ASAYİŞ - 11 Mart 2012 Pazar 10:55

ŞANLIURFA`DA İNTİHAR

A
A
A
ŞANLIURFA`DA İNTİHAR

Şanlıurfa’da dört çocuk annesi, oturduğu apartmanın 5. katından atlayarak intihar etti.
Olay, gece Esentepe Mahallesinde meydana geldi. İddiaya göre psikolojik sorunları olan İslim Y.(32), gece evde iken oturduğu binanın 5.katından kendini boşluğa bıraktı. Olay yerine çağırılan ambulansla Şanlıurfa eğitim ve araştırma hastanesine kaldırılan İslim Y., doktorların bütün müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Annesi ve yakınları, İslim Y’in ölüm haberini alınca gözyaşlarına boğuldu. Hastanede yoğun kalabalık olması nedeniyle polis ekipleri önlem aldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli Ticaret Borsası Yönetiminden Denizli OSB Yönetimine tebrik ziyareti Denizli Ticaret Borsası (DTB) Başkanı İbrahim Tefenlili ile Yönetim Kurulu Üyeleri Mesut Turan, Özay Tanrıverdi ve Genel Sekreter Ali Şahin, Denizli Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu ve Yönetim Kuruluna tebrik ve nezaket ziyaretinde bulundu. Gerçekleşen ziyarette, Denizli OSB Başkanı Selim Yaymanoğlu, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Fuat Özel, Yönetim Kurulu Üyeleri Cemalcan Sirkeci, Sevde Şensöz Çelik ve Bölge Müdürü Ahmet Taş yer aldı. Samimi bir atmosferde geçen görüşmede, Denizli sanayisinin mevcut durumu, Bölgenin üretim kapasitesi ve kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesine yönelik konular ele alındı. Denizli Ticaret Borsası heyetinin nazik ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Denizli OSB Başkanı Selim Yaymanoğlu, "Denizli’nin ekonomik gücünü daha da ileriye taşımak için kurumlarımız arasındaki uyum ve iş birliği büyük önem taşıyor. Ortak akıl ve güçlü iletişimle hem sanayicimizin hem de üreticimizin önünü açacak projelere imza atmaya devam edeceğiz. Sanayicilerimizle birlikte katma değeri yüksek üretime odaklanıyor, sürdürülebilir büyüme hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu süreçte Denizli Ticaret Borsamız başta olmak üzere tüm paydaşlarımızla yakın temas halinde olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Bursa Dünya Astım Günü’nde uzmanından önemli uyarılar Astım, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen, doğru tedavi ve takip ile kontrol altına alınabilen kronik bir solunum yolu hastalığıdır. Her yıl Mayıs ayının ilk Salı gününün Dünya Astım Günü olarak değerlendirildiğini belirten ve bu kapsamında açıklamalarda bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Fulya Gürkan, hastalığın erken tanı ve doğru yönetimle yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğine dikkat çekti. Dr. Gürkan, astımın hava yollarında daralma ve iltihaplanma ile karakterize olduğunu belirterek, "Hastalarımızda en sık nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi ve özellikle gece artan öksürük şikayetlerini görüyoruz. Bu belirtiler zaman zaman hafifleyebilir ancak kontrol altına alınmadığında ciddi ataklara yol açabilir" dedi. Tetikleyicilere dikkat: Günlük yaşam yönetimi kritik Astımın bireysel tetikleyicilerle yakından ilişkili olduğuna değinen Dr. Gürkan, özellikle polenler, ev tozu akarları, sigara dumanı, hava kirliliği ve solunum yolu enfeksiyonlarının hastalığı alevlendirebildiğini ifade etti ve "Her hastanın tetikleyicisi farklıdır. Bu nedenle kişiye özel bir yönetim planı oluşturulmalı ve hastalar bu konuda bilinçlendirilmelidir. Basit önlemlerle atak sıklığını ciddi ölçüde azaltmak mümkündür" şeklinde konuştu. İlaç tedavisi düzenli kullanılmalı Astım tedavisinde en sık yapılan hatalardan birinin ilaçların düzensiz kullanımı olduğunu vurgulayan Dr. Gürkan, "Hastalarımız çoğu zaman kendilerini iyi hissettiklerinde tedaviyi bırakma eğiliminde oluyor. Oysa astım süreklilik gerektiren bir hastalıktır. İnhaler tedavilerin doğru teknikle ve düzenli kullanımı hayati önem taşır" diye konuştu. Erken tanı ve düzenli takip ile kaliteli yaşam mümkün Astımın tamamen ortadan kalkmasa da kontrol altına alınabileceğini belirten Dr. Gürkan, düzenli hekim takibi ve hasta uyumunun tedavi başarısında belirleyici olduğunu ifade ederek, "Doğru tedavi ile astım hastaları aktif, üretken ve kaliteli bir yaşam sürdürebilir. Burada en önemli unsur; hastalığın farkında olmak, belirtileri ciddiye almak ve uzman kontrolünü ihmal etmemektir" dedi. Toplumsal farkındalık çağrısı Dünya Astım Günü’nün amacının hastalıkla ilgili farkındalığı artırmak olduğunu hatırlatan Dr. Gürkan, sözlerini şöyle tamamladı: "Toplum olarak astım konusunda bilinçlenmek, erken tanıyı teşvik etmek ve doğru tedaviye erişimi artırmak, hastalık yükünü azaltmada kritik rol oynar."
Kocaeli Kağıtspor’dan er meydanına ve pistlere uzanan başarı hikayesi Kağıtspor Kulübü, tekerlekli sürat pateninden güreşe uzanan farklı branşlarda elde ettiği derecelerle dikkat çekerken, sporcuları Türkiye şampiyonasına katılım hakkı ve milli takım başarısıyla önemli bir haftayı geride bıraktı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor Kulübü, farklı branşlarda elde ettiği derecelerle yine adından söz ettirdi. Tekerlekli sürat pateninden er meydanlarına kadar uzanan başarılar, kulübün çok yönlü gücünü bir kez daha ortaya koydu. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor Kulübü, başarılı bir haftayı daha geride bıraktı. 29 Nisan’da gerçekleştirilen Tekerlekli Sürat Pateni Kocaeli İl Birinciliği yarışlarında Kağıtspor sporcuları adeta podyumu domine etti. Farklı kategorilerde 11 sporcu derece elde ederek Türkiye Şampiyonası 1. etap yarışlarına katılma hakkı kazandı. Türkiye derecesi ve milli takım gururu 7-30 Nisan tarihleri arasında Kars’ta düzenlenen U15 Serbest Güreş Türkiye Şampiyonası’nda Kağıtsporlu Uğur Sapaz, 57 kiloda Türkiye üçüncüsü olarak önemli başarıya imza attı. Bu derecesiyle milli takıma katılmaya hak kazanan genç sporcu, kulübe büyük gurur yaşattı. Aynı organizasyonda Kağıtspor antrenörü Mustafa Çekiç ise "en centilmen antrenör" seçilerek fair-play ruhunun en güzel örneklerinden birini sergiledi. Er meydanlarında Kağıtspor imzası Kağıtspor farklı illerde gerçekleşen geleneksel yağlı güreşlerde de başarısını sürdürdü. Balıkesir 18. Edremit Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde Başpehlivan Serhat Balcı ikinci olarak kürsüde yer alırken, Antalya 27. Kumluca Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde ise başaltı kategorisinde mücadele eden Emre Gürbüz üçüncülük elde etti.
İzmir Prof. Dr. Arslan: "Veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen konferansta, 5G ve ötesi teknolojilerin ulusal güvenlik üzerindeki etkileri ile dijitalleşen dünyanın yeni riskleri ve fırsatları uzman isimler tarafından değerlendirildi. Prof. Dr. Hüseyin Arslan, "Akıllı şebekeler, şehirler ve sağlık sistemleri, düşük gecikmeli haberleşme altyapısıyla hayatın her alanını dijitalleştirmektedir. 5G ve 6G teknolojileri; uzaktan ameliyatlardan yapay zeka destekli teşhis sistemlerine, kampüs sınırlarını aşan dijital eğitim modellerinden enerji verimliliği sağlayan mobil depolama ünitelerine kadar geniş bir yelpazede kritik rol oynamaktadır" dedi. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından yürütülen "Üniversite Konferansları Programı" kapsamında; "Dijitalleşme Çağında Ulusal Güvenlik: Yeni Cepheler, Yeni Riskler ve 5G Ötesi Gerçeği" başlıklı konferans, Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendi. Etkinliğe; EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aydoğan Savran, Prof. Dr. Musa Boyacı, senato üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Biyomühendislik Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe TÜBA Asli Üyesi ve İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan konuşmacı olarak katıldı. Programda, geleceğin teknolojileri ve güvenlik stratejileri tüm boyutlarıyla ele alındı. Programın açılışında konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, dijitalleşme çağında üniversitelerin disiplinlerarası yaklaşımlarla güvenlik, teknoloji ve toplum ilişkisini değerlendiren güçlü merkezler olması gerektiğini vurguladı. Ege Üniversitesi olarak dijital dönüşüm, yapay zekâ ve ileri iletişim teknolojileri alanlarında nitelikli katkılar sunmayı hedeflediğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Alcı, "Ege Üniversitesi olarak, bilim dünyasının öncü isimlerini öğrencilerimiz ve akademisyenlerimizle buluşturmaya devam ediyoruz. Bugün burada kıymetli hocamız Prof. Dr. Hüseyin Arslan’ı, günümüzün en stratejik konularından biri olan 5G ve siber güvenlik üzerine dinleyeceğiz. Türkiye Bilimler Akademisi’ne (TÜBA) bu nitelikli programları üniversitemiz çatısı altında düzenledikleri için teşekkürlerimi sunuyorum. Teknolojik dönüşümün ulusal güvenlik bağlamında değerlendirilmesi, geleceğin vizyonunu çizmek adına büyük önem taşıyor. Değerli hocamızın sunumunun tüm katılımcılarımız için son derece verimli geçeceğine inanıyorum" dedi. Endüstri 4.0 ve siber-fiziksel sistemler çağı Konferansta "Endüstri 4.0" kavramının tarihsel gelişimine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, buharlı makinelerle başlayan sürecin bugün siber-fiziksel sistemlere evrildiğini belirtti. Prof. Dr. Arslan, "Buharlı makinelerin icadıyla başlayan Endüstri 1.0 süreci, her yüzyılda bir evrim geçirerek bugünkü noktaya ulaştı. Elektrik enerjisi, bilgisayarlar ve internetin icadı bu gelişimi tetikleyen ana unsurlar oldu. Bugün içinde bulunduğumuz Endüstri 4.0’ı siber-fiziksel sistemler olarak tanımlıyoruz. Artık hem fiziksel hem de siber bir dünyamız var. Bu iki dünyayı iyi anlayan ve entegre eden yapılar, geleceğin endüstrisini oluşturuyor. Nesnelerin İnterneti (IoT) bu sürecin en önemli bileşenidir ve 5G teknolojisi burada kritik bir rol oynuyor. 5G, sadece haberleşmeyi değil, tarımdan bankacılığa kadar tüm sektörlerin verimliliğini artırıyor" diye konuştu. "Gelecek hayallerimizin ötesinde olacak" Haberleşme teknolojilerindeki dijitalleşme hızına dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, 1990’lı yıllardan bugüne yaşanan değişimi örneklerle anlattı. 2034 yılı hedeflerine vurgu yapan Prof. Dr. Arslan, "1994’ten 2014’e kadar geçen 20 yılda haberleşme sistemleri tamamen dijitalleşti. 1G analogken, bugün 5G ile bambaşka bir noktadayız. Şu an 2026 yılındayız ve önümüzde 2034 hedefi var. 6G ve dijitalleşmenin geleceği noktayı tahmin etmekte zorlanıyorum; çünkü teknoloji bazen hayallerimizin bile katbekat ötesine geçiyor. Fiziksel dünyadan toplanan veriler, yapay zeka ile bilgiye dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde ’Dijital İkiz’ (Digital Twin) kavramıyla çok daha içli dışlı olacağız. Fiziksel dünyanın bir benzerini siber dünyada kurmak, üretimden sağlığa kadar her alanda devrim niteliğinde avantajlar sağlıyor" dedi. Veri güvenliği ve ulusal savunma stratejileri Dijitalleşmenin güvenlik boyutuna ve veri kontrolünün önemine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, küresel ölçekteki teknolojik rekabete dikkat çekti. Verinin yeni dünyanın en büyük gücü olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, "Çin, veri toplama mekanizmalarıyla kendisine devasa bir dijital ikiz oluşturdu ve olası savaş senaryolarını bu simülasyonlar üzerinden kurguluyor. Benzer şekilde, bugün kullandığımız akıllı araçların verileri aslında üretici ülkelerin veri merkezlerinde toplanıyor. Örneğin Tesla, aslında ağa bağlı bir araçtır ve tüm verileri Amerika’daki merkezlere akmaktadır. 5G ile birlikte bu teknolojik güç ve veri kontrolü daha da kritik bir hale gelecektir. Veri güvenliği konusundaki endişeler, bu teknolojilerin kullanımında en önemli belirleyici unsur olmaya devam edecektir" dedi. Sağlık, tarım ve eğitimde yeni nesil çözümler 5G teknolojisinin hayatın her alanına dokunduğunu ifade eden Prof. Dr. Arslan, akıllı şebekelerden uzaktan ameliyatlara kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin sağlık verilerini toplama konusundaki başarısına değinen Prof. Dr. Arslan, "5G’nin en kritik uygulamalarından biri olan uzaktan ameliyatlar, düşük gecikme sayesinde doktorların farklı ülkelerdeki hastaları tedavi etmesine olanak tanıyor. Tarımda ise ’Dijital Çoban’ gibi teknolojilerle verimlilik maksimum seviyeye çıkarılıyor. Akıllı su ve elektrik şebekeleriyle enerji kayıpları minimize ediliyor. Eğitimde ise sadece uzaktan eğitim değil, tıp ve diş hekimliği gibi alanlarda siber dünya ile entegre, o tecrübeyi hissettiren modeller ön plana çıkacak. Tüm bu dijital dönüşümün merkezinde yer alan 5G ve ağ teknolojileri; mühendislerin doktorlar, veterinerler ve eğitimcilerle entegre bir şekilde çalışmasını zorunlu kılıyor. Bugünün mesajını verecek olursak veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" diye konuştu. Etkinlik katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından son buldu. Programın sonunda EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı Prof. Dr. Hüseyin Arslan’a teşekkür belgesi takdim etti. Konferansın ardından Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü laboratuvarlarında öğrencilerle bir araya gelen Prof. Dr. Arslan, sürdürülen projeleri inceleyerek, yeni nesil teknolojilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Gaziantep Türkiye’de doğan ilk zürafaya ‘Çınar’ ismi verildi Gaziantep Doğal Yaşam Parkı’nda dünyaya gelen ve Türkiye’de doğan ilk zürafa yavrusu olan zürafanın ismi anketle belirlendi. Yaklaşık 15 ay süren hamilelik döneminde hayatını kaybeden Şakir isimli erkek zürafanın yavrusu, geçtiğimiz şubat ayında dünyaya geldi. Yetim olarak dünyaya gelen yavru zürafa, kısa sürede parkın maskotu haline geldi. Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ikinci, dünyanın ise dördüncü büyük doğal yaşam alanlarından biri olan Gaziantep Doğal Yaşam Parkı’nda dünyaya gelen erkek zürafa yavrusunun isminin belirlenmesi için sosyal medya üzerinden anket başlatıldı. Geçtiğimiz hafta ilk kez ziyaretçilerinin karşısına çıkan ve parkın maskotu haline gelen zürafa Şakir ile Selvi çiftinin erkek yavrusunun ismi Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan anketle belirlendi. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şakir ve Selvi isimi zürafaların erkek yavrusu olan zürafaya isim vermek için sosyal medya hesaplarından başlatılan anketin çalışmasını duyurdu. 50 binin üzerinde kişinin oylama yaptığı anket sonucu yeni doğan erkek zürafaya oy çokluğu ile ‘Çınar’ isminin verildiğini bildiren Şahin, "Son günlerde enteresan ve bir o kadar da kulağa garip gelen bir tabloya şahit oluyoruz. Türkiye’de doğan ilk zürafayı görmek için şehrimize gelen misafirlerle birlikte kısa sürede dikkat çeken bir hareketlilik, adeta küçük bir ‘zürafa ekonomisi’ oluştu. Bu süreçte sizlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirdiğimiz bir de anket yaptık ve miniğin adı ‘Çınar’ oldu. Adı gibi güçlü, uzun ömürlü ve şehrimize değer katan bir simge olmasını diliyorum" dedi.
Malatya Rektör Akpolat, dijital çağda üniversitelerin geleceğini anlattı İhtisas Akademi programı kapsamında öğrencilerle buluşan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, "Dijital Çağda Yükseköğretimin Geleceği" başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen söyleşide, Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat, hem dijital çağa dair tespitler yaptı hem de üniversitelerin geleceğine yönelik önemli mesajlar verdi. "Dijital dönüşüm kaçırılırsa risk büyük" Konuşmasına dijital çağın hızına dikkat çekerek başlayan Prof. Dr. Nusret Akpolat, bu dönüşümün yalnızca teknolojik değil aynı zamanda zihinsel bir değişimi de zorunlu kıldığını söyledi. Üniversitelerin dijital çağa ayak uydurmasının önemli olduğunu belirten Akpolat, "Bugün dijital çağ gerçekten baş döndürücü bir hızla ilerliyor ve bu hıza ayak uydurmak oldukça zor. Eğer üniversiteler olarak bu değişimi doğru okuyamazsak ve kendimizi buna göre konumlandıramazsak, geçmişte sanayi devrimini ıskaladığımız gibi bu dönüşümü de kaçırma riskiyle karşı karşıya kalırız. Bu da bizi yöneten değil, yönetilen bir konuma sürükler." dedi. Dijital çağın en belirleyici unsurlarından birinin veri olduğunu ifade eden Akpolat, "Bu çağın en değerli unsuru veridir. Ne kadar çok ve doğru veriye sahipseniz, o kadar sağlıklı karar alabilirsiniz. Bugün birçok dijital platformun temel amacı da veri üretmek ve toplamaktır. Bu nedenle veri temelli karar alma süreçlerini yükseköğretime entegre etmek zorundayız" dedi. "Dijital dönüşüm için somut adımlar şart" Üniversitelerin atması gereken somut adımlara da değinen Rektör Akpolat, dijital dönüşümün kurumsal bir stratejiyle yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. Akpolat, "Öncelikle teknolojik altyapılarımızı güçlendirmeliyiz. Dijital dönüşüm ofisleri kurarak kendi yazılımlarımızı üretmeli ve sistemlerimizi entegre hale getirmeliyiz. Aynı zamanda akademik personelin dijital yetkinliklerini artırmak zorundayız. Artık ‘defteri açın, yazdırıyorum’ anlayışıyla eğitim verilemez. Öğretim üyeleri bilgi aktaran değil, rehberlik eden bir role evrilmelidir" şeklinde konuştu. Akpolat, konuşmasının son bölümünde ise bireysel yetkinliklerin önemine dikkat çekti ve diplomaların tek başına yeterli olmadığını vurguladı. Konuşmasında Akpolat, "Artık sadece diploma sahibi olmak yeterli değil. İş dünyası sizin yetkinliklerinize bakıyor. Google gibi şirketler diploma yerine beceriye odaklanıyor. Biz de bu nedenle öğrencilerimizin sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerini belgeleyen ‘sosyal transkript’ uygulamasını hayata geçirdik çünkü artık bireyin çok yönlü gelişimi ön planda" ifadelerini kullandı. Programın sonunda Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat, öğrencilerden gelen soruları yanıtladı.