GÜNDEM - 27 Aralık 2024 Cuma 09:12

1939 Erzincan depreminin yaşayan tanığı o günleri anlattı

A
A
A
1939 Erzincan depreminin yaşayan tanığı o günleri anlattı

Resmi rakamlara göre 33 bin kişinin hayatını kaybettiği 100 binden fazla insanın yaralandığı, tarihin en büyük depremlerinden olan 7.9 büyüklüğündeki 1939 Erzincan depreminin yaşayan tanığı 108 yaşındaki Mehmet Güloğlu, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine o günleri anlattı.


Depremin olduğu 27 Aralık 1939 tarihinde Erzincan merkeze bağlı Göyne köyünde ailesiyle birlikte yaşadıklarını ifade eden Mehmet Güloğlu, “Deprem olduğu anda her yer zangır zangır sallanmaya başladı. Beton bina yok idi hep toprak evler. Soğuk, kış, kar diz boyu. Karakış ayı. Her yer yıkıldı, enkaza döndü. Çoğu insan hep soğuk, sahipsizlikten öldü. Bakan yok, enkazdan çıkartan yok. Kazmasını, küreğini alan enkazdan insan çıkarabilmek için koşup yardıma gitti. Babamın ufak bir misafir odası vardı. Gittik orada sobayı yaktır, başına biriktik ısınmaya çalıştık. Gür gür ediyor sallantıdan bu sefer bir daha kaçıyoruz dışarıya. Dışarıda nerede duralım hava çok soğuk. Sonra gübrelerin üstüne palazları serdik, çadır yaptık böyle kalmaya çalıştık. Deprem çok büyük alanda yıkıma neden oldu. Çok insan hayatını kaybetti, artlarından ne ağıtlar yakıldı.” diye konuştu.


Güloğlu aradan yıllar geçmesine rağmen o acı günleri unutamadığını kaydetti.


“1939 Erzincan depremi”


Erzincan’da 27 Aralık 1939’da meydana gelen ve 33 bin kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 100 bin kişinin yaralandığı 7,9 büyüklüğündeki deprem hafızalardan silinmiyor. Ölüm oranlarının yüksek olmasının ana nedenleri arasında; çetin kış koşullarının olması, yardımların ve arama-kurtarma faaliyetlerinin güç koşullar altında yürütülmesi gösterildi. Deprem, 1939 ile 1999 yılları arasında Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde meydana gelen ve batıya doğru göç eden bir dizi büyük depremin ilki olarak kabul edildi. Büyüklüğü itibarıyla dünyanın sayılı mega depremleri arasında gösterilen Erzincan depremi, 8,0 büyüklüğündeki 1668 Kuzey Anadolu depreminden sonra 7,8 Mw büyüklüğündeki 2023 Kahramanmaraş depremleri ile birlikte Anadolu’da meydana gelmiş en büyük ikinci depremdir. Bunun yanı sıra, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çok can kaybı ile sonuçlanan ikinci depremi olarak kayıtlara geçti.


Odak derinliği 20 km olan depremin etkilediği alan doğuda Erzincan Ovası’ndan batıda Kelkit Vadisi’ne kadar uzanır. Yırtılmanın uzunluğu 400 km (Erzincan’ın doğusundan Amasya’ya kadar), genişliği ise (güneyde Sivas’tan kuzeyde Karadeniz’e kadar) 200 km’dir. Bu depremde Erzincan’dan Kelkit Vadisi’ni izleyerek Niksar’a kadar uzanan yaklaşık 350 km’lik bir kırık sistemi oluşmuştur. Bu geniş alanı sarmış olan 35 deprem merkezi yaklaşık doğu-batı doğrultusunda dizilmiş başlıca dört sarsıntı çizgisi üzerinde etkinlik göstermiştir. Bunlar; Yukarı Yeşilırmak çizgisi, Kelkit-Deliçay çizgisi, Yaylalar ve Orta Yeşilırmak çizgisi ve kıyı çizgisidir. Bu çizgilerin hepsi de kırıklara karşılık gelmektedir. Kelkit Irmağı kırığı, Reşadiye’de doğu-güneydoğu ve batı-kuzeybatı doğrultusunda alçalmış ve yükselmiş ve böylece iki blok arasında 380 cm’lik bir düzey farkı doğmuştur. Deprem sırasında kıyı çizgisi Çarşamba ilçesinin kuzeyi ile Giresun arasında 15-100 m kadar geri çekilmiş ve Fatsa’da da bir deprem dalgası oluşmuştur.


Deprem 52 saniye sürdü. Karadeniz kıyılarında 0,53 m uzunluğunda tsunamiye neden oldu. 1939 depreminden kaynaklanan Coulomb gerilme transferi, Kuzey Anadolu Fayı boyunca batıya doğru ilerleyen kırılmaları tetikledi. 1939’dan beri bu fayda 6.7’den büyük 10 tane deprem yaşandı.


Depremin oluşturduğu hasar, Türkiye hükümetini deprem yönetmeliklerini yürürlüğe koymaya sevk etti. Erzincan’da yıkım o kadar büyüktü ki şehir tamamen terk edildi ve biraz daha kuzeyde yeni bir yerleşim yeri kuruldu.



1939 Erzincan depreminin yaşayan tanığı o günleri anlattı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Mesleğinde 32 yılı geride bırakarak emekli olan trafik polisinin son görevinde motosikletlilerden sürpriz Hatay’da meslek hayatında 32 yılı geride bırakan ve yaş haddinden emekli olan polis memuru Abdullah Öztürk için meslektaşları tarafından veda programı düzenlendi. Veda programına katılan ve pasta üfleyen Öztürk, motosikletlilere yönelik gerçekleştirileceği söylenen uygulama geldiğindeyse kendisi için konvoy yapacak olan motosikletlilerle karşılaştı. Payas ilçesinde uzun yıllardır görev yapan trafik polisi Abdullah Öztürk, meslek hayatında 32 yılı geride bırakarak 1 Nisan tarihinde emekliliği hak etti. Polis memuru Öztürk için meslektaşları tarafından ilçe emniyet müdürlüğü binasında veda programı düzenlendi. Veda programına; Payas Kaymakamı Kürşad Karaca, İlçe Emniyet Müdürü Ertuğrul Ekici ve meslektaşları katıldı. Mesleğe veda programında pasta üfleyen Öztürk’e kaymakam Karaca tarafından onur plaketi verildi. Kaymakam Kürşad Karaca, Öztürk’e mesleğine olan bağlılığı ve emeklerinden ötürü teşekkürlerini dile getirdi. Mesleğine veda eden Öztürk’e sürpriz yapmak isteyen meslektaşlarıysa Payas sahilinde motosiklet sürücülerine yönelik uygulama yapılacağını söyleyerek bölgeye çağırdılar. Motosikletliler ve meslektaşları tarafından yapılan sürprizle karşılaşan Öztürk, düzenlenen motosiklet konvoyuyla polislik hayatına veda etti. Öztürk, 1 Nisan günü mesleğine yaş haddinden veda edeceğini söyleyerek vatandaşlara ve meslektaşlarına teşekkür etti.
Çanakkale Gökçeada’da Koordinasyon ve Değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde Kaymakam Osman Acar Başkanlığında ilçe Kurum Amirleriyle Koordinasyon ve Değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Gökçeada Kaymakamı Osman Acar, ilçe genelindeki kamu hizmetlerinin etkinliğini artırmak ve kurumlar arası koordinasyonu güçlendirmek amacıyla ilçe idare şube başkanları ve kurum amirleriyle kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdi. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü toplantı salonunda düzenlenen toplantıda, ilçenin genel durumu ele alınırken, kamu hizmetlerinin vatandaşlara daha hızlı, etkili ve verimli bir şekilde sunulmasına yönelik yürütülen çalışmalar değerlendirildi. Kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi, sahadaki uygulamaların daha koordineli yürütülmesi ve hizmet kalitesinin artırılması konularında görüş alışverişinde bulunuldu. Toplantıda konuşan Kaymakam Osman Acar, Gökçeada’da vatandaş odaklı yönetim anlayışını esas aldıklarını vurgulayarak, "İlçemizin her alanda daha ileriye taşınması için tüm kurumlarımızla birlikte var gücümüzle çalışıyoruz. Kamu hizmetlerinde etkinliği ve verimliliği artırarak, güler yüzlü ve nezaket odaklı bir kamu hizmeti anlayışını Gökçeada’mızda hâkim kılacağız" dedi. Toplantı, kurum amirlerinin talep ve önerilerinin dinlenmesinin ardından, önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasının belirlenmesiyle sona erdi.
Balıkesir Bahar geldi kuzular anneleri ile buluştu Balıkesir Üniversitesi Hayvancılık Uygulama ve Araştırma Çiftliğinde yavru kuzular, baharın gelişiyle birlikte anne koyunlarla ilk kez açık havayla buluştu. Kuzuların meleyerek anne koyunlara kavuşması güzel görüntüler oluşturdu. Renkli görüntülere sahne olan anlar, çiftlikte akademik ve uygulamalı eğitim faaliyetlerine ayrı bir canlılık kattı. Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu da beraberinde Rektör Yardımcıları Fatih Satıl ve Cevdet Avcıkurt ile birlikte çiftliği ziyaret ederek Hayvancılık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Şükrü Metin Pancarcı ve Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ziya İlhan’dan bilgi aldı. Bahar gelmesi ile birlikte kuzular bakım yapıldığı barınaklardan doğaya salındı. Doğaya salınan yavru kuzular çayırda anne koyunlarla buluştu. Kuzuların arasına karışan kedinin yavru kuzularla buluşması güzel görüntülere sebep oldu. Kuzuların ilk defa anne koyunlarla buluşması sonrası Hayvancılık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Şükrü Metin Pancarcı Araştırma çiftliği ile bilgi verdi. Prof. Dr. Pancarcı; " Balıkesir Üniversitesi hayvancılık uygulama ve araştırma merkezi müdürüyüm. Biraz önce üniversitemiz rektörümüz ve eğitim kademesi bizi ziyaret ettiler. Burada Karacabey merinosu kuzu eti ve koyun üretimiz devam ediyor. İki atımız var. Atlarımızla daha eğitim yapıyoruz. Asıl amacımız elbette uygulama ve eğitim ve araştırma. Onun dışında ihtiyaç fazlası olan ürünlerimizi de tabii piyasaya satıyoruz, arz ediyoruz. Şu anda arkamda gördüğünüz hayvanlar Karacabey merinosu hayvanlarımız. Bu hayvan ırkı Cumhuriyet kurulduktan hemen sonra ülkemize getirilmiş ve bölgemize uyum sağlamış. Malum Balıkesir kuzu eti üretimiyle ünlü. Bölgenin gerek otu, havası, doğası hala da özel bir lezzet katıyor ve çabuk büyüyorlar. Bu hayvanlar bugün ilk defa anneleriyle arazide buluştular. 20-25 günlük kuzularımız içeride anneleri ile ilk defa araziye çıkarttık. Bu mutlu günümüzü üretim kadememizde de üniversite rektörümüz ve rektör yardımcılarımızla da paylaştık. Aralarında ikiz üçüz doğanlar da var. Bu hayvanlar bir ay öncesine kadar doğum yaptılar. Şu anda da annelerini emiyorlar. İki ay kadar annelerini emecekler. İki ay, bir buçuk, iki ay kadar annelerine gidiyorlar. 4 aylıkken 5 aylıkken de piyasaya kuzu et olarak sevk ediyoruz. O aşamada kırk, kırk beş kilogram canlı ağırlığa ulaşıyor" dedi. Ziyaret sırasında hayvan sağlığı, bakım süreçleri ve üretim faaliyetleri yerinde incelenirken, üniversitenin uygulamalı eğitim imkanlarının öğrencilerin donanımlı birer veteriner hekim olarak yetişmelerindeki önemine dikkat çekildi. Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Hayvancılık Uygulama ve Araştırma Merkezi Çiftliği’nin teorik bilginin sahada pekiştirilmesi açısından büyük bir imkan sunduğunu belirterek, "Öğrencilerimizin mesleki yetkinliklerini artırmaları ve uygulama becerilerini geliştirmeleri adına bu tür altyapılar büyük önem taşıyor. Üniversite olarak nitelikli ve donanımlı veteriner hekimler yetiştirirken bölge hayvancılığına da katkı sunmaya devam ediyoruz" dedi.
Hatay İş makinasının kolona son dokunuşu 7 katlı binayı yerle bir etti Hatay’da depremde hasar gören 7 katlı binanın iş makinesiyle kontrollü olarak yıkıldığı anlar cep telefonuyla kaydedildi. Binanın kolonuna yapılan son darbeyle yerle bir olmasıysa an be an kaydedildi. Asrın felaketinde hasar alan ve mahkeme süreci devam eden binaların il genelinde yıkımları sürüyor. İskenderun ilçesi İbrahim Karaoğlan Caddesi üzerinde yer alan 7 katlı binada depremde hasar görmüştü. Mahkeme süreci sona eren 7 katlı binanın iş makinasıyla kontrollü yıkımına başlanmıştı. Binanın iş makinasının son darbesiyle yerle bir olduğu kareler an be an kaydedildi. Görüntülerde; iş makinasının kolona dokunmasıyla 7 katlı binanın yerle bir olduğu görüldü. Yıkım herhangi bir sorun yaşanmadan son bulurken moloz kaldırma çalışmaları devam ediyor. Yıkımı gerçekleştiren Ferhat Çelik,’’ Depremde ağır hasar görmüş bir binanın şu anda yıkımını gerçekleştiriyoruz. Bina zaten çok ağır hasarlı bir binaydı, kontrolü bir şekilde yaptık. Sizin de arkamda görmüş olduğunuz 34 metre uzunluğunda kesme makinemizle aynı şekilde kesimini yaptık. İskenderun’da, Hatay’da bu bölgede bu binayı yıkacak olan 4-5 tane firma gelip de bu binayı üstelenmediler, yıkamadılar. Biz İstanbul’dan gelip bu binanın yıkımını gerçekleştirdik. Yıkmış olduğumuz binanın tam yapıştığı, yani sıfır noktasında öğrencilerin okul bir özel kurs var, bir okul var. Öğrencilerin mağdur olmaması için bu bina zaten tehlike, risk arz ediyordu zaten. O yüzden biz bu binanın yıkımını gerçekleştirdik. Öğrenciler de şu anda rahat bir şekilde okullarına dönebilir, derslerine çalışabilirler. Devletimiz için, milletimiz için ne gerekiyorsa onu yapıyoruz. Daha modern, daha sağlıklı evler yerine yapılsın, daha güzel, kaliteli evler olsun diyoruz" dedi.
Hatay Aşırı yağışla birlikte derenin artan debisi köprüyü yıktı, yolda çökmeye neden oldu Hatay’da gece saatlerinde etkili olan yağışla birlikte debisi artan derede sel yaşandı, köprü yıkıldı ve yolda da çökme yaşandı. Meteorolojinin yağışlı hava uyarısında bulunduğu Hatay’da gece saatlerinde yağmur etkili olmuştu. Defne ilçesi Harbiye Mahallesi’nde gece saatlerinde etkili olan yağışlar sele neden oldu ve derelerin debilerinde artma yaşandı. Harbiye Mahallesi’nde bulunan derenin debisi artınca üzerindeki köprüyü yıktı ve yolda çökmelere nedne oldu. Yıkılan köprü ve yol nedeniyle Dekuk Şelalesi’ne araç yolu trafiğe kapandı. Her gün Dekuk Şelalesi’ne yürüyüş yaptığını ifade eden vatandaş Ahmet Mansuroğlu, köprünün dün akşam saatlerinde sapasağlam olduğunu ama gece saatlerinde etkili olan selle birlikte hem köprünün hem de yolun zarar gördüğünü söyledi. "Bu köprü dün akşam saatlerinde sapasağlamdı ve üstünden insanlar geçebiliyordu, ama maalesef ki gece şiddetli yağışlarla, köprümüzü şu anki duruma getirdi" Gece saatlerinde etkili olan yağışların neden olduğu selin köprüye ve yola zarar verdiğini ifade eden Ahmet Mansuroğlu, "Köprü, dün akşam şiddetli yağışlardan dolayı selle birlikte maalesef ki yıkıldı. Burası insanların; uğrak yeri, yürüyüş yaptığı, gezmeye geldiği ve piknik yapmaya geldiği yer. Şu anda buranın yıkılması, maalesef ki bu insanların burada piknik gelip gezmesine, görmesine olanak sağlamayacak. Bizim şu anda istediğimiz yetkililerden kim varsa burayı en kısa sürede daha güzel bir yere dönüştürmelerini istiyoruz. Biz doğayı seven insanlar olarak buranın el birliğiyle daha güzel bir yere dönüşmesini istiyoruz. Sel buraya geliş yolumuzu etkiledi. Bazı insanlar araçlarıyla, motorlarıyla, bisikletleriyle bazıları da yürüyerek koşarak geliyor. Burada 7’den 70’e bütün insanları görmeniz mümkün. Doğayı seven her insan buraya akın akın geliyor. Buraları tatil günlerinde dolup taşıyor. Herkes yürüyüş yapmaya, gezmeye ve görmeye geliyor. O yolların mümkün olduğunca hızlı yapılmasını ve sağlam yapılmasını istiyoruz. Bu yol biz buralardayken de çökebilirdi, biz üstündeyken de çökebilirdi. Biz istiyoruz ki daha sağlıklı bir yol olsun ama doğallığı da bozulmasın. Bu köprü her gün buraya bir veya iki defa yürüyüş yaparak ya da motorumla gelip burada gezmeye gelen birisiyim. Bu köprü dün akşam saatlerinde sapasağlamdı ve üstünden insanlar geçebiliyordu. Ama maalesef ki gece şiddetli yağışlarla, köprümüzü şu anki duruma getirdi. Biz burada en kısa sürede burayı eski halinden daha sağlam bir hale gelmesini mutlaka istiyoruz" ifadelerini kullandı.