POLİTİKA - 26 Mart 2012 Pazartesi 13:14

ŞEHİT YAKINLARI, GAZİ VE TERÖR MAОDURLARINA KÜLTÜR VE SANAT ALANINDAN FAYDALANMALARI İÇİN DESTEK

A
A
A
ŞEHİT YAKINLARI, GAZİ VE TERÖR MAОDURLARINA KÜLTÜR VE SANAT ALANINDAN FAYDALANMALARI İÇİN DESTEK

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ailenin korunmasına ilişkin imzalanan protokolle ilgili olarak, "Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızla hem toplumun hem de şehit yakınları, gazi, terör mağduru, engelli vatandaşların kültür ve sanat hizmetlerinden yararlanmasının alt yapısını sağlayacağız" dedi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında aile yapısını ve değerlerinin korunarak gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak için işbirliği protokolü imzalandı. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin`in imzaladıkları protokolle iki kurum arasında işbirliği uygulamalarına geçildi. Bakan Günay, yaptığı konuşmada, bundan sonra kültür ve sanat eserlerinin halka özellikle de toplumda korunmaya muhtaç toplum kesimlerine ulaşması
için özel gayretler göstereceklerini belirterek, "Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızla hem toplumun şehit, gazi, terör mağduru, engelli kültür ve sanat hizmetlerinden yararlanmasının alt yapısını sağlayacağız. Hem de bir dönem toplumumuza hizmet etmiş ama daha sonra bir yazar, şair, sahne sanatçısı olarak çalışan kişinin sergiledikleri mesaiye uygun yaşam sürmesi için gereken kolaylıklar sağlanacak" dedi.
"SANATÇILARIMIZIN EKONOMİK VE SOSYAL ENVANTERİNİ ÇIKARACAОIZ"
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Şahin ise, "İki bakanlık bu protokolde filmde, festivalde yaptığımız bütün çalışmalarda bakanlığımız bünyesinde yaptıklarımızı topluma anlatmada bir araç olarak kullanmayı çok önemsiyoruz. Toplumun taleplerini kültür ve sanat üzerinden alıp kendimize yeni yol haritaları çıkarmayı çok önemsiyoruz" diye konuştu.
Hem hukuki anlamda yapılan düzenlemeleri halka bu vesileyle anlatmayı, uygulamalarla halka anlatacaklarını bildiren Şahin, bu uygulamalarla insanların hem yaşam kalitesinin yükseltilmesi hem de sorun alanlarının geride bırakılmasının mümkün olacağını ifade etti. Geçmişte sosyal güvencesi olmayan sanatçının ne kadar zor şartlarda çalıştığını anlatan Şahin, "Biz sosyal yardımlaşma bünyesinde artık sanatçılarımızın ekonomik ve sosyal envanterini de çıkarmak, ihtiyaçları olduğu zaman huzurevi, evde bakım
taleplerinde yanında olacak şekilde takip edeceğiz" şeklinde konuştu.
"SİNEMAYA DESTEKTE HERHANGİ BİR DEĞžİŞİKLİK YOKTUR"
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Şahin, imza töreni sonrası gazetecilerin sorularını cevapladı. Günay, sinemaya yapılan desteklere ilişkin, "Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bizim 2005`ten 2006`dan bu yana sinemaya yaptığımız bir destek var, özel tiyatrolara yaptığımız bir destek var. Bu destekler aynen devam ediyor, bu desteklerde herhangi bir değişiklik yok. Daha çok sosyal dayanışma için, insan hakları, barış gibi değerlerde ayrıca neler yapabiliriz bunun
alt yapısını oluşturuyoruz, bir de kültür ve sanatı daha çok ihtiyaç duyan kesimlere de götürmeye çalışıyoruz. Destek sistemlerinde herhangi bir değişiklik yoktur" diye konuştu.
Şahin ise, "Yalnızca dua etmeyeceğiz, maddi destek sağlayacağız, her türlü desteği vereceğiz" dedi.
Daha sonra konuşmasına devam eden Günay, "Okumaktan daha çok, görmenin bizim toplumumuzda etkili olduğu görüldü ama yaygın biçimde şiddetten şikayet, yaygın biçimde ailece izlenemeyen bazı kurgular olmasından şikayetler vardı. Bizim herhangi bir sansür getirme niyetimiz yok ama şiddeti, ailece birlikte izlenebilecek yaptırımları, toplumu bir arada tutan değerleri, şiddeti karşıya alan öğeleri içeren yapımları da hem iki bakanlık olarak daha fazla önemseme noktasında yeni bir yaklaşım oluşturmaya
çalışıyoruz" dedi.
"KÜLTÜR MERKEZLERİNDEKİ KURSLARA HUZUR EVLERİNDEN KATILIMLAR SAОLANACAK"
Bakan Günay, kültür merkezlerindeki kurslara huzur evlerinden de katılımların sağlandığına dikkati çekerek, huzur evlerinde bu kursların verilmesini sağlayacaklarını ifade etti. Günay, "Bizim dönemimizde 2007`den bu yana 26. yeni turne sahnesini açacağız Ordu`da. 33 olan sayıyı, 58`e, 59`a çıkarıyoruz. İnşallah 60`a çıkaracağız, Türkiye`de bir devrim. Oraya Çocuk Esirgeme Kurumu`ndan veya huzur evinden bir miktar insan getirilecek. Biz de onlara ücretsiz bilet takviye edeceğiz" şeklinde konuştu.
Günay, onun dışında sosyal güvenlik kurumundan maaş alıp da maaşına rağmen rahat bir ortamda yaşayamayanların Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı`nın bünyesine alınacağını kaydetti. Şahin de, sosyal güvencesi olmayanların burada birinci öncelikleri olduğunu vurgulayarak, kendi kendine bakamayanların yanında olacaklarını ve her türlü desteğin verileceğini söyledi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı`nın işbirliği çerçevesinde imzalanan protokolle, sosyal ve kültürel değerlerin kazandırılması, ayrımcılığın önlenmesi, insan haklarının ve toplumsal statüsünün korunması ve bu konuda kamuoyunun bilinçlendirilmesi ile sosyal destek hizmetlerinin güçlendirilmesi amacıyla bir çalışma yapıldı. İmzalanan protokolle engelli, gazi ve şehit yakınlarının sosyal ve kültürel yaşama katılımlarının sağlanması ile sosyal destek hizmetlerinin
güçlendirilmesine ilişkin işbirliği adımları atıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Düzce DERİM uygulamasında pilot il oldu Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çiftçi eğitimini ve bilgi paylaşımını güçlendirmek amacıyla geliştirilen Deneyim, Eğitim, Rehberlik ve İletişim Modeli’ (DERİM) uygulaması, Düzce’nin de aralarında bulunduğu 16 pilot ilde hayata geçirildi. Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan ihtiyaç analizleri doğrultusunda başlatılan model ile, önder çiftçilerin saha tecrübelerinin diğer üreticilerle paylaşılması, tarımsal yayım faaliyetlerinde deneyim, eğitim, rehberlik ve iletişim temelli yeni bir yaklaşımın yaygınlaştırılması hedefleniyor. Bu kapsamda, Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Gölyaka ilçesi Hacıyakup köyünde bulunan Ari Süt İşletmesinde üreticilere yönelik bilgilendirme ve inceleme programı düzenlendi. Programa Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun, Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Burak Durna, Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Onur Çolak, Gölyaka İlçe Tarım ve Orman Müdürü Semih Çakar, Çilimli İlçe Tarım ve Orman Müdürü Erhan Kağan Hezen, Cumayeri İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ömer Çalışkan, teknik personel ile hayvancılık faaliyetleriyle uğraşan çiftçiler katıldı. Programda, hayvancılık alanında faaliyet gösteren üreticiler ari işletmeyi yerinde inceleyerek işletmenin üretim yapısı, hijyen uygulamaları, hayvan sağlığına yönelik koruyucu önlemler, bakım-besleme süreçleri ve işletme yönetimi hakkında bilgi aldı. Çiftçiler, işletmede uygulanan iyi hayvancılık uygulamalarını sahada görme fırsatı buldu. Düzce Tarım ve Orman İl Müdürü Esra Uzun, DERİM modelinin tarımsal yayım çalışmalarına katılımcı ve paylaşımcı bir anlayış kazandırdığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "DERİM modeli; uzmandan çiftçiye, önder çiftçiden çiftçiye deneyim ve bilgi aktarımını esas alan bir yapıdır. Sahada edinilen üretim tecrübelerinin paylaşılması, yanlış uygulamaların sonuçlarının ortaya konulması ve çiftçilerimiz arasında güçlü bir iletişim ağı kurulması hedeflenmektedir. ’Dalında Fındık, Kovanda Bal, Ahırda Bereket: Tecrübemiz Ortak, Geleceğimiz Bir.’ anlayışıyla yürüttüğümüz bu çalışmalarla üreticilerimizin bilgi ve deneyimini ortak bir değere dönüştürmek istiyoruz." Toplantı ve saha gezisi sırasında çiftçilerle birebir görüşen İl Müdürü Uzun, üreticilerin yürüttüğü faaliyetler, kullandıkları yöntemler ve sahada karşılaştıkları sorunlar hakkında bilgi aldı. Üretim sürecinde edinilen olumlu ve olumsuz deneyimlerin doğru zamanda paylaşılmasının, verimlilik ve sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. Program, üreticilerin görüş ve önerilerinin alınmasının ardından karşılıklı değerlendirmelerle sona erdi.
İstanbul Okul öncesi gelişim, ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçiyor İstanbul Arel Üniversitesi tarafından düzenlenen "Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Çocuk Gelişimci Olmak" başlıklı çalıştay, ArelTekmer’de yoğun katılımla gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını Arel Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersin Göse’nin yaptığı çalıştaya, Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dedeoğlu Demir, Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Prof. Dr. Hale Dere Çiftçi’nin yanı sıra farklı üniversitelerden akademisyenler ile anaokulu öğretmenleri ve kurum yöneticileri katıldı. Alanında uzman isimleri bir araya getiren çalıştayda, okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan çocuk gelişimcilerin rolü, sorumlulukları ve çalışma alanlarına ilişkin önemli konular ele alındı. Katılımcılar, çocuk gelişimcilerin okul öncesi eğitim sistemindeki yerinin güçlendirilmesi ve mesleki uygulamaların daha etkin hale getirilmesi için görüş alışverişinde bulunarak öneriler sundu. "Okul öncesi gelişim, ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçiyor" Projenin yürütücüsü, Arel Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hale Dere Çiftçi, "Projemizde biz çocuk gelişimcilerin okul öncesi eğitim kurumlarında aktif çalışması ve okul öncesi öğretmenleriyle iş birliği yaparak çocukların gelişimini desteklemesine yönelik. Okul öncesi dönemdeki gelişim, çocukların gelişimsel düzeylerinin belirlenmesi, sonraki dönemde ortaya çıkabilecek gelişimsel gerilikler açısından çok önemli. Çünkü okul öncesi eğitim, kişiliğin temellerinin atıldığı dönemdir. Biz de bunun için bir okulumuzda ilk başta pilot uygulama olarak başladık. Bu okuldaki aileleri izin veren çocuklara gelişimsel tarama yaptık. Gelişimsel desteğe ihtiyacı olan çocukları belirledik. Ve bu çocuklara bireysel ya da küçük gruplar halinde desteklenmesi gereken gelişimine bağlı olarak eğitimler verdik. Bu eğitimler sonucunda gelişimlerini tekrar değerlendirdik. Bu alanlarda ne kadar ilerleme kaydettiklerini belirledik. Yaptığımız uygulamalar sonucunda çocukların, tipik gelişim gösteren akranlarıyla aynı düzeye ulaştığını gözlemledik" dedi. 8 hafta gibi kısa bir sürede bile olumlu sonuçların yansıdığını belirten Prof. Dr. Hale Dere Çiftçi, "Okul öncesi dönemde gelişim çok hızlıdır. Desteklendiği zaman çok hızlı bir şekilde ileriye doğru gidebilir. Desteklenmediği zaman gerileme olabilir. Bu çocukları yakalayıp destek verdiğimizde ileride ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçebiliyoruz. Asıl uygulama sonucunda da yaptığımız uygulamaların etkili olduğunu gözlemledik" ifadelerini kullandı. "Çocuk gelişimcilerin bu yaş grubuna sağlayacağı fayda çok önemli" Mustafa Pars Anaokulu Müdürü Birgül Berna Uysal ise, çocuk gelişimcilerin okul öncesi dönemdeki önemini vurgulayarak, "Çocuk gelişimcilerin okul öncesinde ne tür yetkinliklerini kanalize edebileceklerine ve alana ne kadar fayda sağlayacaklarına vakıf olduğum için, bu projede bizi seçmelerinden dolayı çok heyecanlandım. Projede asıl amaç okul öncesi biriminde olan 3-6 yaş çocuklarının gelişim değerlendirmelerinin gözlemlenmesi, erken müdahaleye ihtiyaç duyan çocuk varsa o çocukların doğru kanalize edilmesi ve tipik gelişen çocuk seviyesine yeniden eriştirilebilmesi. Projenin amacının içinde öğretmenlerle etkileşimli olarak çalışmak var. Çocuklara bir fiil dokunabilmek ve onların gelişimlerini desteklemek var. Aileleri bu konuda bilinçlendirmek ve doğru yönlendirmek var. Okul öncesi eğitim, 3-6 yaş çağı çok kıymetli. Çünkü bireysel gelişimin yetişkinlikte nasıl sergileneceği bu yaş grubunda belli oluyor. Sorumluluklarını alma, gelişimlerini sosyal duygusal olarak ifade edebilme becerilerini kazandıkları yaş grubu bu grup. Bu yaş grubu hiçbir şekilde göz ardı edilemeyecek bir yaş grubu. O yüzden biz de bu projenin uygulanması çok önemli ve çok da değerli" ifadelerini kullandı.