GENEL - 25 Nisan 2012 Çarşamba 12:18

ANAYASA MAHKEMESİ`NİN 50. YIL DÖNÜMÜ SEMPOZYUMU

A
A
A
ANAYASA MAHKEMESİ`NİN 50. YIL DÖNÜMÜ SEMPOZYUMU

Anayasa Mahkemesi 50. Kuruluş Yıl Dönümü Sempozyumu`nda konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, son dönemlerdeki darbelere gönderme yaparak, "Demokrasinin kendine yapılmış müdahalelerin hesabını er veya geç sormaktan çekinmediğini yakın tarihteki olaylar bize göstermiştir" dedi.
Anayasa Mahkemesi`nin 50. Kuruluş Yıl Dönümü Sempozyumu ile yeni üyelerin andiçme töreni, ATO Congresium`da yoğun bir katılımla başladı. Devletin zirvesini ağırlayan ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç`ın ev sahipliğinde gerçekleşen sempozyuma Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Anayasa Mahkemesi üyeleri ve hukukçular katıldı. Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi Başkanı Nicolas Bratza`nın yanı sıra Ürdün Başbakanı, Venedik Komisyonu Başkanı ve Afrika Anayasa Yargısı Konferansı Başkanı ve birçok yabancı davetli katıldı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu`nun Bosna programı dolayısıyla katılamadığı programda Kılıçdaroğlu`nun yerine Akif Hamzaçebi yer aldı. Ayrıca BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da sempozyuma katılan davetliler arasında yer aldı.
İstiklal Marşı`nın okunmasının ardından TRT tarafından hazırlanan "Anayasa Mahkemesi`nin 50. Yıl Dönümü" konulu sinevizyon gösterisi ekrana yansıtıldı. Sinevizyon gösterisinin ardından ise Anayasa Mahkemesi`ne seçilen yeni üyelerin and içme töreni gerçekleştirildi. Yeni üyeler, Muammer Topal ve Zühtü Arslan`ın and içme töreninin ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç yeni üyelere kisvelerini giydirdi.
Törende bir konuşma yapan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, mahkemenin 50 yıllık çalışmasının bilançosunu çıkartarak bunların değerlendirmesini yapmanın kendilerine düşmediğini belirterek, "Siyaset bilimcileri, değerli hukukçular ve ilgili olan herkes mahkemenin 50 yıllık tarihini yargılayarak olumlu ya da olumsuz nerede durduğumuzun tespitini yapacak, geleceği aydınlatma adına bizlere ışık ve yön verecektir" dedi. Mahkemenin verdiği kararların herkesi aynı şekilde memnun etmesinin beklenemeyeceğini
belirten Kılıç, "Bu süreçte mahkemeler verdiği kararları alkışlayanlar ile acımasızca eleştirenlerin tepkisiyle karşı karşıyadır" diye konuştu.
"ANAYASA MAHKEMELERİ, SİYASİ AKTÖRLER ARASINDA HAKEMLİK FONKSİYONUNU YERİNE GETİRİR"
Haşim Kılıç, "Anayasa Mahkemeleri; Anayasal çizgiyi esas almak suretiyle siyasi aktörler arasında hakemlik fonksiyonunu yerine getirirken, taraflara lojistik destek sağlayan bir kurum olamayacağı gibi, milletin iradesini temsil edenlere çelme takma yeri olarak da kullanılamaz. Bazılarının mutluluğunu arttırmak için başkalarının özgürlüklerinin özünü zedelemek gibi bir yanlışlığa da izin verilemez" dedi. Anayasa Mahkemesi`ne yapılacak olan bireysel başvuralar hakkında da açıklamalar yapan Kılıç, şunları
söyledi:
"12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumda kabul edilen Anayasa değişiklikleriyle Anayasa Mahkemesi`nin yapısında ve görev alanında önemli değişiklikler yapılmıştır. Anayasa`nın 148. maddesine göre Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi`nde belirlenen temel hak ve özgürlüklere denk düşen anayasamızdaki temel hak ve özgürlüklerin, bir kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla bireyler, Anayasa Mahkemesi`ne başvurabileceklerdir. Bu şikayetleri incelemek ve sonuçlandırmak üzere mahkeme bünyesinde iki bölüm
oluşturulmuş ve bölümlerin 23 Eylül 2012 tarihinden itibaren başvuruları kabul etmeye başlayacağı kurala bağlanmıştır. Hak ihlaline uğrayanların umut ve beklentilerini arttıran, bu olağanüstü kanun yolunun işlerlik kazanması için hazırlıklarımız hızla devam etmektedir."
"Türk Yargı sisteminde yıllardır oluşmuş tıkanıklar giderilmedikçe, adil yargılanma konusunda bireysel başvuru yolunun başarı şansının oldukça düşük olduğunu üzülerek belirtmek zorundayım" diyen Kılıç, siyasi önderlerin savaş dilini kullanmamaları gerektiğine dikkat çekerek, "Siyasi önderler ve gücü elinde tutanlar savaş dilini değil, barış dilini tercih ederek kalplerin yumuşamasına katkı sunmalıdır. Zira gücü elinde tutanlar, sevgi ve merhamet duygularını içinde barındıran `ana yürekli` olmaya
herkesten daha çok zorunludurlar" şeklinde konuştu.
DARBE SORUŞTURMALARINA GÖNDERME
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, son dönemlerde gündemde olan darbe soruşturmalarına da gönderme yaptı. Darbeci zihniyetin er ya da geç hesap verdiğine dikkat çeken Kılıç, "Sonuçta demokrasinin kendine yapılmış müdahalelerin hesabını er veya geç sormaktan çekinmediğini yakın tarihteki olaylar bize göstermiştir" dedi.
Kılıç, konuşmasını ise sözde Ermeni Soykırımı`nı inkar edenlerle ilgili ceza getiren yasayı iptal eden Fransız Anayasa Konseyi`ne teşekkür ederek bitirdi. Kılıç, "Yeri gelmişken geciken bir teşekkür borcumuzu burada ödemek istiyorum. Tarihte kalmış olayların kin ve nefretini günümüze taşıyarak, ülkeler arasında yeni sorunlar doğuracak bir yasayı, verdiği kararla ortadan kaldıran Fransız Anayasa Konseyi`nin insanlık onuruna bağlılığını ve katkısını şükranla anıyor, imza atanları yürekten kutluyorum" diye
konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Uzmanlardan sanayiciye ‘eksik sigorta’ uyarısı Eksik sigorta için sanayicileri uyaran uzmanlar, hasar gerçekleşene kadar kendini belli etmeyen bir risk olduğunu belirtiyor. Sorunun çoğu zaman sigortanın olmaması değil, yanlış bedelle yapılmış olmasına dikkat çekiyor. 2026 yılının ilk ayı geride bırakılırken sigorta sektörü ve sanayi tesisleri mercek altına alındığında özellikle bir konunun güncelliğini koruduğu görülüyor. Doğan Sigorta ve Reasürans Brokerliği Yönetim Kurulu Başkanı Selcen Doğan Gür, Türkiye’de sanayicilerin uzun süredir genel anlamda finansmana erişim, artan maliyetler ve belirsizliklerle boğuştuğunu ifade ederken, bu başlıkların gölgesinde kalan ve çoğu zaman hasar yaşandığında fark edilen bir riskin de ‘eksik sigorta’ olduğunu söyledi. Sorunun çoğu zaman sigortanın olmaması değil, yanlış bedelle yapılmış olmasını belirten Gür, "Son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon, sanayi tesislerinin gerçek değerlerini çok hızlı biçimde yukarı taşıdı. Buna karşın pek çok işletmede sigorta bedelleri yıllardır güncellenmiyor. Makine parkları büyüyor, bina maliyetleri artıyor, yeniden yapım süreleri uzuyor, ancak poliçedeki teminat bedeli aynı kalıyor. Bu durum hasar anında sanayiciyi şu gerçekle karşı karşıya bırakıyor. Sigorta şirketleri zararın tamamını değil, sigortalanan oran kadarını ödüyor" dedi. Gür, eksik sigortayı örnekle şöyle açıkladı: "Tesisin değeri 100 birimken 60 birim üzerinden sigortalanmışsa, hasarın yalnızca yüzde 60’ı karşılanıyor. Kalan kısım doğrudan işletmenin bilançosuna yazılıyor." Eksik sigortanın en tehlikeli tarafının, yalnızca büyük felaketlerde değil, kısmi hasarlarda da devreye girmesi olduğunu vurgulayan Gür, yangın veya depremin tüm tesisi yok etmesinin gerekmediğini, bir üretim hattının zarar görmesinin bile, ‘eksik sigorta’ halinde, beklenenden çok daha düşük ödeme anlamına geldiğini ifade etti. Bu nedenle ‘eksik sigorta’ çoğu zaman ancak hasar dosyası açıldığı zaman sanayici tarafından fark edilebiliyor. Hasar gerçekleşene kadar kendini belli etmeyen bir risk olan ‘eksik sigorta’ konusunda sanayicileri uyaran Gür, ‘eksik sigortanın’ bu denli yaygın olmasının temel nedenlerini şöyle açıkladı: ’’Teminat bedellerinin yıllık olarak güncellenmemesi, rayiç bedel ile ikame bedel farkının yeterince bilinmemesi, poliçelerin yalnızca fiyat odaklı yenilenmesi ve risk analizinin sahada yapılmaması.’’ ’’En büyük risk yalnızca fiziki hasar değil, üretimin durması’’ Günümüzde sanayi işletmeleri için en büyük riskin yalnızca fiziki hasar değil, üretimin durması olduğunu kaydeden Gür, makine onarımının haftalar, bazen aylar sürebildiğini, bu süreçte kaybolan cironun, iptal edilen siparişlerin, bozulan müşteri ilişkilerinin çoğu zaman hasarın kendisinden daha büyük zarara yol açtığına işaret etti. Eksik sigortayla düzenlenmiş poliçelerde, iş durması teminatlarında da tazminat aynı oranda eksik ödeniyor. Yani yalnızca bina ve makinede değil, kâr kaybında da eksik tazminat alınıyor. Sigortanın yalnızca bir satın alma işlemi olmadığını belirten Gür, brokerlik hizmetinin de yalnızca poliçe temini değil, sanayicinin karşı karşıya olduğu riskleri önceden görme ve olası bir hasarda bilanço dengesini koruyacak yapıyı kurma anlamına geldiğinin altını çizerek, "Doğru bedelin belirlenmesi, doğru teminat setinin kurulması ve işletmenin risk profilinin bütüncül değerlendirilmesiyle mümkündür. Çünkü sigorta, hasardan sonra değil; hasar olmadan önce doğru kurgulanırsa anlam kazanır" dedi.