onlar elinden kaçırıyorlar; bizim başımızda da emniyet güçleri bekliyor yaralıyken, onların başında beklemesi gerekirken onlarda hiçbir şey yok, ne ölü ne yaralı var, kimse yokken hastaneden kaçıyorlar. Ondan sonra, biz üç gün yattıktan sonra beni hastaneden alıyorlar benim ellerim kelepçeli bir şekilde. Neymiş? Karşı taraf benden davacıymış. Beni sanık olarak aldılar ellerim kelepçeli. Ben hastaneden çıkar çıkmaz. Oğlumun ölüm haberini alıyorum çıkarken, onu bile görmeden ellerim kelepçeli karakola gidiyorum, bir gün nezarette kalıyorum, o gece de nezarette kaldım. Ertesi gün savcılığa çıkıp bizi gönderdiler" dedi.
Ankara Bakan Uraloğlu: "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "5G’yi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleri, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımlarıyla 5G hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen törenle hizmete alındı. Törende konuşan Abdulkadir Uraloğlu, haberleşme ve bilişim sektörünün, bugünün en stratejik alanlarından biri olduğunu vurguladı. Bakan Uraloğlu, bilgi teknolojilerinin, yapay zekanın, siber güvenliğin ve yüksek hızlı bağlantının; ülkelerin ekonomik kalkınmasında, rekabet gücünde ve milli güvenliğinde hayati rol oynadığını dile getirdi. Uraloğlu, Türkiye olarak, son çeyrek asırda vizyoner Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde eşsiz altyapı hamleleri yaparak kararlı adımlar attıklarını kaydetti. Uraloğlu, bir ülkenin haberleşme sistemlerinin ne kadar kapsayıcı, hızlı ve dirençliyse; dijitalleşme kapasitesinin de o ölçüde yüksek olduğunu vurguladı. Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu noktada bizleri bir araya getiren 5. Nesil Mobil Haberleşme Hizmetleri, kısa adıyla ‘5G’, sadece bir teknoloji değil; ülkemizin ekonomisini, sanayisini, sağlığını, ulaşımını ve tarımını dönüştürecek bir çağın adıdır. 5G, yalnızca daha hızlı bir internet değil; aynı zamanda daha akıllı, daha güvenli ve daha verimli bir geleceğin anahtarıdır. Kullanmakta olduğumuz 4.5G’ye kıyasla 10 kat daha hızlı veri aktarımı, ultra düşük gecikme süreleri ve yoğun cihaz bağlantısı kapasitesiyle 5G, Türkiye’yi dijital dönüşümün merkezine taşıyacaktır." Uraloğlu, söz konusu teknolojiyle hayatın her alanını dönüştürecek yeni bir altyapı sunduklarını kaydederek "Ulaşımda tam otonom sürüş ve akıllı yol uygulamalarıyla yol güvenliği artacak, trafik daha verimli yönetilecek. Sanayide akıllı fabrikalar, otonom robotlar ve anlık veri analiziyle üretim süreçleri optimize edilecek. Akıllı şehirlerde enerji yönetiminden otopark sistemlerine kadar her alanda yenilikçi çözümler hayat bulacak" dedi. Uzak köylerdeki öğrencilerin, yüksek çözünürlüklü ve artırılmış gerçeklik destekli içeriklerle dünya standartlarında eğitime erişebileceğini de söyleyen Uraloğlu, 5G’nin ağ dilimleme teknolojisinin de özel sanal ağlar oluşturarak her sektöre özel çözümler sunacağına dikkati çekti. "5G’yi daha güçlü ve hazır bir altyapıyla başlatıyoruz" Uraloğlu, Türkiye’de 5G’ye geçiş sürecini, teknik hazırlıklar, regülasyonlar, yerli üretim politikaları ve pilot uygulamalarla çok aşamalı bir stratejiyle yürüttüklerini vurguladı. Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bu strateji kapsamında, 2019 yılından itibaren İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere çeşitli lokasyonlarda 5G teknolojisine yönelik deneme izinleri verdik. İstanbul Havalimanı, dört büyük futbol kulübünün stadyumları, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Çankaya Köşkü gibi sembol yerlerde, 5G hizmetlerinin sunulmasına izin verdik. Bu uzun soluklu hazırlık dönemi sayesinde bugün geldiğimiz noktada, 5G’yi daha güçlü ve hazır bir altyapıyla başlatıyoruz." Bakan Uraloğlu, Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom’un rekabetiyle 16 Ekim 2025’te gerçekleştirdikleri 5G yetkilendirme ihalesi neticesinde 3 milyar 534 milyon dolar gelir elde ettiklerini hatırlattı. "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" 5G yetkilendirme ihalesinde işletmecilere yıllara göre artan şekilde yüzde 60’a varan oranlarda yerli malı belgeli ürün ve yüzde 30’a varan oranlarda milli haberleşme ürünü kullanımı yükümlülüğü getirdiklerini de söyleyen Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "81 ilimizde başlayacak 5G hizmetleri, 31 Aralık 2042’ye kadar sürecek yetkilendirme dönemi boyunca bu yerli-milli ruhu taşıyacaktır. 5G’yi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız." Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Yüzyılı’nda "Dijital Türkiye" hedefiyle çizdiği yol haritasının, bugün somut bir zaferle taçlandığını dile getiren Uraloğlu, "Türkiye, bu teknolojik dönüşümde sadece bir tüketici değil; yazılımı ve donanımıyla oyun kurucu bir aktör olma yolunda kararlılıkla ilerlemektedir. Yüksek vizyonunuz, sadece bugünü değil, geleceğimizi aydınlatan bir meşale niteliğindedir. 5G altyapımız Türkiye’yi dijital çağın lider ülkeleri arasına taşıyacak bir köprü vazifesi görecektir. Ekonomimizi güçlendirecek, hizmet kalitemizi arttıracak ve vatandaşlarımızın iletişimine eşsiz katkılar sağlayacaktır" diye konuştu. Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bitlis Selçuklu Mezarlığı, 1915 Çanakkale Köprüsü, İstanbul Çamlıca Kulesi, Hatay İskenderun Limanı, Rize- Artvin Havalimanı ve Mardin’e 5G ile canlı bağlantı gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bağlantıların da ardından butona basarak 5G hizmetlerini tüm Türkiye’de devreye aldı.
Kastamonu Kastamonu Üniversitesi’nde 89 akademisyen cübbe giydi Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen törende 89 akademisyen cübbe giyerken, başarılı bulunan 95 akademisyen de ödüllendirildi. Kastamonu Üniversitesi tarafından 2025 yılında ataması yapılan ve akademik ünvanları yükseltilen öğretim üyeleri için tören düzenlendi. Merkez Kütüphane Sezai Karakoç Konferans Salonunda gerçekleştirilen törende, 2025 yılı içerisinde akademik başarılarıyla öne çıkan akademisyenlere de ödülleri takdim edildi. Törene, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ömer Küçük ve Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı’nın yanı sıra dekanlar, enstitü ve yüksekokul müdürleri ile çok sayıda akademisyen katıldı. "Ünvanda yükselen ve ödül alan arkadaşlarımızı gönülden tebrik ediyorum" Törende konuşan Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, "Atama ve yükseltilmesi yapılan ve akademik cübbe giyecek olan 21’i profesör, 30’u doçent ve 38’i doktor öğretim üyesi olmak üzere 89 arkadaşımızı ve başarılı çalışmaları ile ödüle hak kazanan 95 arkadaşımızı gönülden tebrik ediyorum. Çalışanı, iyi ve başarılı olanı, ilme katkı vereni, üniversitemizin, ilimizin, ülkemizin gelişmesi için gayret eden arkadaşlarımızı ödüllendirmek ve teşvik etmek önceliğimizdir. Biliyoruz ki başarılı çalışmalar desteklendikçe gelişmekte, yayılmakta, büyümekte ve elbette toplumun bütün kesimleri tarafından takdir görmektedir. Takdir edilen başarılı çalışmalar aslında yeni başarı hikayelerinin de mihmandarı olmaktadır" dedi. "Üniversitemiz saygın bir bilimsel duruş ve istikrarlı bir gelişim göstermiştir" 2006 yılında kurulan Kastamonu Üniversitesi’nin 20’inci yaşını kutladığını hatırlatan Rektör Topal, "Üniversitemiz bu süre zarfında kurumsallaşmasını üst düzeye taşımış, eğitim öğretimde, araştırma geliştirmede, kalite ve akreditasyon süreçlerinde, uluslararasılaşmada, bölgesel kalkınma ve ihtisaslaşmada, sosyal sorumluluk çalışmalarında ve fiziki yapılanmada önemli bir mesafe kat etmiştir. Üniversitemiz, henüz 20 yaşında genç bir üniversite olmasına rağmen, kısa sayılabilecek bir zaman diliminde güçlü bir akademik kimlik, saygın bir bilimsel duruş ve istikrarlı bir gelişim göstermiştir. Kuruluş yılımızı sadece tarihi bir başlangıç olarak değil, aynı zamanda bir iradenin, bir vizyonun ve daha yüksek hedeflerin bir miladı olarak görmekteyiz. Bugün geldiğimiz noktada akademik ve idari kadromuzun alın teri, fikri, emeği, mesuliyet ve aidiyet duygusu bulunmaktadır. Emek ve gayretleri için tüm mensuplarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu. "30’a yakın program akredite oldu" YÖK 2030 Eylem Planı çerçevesinde dijitalleşme ve veri analitiğinin önemine değinen Rektör Topal, "Bu noktada dijitalleşme, yalnızca bir araç değil, aynı zamanda kalite anlayışını yeniden tanımlayan güçlü bir dönüşüm alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Üniversitemizde kaliteyi merkeze alan çalışmaların neticelerini kısa sürede 30’a yakın programımızın akredite olması ile gördüğümüzü memnuniyetle ifade etmek isterim. Bizler biliyoruz ki akreditasyon ve kalite çalışmaları, üniversitemizin sadece bugünkü performansını değil, gelecekteki saygınlığını ve tercih edilebilirliğini de belirleyen temel alanlardan birisi olacaktır. Dolayısıyla bu çalışmaların sürdürülebilirliği büyük ehemmiyet arz etmektedir. Kalite ve akreditasyon çalışmalarını kurumsal yapımızın ayrılmaz parçası haline getirmek zorundayız" şeklinde konuştu. "Gerek ÜNİDES gerekse sosyal sorumluluk projelerinde üniversitemiz saygın bir yere sahip" Kastamonu Üniversitesi’nin bilgi üreten bir kurum olmanın ötesine geçtiğini vurgulayan Topal, "Topluma hizmet anlayışı, asli varlık sebeplerimizden biridir. Bizler insan hayatına dokunan, problem çözen, rehberlik eden ve toplumun değerlerini koruyan ve gelişimi destekleyen çalışmalar yapmakla mükellefiz. Akademik yetkinliğin, toplumun değerleri ile birleşmediği bir yerde kalıcı etki bırakmanın mümkün olmadığını biliyoruz. Bundan dolayı sosyal sorumluluk projelerini üniversitemizin yalnızca dışa dönük faaliyetleri olarak değil, aynı zamanda değerler eğitimimizin ve insan merkezli bakışımızın bir yansıması olarak görüyoruz. Gençlerimize rol model olan, bilimsel birikimini sosyal faydaya dönüştüren, dezavantajlı gruplara, çevreye, kültüre ve insana karşı sorumluluk duyan her bir akademisyenimiz, üniversitemizin ahlaki ve entelektüel seviyesini yükseltmektedir. Bu sebeple üniversitemizin yürüttüğü topluma hizmet faaliyetleri ve sosyal sorumluluk çalışmalarının kıymeti izahtan varestedir" şeklinde konuştu. Programda profesör, doçent ve doktor öğretim üyesi kadrolarına atanan toplam 89 akademisyene cübbeleri takdim edildi. Teşvik puanları, SCI indeksli yayınlar, TÜBİTAK ve TÜSEB destekli projeler, patent ve faydalı model çalışmaları, TEKNOFEST ve benzeri yarışmalarda başarılı olan 95 akademisyen de ödüllendirildi.