GENEL - 18 Mart 2012 Pazar 16:51

SURİYE`DE ÖLEN TÜRK TIR ŞOFÖRÜNÜN CENAZESİ VERİLMİYOR

A
A
A
SURİYE`DE ÖLEN TÜRK TIR ŞOFÖRÜNÜN CENAZESİ VERİLMİYOR

Kendisine ait TIR ile Suriye’ye yük götüren Türk şoförü, dönüş yolunda İdlip yakınlarında uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü. 3 çocuk babası Mustafa Üçtaş’ın cenazesine bölgedeki çatışmalar nedeniyle ulaşılamazken, Üçtaş’ın yakınlarıysa saldırıdan muhalifleri sorumlu tutuyor.
Yaklaşık 5 gün önce Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde bulunan Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Suriye’ye giriş yaparak, bu ülkeye yük taşıyan 33 yaşındaki Mustafa Üçtaş, bu sabah saatlerinde Türkiye’ye dönerken, Suriye’nin İdlip kentine bağlı Saragıp Köyü yakınlarında silahlı saldırıya uğradı. Yerel kaynaklara göre; uzun namlulu silahlarla açılan ateşle Üçtaş hayatını kaybetti. Üçtaş’ın ölüm haberi, aynı güzergahta bulunan ve Türkiye’ye dönüş olunda olan diğer Türk TIR şoförleri tarafından Hatay’ın Reyhanlı
ilçesinde yaşayan ailesine ulaştırıldı.
"KALBİMİ CANIMI ALDILAR. CİĞERİM YANIYOR CİĞERİM"
Mustafa Üçtaş’ın, Reyhanlı’ya bağlı Bahçelievler Mahallesi’deki evine ateş düştü. Üçtaş’ın, kendisi gibi TIR şoförü olan ve şu anda Bahreyn’de bulunan babası Ali Üçtaş’ın evindense ağıt sesleri yükseliyor. Anne Fatma Üçtaş, oğlunun ölüm haberiyle adeta yıkılırken, oğlunun ardından gözyaşı döküp ağıt yaktı. Arapça olarak; "Ciğerim yanıyor" diyen anne Üçtaş, "Baban gitti sende mi gittin? Oğlum, canım oğlum benim. Kalbimi aldılar, canımı aldılar. Ah oğlum. Ciğerim yanıyor ciğerim. Gurbet elde oğlumu benden
aldılar. Ben şimdi ne yapayım?" diyerek isyanını dile getirdi.
"BİZİM DE SURİYELİLERİ VURMAMIZ MI GEREKİYOR?"
Ölen Türk şoförü Mustafa Üçtaş’ın amcasının oğlu Yusuf Işık, saldırıyı Suriyeli muhaliflerin gerçekleştirdiğini öne sürerek, "Devletimizin, Suriye’ye yapmış olduğu yardımlar karşısında eğer muhalifler bunu bize yapıyorsa oradaki askerlerin yapması gerektiğini inanın bilmiyorum. Bizim de gidip Suriyelileri vurmamız mı gerekiyor? Her geçen Türk aracına saldırıyorlar. Sadece Hatay’da kaç tane cenazemiz var biliyorlar mı? Artık bu ölümlere bir ’Dur’ denilmeli. Muhaliflere gerek devletimiz, gerekse de
Hataylılar olarak bizler gereken her türlü desteği verip, yardımımızı esirgemiyoruz. Karşılığı bu mu olmalıydı? Cenazemiz hemen 20 kilometre ötede ama biz gidip de alamıyoruz. Oraya kimse giremiyor, kendi askerleri dahi giremiyor. Ne yapacağız bilmiyorum" dedi.
"BİZ ONLARA KUÇAK YAPIYORUZ AMA KENDİERİ BUNU YAPIYOR"
Kuzeni Mustafa Üçtaş’ın, İdlip yakınlarından geçerken uğradığı silahlı saldırıda öldürüldüğünü anlatan Mehmet Işık da, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Şu anda ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Ailesinin feryadı aslında her şeyi anlatıyor. Her şey bir yana Suriye’den cenazemizi dahi getiremiyoruz. Oradaki son durumun ne olduğunu bile bilmiyoruz. Bölgede çatışmalar sürüyor, bu nedenle de gidip cenazemizi alamadığımız gibi hiç kimse de oraya giremiyor. Ortadan tamamen belirsizlik hakim. Biz kendilerine kucak
açıyoruz, onlara burada gözümüz gibi yapıyoruz ama onlar bize karşı tam tersini yapıyoruz. Herkes yaşananları görmeli."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul Valiliği’nden Resul Emre Şahan’ın mahkemede savunmasındaki iddialara ilişkin açıklama İstanbul Valiliği, İBB’ye yönelik ’Yolsuzluk’ davası kapsamında görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın mahkemede savunmasındaki iddialara ilişkin açıklamada bulundu. Yapılan açıklamada, "Yargı süreci devam eden bir dosyada, gerçek dışı iddialarla kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu tür söylemler kabul edilemez. İlgili şahsın, içinde bulunduğu hukuki durumla yüzleşmek yerine, mesnetsiz iddialar ve hayali senaryolar üzerinden üçüncü kişi ve kurumları sürece dâhil ederek konuyu sulandırma çabası, gerçeği değiştirmeyecektir. Kamuoyunun, doğruluğu teyit edilmemiş bu tür iddialara itibar etmemesi önem arz etmektedir" açıklamasında bulunuldu. "Doğruluğu teyit edilmemiş bu tür iddialara itibar edilmemesi önem arz etmektedir" İstanbul Valiliği tarafından yapılan açıklamada, "Eski Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın, yargılandığı mahkemede ileri sürdüğü iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. İddiaların tamamı çarpıtma niteliğindedir. İddialara konu edilen meselenin seyri ve gerçekliği ise şu şekildedir: Şişli ilçesi Kaptanpaşa Mahallesi’nde bulunan bahse konu arsa, Bulgar Vakfı’na aittir. Taş Yapı ile Bulgar Vakfı arasında 2006 yılında kat karşılığı usulüyle inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Taş Yapı, arsaya 72 katlı bir inşaat için Şişli Belediyesi’nden gerekli izinleri almış ve belediye 2008 yılında avam projeyi onaylamıştır. Şişli Belediyesi, avam projesini onayladığı bu projenin inşaatının başlaması için gereken inşaat ruhsatını ’bilmediğimiz bir sebepten dolayı’ 2015 yılına kadar onaylamamıştır. Şirket, konuyu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na iletmiş; Bakanlık 14.04.2015 tarihinde, 72 kat olan kat sayısını 38 kat şeklinde revize ederek onaylamıştır. Bakanlık tarafından onay sürecini tamamlayan şirketin başlattığı inşaat çalışmaları ise Şişli Belediyesi tarafından çeşitli gerekçelerle engellenmiştir. Şirket, durumu İçişleri Bakanlığı’na, İstanbul Valiliği’ne, Şişli Kaymakamlığı’na ve Cumhuriyet başsavcılığına bildirerek Şişli Belediyesi’nin keyfî uygulamaları hakkında şikâyetçi olmuştur. İçişleri Bakanlığı, yapılan şikâyet üzerine konuyla ilgili mülkiye başmüfettişi görevlendirmiştir. Eski Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ile Valimiz Sayın Davut Gül arasında gerçekleşen görüşme de, soruşturmaya konu olan bu mesele ve Bulgar Vakfı’nın her platformda dile getirdiği, imar planlarından kaynaklanan haklarının Şişli Belediyesi tarafından engellenmeye çalışılması nedeniyle oluşan mağduriyetlerle ilgilidir. Konuya ilişkin tüm işlemler, Şişli Belediyesi’ne kayyum atanmasından önceki döneme aittir. Kayyum döneminde verilmiş herhangi bir izin söz konusu değildir. Resul Emrah Şahan’ın tutuklanmasının ardından kayyum atanması sonrasında, şirket lehine herhangi bir idari tasarrufta bulunulmamıştır. Zaten söz konusu planlama süreci Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütüldüğünden, bu yönde bir tasarrufta bulunulması da mümkün değildir. Öte yandan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayladığı bir ’Özel Proje Alanı’ kapsamında, ruhsat ya da diğer işlemlerle ilgili bir ilçe belediyesinin idari tasarrufta bulunması söz konusu değildir. Dolayısıyla Resul Emrah Şahan, tüm onay süreçlerinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütüldüğü bir konuda direndiğini iddia ederek sözde ’çevreci direniş’ sergilediği algısını oluşturmaya çalışmaktadır. Valimiz Sayın Davut Gül’ün söz konusu görüşmesi, kendisine iletilen talepler ve iddialar çerçevesinde, görevinin gereği olarak gerçekleştirilmiş olup herhangi bir farklı anlam yüklenmesi mümkün değildir. Sonuç olarak; Yargı süreci devam eden bir dosyada, gerçek dışı iddialarla kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu tür söylemler kabul edilemez. İlgili şahsın, içinde bulunduğu hukuki durumla yüzleşmek yerine, mesnetsiz iddialar ve hayali senaryolar üzerinden üçüncü kişi ve kurumları sürece dâhil ederek konuyu sulandırma çabası, gerçeği değiştirmeyecektir. Kamuoyunun, doğruluğu teyit edilmemiş bu tür iddialara itibar etmemesi önem arz etmektedir" ifadeleri kullanıldı.