GENEL - 26 Nisan 2012 Perşembe 10:28

ÖMER FARUK SORAK, TED KOLEJİ ÖОRENCİLERİYLE BİR ARAYA GELDİ

A
A
A
ÖMER FARUK SORAK, TED KOLEJİ ÖОRENCİLERİYLE BİR ARAYA GELDİ

Vizontele, Sınav, G.O.R.A. ve Aşk Tesadüfleri Sever filmleri gibi başarılı projelere imza atan yönetmen Ömer Faruk Sorak, TED Koleji öğrencileri ile bir araya geldi.
Vizontele, Sınav, G.O.R.A. ve Aşk Tesadüfleri Sever adlı filmler gibi başarılı projelere imza atan yönetmen Ömer Faruk Sorak, TED Ankara Koleji Vakfı Özel Lisesi öğrencileriyle "İletişim ve Sinema" üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi. TED Ankara Koleji lise öğrencisi Ataberk Kaya`nın organizasyonuyla İncek Kampüsü idari bina konferans salonunda düzenlenen söyleşinin öncesinde Aşk Tesadüfleri Sever filminde seslendirdiği "Kafes" adlı şarkısıyla tanınan, TED Ankara Koleji 2011 mezunu Mert Çetinkaya ve Hayal
Bekçisi grubu da sahne alarak kendilerine ait iki parçayı seslendirdiler.
Ömer Faruk Sorak, hayat öyküsünü anlatan kısa filmin ardından, gençlerin alkışları eşliğinde kürsüde yerini aldı. Ankara`da büyüdüğünü söyleyen Sorak, "TED`de okumuş olmayı çok isterdim. Kurtuluş Lisesi mezunuyum. Okul maçlarında çok sık TED Ankara Koleji ile mücadele ederdik. Okulunuz öğrencileriyle o dönemden devam eden arkadaşlıklarım var. 1931 yılında eğitim serüvenine başlayan TED Ankara Koleji`nin eğitim programı, Türk eğitim sistemine uygulanmalıydı bence. 4 yaşında bir kızım var. İstanbul`da
yaşıyorum ve Türkiye`de uygulanmaya başlanacak olan yeni eğitim sistemi nedeniyle işi gücü bırakıp kızımın TED Ankara Koleji`nde okuması için Ankara`ya yerleşesesim var" dedi.
Söyleşi süresince lise öğrencileri Can Cicioğlu ve Talya Aka, Ömer Faruk Sorak`a meslek hayatı, filmleri ve yeni projeleriyle ilgili sorular yöneltti. "Ankara`da doğup büyümüş olmanız kariyerinizde ne gibi bir rol oynadı?" sorusuna Sorak, "Ankara hep öğrenci, memur ve kültürlü insanların yaşadığı bir yer olarak tanımlanır. İstanbul gibi denizi olmayan bir şehir olduğu için insanlar daha çok sinemaya, tiyatroya giderler, kendilerini eğitmeye dönük çaba içindedirler. Ankara benim çocukluğumun geçtiği yer.
Kurtuluş`tan Çankaya`ya güvenle dolaşabildiğim bir çocukluk geçirdim. Benim için Ankara saflığın, temizliğin simgesi. İstanbul`da ne böyle insan ilişkileri ne de böyle bir semt bulabilirsiniz. Bir dönem TRT`de çalıştım. Bu sektöre ait her şeyi bana Ankara vermişken, Ankara`ya gereken değeri bir filmin içinde de vermeye özen gösterdim. Bu nedenle Aşk Tesadüfleri Sever filmini Ankara`da çektim" yanıtını verdi.
"Küçüklüğünüzden itibaren bu sektöre ilginiz var mıydı?" sorusu üzerine ünlü yönetmen, "Bizim mahallemizde fotoğrafçı Cumali ağabeyimiz vardı. Yazları onun yanında çıraklık yaptım. Karanlık oda bana büyülü gibi gelirdi. Oradaki heyecan içimde yer etti. Babamın verdiği fotoğraf makinasıyla kendimce küçük fotoromanlar çekerdim o yaşlarda. Sonra yazlık bir sinema vardı mahallemizde, her hafta yeni filmler gelirdi, film rulolarını biz taşırdık içeriye. Daha o yaşlardan ilgim vardı. Sonra Ankara Üniversitesi
İletişim Fakültesi`ni bu bilinçle isteyerek yazdığımı hatırlıyorum" dedi.
Gençlerin "TRT ile kariyerinize başladınız. TRT size ne kattı?" şeklindeki sorusuna Sorak, "TRT benim girdiğim dönemde çok ciddi teknolojik atılımlar içindeydi. Çok fazla araç gereci öğrenme fırsatım oldu. Türkiye`nin her yöresini üçer beşer kere dolaştım. Gittiğim yerlerde büyük dostluklar kurma imkanı verdi. Şimdi iktidar her değiştiğinde yeniden şekillenen bir hale geldi TRT, ama o dönemler daha özerk bir durumdaydı. Mesleğimde neyi başardıysam, bunda TRT`nin rolü büyüktür" karşılığını verdi.
"Vizontele ile başladınız maceranıza, neredeyse hep aynı kadroyla devam ettiniz. Bunun belirli bir sebebi var mı?" yönündeki soru üzerine Ömer Faruk Sorak, "Bir projede çalışırken dostluklar kuruyorsunuz, paylaşımlarınız oluyor. Birbirinizi iyi anladığınız ve iyi anlaştığınız bir teknik kadro ve oyuncu kadrosu bulunca çıtayı birlikte yükseltmek istiyorsunuz. Sebebi bu" dedi.
"Los Angeles`ta +90 isimli bir yapım şirketi kurduğunuzu duyduk. Bu konuda bizi aydınlatır mısınız?" diye soran gençlere Sorak, "Oğlum babasının izinden gitmek için sinema okumak istedi ve ABD`ye gitti. Green Card aldı. Bunun için zorunlu olarak bir işi olacaktı, biz de bu sektördeki genç potansiyeli gördük ve bunu değerlendirmek üzere orada kendi şirketimizi kurduk. Amerika`da "Türküm" dediğinizde "Film sektöründe misiniz, doktor musunuz?" diye soruyorlar. Türk algısı orada kalifiye eleman ve yaptığı
işi iyi yapan insanlar olarak yerleşmiş durumda. Amerikan projelerini Türkiye`ye getirebilir, Türkiye`de çekebiliriz, diye düşündük. Bu amaçla yola çıktık" cevabını verdi.
"Dizi sektörüne girmeyi düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine Sorak, "Çalışma şartlarının gayri insani olmasından tutun da haftada 90 dakikalık bölüm çekmek bana çok sıcak gelmiyor. Ne zaman bu düzen değişir, Amerika, Avrupa`daki gibi 25-40 dk.lık diziler çekilir, o zaman düşünürüm" dedi.
"Gençlere söylemek istediğiniz son birşey var mı?" şeklindeki soru üzerine Sorak, şunları söyledi:
"Sizlerin neler hayal ettiği beni çok ilgilendiriyor. Bu okul hepiniz için hakikaten bir şans. Türkiye, Avrupa ve hatta dünya standardının üstünde bir okulunuz var. Hayata üç adım önde başlıyorsunuz. Ne iş yapıyor olursanız olun, ülke insanıyla empati kurmanız, artılarınızı başka bir insana daha katabilmeniz çok önemli. Bu ülkede böyle bir eğitim sistemi içinden geçen gençlerin, geçemeyenlere vereceği artılar var."
Ünlü yönetmen daha sonra salonda dinleyici olarak bulunan öğrencilerin merak ettikleri soruları yanıtladı. Söyleşinin sonunda öğrenciler tarafından Ömer Faruk Sorak`a günün anısına Atatürk`ün nüfus cüzdanının çerçeve içinde bir örneği hediye edildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Armutçuk maden ocağı için karar çıktı, üretim yeniden başlıyor Zonguldak’ta Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Armutçuk Müessese Müdürlüğü’ne bağlı maden ocağında üretimin durdurulması kararına karşı açılan davada mahkeme, madenin yeniden açılmasına hükmetti. Karadeniz Ereğli 1. İş Mahkemesi, bilirkişi raporları doğrultusunda üretimin önünde bir engel kalmadığına karar verdi. Karadeniz Ereğli 1. İş Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına; TTK Armutçuk Müessese Müdürü Tuğrul Toprakçı, Sendika Şube Başkanı Şanver Turan, sendika yöneticileri ve tarafların avukatları katıldı. Yeni rapor talebi reddedildi Duruşmada, müessese bünyesindeki teknik durumu inceleyen iki ayrı bilirkişi raporu değerlendirildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı avukatlarının yeni bir bilirkişi raporu alınması yönündeki talebi, mahkeme başkanı tarafından kabul görmeyerek reddedildi. Maden ocağında üretim hazırlığı Hakim, sunulan son raporun madende üretimin devam edebileceği yönündeki görüşünü esas alarak, durdurma kararının iptaline hükmetti. Adli prosedürlerin ve resmi işlemlerin tamamlanmasının ardından, Armutçuk’taki maden ocağında üretimin kısa süre içinde yeniden başlayacağı öğrenildi. Kozlu, Üzülmez ve Karadon için süreç sürüyor Diğer yandan, Bakanlık müfettişlerinin denetimleri sonrası benzer şekilde üretim durdurma kararı verilen Karadon, Kozlu ve Üzülmez müesseselerine dair hukuki süreç ise devam ediyor. Zonguldak İş Mahkemesi’nde açılan iptal davalarının sonuçlanması bekleniyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişleri; TTK’ya bağlı Karadon, Kozlu, Üzülmez ve Armutçuk işletmelerinde yaptıkları denetimlerde bazı eksiklikler tespit etmiş, bu eksiklikler üzerine hazırlanan iş durdurma raporu Valiliğe sunulmuş ve uygulamaya konulmuştu. TTK yönetimi ise söz konusu kararın kaldırılması ve üretimin sürmesi için yargı yoluna başvurmuştu.
Kocaeli "Kapalı omurga cerrahisi ile felç riski yok denecek kadar azaltılabiliyor" Dünyada yaygınlaşan tam kapalı omurga cerrahisinin bel fıtığı ve dar kanal ameliyatlarında daha az ağrı ile düşük enfeksiyon riski sağladığı belirtiliyor. Uzmanlar, gelişen cerrahi teknikler sayesinde omurga ameliyatlarında felç kalma riskinin açık ve kapalı yöntemlerde yok denecek kadar az seviyelere indiğini ifade ediyor. Tam kapalı omurga cerrahisi, dünyada ve Türkiye’de son yıllarda giderek yaygınlaşan cerrahi teknikler arasında yer alıyor. Bel fıtığı ve dar kanal ameliyatlarında tercih edilmeye başlanan yöntem, daha az ağrı ile uyanma, kısa hastanede kalış süresi ve düşük enfeksiyon riski gibi avantajlar sunuyor. Ortopedi ve Travmatoloji Op. Dr. Cem Sever, VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Skolyoz ve Omurga Cerrahi Merkezi’nde özellikle uygun hasta seçimi yapıldığında kapalı omurga cerrahisi ile yüz güldüren sonuçlar alınabildiğini söyledi. Omurga ameliyatlarında en büyük risklerden biri olarak görülen felç kalma ihtimaline de değinen Op. Dr. Sever, gelişen cerrahi teknikler ve alınan önlemler sayesinde bu riskin açık ve kapalı yöntemlerde yok denecek kadar az seviyelere indiğini ifade etti. Op. Dr. Sever, endoskopik cerrahi yaklaşımın kas ve kemik dokuda daha az hasar oluşturduğunu, bu nedenle hastaların ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecinin daha hızlı ilerleyebildiğini de belirtti. "Son 10 yılda dünyada çok popüler olan cerrahi teknik" Son 10 yılda dünyada tam kapalı omurga cerrahisi ameliyatlarının çok popüler olduğunu söyleyen Cem Sever, "Hastalarımızın bize en çok sorduğu soruların başında omurga ameliyatlarının kapalı yöntemlerle yapılıp yapılamadığı geliyor. Bazı omurga ameliyatları kapalı yöntemle yapılabiliyor. Bunların başında da özellikle disk cerrahisinde, özellikle lomber disk cerrahisinde, yani bel bölgesindeki bel fıtıklarının uygun olan hastalarda kapalı yöntemlerle bu ameliyatlar gerçekleştirilebiliyor. Özellikle dünyada ve ülkemizde bu yöntemler son 10 yılda popüler hale gelmeye başlandı. Bu teknikler hastalar için birçok avantaja sahip" diye konuştu. "Klasik yöntemde mikroskop altında çalışıyoruz" Klasik olarak bel fıtığı cerrahisinde en çok uygulanılan yöntemin mikroskopik cerrahi olduğunu belirten Sever, "Mikroskop altında küçük insizyonlar kullanarak, belli kas kitlelerinin içerisinden geçerek fıtığı dışarı çıkartıyoruz. Bu teknikte değişen ne oldu? Artık çok daha az, hemen hemen hiç bir kas hasarı vermeden, çok az kemik dokuya zarar vererek, tamamıyla anatomik dokular arasından fıtığa ulaşıp fıtığı çıkartıyoruz" şeklinde konuştu. "Daha az ağrı, daha kısa hastane süresi" Kapalı omurga cerrahisinin avantajlarını anlatan Sever, "Operasyondan sonra hasta daha az ağrı ile uyanıyor. Ameliyat sonrası dönemde rehabilitasyonu çok daha hızlı gerçekleşebiliyor. Hastane kalış süresi çok daha kısa sürebiliyor. Bunun gibi birçok avantajlara sahip. Ameliyat süresi açık ameliyatla aynı. Ortalama 45 dakika- 1 saat arasında bu ameliyatlar gerçekleştirilebiliyor. Teknik olarak farklı olan, biz hiçbir büyük cerrahi iz yapmadan, sadece çok küçük aletlerin girebileceği kadar yerlerden bu ameliyatı gerçekleştiriyoruz. Çok daha az miktarda kanama oluyor. Dokulara daha az hasar veriyorsunuz. Bunun gibi birçok avantajı var. Her ameliyatın riski vardır ama çok küçük bir yara yerinden yaptığımız için diğer teknikle karşılaştığınızda enfeksiyon riski çok daha düşük oluyor. Bu teknikte sulu bir ortamda çalışıyorsunuz. Yani, yaranın içerisine siz dışarıdan su veriyorsunuz. Bu nedenle, enfeksiyon riski hemen hemen hiç yok denilebilir" ifadelerini kullandı. "Kameraya vasıtasıyla daha küçük insizyonlardan girilerek hedef kitleye ulaşıyoruz" Fıtığı çıkartmak için belli anatomik bölgeler arasından girip disk bölgesine ulaşılması gerektiğini ifade eden Sever, "Disk bölgesine ulaştıktan sonra yırtılmış olan fıtıklaşmış kitleyi dışarı çıkartıyorsunuz. Bunun için belli başlı teknikler var. Dünyada hala en çok kullanılan teknik mikroskop altında yapılan tekniktir. Benim bahsettiğim teknik ise endoskopik teknik. Yani kamera vasıtasıyla daha küçük insizyonlardan (cerrahi kesiklerden) girilerek sadece hedef kitleye ulaşıp oradan bu işlemi gerçekleştirme üzerine gerçekleşiyor" dedi. "Türkiye’de yeni yaygınlaşmaya başladı" Endoskopik tekniğin Türkiye’de yeni yaygınlaşmaya başladığını söyleyen Operatör Doktor Sever, "Dünyada en çok tekniği uygulayan ülke Güney Kore ve Japonya’dır. İlk kez orada bu tekniklerle ilgili adımlar atıldı. Bizim ülkemizde de son 10 yılda giderek artan sayıda bu yöntemle uğraşan meslektaşım var. Ancak Türkiye geneline baktığınız zaman bu ameliyatı yapabilen toplam merkez sayısı 10’u geçmez" diye konuştu. "Sadece fıtık değil, dar kanal da yapılabiliyor" Dar kanal ameliyatlarının da bu yöntemle yapıldığını söyleyen Cem Sever, "Eski teknikte dar kanalı yapabilmek için açık ameliyatı tercih etmek; vida koymak zorunda kalıyordunuz. Ama bu teknikle doğru hasta tercihinde bütün işlemi kapalı olarak gerçekleştirebiliyorsunuz ve anatomik dokulara hemen hemen hiç zarar vermiyorsunuz. Böylece hastanın şikayetlerinin yüzde 90’ını geçirmesini sağlamış oluyorsunuz. Omurga ameliyatlarındaki büyük risk felç kalmaktır. Ama artık yeni gelişen teknikler ve aldığımız önlemlerle felç kalma riski yok denecek kadar azdır. Bu durum açık ve kapalı ameliyatlarda geçerlidir" şeklinde konuştu.
İstanbul Fenerbahçe’de 36 yıllık amatör balıkçı geleneği tahliye tehlikesiyle karşı karşıya İstanbul’un köklü kıyı kültürlerinden biri olan Fenerbahçe’deki amatör balıkçı geleneği, marina sahasında yaşanan yeni süreçle birlikte tartışma konusu oldu. Marina alanının 5 Şubat 2025’te ihale edilip 11 Şubat 2025’te yeni işletmeye devredilmesinin ardından, bölgede uzun yıllardır faaliyet gösteren amatör balıkçı teknelerine yönelik tahliye süreci başlatıldı. Aradan geçen yaklaşık bir yıllık dönemde herhangi bir resmi bildirim yapılmadığını belirten balıkçılar, Şubat ayı içerisinde önce elektriklerin kesildiğini, ardından da marinayı terk etmeleri yönünde tebligat aldıklarını ifade ediyor. Marina sahasında çoğunluğu amatör balıkçılara ait 44 teknenin bulunduğu, bazı üyelerin ise teknelerinde yaşadığı belirtiliyor. Elektrik kesintisi nedeniyle ısınma, hijyen ve sintine pompalarının çalışmaması gibi nedenlerle batma riski yaşandığı öne sürülüyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Fenerbahçe Emekli ve Amatör Balıkçılar Dayanışma Derneği Başkanı Metin Yalvaç, 36 yıldır sürdürülen geleneğin sona erdirilmek istendiğini savundu. Yalvaç, marinanın 5 Şubat 2025’te ihale edildiğini ve 11 Şubat 2025’te ihaleyi alan firmanın teslim aldığını hatırlattı. Yalvaç, "Fenerbahçe’deki bu köklü balıkçı geleneği 36 yıldan beri yaşatılıyor ve istiyoruz ki yaşatılmaya devam etsin. Bugüne kadar elde ettiğimiz müktesep hakkın elimizden gitmesini asla kabul etmiyoruz. Marinanın yeni sürecinin ihaleyi alan firma tarafından rant açısından uygun şekilde kullanılmasına saygı duyuyoruz. Ancak bütün vatandaşlık görevlerini yerine getiren bir derneğin, marina yeniden şekilleniyor diye buradan yok edilmesini kabul etmiyoruz" dedi. Tebligat sürecine de değinen Yalvaç, elektriğin resmi bildirimden önce kesildiğini belirten Yalvaç, "Bizim şu anda dışardaki teknelerle birlikte 44 teknemiz var. Bu 44 teknemizin tamamı mağdur edildiler çünkü biz Tuzla’da lodoslarda batan tekneler gördük; bunlar milli servetti ve parçalandılar. Bu insanların teknelerini oralarda barındırmalarının yegane sebebi marina ücretleridir. Marina ücret ödeyemeyen insanların tekneleri battı. Dolayısıyla biz bu 44 tekneyi Fenerbahçe’den başka bir yere götürmeyi düşünmüyoruz. İstiyoruz ki marinanın yeniden yapılanma sürecinde çalışmaları aksatmadan ve onlara herhangi bir zorluk çıkarmadan teknelerimizi uygun bir yerde barındıralım. İstiyoruz ki çalışmalar bittikten sonra yine marina içerisinde kalmak kaydıyla, onların uygun gördüğü ve bizim de kabul edeceğimiz bir alanda bu amatör faaliyetlerimizi devam ettirelim. Şu anda mağdur 44 tekne var, gidecek yerleri yok, limanda elektrik yok ve teknelerin ciddi bir batma riski var. Bir an önce bu mağduriyetin giderilmesini istiyoruz" diye konuştu. Derneğin Yönetim Kurulu Üyesi Yücel Yorulmaz ise 44 teknenin yalnızca amatör faaliyet yürüttüğünü belirterek, afet durumlarına ilişkin hazırlıklarını değindi. Yorulmaz, "Burada yaklaşık 44 teknemiz var. Bazı arkadaşlarımızın gidecek yeri yok. Biz sadece kendi içimize kapalı bir yapı değiliz. Pandemi öncesinde aldığımız bir genel kurul kararıyla, afet anlarında teknelerimizin kullanılmasına yönelik projeyi Kadıköy Belediyesi’ne iletmiştik. Olası bir afet durumunda denizden destek verebilecek bir gücü" ifadelerine yer verdi. Dernek üyeleri, marina yönetiminden müktesep haklarının tanınmasını ve yeniden yapılanma sürecinde uygun bir alan tahsis edilerek Fenerbahçe’deki amatör balıkçılık geleneğinin devam etmesini talep ediyor.
Yalova "Ayetlerle Büyüyen Çocuk" kitabıyla yeni nesilleri ayetlerle tanıştırıyor Cemile Şık’ın kaleme aldığı ve resimlerini çizdiği "Ayetlerle Büyüyen Çocuk" kitabı, Kur’an-ı Kerim’den seçilen 50 ayeti çocukların ilgisini çekecek bir dille okuyucularıyla buluşturdu. Yazar, 13 önce kurduğu hayali bin 68 saatlik resim çizimi çalışmasıyla tamamladı. "Ayetlerle Büyüyen Çocuk" kitabının yazarı ve illüstratörü Cemile Şık, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı çocuklara yönelik ayet anlatım kitabını okuyucularla buluşturdu. Yalova Üniversitesi İslami İlimler mezunu olan ve halen İstanbul Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimine devam eden Şık, projenin yaklaşık 13 yıl önce ortaya çıktığını söyledi. Şık, kitabın ortaya çıkış sürecini şöyle anlattı: "Bu kitap fikri yaklaşık 13 yıl kadar önce aklıma gelmişti. O dönem okuduğum bir tefsir kitabından çok etkilenmiştim. Fakat çocuklar için yeterli değildi. Daha iyisini yapabiliriz diye düşünüyordum. Sonrasında bu konuyla ilgili çok araştırma yaptım. Hatta pek çok yayıncıya bunu nasıl yapabiliriz diye tekliflerde bulundum. Fakat yapamadık, bir şekilde olamayacağını söylemişlerdi." Yurt dışı gezisinde gördüğü çocuk kitaplarının projeyi yeniden gündeme getirdiğini ifade eden Şık, Türkiye’ye döndükten sonra yayıncı firma ile iletişime geçtiğini belirtti. Kitap hazırlık sürecinin ilk olarak içerikteki resimlerin tasarlanmasıyla başladığını belirten Şık, daha sonra ise yazıların hazırlandığını kaydetti. Amaç: "Çocukların Allah’ın kelamıyla çocuk diliyle tanışması" Şık, çalışmanın temel amacının çocukların Allah’ın kelamıyla yetişkin dili yerine çocuk diliyle karşılaşmasını sağlamak olduğunu vurgulayarak "Şu anda var olan tefsirler sadece yetişkinlere yönelik. Hem çok kapsamlı hem de dili çok ağır. Meallerde de anlamlar sıkıştırılmış ve çocukların anlayabileceği şekilde değil. Çocukların Allah’ın kelamını en doğru, en basit, anlamdan sapmadan en sade şekilde anlatmanın yolunu bulmaya çalıştık" ifadelerini kullandı. "Klasik tefsir anlayışından farklı" Kitabın kapsamını belirlerken zorlandıklarını ifade eden Şık, başlangıçta tüm sureleri ele almayı düşündüklerini ancak bunun çocuklar için uygun olmadığını fark ettiklerini kaydetti. Eserin bir hikaye ya da ilmihal olmadığını belirten Şık, "Tefsir kitabı ama klasik bir tefsir kitabı da değil. Kur’an’ın ana mesajı korunuyor fakat çocuğun anlayabileceği şekilde hazırlanmış bir kitap" dedi. Kitabın en zorlayıcı sürecinin resimleme aşaması olduğunu belirten Şık, geleneksel İslam sanatlarını çocuklara ulaştırmayı hedeflediğini kaydederek, "Hat, minyatür, ebru gibi sanatlar çok güzel fakat genelde müzelerde ve camilerde karşımıza çıkıyor. Bu kitapla çocukların anlayabileceği ve sevebileceği bir forma dönüştürmek istedim" dedi. Şık, kitaptaki 50 resmin yer alacağı serginin 12 Mart’ta İstanbul’da Hünkar Kasrı’nda düzenleneceğini söyledi.
İstanbul Başkan Bingöl Tuzla’da gençlerle iftar sofrasında bir araya geldi Tuzla Belediye Başkanı Av. Eren Ali Bingöl, Ramazan ayı kapsamında Tuzlalı gençlerle iftar programında bir araya geldi. Başkan Bingöl, "Ramazan birlikte güzel, Tuzlamızda beraber olmak hep güzel. Güçlü Tuzla, güçlü gençlerle mümkündür" dedi. Tuzla Yaşam Ayyıldız Semiha Kibar Sosyal Yaşam Merkezi’nde düzenlenen programda gençlerle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Bingöl, "Burada karşımda bu pırıl pırıl gözleri gördüğümde büyük bir heyecan duyuyorum. Bana hep ‘genç başkan’ diyorlar. Bundan en çok mutluluk duyma sebebim genç kardeşlerimi anlayabiliyor olmak. Sizlerin ne düşündüğünü ne hissettiğini, kaygılarınızı ve hayallerinizi yakından biliyor ve anlıyorum" ifadelerini kullandı. Belediyenin gençlere yönelik çalışmalarına değinen Bingöl, "Tuzla’da yaptığımız her hizmet sizlerin hayallerini büyütmek, geleceğe umutla bakmanızı sağlamak için. Her biriniz bizim kardeşimiz, gözbebeğimizsiniz. Sizler hayal kurdukça bizler de o hayalleri desteklemek için daha çok çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Birçok alanda gençlerimizin kendini geliştirmesine imkan sağlıyoruz" Eğitim alanındaki projelere dikkat çeken Bingöl, şunları söyledi: "Eğitim alanında tüm çalışmalarımızı ‘Eğitime Destek, Geleceğe Yatırım’ anlayışıyla yürütüyoruz. Akademi Genç ile her yıl binlerce öğrencimize YKS hazırlık desteği sağlıyoruz. Deneme sınavları, etüt programları ve rehberlik çalışmalarıyla gençlerimizin yanında oluyoruz. Akademi Sanat ile yeteneği olan gençlerimizin önünü açıyoruz. Müzikten resme, konservatuvar hazırlıktan dil eğitimine kadar birçok alanda gençlerimizin kendini geliştirmesine imkan sağlıyoruz." Üniversite adaylarına yönelik destekleri de hatırlatan Bingöl, "Üniversiteye hazırlanan 12. sınıf öğrencilerimizin YKS başvuru ücretlerini karşılıyoruz. Çünkü hiçbir gencimizin sınav ücreti nedeniyle hayalinden vazgeçmesini istemiyoruz. Üniversite öğrencilerimize eğitim desteği sağlıyor, üniversite öğrencisi bulunan ailelerimize nakdi destek vererek yüklerini hafifletiyoruz. Kantin ve beslenme desteklerinden kırtasiye yardımlarına kadar birçok alanda gençlerimizin ve ailelerinin yanındayız" dedi. "Güçlü Tuzla güçlü gençlerle mümkündür" Bingöl, "Bizim görevimiz sadece yol yapmak, bina yapmak değil. Bizim görevimiz sizin önünüzü açmak. Çünkü güçlü bir Tuzla, güçlü gençlerle mümkündür. Siz yeter ki hayal kurun, çalışın, üretin. Biz her zaman yanınızdayız. Birlikte yürüyecek çok yolumuz, yapacak çok işimiz var. Allah bereketimizi paylaştığımız sofralarımızı daim etsin" ifadelerini kullandı.