GENEL - 29 Ocak 2023 Pazar 14:46

Emniyet Genel Müdürü Aktaş, Erzincanda

A
A
A
Emniyet Genel Müdürü Aktaş, Erzincanda

Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş, Erzincanda bir dizi ziyaretlerde bulundu.

Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş, Erzincanda bir dizi ziyaretlerde bulundu.


Erzincanda ilk olarak Valiliği ziyaret eden Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş, polis mangasıyla karşılandı. Valilikte şeref defterini imzalayan Aktaş, Vali Mehmet Makas ile bir süre görüştü.


Aktaş daha sonra Emniyet Müdürlüğü ile Polis Okulunu ziyaret etti.


Emniyet Müdürü Kenan Kurttan brifing alan Aktaş, yeni emniyet hizmet binası yerinde incelemelerde bulunarak İl Jandarma Komutanlığını ziyaret etti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı: "Kılıçdaroğlu, en uygun zamanda partiyi kurultaya götürmekle ilgili niyetini Özel’e iletti" Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel’in telefonda görüştüğünü belirten Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez, Kılıçdaroğlu’nun en uygun zamanda partiyi kurultaya götürme niyetini Özel’e ilettiğini belirtti. Kemal Kılıçdaroğlu Ankara’nın Çankaya ilçesindeki ofisinden konutuna geri geldi. Kılıçdaroğlu, herhangi bir açıklama yapmadan evine geçti. Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez ise gündeme dair açıklamalarda bulundu. Sönmez, Musavat Dervişoğlu ile Özgür Özel’in görüşme esnasında ‘Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk ziyaretlerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye yapacağı yönünde’ yöneltilen sorunun, yaşanan iletişim kaynaklı bir yanlış anlaşılmadan doğmuş olabileceğini ifade etti. "Kılıçdaroğlu’nun herhangi bir parti lideriyle görüşme programı veya talep söz konusu değildir" Sönmez, Genel Başkan Basın Danışmanı olduğunu vurgulayarak, "Parti sözcüsü görevim yok. Kemal Kılıçdaroğlu’nun şu anda herhangi bir parti lideriyle veyahut da bir siyasetçiyle görüşme programı, böyle bir takvimi, böyle bir girişimi veya karşı taraftan gelmiş böyle bir talep söz konusu değildir. Kemal Kılıçdaroğlu kimlerle görüşüyor? Partinin milletvekilleriyle, belediye başkanlarıyla, parti meclisi üyeleriyle, il, ilçe başkanlarıyla ve partinin üyeleriyle görüşüyor. Kılıçdaroğlu’nun ne Sayın Cumhurbaşkanı’yla ne Sayın Devlet Bahçeli’yle programlanmış bir görüşmesi, görüşme trafiği, böyle bir şey söz konusu değildir. Bunu bir kez daha belirtmekte fayda var" şeklinde konuştu. "Kılıçdaroğlu, en uygun zamanda partiyi kurultaya götürmekle ilgili niyetini Özel’e iletti" Gün içerisinde karşılıklı aramalar olduğunu ama iki tarafın da o esnada müsait olmadığı için görüşme sağlayamadığını belirten Sönmez, "Az önce bu görüşme gerçekleşti. Kemal Kılıçdaroğlu son aradığında Özgür Özel’e ulaşamamıştı. Özgür Özel geri dönüş yaptı, Kemal Kılıçdaroğlu’yla bir görüşme gerçekleşti. Görüşmede de Kılıçdaroğlu, en uygun zamanda partiyi kurultaya götürmekle ilgili niyetini Özel’e iletti. Özel, kendi taleplerinin de bu yönde olduğunu ve bundan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Bu konuyu kendi arkadaşlarıyla değerlendireceğine ve sonra Kılıçdaroğlu’na bir dönüş yapacağını ifade etti. Herhalde bu değerlendirmede çok gecikmeden, belki bir parti meclisi, bir MYK toplantısı bilmiyoruz tabii ki. Özel’in arkadaşlarıyla bunu değerlendirdikten sonra Kılıçdaroğlu’na bir dönüş yapacağını ifade etti. Görüşmenin içeriği budur" ifadelerini kullandı. Sönmez, yüz yüze görüşülme konusunda bir konuşma geçmediğini belirtti. Öte yandan Kılıçdaroğlu’nun ses tellerindeki rahatsızlığa değinen Sönmez, Kılıçdaroğlu’nun yarın uygun olduğu takdirde programın paylaşılacağını dile getirdi. "Özgür Özel tabii ki kendi programını devam ettiriyordur" Siyasi partilerle bayramlaşmaya dair bir kararın olmadığını belirten Sönmez, "Özgür Özel tabii ki kendi programını devam ettiriyordur ama Sayın Kılıçdaroğlu’yla bugünkü görüşmeden sonra yarınki görüşme tekrar değerlendirme ve istişare yapılıp dönüldükten sonra bunları konuşmak daha doğru olur" diye konuştu.
Ankara Sumud Filosu’nda İsrail güçleri tarafından alıkonulan HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan, konfederasyon tarafından karşılandı Sumud Filosu’nda İsrail güçleri tarafından alıkonulan Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan ve HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin, Türkiye’ye dönüşlerinin ardından HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından karşılandı. Gazze’ye insani yardım götürmek için Global Sumud Filosu ile çıktığı yolculuğunda İsrail saldırısıyl alıkonulan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ve HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin, diplomatik girişimler sonucunda Türkiye’ye getirildi. HAK-İŞ’e bağlı sendika başkanları ve üyeleri tarafından karşılanan Arslan, yaptığı konuşmada, dünyanın Sumud Filosu’nda yaşananları bilmesi gerektiğinin altını çizdi. Arslan, "Bunu teşkilatlarımızın dünyanın bilmesi gerekiyor. Gerçekten Sumud için Siyonist devletinin yapmış olduğu hazırlıklar bir plan dahilinde yapılmış. Gemilere müdahaleden başlayarak sınır dışı edildiğimiz saate kadar her şey planlanmıştı. Bir dakikası bile boş geçmeyen işkenceler, hakaretler, aşağılanmalar, bir insana yapılmaması gereken ne varsa hepimize uygulandığı bir süreç yaşadık. Bunların böyle olduğunu biliyorduk. Ama bu kadar olduğunu bilmiyorduk. Geçen yıl Sumud 1’de yaşananların on katı değil yüz katını yaşattılar. Neden? Sumud onlar için büyük bir baş belası. Sumud bir ateşkesin kısmen de olsa sağlanmasını gerçekleştirmişti. Yardımların kısmen de olsa gitmesini sağlamıştı. Uluslararası toplumun Filistin konusunda inanılmaz duyarlılık oluşturmuştu. Ve bütün dünya ayağa kalkmıştı" dedi. "Amacımız, bir duruş ortaya koymak ve bunun karşılığında onurumuzu, yerlere süründürmeden dik durabilmekti" Sumud’un İsrail güçlerine karşı olan duruşuna değinen Arslan, "Ama Sumud’un ilkesi şu; ‘asla karşılık vermeyeceğiz, asla şiddete eğilim göstermeyeceğiz, asla gözlerine bakmayacağız, asla onlarla bir münakaşaya girmeyeceğiz’. Çünkü bunları yaparsanız Fatma gibi daha çok dayak yiyorsunuz. Daha fazla hakaret görüyorsunuz. Daha fazla işkence görüyorsunuz. Bizim oradaki amacımız, bir duruş ortaya koymak, o duruşumuzun karşılığında onurumuzu, haysiyetimizi, kişiliğimizi asla yerlere süründürmeden dik durabilmekti" ifadelerine yer verdi. Sumud 2 misyonunun daha Gazze’ye ulaşamadan uluslararası kamuoyunda büyük etki oluşturduğunu ifade eden Arslan, dünyanın birçok ülkesinde halkların Filistin için meydanlara çıktığını söyledi. Arslan, Batılı halkların hükümetlerinin baskılarına rağmen Filistin için ses yükselttiğini belirterek, Sumud misyonuna katılan yüzlerce aktivistin büyük bölümünün İslam dünyasından olmadığına dikkati çekti. "Şov yapmak için değil, Filistin için gittik" Arslan, Sumud yolculuğunun herhangi bir gösteri amacı taşımadığını ve kamuoyuyla önceden paylaşmadığını söyleyerek, "Amacımız Filistinli kardeşlerimizin acılarını dindirmek. Onların yaşadığı zorlukları görüp bunu sizinle paylaşıp daha fazlasını yapmayı istemek. Derdimiz bu, şov yapmak değil. Şov yapmak istesek bir ay önceden propaganda yapardık. Ailemin dışında kimseye paylaşmadık. Yönetim kurulundaki arkadaşlarımıza son gün söyledim. Neden? Çünkü bu istismar edilsin istemedik" diye konuştu. "Gazze’nin düşmemesi, Filistin’in özgür olması gerekiyor" Filistin halkının yaşadığı zulmün tüm insanlığın ortak meselesi olduğunun altını çizen Arslan, "Filistin için kim bir tuğla koymuşsa kendimizi ondan ayrı görmüyoruz. Ama HAK-İŞ herkesten daha fazlasını yapmak zorunda. Herkesten daha fazla fedakarlık, herkesten daha fazla mücadele etmek zorunda. Çünkü konfederasyonumuzun bu konuda kararları var. Bulunduğumuz illerde, il başkanlıklarımızda, şube başkanlıklarımızda, sendikalarımızda Filistin’i ve Gazze’yi girinti gündeminiz yapın. Gazze tamamen düşerse biliniz İstanbul düşer arkadaşlar. Bu siyonist katillerin esas hedefi Türkiye. O yüzden Gazze’nin düşmemesi, Filistin’in özgür olması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. Arslan, Gazze’de yaşanan insanlık dramının yalnızca konuşularak geçiştirilemeyeceğini belirterek, herkesin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Gazze’de yaşananların yerinde görüldüğünde çok daha derinden hissedilebildiğini söyleyen Arslan, "Gazzeli kardeşlerimizin yaşadığı acıları yerinde görünce daha fazlasını yapmamız gerektiğini anladık. Lafla değil, bizzat mücadele ederek Filistin davasının yanında olmak zorundayız" şeklinde konuştu. Filistin konusunda dünyanın birçok ülkesinde büyük bir vicdani uyanış yaşandığını kaydeden Arslan, özellikle Batı toplumlarında Filistin’e destek gösterilerinin giderek büyüdüğünü ifade etti. Arslan, Avrupa’dan Amerika’ya, Kanada’dan Latin Amerika’ya kadar milyonlarca insanın Filistin için meydanlara çıktığını ve Batılı halkların kendi hükümetlerinin baskılarına rağmen Gazze halkının yanında durduğunu söyledi. Ayrıca Sumud misyonuna katılan yüzlerce aktivistin büyük bölümünün İslam dünyasından olmadığını ifade eden Arslan, farklı inanç ve kültürlerden insanların Gazze için ortak vicdanda buluştuğunu belirtti. Arslan, Gazze halkının Türkiye’ye büyük umut bağladığını belirterek, "Türkiye bu sorumluluğunun farkında olmak zorunda. Biz farkındayız çok şükür. Devletimiz farkında, milletimiz farkında daha fazlasını yapmamız gerekiyor. Onun için biz Sumud’a katılarak bu hainlerin, bu katillerin Gazzeli, Filistinli kardeşlerimize 80 yıldır neler yaptıklarını deneyimledik. Bizi iki gün dayanamayan arkadaşlarımız iki üç gün sabredemeyen arkadaşlarımızın yerinde 80 yıllık Gazze’de yaşayan biri olsanız nasıl olur?" dedi. Arslan, süreç boyunca Türkiye Cumhuriyeti’nin ortaya koyduğu diplomatik irade ve dayanışmanın uluslararası aktivistler açısından büyük anlam taşıdığını belirtti. Ketziot Hapishanesi’nden çıkarıldıktan sonra havalimanında ilk olarak Türk Hava Yolları uçaklarını gördüklerini ifade eden Arslan, bu tablonun kendileri için büyük gurur kaynağı olduğunu söyledi. Türk Hava Yolları’nın yalnızca Türkiye vatandaşlarını değil yüzlerce aktivisti ülkelerine ulaştırdığını belirten Arslan, "Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Türk Hava Yolları’na bir kez daha teşekkür ediyoruz" dedi. Türkiye’nin Filistin meselesindeki tarihi sorumluluğuna dikkat çeken Arslan, Türkiye’nin hem diplomatik hem de insani anlamda daha güçlü olması gerektiğini ifade etti. HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin ise, yaklaşık 40 gün önce İtalya’dan yola çıktığını belirterek, Sumud misyonunun sabır, direniş ve kararlılık üzerine kurulu olduğunu ifade etti. Dünyanın farklı ülkelerinden yüzlerce aktivistle birlikte Filistin halkına destek olmak için mücadele ettiklerini söyleyen Zengin, bu süreçte vicdan sahibi insanların din, dil, ırk ayrımı gözetmeden ortak bir dayanışma ortaya koyduğunu belirtti. Zengin, süreç boyunca uluslararası aktivistlerin en büyük güvencesinin Türkiye olduğunu belirterek, Türkiye’nin Filistin meselesindeki duruşunun dünya kamuoyunda büyük bir karşılık bulduğunu söyledi. Zengin, farklı ülkelerden aktivistlerin, "Ne olursa olsun Türkiye bizi kurtarır" diyerek Türkiye’ye duydukları güveni dile getirdiklerini ifade etti. Türk Hava Yolları uçaklarını gördükleri an büyük mutluluk yaşadıklarını belirten Zengin, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere devlet yetkililerine ve Türk milletine teşekkür etti.
Bolu Grand Kartal Otel yangını davasında istinaf kararı onadı Bolu’da 78 kişinin hayatını kaybettiği Grand Kartal Otel yangınına ilişkin davada, Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği cezalar istinaf mahkemesi tarafından kabul edildi. 21 Ocak 2025 tarihinde Grand Kartal Otel’de meydana gelen ve 78 kişinin yaşamını yitirdiği yangın faciasının ardından başlatılan hukuki süreçte istinaf aşaması tamamlandı. Sanık avukatlarının, Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 31 Ekim 2025 tarihli karar duruşmasında verdiği hükümlere yönelik yaptığı itirazı inceleyen istinaf mahkemesi, kararda hukuka aykırılık bulunmadığına hükmederek cezaları onadı. 11 sanığa olası kast suçundan ağır cezalar 31 Ekim’de görülen davanın duruşmasında, tutuklu sanıklar otelin sahibi Halit Ergül, şirketin yönetim kurulu üyeleri Emine Murtezaoğlu Ergül, Elif Aras ve Ceyda Hacıbekiroğlu, otel müdürü Zeki Yılmaz, Gazelle Otel Genel Müdürü Ahmet Demir, otelin muhasebe müdürü Kadir Özdemir, Grand Kartal Otel’in Genel Müdürü Emir Aras, Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Sedat Gülener, İtfaiye Müdür Vekili Kenan Coşkun ve itfaiye eri İrfan Acar, 34 çocuğa karşı "Olası kastla öldürme" suçundan 34’er kez müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı sanıklara yangında yaşamını yitiren 44 yetişkin yönünden 44’er kez "Olası kastla öldürme" suçundan 24 yıl 11’er ay hapis cezası verilmişti. Mahkeme heyeti, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan yargılanan otel muhasebe personeli Cemal Özer ve Mehmet Salun’u 22 yıl 3’er ay, LPG tesisat bakım görevlileri Doğan Aydın ve Muharrem Şen ile İş Güvenliği Uzmanı Kübra Demir’i 21 yıl 4 ay 15’er gün hapis cezasına çarptırmıştı. Heyet; mutfak personeli Reşat Bölük, teknik görevliler Tahsin Pekcan ve Hüseyin Özer, denetim şirketi yetkilisi Ali Ağaoğlu ve çalışanı Aleyna Beşinci, kafe işletmecileri İbrahim Polat ve İsmail Karagöz, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sırrı Köstereli, Genel Sekreter Yardımcısı Bünyamin Bal, eski Ruhsat ve Denetim Müdürü Mehmet Özel ile Ruhsat ve Denetim Müdürü Yeliz Erdoğan’a 21’er yıl, teknik personel Bayram Ütkü’ye 18 yıl, resepsiyon görevlisi Yiğithan Burak Çetin’e ise 12 yıl hapis cezası vermişti. İstinaf Mahkemesi kararı kabul etti Sanık avukatları tarafından istinaf mahkemesine taşınan davada sonuç değişmedi. İstinaf mahkemesi Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararlarını onayladı. Bundan sonraki süreçte, istinaf mahkemesince onanan kararlara ilişkin itirazların Yargıtay’a yapılacağı öğrenildi.