GENEL - 14 Ocak 2023 Cumartesi 11:34

Erzincan Müftüsü Gül: “Müslüman samimi olmalıdır”

A
A
A
Erzincan Müftüsü Gül: “Müslüman samimi olmalıdır”

Türkiye Yazarlar Birliği Erzincan Şubesinin bu haftaki konuğu Erzincan Müftüsü Muharrem Gül oldu.

Türkiye Yazarlar Birliği Erzincan Şubesinin bu haftaki konuğu Erzincan Müftüsü Muharrem Gül oldu.


Kültürevi’nde yapılan programa çok sayıda dinleyici katıldı. Program, Aydınlıkevler Camii İmam-Hatibi Veli Delioğlu’nun okuduğu Kur’an-ı Kerim ile başladı. Daha sonra kürsüye gelen Müftü Muharrem Gül “İman ve Hayat” konulu konuşmasında Peygamberimizin hadislerinden yola çıkarak bir Müslümanın nasıl bir hayat sürmesi gerektiğini anlattı.


Müslümanların her türlü zandan kaçınması gerektiğini ifade eden Gül, “Müslümanlar birbirlerine kendilerini sevdiklerini söyleyebilmelidir. Hadis-i Şerif’lerde Allah’a kul olamayan, Peygambere ümmet olamayan birbirlerini sevemeyen insanların gerçek Müslüman olamayacakları buyuruluyor” şeklinde konuştu.


Gül, “Müslüman önce Allah’a karşı adil olmalı ona ibadet etmeli. Nefsimize, kendimize karşı adil olmalıyız. Ahiret gününde ‘Benim rızam için birbirini sevenler nerede?’ diye bir nida duyulur ve orada birbirlerini seven müminler toplanırlar. Müminde Allah, sevgisi, Peygamber ve Kur’an sevgisi olması lazım. Din insanlara sevgi aşılıyor. Herkesi sevdiriyor. Bir Hadisi şerifte “Allah’ü Teala bir kulunu sevdiği zaman Cebraile seslenir: ’Ey Cibril ben filanca veli kulumu seviyorum sende sev’ der. Cebrail sever. Cebrail de sema ehline seslenir ve gök ehli olan milyonlarca melek te o Müslümanı sever. Yani Allah’u Teala’nın sevdiği kulu herkes sever. Allah’ın sevgilisi Hz. Peygamberdir. Adı anıldığı zaman salavat getirilir. En çok ziyaret edilen Hz. Peygamberdir. Allah’ın sevdiği kulları her fırsatta yad ediyoruz, bunu Allah onlara lütfetmiş, kimse mani olamıyor. Mezarlarını ziyaret ediyoruz. Allah sevdiğini sevdirir. O’nun sevdiği kul kıyamete kadar sevilir. Sevdiğimizi Allah için sevmeli, sevmediğimize de Allah için buğz etmeliyiz.” dedi.


Müftü Muharrem Gül konuşmasının bir bölümünde ise; “Allah için sevmeli ve Allah için buğzetmeliyiz. İnsanların sevgisi yapmacık bir sevgi. Evde farklı çarşıda farklı maskelerle dolaşıyoruz. Çarşıda karşılaştığımız bir kadınla konuşurken çok kibar olan insan evdeki hanımına aynı kibarlığı gösteremiyor. Orada maskesini çıkarıyor. Halbuki Mümin samimi olmalı ve her zaman kibar olmalı ve maskesini çıkarmalıdır. Maskesiz dolaşmalıdır. İlişkilerimizin yüzde sekseni menfaat ilişkisidir. Müminler Allah için sever onun için buğzederler. Hicret, Bedir ve Mekke’nin fethinin sevabına hiçbir zaman fazilet olarak ulaşamayız. Muhacirler Mekke’de her şeylerini bırakıp gittiler. Evlerini, bağlarını, bahçelerini, belki bazıları ailesini, akrabasını bırakıp gittiler. Peygamberle birlikte yola çıktılar. Oysa sadaka verirken bizim elimiz titriyor. Medine’de ensar muhaciri olgunlukla karşılıyor. Peygamberimiz onları kardeş ilan ediyor. Her şeylerini, maddi varlıklarını, evlerini, bahçelerini, ceplerindeki paralarını paylaşıyorlar. Kardeşliğin zirve noktası budur. “ şeklinde konuştu.


Muharrem Gül bir hadisi şerif mealini paylaşarak “Kendimiz için istediğimiz şeyleri mümin kardeşlerimiz için de istemeliyiz. Aksi takdirde kâmil mümin olamayız.” dedi.


Programın sonunda Hadis hocalarından Prof. Dr. Adem Dölek Müftü Muharrem Gül’e Yazarlar Birliği’nin teşekkür belgesini takdim etti. Türkiye Yazarlar Birliği Erzincan Şubesinin çay ikramıyla program sona erdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Depremin izlerinin silindiği İskenderun sahili ücretsiz nostaljik trenle şenlendi Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremde zarar gören ve ihya çalışmalarıyla yeniden hayat bulan sahil, İskenderun Belediyesi’nin hizmete aldığı ücretsiz elektrikli gezi treniyle şenlendi. Asrın felaketinde kayma yaşanan İskenderun sahili, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çalışmalarıyla yeniden hayat bulmuştu. Birkaç ay öncesine kadar deprem nedeniyle yürünmesi dahi zor olan, birçok noktasında hasar ve söküklerin bulunduğu sahil bandı bugün ise vatandaşların nefes aldığı, ailelerin vakit geçirdiği modern bir yaşam alanına dönüştü. Bölgeyi eski günlerine kavuşturmayı hedefleyen İskenderun Belediyesi, sahil bandında ücretsiz elektrikli gezi trenini hizmete aldı. İskenderun Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje kapsamında 3 buçuk kilometrelik sahil boyunca hizmet verecek olan tren; özellikle yaşlıların, çocukların ve hamile kadınların sahili rahatça gezebilmesine imkan sağlıyor. İskenderun Belediye Başkanı Mehmet Dönmez, ilk seferde kara trenin direksiyona geçerek vatandaşlarla birlikte sahil turu yaptı. Başkan Dönmez, deprem sonrası İskenderun’un hızlı bir toparlanma sürecine girdiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve emeği geçen tüm kurumlara teşekkür etti. Depremin ardından büyük acılar yaşayan şehirde bugün insanların yeniden sahilde yürüyebildiğini, çocukların oynayabildiğini ve ailelerin güvenle vakit geçirebildiğini ifade eden Dönmez, "Birkaç ay önce burada insanlar yürümekte zorlanıyordu. Bugün ise sahilde gezi treniyle vatandaşlarımız keyifli vakit geçiriyor. Bu tablo, İskenderun’un yeniden ayağa kalktığının en önemli göstergelerinden biridir" dedi. Avrupa’daki turistik sahil kentlerinden ilham alınarak hazırlanan proje sayesinde sahilin daha canlı ve sosyal bir yapıya kavuştuğunu belirten Başkan Dönmez, "Artık İskenderun sahili sadece bir yürüyüş alanı değil, insanların vakit geçirmekten keyif aldığı modern bir yaşam merkezi haline geliyor. Üstelik gezi trenimiz tamamen ücretsiz olacak" diye konuştu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği "Gezi Treni", ilk günden itibaren sahilde oluşan yeni sosyal yaşamın sembollerinden biri olarak dikkat çekti.
İstanbul Kurban Bayramı’nda görünmeyen risk: Sessiz protein yükü Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimi, düzensiz öğünler ve uzun süren sofralar sindirim sistemini zorlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre bayram döneminde yalnızca fazla yemek değil; yüksek protein yükü, lif yetersizliği ve sosyal yeme baskısı da sağlığı olumsuz etkileyebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle son yıllarda yaygınlaşan yüksek protein odaklı beslenme alışkanlıklarının bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artabildiğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Bayram döneminde kırmızı et ve hamur işi tatlı tüketimi artarken, fiziksel aktivitenin azalmasının sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabildiğini belirten Medicana Çamlıca Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle liften fakir beslenmenin bağırsak dengesini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Sürekli kırmızı et ağırlıklı beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını etkileyebildiğini ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Fazla kırmızı et tüketimi bağırsaktaki faydalı bakterilerin azalmasına neden olabilir. Özellikle lif tüketiminin yetersiz olduğu bayram sofralarında şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunlar daha sık görülebiliyor. Bu nedenle et tüketimini sebzeler, yeşillikler ve tam tahıllarla dengelemek oldukça önemli" dedi. Etin yanında lif kaynaklarına yer açın Et tüketiminin yanında lif açısından zengin besinlerin mutlaka sofrada bulunması gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek; özellikle roka, maydanoz, semizotu ve marul gibi yeşilliklerin sindirim sistemini desteklediğini söyledi. Brokoli, enginar, karnabahar ve brüksel lahanası gibi yüksek lifli sebzelerin de bayram sofralarında daha fazla yer alması gerektiğini belirterek beyaz pirinç yerine bulgur, karabuğday veya kinoa gibi kompleks karbonhidratların tercih edilmesini önerdi. Kuru baklagillerin de önemli bir lif kaynağı olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Mercimek, nohut, barbunya gibi besinler hem bağırsak sağlığını destekler hem de öğünlerin daha dengeli olmasına katkı sağlar" diye konuştu. Protein sağlıklı ama fazlası vücudu yorabiliyor Bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artan protein tüketiminin vücutta sessiz bir yük oluşturabileceğini söyleyen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, özellikle aşırı kırmızı et ve sakatat tüketiminin sindirim sistemini zorlayabildiğine dikkat çekti. Pirçek, "Kırmızı et gibi yoğun protein kaynaklarının sindirimi daha uzun sürer. Lif tüketiminin yetersiz kalmasıyla birlikte gaz, şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrıca fazla protein tüketimi karaciğer ve böbreklerin çalışma yükünü artırabilir" ifadelerini kullandı. Aşırı protein tüketiminin ürik asit seviyelerini yükselterek gut ataklarını tetikleyebileceğini de belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen halsizlik ve ağırlık hissi yalnızca tatlı tüketiminden değil yoğun protein yükünden de kaynaklanabiliyor" dedi. "Bir tabak daha ye" ısrarı fark edilmeden fazla yemeye neden olabiliyor Bayram sofralarının yalnızca yemek değil; aynı zamanda gelenek, paylaşım ve sosyal bağ anlamı taşıdığını da belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, sosyal yeme baskısının da kontrolsüz tüketimi artırabildiğini söyledi. "‘Bir tabak daha al", "bayramda diyet mi olur?’ gibi cümleler çoğu zaman masum görünse de kişiler üzerinde fark edilmeden baskı oluşturabildiğini söyledi ve özellikle aile ortamlarında ikramı reddetmenin bazı kişilerde suçluluk hissi oluşturabileceğine dikkat çekti. Bu durumun ise fiziksel açlıktan çok duygusal nedenlerle yeme davranışını tetikleyebildiğini belirten Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen suçluluk duygusu çoğu zaman yeni bir kısır döngüye yol açabiliyor. Oysa önemli olan kusursuz beslenmek değil, dengeyi koruyabilmek ve bedenin sinyallerini fark edebilmek" şeklinde konuştu. Bayram tabağı dengeli olmalı Bayram sofralarında amaçlanan şeyin yalnızca protein tüketmek değil, öğünü dengelemek olduğunu vurgulayan Pirçek, ideal bir bayram tabağında etin yanında mutlaka sebze, salata ve kompleks karbonhidrat kaynaklarının bulunması gerektiğini belirtti. Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Et tüketiminin yanında bol yeşillik, sebze ve yeterli su tüketimi sindirim sistemini destekler. Bayram boyunca küçük porsiyonlarla ilerlemek, öğün dengesini korumak ve fiziksel aktiviteyi tamamen bırakmamak da oldukça önemlidir" dedi.