ASAYİŞ - 29 Şubat 2012 Çarşamba 22:27

İKİNCİ "BARAJ FACİASI" UCUZ ATLATILMIŞ

A
A
A
İKİNCİ "BARAJ FACİASI" UCUZ ATLATILMIŞ

Adana’nın Kozan ilçesindeki Gökdere Barajı’nın kapağının patlamasının ardından 17 kilometre ileride bulunan Kavşak Bendi Barajı inşaatında çalışan yaklaşık 200 işçinin, olayın telefonla bildirilmesi üzerine hemen tahliye edildiği öğrenildi.
Alınan bilgiye göre, olayın telefonla bildirilmesinin hemen ardından Kavşak Bendi Barajı’nda çalışan yaklaşık 200 kişi, hemen tahliye edildi. Tahliye yapıldıktan kısa bir süre sonra taşkın suları ulaştı ve barajı bir anda sular kapladı. Bu anlar ise, barajdan tahliye edilen işçiler tarafından görüntülendi. Cep telefonu ile çekilen görüntülerde, baraj civarında bulunan bir köprünün dakikalar içinde su ile kaplandığı ve işçilerin meraklı gözlerle selin gelmesini izlediği görülüyor.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir At yetiştiriciliğinin kış zorlukları Eskişehir’de İngiliz ve Arap atının yetiştiriciliğini yapan Yenel Kaya, kış ayında soğuğa rağmen hayvanlarının bakımının oldukça zor olduğuna dikkat çekti. Kayıp düşmesin diye 24 saat atlarına gözü gibi bakan Kaya, "Kış bakımı yaza göre biraz daha ağır geçiyor" dedi. Osmanlı Devleti döneminde gözde tayların yetiştiği Eskişehir’in Mahmudiye ilçesinde at yetiştiriciliği yapan Yenel Kaya, kış aylarında işinin zorluğundan bahsetti. Suyun ve yemin sıcaklığına dikkat ettiklerine değinen Kaya, zeminin kaygan olmaması ve hayvanların kayıp sakatlanmamalarına özen gösterdiklerine dikkat çekti. Her gün baktığı sayıları 90 ile 100 arasında değişen at ve tayların dışarı bırakmaları gerektiğini söyleyen Yenel Kaya, aksi halde atların ahırda bunaldıklarını söyledi. Sabah saat 9’da dışarı salınan atlar öğleden sonra saat 16.00’a kadar dışarıda özgürce koşturuyor. At ve taylara günde 10 kilograma kadar yem verdiğini söyleyen Kaya, bakım yapmanın insana huzur verdiğine değindi. "Kış bakımı yaza göre biraz daha ağır geçiyor" Atların kış bakımı hakkında konuşan Yenel Kaya, "Atlarımızın sağlığı için onları her gün dışarı çıkarmak zorundayız. Hayvanlar dışarı çıkmadıkları zaman strese giriyorlar. Doğaları gereği dış ortamı görmeleri, yerde otlarını ve yoncalarını yemeleri gerekiyor; ancak bu şekilde gece içeride rahatça dinlenebiliyorlar. Kış bakımı suyun, havanın ve zeminin soğuk olması nedeniyle yaza göre biraz daha ağır geçiyor. Sabahları yerlerde şiddetli don varsa hayvanları dışarı çıkarmıyoruz. Ayaklarında nal olmadığı için ‘maya’ dediğimiz hassas taban yapıları nedeniyle kayıp düşmelerinden veya ayaklarının acımasından çekiniyoruz; sonuçta bu atlarımızın hepsi gebe. Zemin uygun olduğunda sabah 9-10 gibi salıyoruz, akşam 16.00 gibi de erken saatte içeri alıyoruz" dedi. "Atlarımız günde 8 ila 10 kilo arasında yem tüketiyor" Bebek gibi atlara 24 saat baktıklarını belirten Kaya şöyle devam etti; "İşletmemizde 24 saat kesintisiz hizmet devam ediyor. Her hayvanın belli bir beslenme rasyonu var. Örneğin İngiliz atlarımız günde 8 ila 10 kilo arasında yem tüketiyor, biz de bu miktarı öğünlere bölüyoruz. Yemini yemeyen veya iştahı kesilen hayvanları sağlık problemleri açısından yakından takip ediyoruz. Bir sorun olduğunda veterinerimize başvuruyoruz; gerekli kan tahlilleri ve muayeneler yapıldıktan sonra önerilen tedavi yöntemlerini harfiyen uyguluyoruz. Şu an 25 tane gebe kısrağımız var. Doğumlar 25 Ocak itibarıyla başlayıp Mayıs ayına kadar devam edecek. Bakanlığın verdiği izinler doğrultusunda, 15 Şubat ile 15 Haziran arasındaki çekim dönemlerinde tescilli aygırlarla süreci yürütüyor, tahlillerini yapıyor ve pedigrilerini çıkartıyoruz."
Adana Uzmanından uyarı: "Üveit tedavi edilmezse körlüğe yol açar" Acıbadem Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Sızmaz, üveitin uzun süreli takip ve tedavi gerektirdiğine dikkat çekerek, "Uygun şartlarda tedavi edilmemesi durumunda körlük ile sonuçlanabilir" uyarısında bulundu. Üveit, göz içi iltihaplanması olarak tanımlanır ve ciddi bir göz hastalığıdır. Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Sızmaz, açıklamalarda bulundu. "Vakaların yarısında altta yatan sebep bilinmiyor" Üveitin gözün damarsal tabakasında ortaya çıkan iltihap olduğunu belirten Sızmaz, "Damarsal tabaka gözün katmanları içinde en ortada olan tabakadır ve çok yoğun damarlanmaya sahiptir. Üveitin bu kadar önemli olmasının nedeni vakaların yarısında altta yatan sebebin bilinmemesinden kaynaklanır. Üveit tanısı zor konulan, tekrarlayıcı ve uzun süreli takip ve tedavi gerektiren bir hastalıktır" ifadelerini kullandı. "Üveit atağı ardından Behçet hastalığı tanınmış hastaların sayısı hiç de az değildir" Üveitin gözün ön, orta ya da arka kısmını tutabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Sızmaz, "Üveit enfeksiyon nedeniyle olabilir ya da enfeksiyondan bağımsız olarak da ortaya çıkabilir. Altta yatan sebep ya da hastalık etkeni tespit edildiğinde öncelik bu etken hastalığa verilerek üveit tedavi edilebilir. En sık üveit etkenleri enfeksiyonlara bağlı olarak tüberküloz, frengi, uçuk virüsü ve çiğ et tüketimi ile bulaşabilen bir parazit olan toksoplazma enfeksiyona bağlı olmaksızın ortaya çıkabilen Behçet hastalığı, omurga iltihabi, romatizmal hastalıklar, sarkoidoz, sistemik damar iltihapları sayılabilir. Örneğin o güne kadar bilinmeyen ancak üveit atağı ardından Behçet hastalığı tanınmış hastaların sayısı hiç de az değildir" dedi. "Tedavinin yetersiz olması durumunda gözde kalıcı hasar bırakabilir" Üveitin bazen tek bazen ise iki gözü de etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Selçuk Sızmaz, "Hastalar, üveitin tutulum bölgesi ve klinik şiddetine göre değişmekle beraber gözlerde kızarıklık, görme azlığı, bulanık görme, uçuşmalar, ışık hassasiyeti ve ağrıdan şikayetçi olurlar. Hastalık genellikle ataklarla seyreder. Tedavinin yetersiz olması durumunda gözde kalıcı hasar bırakabilir" ifadelerini kullandı. "Üveit dikkatle izlenmelidir" Üveit tedavisinde öncelikle etkene yönelik tedavinin başlanması gerektiğine dikkat çeken Acıbadem Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Sızmaz, "Medikal ilaç tedavileri, damla, enjeksiyon veya sistemik tedavi uygulanabilir. Üveit tedavisinde amaç atağı hızla baskılamak ve hastalığın tekrarlama ihtimalini ortadan kaldırmak, tekrar durumunda da atağın şiddetini hafifletmektir. Üveit dikkatle izlenmelidir ve multidisipliner bir yaklaşım gerektirir" dedi.
İstanbul Zeynep Sönmez’den tarihi zafer Milli tenisçi Zeynep Sönmez, Australian Open ikinci tur mücadelesinde 1 saat 30 dakikada Macar rakibi Anna Bondar’ı 6-2, 6-4 mağlup ederek Australian Open tarihinde üçüncü tura yükselen ilk Türk tenisçi olmayı başardı. Elemelerden ana tabloya yükselen milli tenisçi Zeynep Sönmez, Australian Open ikinci tur mücadelesinde 1 saat 30 dakikada Macar rakibi Anna Bondar’ı 6-2, 6-4 mağlup ederek Australian Open tarihinde üçüncü tura yükselen ilk Türk tenisçi oldu. Melbourne’de oynanan karşılaşmada Zeynep, dünya 74 numarası rakibi karşısında maçın başından itibaren skor üstünlüğünü eline alarak hem servis oyunlarında istikrarını korudu hem de return oyunlarında baskıyı sürekli artırdı. Mücadeleye servis kırarak başlayan Zeynep, ilk sette özellikle return oyunlarında rakibin ritim bulmasına izin vermedi. Kısa rallilerde doğru tercihleri yapan milli tenisçi, kritik anlarda servis kalitesini artırarak seti 6-2 ile hanesine yazdırdı. İkinci sette Bondar oyunun temposunu yükseltmeye çalışsa da Zeynep oyunun kontrolünü bırakmadı. Servis oyunlarında yüzdesini koruyan ve baskı anlarında hata oranını düşüren Sönmez, kırılma anlarında doğru zamanlamayla üstünlüğünü sürdürdü. Zeynep, maç boyunca toplamda 4 kez servis kırarak skor avantajını elinde tuttu ve karşılaşmayı 12-6 oyun üstünlüğüyle tamamladı. Zeynep Sönmez, Australian Open üçüncü tur mücadelesinde 23 Ocak Cuma günü klasmanın 94. basamağındaki Yuliya Putintseva ile karşılaşacak. Bu sonuçla birlikte Zeynep Sönmez, Wimbledon’da olduğu gibi Australian Open’da da Türk tenis tarihinde bir ilki daha gerçekleştirdi.
Adana Yaşları küçük, yürekleri büyük Adana’da aynı apartmanda oturan 4 ilkokul öğrencisi, müzik çalıp turunç ve bileklik satıp topladıkları paraları, eczanede lösemili çocuklar için para toplanan kumbaraya attı. Çocukların bu örnek davranışı, ’iyiliğin yaşı yok’ dedirterek gönüllere dokundu. Merkez Çukurova ilçesine bağlı Toros Mahallesi’nde yaşayan Oğuzhan Uslu (12), Nisa Cemre Durmaz (11), Ayaz Kağan Kara (10) ve Saime Kara (8), lösemili çocuklara destek olmak için harekete geçti. Aynı apartmanda büyüyen 4 arkadaş, önce ailelerinin de desteğiyle evlerinde bileklik yaptı, ardından bahçeden turunç toplayarak satışa çıkardı. Çocuklar bununla da yetinmedi, apartmanın önünde müzik çalıp komşularından ve çevredeki vatandaşlardan harçlık toplayarak bağış miktarını artırdı. Topladıkları bin 580 lirayı elleriyle eczaneye götüren minik öğrenciler, lösemili çocuklar için oluşturulan bağış kumbarasına tüm birikimlerini attı. O anlara şahit olanlar duygulanırken, çocukların bu davranışı mahallede takdir topladı. Durumdan haberdar olan LÖSEV ekibi, çocuklara ’teşekkür belgesi’ düzenleyerek anlamlı bir hatıra bıraktı. "LÖSEV’li kardeşlerimizin yanında olmayı düşündük" Bağış için büyük heyecan yaşadıklarını İHA muhabirine anlatan Oğuzhan Uslu, "Bahçemizden toplayıp turunç sattık. Lösemili kardeşlerimizin yanında olmayı düşündük. Lösemili çocukların bize desteği lazım. Topladığımız paraları getirip LÖSEV’in kumbarasına attık" ifadelerini kullandı. "Yardım olsun diye yaptık" Nisa Cemre Durmaz ise amaçlarının sadece destek olmak olduğunu vurgulayarak, "Biz bahçeden turunç toplayıp sattık. Evden bir şeyler getirdik. Fındık sattık, şeker sattık, para topladık ve buraya geldik, kumbaraya attık. Lösemili çocuklara yardım olsun dedik" diye konuştu. "Yine toplanıp tekrar bağış yapacağız" Ayaz Kağan Kara ve Saime Kara da yardımlarının devam edeceğini belirterek, "Ben müzik çalarak para topladım, kardeşim de bileklik yapıp sattı. Topladığımız paraları kumbaraya attık. Lösemili çocukların ihtiyacı olduğu için böyle bir şey yaptık. Arkadaşlarımızla toplanıp tekrar lösemili kardeşlerimiz için bağışta bulunacağız" dedi. "Çocuklar kendi aralarında karar verip iyilik için yarıştılar" Nisa Cemre Durmaz’ın annesi Fulya Durmaz ise çocukların tamamen kendi istekleriyle bu yola çıktığını anlatarak şunları söyledi: "Çocuklar kendi aralarında oyun oynarken para toplamaya başladılar. Bahçeden turunç topladılar, evden çikolata getirdiler, bileklik sattılar ve melodikayla müzik çalarak para toplayınca faydalı bir şeyler yapmaya karar verdiler. Lösemili kardeşleri için bağış yapmak istediler ve bunu yaptılar. İki gün boyunca güzel para topladılar, daha sonra eczanemize teslim ettiler. LÖSEV’den teşekkür belgesi geldi. Okullarına geldiler, çocuklarımızı çok güzel heveslendirdiler."