ASAYİŞ - 26 Mart 2012 Pazartesi 10:45

İZMİR`DE FUHUŞ OPERASYONU

A
A
A
İZMİR`DE FUHUŞ OPERASYONU

İzmir`de, yabancı uyruklu kadınları ülkelerinden çeşitli bahanelerle getirerek fuhuş yaptırdığı iddia edilen şebekeye yönelik operasyonda 17 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan zanlılardan C.Y.`nin, gelinine zorla fuhuş yaptırdığı iddia edildi.
İzmir Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekipleri, İzmir`in merkezi ve Urla ilçesinde bazı otel ve pansiyonlarda yabancı uyruklu kadınlara zorla fuhuş yaptırıldığını belirledi. Operasyon, müşteri kılığında pansiyon ve otellere giden polislerin kadınlarla yaptığı görüşmelerle başladı. Kadınlarla konuşan polisler, zorla fuhuş yaptırıldığını tespit edince operasyon için düğmeye basıldı. Zanlıları fiziki ve teknik takipte tutan polis, fuhuşun organize biçimde yürütüldüğünü belirledi.
GELİNİNE ZORLA FUHUŞ YAPTIRDI
Yabancı uyruklu kadınların tutulduğu otel ve pansiyonları tek tek belirleyen Ahlak Büro Amirliği ekipleri, adreslere sabaha karşı eşzamanlı operasyon başlattı. Operasyonda aynı zamanda bir otelin sahibi olan şebeke ele başısı A.A. ile birlikte 17 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan zanlılardan C.Y.`nin, gelinine zorla fuhuş yaptırdığı iddia edildi.
A.Y.`nin bu durumdan haberi olmadığı ve A.Y.`nin Rus uyruklu karısının şebeke üyeleri tarafından tehdit edilerek fuhuşa zorlandığı ileri sürüldü. Operasyon sonrası karısının babası tarafından satıldığını öğrenen A.Y.`nin babası C.Y.`den şikayetçi olduğu öğrenildi.
SOSYAL PAYLAŞIM SİTESİNDEN BULUYORLARDI
Fuhuş şebekesine yönelik operasyon sonrası fuhuştan kurtarılan 13 bayandan şu ana kadar 3`ü zanlılardan şikayetçi oldu. Zanlıların, sosyal paylaşım sitelerinde tanıştıkları Moldova ve Rusya uyruklu bayanlara önce arkadaş gibi yaklaştıkları, bayanları tatil yapmaları için Türkiye`ye davet ettikleri, Türkiye`ye gelen kadınların önce bir hafta tatil yaptırıldığı daha sonra ise pasaportlarına el konularak fuhuş yapmaya zorlandıkları belirlendi. Şebeke üyelerinin bayanları 150-300 Türk lirası karşılığında
fuhuşa zorladığı ortaya çıktı. Operasyon sırasında kadınlarla birlikte olmak için otel ve pansiyonlarda bulunan 39 kişi de ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. Bayanlardan hastalık taşıyıp taşımadıklarına dair kan testi yapıldığı bildirildi.
Fuhuştan kurtarılan 13 bayan sınır dışı edilmek üzere Yabancılar Şube Müdürlüğü`ne teslim edilirken, fuhuş şebekesinin 17 şüphelisi ise emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Düzce DERİM uygulamasında pilot il oldu Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çiftçi eğitimini ve bilgi paylaşımını güçlendirmek amacıyla geliştirilen Deneyim, Eğitim, Rehberlik ve İletişim Modeli’ (DERİM) uygulaması, Düzce’nin de aralarında bulunduğu 16 pilot ilde hayata geçirildi. Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan ihtiyaç analizleri doğrultusunda başlatılan model ile, önder çiftçilerin saha tecrübelerinin diğer üreticilerle paylaşılması, tarımsal yayım faaliyetlerinde deneyim, eğitim, rehberlik ve iletişim temelli yeni bir yaklaşımın yaygınlaştırılması hedefleniyor. Bu kapsamda, Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Gölyaka ilçesi Hacıyakup köyünde bulunan Ari Süt İşletmesinde üreticilere yönelik bilgilendirme ve inceleme programı düzenlendi. Programa Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun, Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Burak Durna, Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Onur Çolak, Gölyaka İlçe Tarım ve Orman Müdürü Semih Çakar, Çilimli İlçe Tarım ve Orman Müdürü Erhan Kağan Hezen, Cumayeri İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ömer Çalışkan, teknik personel ile hayvancılık faaliyetleriyle uğraşan çiftçiler katıldı. Programda, hayvancılık alanında faaliyet gösteren üreticiler ari işletmeyi yerinde inceleyerek işletmenin üretim yapısı, hijyen uygulamaları, hayvan sağlığına yönelik koruyucu önlemler, bakım-besleme süreçleri ve işletme yönetimi hakkında bilgi aldı. Çiftçiler, işletmede uygulanan iyi hayvancılık uygulamalarını sahada görme fırsatı buldu. Düzce Tarım ve Orman İl Müdürü Esra Uzun, DERİM modelinin tarımsal yayım çalışmalarına katılımcı ve paylaşımcı bir anlayış kazandırdığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "DERİM modeli; uzmandan çiftçiye, önder çiftçiden çiftçiye deneyim ve bilgi aktarımını esas alan bir yapıdır. Sahada edinilen üretim tecrübelerinin paylaşılması, yanlış uygulamaların sonuçlarının ortaya konulması ve çiftçilerimiz arasında güçlü bir iletişim ağı kurulması hedeflenmektedir. ’Dalında Fındık, Kovanda Bal, Ahırda Bereket: Tecrübemiz Ortak, Geleceğimiz Bir.’ anlayışıyla yürüttüğümüz bu çalışmalarla üreticilerimizin bilgi ve deneyimini ortak bir değere dönüştürmek istiyoruz." Toplantı ve saha gezisi sırasında çiftçilerle birebir görüşen İl Müdürü Uzun, üreticilerin yürüttüğü faaliyetler, kullandıkları yöntemler ve sahada karşılaştıkları sorunlar hakkında bilgi aldı. Üretim sürecinde edinilen olumlu ve olumsuz deneyimlerin doğru zamanda paylaşılmasının, verimlilik ve sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. Program, üreticilerin görüş ve önerilerinin alınmasının ardından karşılıklı değerlendirmelerle sona erdi.
İstanbul Okul öncesi gelişim, ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçiyor İstanbul Arel Üniversitesi tarafından düzenlenen "Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Çocuk Gelişimci Olmak" başlıklı çalıştay, ArelTekmer’de yoğun katılımla gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını Arel Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersin Göse’nin yaptığı çalıştaya, Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dedeoğlu Demir, Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Prof. Dr. Hale Dere Çiftçi’nin yanı sıra farklı üniversitelerden akademisyenler ile anaokulu öğretmenleri ve kurum yöneticileri katıldı. Alanında uzman isimleri bir araya getiren çalıştayda, okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan çocuk gelişimcilerin rolü, sorumlulukları ve çalışma alanlarına ilişkin önemli konular ele alındı. Katılımcılar, çocuk gelişimcilerin okul öncesi eğitim sistemindeki yerinin güçlendirilmesi ve mesleki uygulamaların daha etkin hale getirilmesi için görüş alışverişinde bulunarak öneriler sundu. "Okul öncesi gelişim, ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçiyor" Projenin yürütücüsü, Arel Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hale Dere Çiftçi, "Projemizde biz çocuk gelişimcilerin okul öncesi eğitim kurumlarında aktif çalışması ve okul öncesi öğretmenleriyle iş birliği yaparak çocukların gelişimini desteklemesine yönelik. Okul öncesi dönemdeki gelişim, çocukların gelişimsel düzeylerinin belirlenmesi, sonraki dönemde ortaya çıkabilecek gelişimsel gerilikler açısından çok önemli. Çünkü okul öncesi eğitim, kişiliğin temellerinin atıldığı dönemdir. Biz de bunun için bir okulumuzda ilk başta pilot uygulama olarak başladık. Bu okuldaki aileleri izin veren çocuklara gelişimsel tarama yaptık. Gelişimsel desteğe ihtiyacı olan çocukları belirledik. Ve bu çocuklara bireysel ya da küçük gruplar halinde desteklenmesi gereken gelişimine bağlı olarak eğitimler verdik. Bu eğitimler sonucunda gelişimlerini tekrar değerlendirdik. Bu alanlarda ne kadar ilerleme kaydettiklerini belirledik. Yaptığımız uygulamalar sonucunda çocukların, tipik gelişim gösteren akranlarıyla aynı düzeye ulaştığını gözlemledik" dedi. 8 hafta gibi kısa bir sürede bile olumlu sonuçların yansıdığını belirten Prof. Dr. Hale Dere Çiftçi, "Okul öncesi dönemde gelişim çok hızlıdır. Desteklendiği zaman çok hızlı bir şekilde ileriye doğru gidebilir. Desteklenmediği zaman gerileme olabilir. Bu çocukları yakalayıp destek verdiğimizde ileride ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçebiliyoruz. Asıl uygulama sonucunda da yaptığımız uygulamaların etkili olduğunu gözlemledik" ifadelerini kullandı. "Çocuk gelişimcilerin bu yaş grubuna sağlayacağı fayda çok önemli" Mustafa Pars Anaokulu Müdürü Birgül Berna Uysal ise, çocuk gelişimcilerin okul öncesi dönemdeki önemini vurgulayarak, "Çocuk gelişimcilerin okul öncesinde ne tür yetkinliklerini kanalize edebileceklerine ve alana ne kadar fayda sağlayacaklarına vakıf olduğum için, bu projede bizi seçmelerinden dolayı çok heyecanlandım. Projede asıl amaç okul öncesi biriminde olan 3-6 yaş çocuklarının gelişim değerlendirmelerinin gözlemlenmesi, erken müdahaleye ihtiyaç duyan çocuk varsa o çocukların doğru kanalize edilmesi ve tipik gelişen çocuk seviyesine yeniden eriştirilebilmesi. Projenin amacının içinde öğretmenlerle etkileşimli olarak çalışmak var. Çocuklara bir fiil dokunabilmek ve onların gelişimlerini desteklemek var. Aileleri bu konuda bilinçlendirmek ve doğru yönlendirmek var. Okul öncesi eğitim, 3-6 yaş çağı çok kıymetli. Çünkü bireysel gelişimin yetişkinlikte nasıl sergileneceği bu yaş grubunda belli oluyor. Sorumluluklarını alma, gelişimlerini sosyal duygusal olarak ifade edebilme becerilerini kazandıkları yaş grubu bu grup. Bu yaş grubu hiçbir şekilde göz ardı edilemeyecek bir yaş grubu. O yüzden biz de bu projenin uygulanması çok önemli ve çok da değerli" ifadelerini kullandı.