ÇEVRE - 04 Eylül 2024 Çarşamba 08:40

Doğu Anadolu Bölgesinde görülmesi gereken antik kentler

A
A
A
Doğu Anadolu Bölgesinde görülmesi gereken antik kentler

Yüzölçümü bakımından Türkiye topraklarının beşte birini kaplayan Doğu Anadolu Bölgesi, aynı zamanda nüfus yoğunluğunun en düşük olduğu coğrafi bölge. Bu geniş topraklar Urartular başta olmak üzere yıllar içinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Bu kadar fazla uygarlığın izini taşıyan çok sayıda yerleşim bölgenin geçmişine ışık tutuyor. Höyük kalıntılarına sık sık rastlanan Doğu Anadolu Bölgesinde görülmesi gereken antik kentler şöyle:


Doğu Anadolu’daki Antik Kentler


Altıntepe, Erzincan


Erzincan’ın Üzümlü ilçesinde yer alan Altıntepe, Urartular Dönemi’nde kurulmuş bir antik kent. Ova seviyesinden 60 metre yükseklikte bulunan bu tepe, Bizans ve Osmanlı uygarlıklarına da ev sahipliği yapmış. Yapılan ilk dönem kazılarında Urartu Tapınağı, Apadana (Pers mimarisinde sütunlu kabul salonu), açık hava tapınağı, yeraltı taş örgü oda mezarları, Urartu ve Bizans döneminden kalmış sur duvarları bulunmuş. Bu tarihi eserlerin bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Hala devam eden ikinci dönem kazılarında ise Tapınak kısmı onarılmış. Gerçekleştirilen kazılarda şehrin kanalizasyon sisteminin büyük bir kısmı ortaya çıkarılmış. İlk alafranga tuvalet taşının da bulunduğu bu kazılarda, şehrin kanalizasyon sisteminin çok gelişmiş olduğu anlaşılmış. Mozaik tabanlı Erken Bizans Kilisesi’nden çıkarılan mozaiklerden korunan tek parçayı Erzincan Müzesi’nde. Günümüze ulaşan en sağlam Urartu şehirlerinden biri olan Altıntepe’nin yakın bir zamanda “Arkeopark” olarak ziyarete açılması planlanıyor.


Anzavurtepe (Aznavurtepe) Höyüğü, Ağrı


Ağrı’nın Patnos ilçesinin 2 kilometre kuzeydoğusunda yer alan Anzavurtepe Höyüğü, halk arasında Kot Tepe olarak biliniyor. Urartu döneminin en önemli kalıntılarından biri olan bu höyük, 300 metre yüksekliğe sahip. Ağrı’daki en eski yerleşim yeri olduğu bilinen Anzavurtepe Höyüğü’nde saray, tapınak, platform, mezar taşları, bazalt taşlarla örülmüş kale, tepeyi çevreleyen sur izleri ve bina kalıntıları bulunmuş. Höyüğü çevreleyen surlar Urartu Kralı Menua, tapınak ise yine bir Urartu Kralı olan İşpuini zamanında yaptırılmış. Yaklaşık 2 bin 800 yıllık bir geçmişe sahip Anzavurtepe Kalesi de yine Urartular döneminden kalmış. Kaleyi çevreleyen surların bazı bölümlerinde kuleler yer alıyor.


Giriktepe Höyüğü, Ağrı


Urartuların merkezi olduğu bilinen Giriktepe Höyüğü, Ağrı’nın Patnos ilçesinin bir kilometre güneyindeki Dere Mahallesi’nde bulunuyor. Yöre halkının Değirmentepe olarak bildiği bu höyük, on metre yüksekliğinde olsa da tahrip edilmesi nedeniyle günümüzde maalesef alçalmış.


Giriktepe Höyüğü’nün de Anzavurtepe gibi öncelikli kazı alanı olarak değerlendirilmesine karar verilmiş. Yapılan kazılarda höyüğün tepesinde saraya benzeyen bir bina ve bu yapıyı çevreleyen sur kalıntıları bulunmuş. Tepede bulunan sarayın Urartu Kralı Menua veya oğlu I. Argişti döneminde yaptırılmış olduğu düşünülüyor.


Giriktepe Höyüğü’nden çıkarılan takıların, demirden ve tunçtan yapılmış aletlerin büyük çoğunluğu Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Bu durumun nedeni, bu eserlerin çıkarıldığı dönemde kentte uygun bir müze bulunmamasıymış.


Harput, Elazığ


Bir açık hava müzesi gibi olan Harput Antik Kenti, Elazığ’ın kuzeydoğusundaki Harput Mahallesi’nde bulunuyor.


2018 yılında UNESCO Kültür Mirası Geçici Listesi’ne kabul edilen Harput’un geçmişi milattan önce 20. yüzyıla kadar uzanıyor. Tabii bu kadar uzun bir tarihi olan kent birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Bunların arasında Urartular, Medler, Persler, Bizans, Sasaniler, Moğollar, Selçuklular, Safeviler ve Osmanlılar yer alıyor.


Elazığ’ın en turistik yerlerinden biri olan Harput Antik Kenti’nde görülecek yerler arasında kale, mağara ve dini yapılar başta geliyor.


M.Ö. 8. yüzyılda Urartular tarafından dikdörtgen bir plan üzerine inşa edilen Harput Kalesi iç ve dış kale bölümlerinden oluşuyor. Bazı rivayetlere göre kalenin yapıldığı zamanlarda su kıtlığı yaşandığı için kalenin harcında su yerine süt kullanılmış. Bu sebeple Harput Kalesi “Süt Kalesi” olarak da biliniyor.


Yapılan kazı çalışmalarında kalenin içinde zindanlar, darphane, yaşam ve tedavi alanları bulunmuş. Kalenin içindeki zindan 36 metre derinlikte yer alıyor ve buraya yüz basamaklı bir merdiven kullanarak iniliyor. Ayrıca bu bölgeden seramik çanak çömlek, mutfak eşyası, metal ok uçları, kemik objeler, cam bilezikler ve bakır sikkeler çıkarılmış.


Ani, Kars


2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne kabul edilen Ani Antik Kenti, 2016’da ise Dünya Mirası Listesi’ne girmiş.


UNESCO tarafından tescillenen bu değerli tarihi kent, Kars şehir merkezinden yaklaşık 42 kilometre uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içinde bulunuyor.


Ani Harabeleri ve Ören Yeri, Türkiye ile Ermenistan arasında doğal bir sınır oluşturan Arpaçay Nehri’nin batısında yer alıyor.


Sahip olduğu çok sayıda kilise ve şapel sebebiyle “Binbir Kilise Şehri” veya “Kırk Kapılı Şehir” olarak bilinen Ani’nin ismi tarihi kayıtlarda ilk olarak 6. yüzyılda Ermeni beylerine ait bir yer olarak geçmiş. Bu antik şehir yıllar içinde Bagratuni Ermenileri, Selçuklular, Bizans ve Osmanlı gibi birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Son zamanlarda çok popüler olan Doğu Ekspresi’nin en gözde noktalarından biri olan Ani’de görülecek yerlerin başında Ani Katedrali, Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi, Surp Hripsime Manastırı (Bakireler Manastırı), Kral Gagik Kilisesi, Aslanlı Kapı, Ateş Tapınağı, Menuçehr Camii, Ani Şehir Surları ve Selçuklu Kervansarayı geliyor. Ani Katedrali olarak bilinen Meryem Ana Kilisesi ya da Büyük Katedral, şehrin en korunmuş yapılarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu güzel kilisenin mimarı ise İstanbul’daki Ayasofya Kilisesi’nin kubbesini tamir etmiş olan Mimar Tridat.


Arslantepe Höyüğü, Malatya


Türkiye’nin en büyük höyüklerinden biri olan Arslantepe Höyüğü, Malatya’nın Battalgazi ilçesinin Orduzu Mahallesi’nde yer alıyor.


Otuz metre yüksekliğe sahip olan bu höyükte M. Ö. 5 bin yılından M.S. 11. yüzyıla kadar yerleşim görülmüş. 200 x 120 metre boyutlara sahip olan yerleşim alanı M. S. 5-6. yüzyıllarda Roma Köyü olarak, sonrasında ise Bizans Nekropolü olarak kullanılmış.


Adeta bir Açık Hava Müzesi niteliğinde olan Arslantepe Höyüğü’nde yapılan kazı çalışmaları sonucunda M. Ö. 3600 - 3500 yıllarından kalma bir tapınak ve M. Ö. 3300 - 3000 yıllarından kalma bir saray bulunmuş. Ayrıca yapılan kazılarda çok sayıda mühür ve ustalık gerektiren madeni eşyalar gün yüzüne çıkarılmış. Bu değerli kazı bulguları Arslantepe’nin siyasi, dini, ticari ve kültürel bir merkez olduğunu kanıtlar nitelikte. Bu etkileyici höyükte gezebileceğiniz yerler arasında boyu iki buçuk metreye kadar uzanan kerpiç duvarlar, tapınak, depo ve idari odalar bulunuyor.


Saray yapısının içerisinde yürürken size eşlik eden panolar savaşın başlangıç koşulları, ilk idari sistemin nasıl işlediği gibi konular hakkında kapsamlı bilgiler veriyor. Ayrıca sarayın orta kısmında yer alan koridoru ve odaları süsleyen tarihi duvar resimlerini de görebilirsiniz.


Kayalıdere, Muş


Urartu Kalesi ve Urartu Kaya Mezarı ismiyle de bilinen Kayalıdere Antik Kenti, Muş’un Varto ilçesinin Kayalıdere Köyü’nde bulunuyor.


Urartu Kralı II. Sarduri döneminde kurulmuş olduğu düşünülen bu antik şehir, o zamanlarda askeri yerleşim yeri olarak kullanılmış. Bölgede yapılan kazı çalışmaları sayesinde tapınak, kale, içinde şarap küpleri bulunan bir depo ve kaya gömütü ortaya çıkarılmış.


Kazılarda bulunan tunç aslan heykeli, aslan tasvirli kemerler, ok başları ve tunç iğneler dikkat çeken tarihi eserler arasında yer alıyor. Çıkarılan eserlerin bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor.


Tuşpa, Van


Dünyanın hala yaşanılan en eski kentlerinden biri olma özelliğini taşıyan Tuşpa, Van Gölü’nün doğu kıyısında yer alıyor.


Urartu Kralı I. Sarduri tarafından kurulan bu şehir M. Ö. 9. yüzyıldan yıkılışına kadar Urartuların başkentliğini yapmış. Tuşpa’daki arkeolojik kazılar Van Kalesi içerisinde gerçekleştirilmiş. Kalenin girişinde Sarduri (Madır) Burcu yer alıyor. Kazı çalışmalarında Kral I. Sarduri tarafından Asur dilinde yazdırılmış çivi yazılı kitabeler bulunmuş. Analı-Kız Açık Hava Mabedi, Bin Merdivenler, Ana Kaya’ya oyulmuş sur duvarları, Urartu krallarından Menua, I. Argişti ve II. Sarduri’nin kaya mezarları kalede görülmesi gereken yerlerin başında geliyor.


Ayrıca Van Gölü’nün doğal güzelliği kalenin tarihi dokusuyla birleşince gün batımında muhteşem bir manzara oluşturuyor. Kalenin güneyinde bulunan eski Van şehrine ait olan kalıntılar arasında yer alan Selçuklu Dönemi’ne ait Ulu Cami ile Osmanlı Dönemi’ne ait Kaya Çelebi ve Hüsrev Paşa Camisi‘ni görmeden Tuşpa’dan ayrılmayın.


Van Kalesi’nin çok yakınında yer alan Van Urartu Müzesi’ni ziyaret ederek Urartular Dönemi’nden kalan tarihi eserleri, belgeleri, fotoğrafları ve maketleri görebilirsiniz.



Doğu Anadolu Bölgesinde görülmesi gereken antik kentler

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sami Uğurlu: "Ligde kalacağımıza inanıyorum" Antalyaspor Teknik Direktörü Sami Uğurlu, düşme hattında puanların birbirine çok yakın olduğunu ve kalan maçlarda iç saha avantajını da kullanarak ligde kalacaklarını inandığını söyledi. Trendyol Süper Lig’in 29. haftasında Antalyaspor, deplasmanda karşılaştığı Beşiktaş’a 4-2 mağlup oldu. Mücadelenin ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Antalyaspor Teknik Direktörü Sami Uğurlu, "Orkun Kökçü büyük oynadı, çok iyi oynadı. Aldığı her topu etkili oldu, savunma arkasına yaptığı koşularda. Beşiktaş’ın savunma zaaflarını kullanmak istedik. 2 gol bulduk. Bu deplasmanda 2 gol buluyorsan puan alman gerekiyor. Beşiktaş baştan sona galibiyeti hak ediyordu. Üretken oyuncuları çok fazla olan bir takım. Çok fazla hata yaptığınızda rakip de buradan faydalandı. Çok zor bir deplasmandı. Puan almaya geldik ama bazen böyle maçlarda kaliten yetmiyor. 5 maçımız var. Düşme hattında puanlar birbirine yakın. Bu maçların 3’ünü kendi sahamızda oynamamız bir avantaj, izleyenler için güzel bir maç oldu" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin en büyük kulüplerinden biri Beşiktaş" İki takım arasında oyuncu kalitesi farkı olduğuna değinen Uğurlu, "Türkiye’nin en büyük kulüplerinden biri Beşiktaş. Taraftar desteği inanılmaz. Orkun gibi ekstra oyuncuları var. Devre arasındaki transferi de bu ligin kaliteli oyunculardan bazıları" şeklinde konuştu. "Ligde kalacağımıza inanıyorum" 47 yaşındaki teknik adam, "Ligde kalacağınızı düşünüyor musunuz?" sorusuna da şu cevabı verdi: "Ligde kalacağımıza inanıyorum. Geldiğimizde devre arası transfer de yapılmadı. İki santrfor ayrıldı. Genelde iyi işler yaptığımızı, mücadele gücü yüksek bir takım olduğumuzu düşünüyorum. Sadece az hatayla oynamak lazım."
İstanbul Junior Olaitan: "Son maça kadar mücadele etmeye devam edeceğiz" Beşiktaş’ın Beninli oyuncusu Junior Olaitan, Antalyaspor galibiyeti sonrası yaptığı açıklamada, "Son maça kadar mücadele etmeye devam edeceğiz" dedi. Trendyol Süper Lig’in 29. haftasında Beşiktaş, sahasında karşılaştığı Antalyaspor’u 4-2 mağlup etti. Müsabakanın ardından siyah-beyazlıların 23 yaşındaki orta saha oyuncusu Junior Olaitan, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Derbi müsabakasının ardından ligde yeniden galibiyet aldıkları için mutlu olduklarını dile getiren Olaitan, "Bugün güzel bir performans gösterdik. Derbi maçı kaybetmek çok üzücü ve acı verici. Derbileri kaybetmek her zaman üzücüdür. Türk futbol tarihinde derbilerin önemini de biliyoruz. Ama o maçı geride bıraktık. Ligin sonuna kadar oynayacağımız bütün maçlara odaklanacağız. Uğruna oynamamız ve savaşmamız gereken bir şeyler var. Biz de son maça kadar mücadele etmeye devam edeceğiz" diye konuştu. Sezonun geri kalanında oynayacakları maçlara odaklandıklarını belirten Beninli orta saha, "Hedefimiz tabii ki de Türkiye Kupası. Ama ligde kalan maçları da oluruna bırakmayacağız. Ligde en azından ikinci olabilmek için kalan tüm maçlarda elimizden gelen en iyi performansı vereceğiz" ifadelerini kullandı. "Orta saha pozisyonuna geri dönmek güzel" Teknik Direktör Sergen Yalçın’ın vereceği her göreve hazır olduğunu söyleyen Junior Olaian, "Her zaman söylediğim gibi; Beşiktaş çok iyi ve büyük bir kulüp. Bu kulüpte her pozisyonda oynamaya hazır olmanız gerekiyor. Ben de her pozisyona uyum sağlamaya çalışıyorum. Orta sahada oynamayı seviyorum ama hocamız benden kanatta oynamamı isterse de oynarım. Orta saha pozisyonuna geri dönmek güzel fakat galip gelmek daha güzel" şeklinde konuştu.
Ankara Netanyahu’ya karşı soykırım iddianamesi tamamlandı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Gazze’ye insani yardım götüren Sumud Filosu’na yönelik silahlı baskına ilişkin hazırladığı iddianame tamamlandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde başlatılan soruşturma, İsrail’in en üst düzey isimlerini hedef alan tarihi bir yargı sürecine evrildi. Netanyahu’dan Genelkurmay Başkanı’na kadar 35 şüpheli hakkında; insanlığa karşı suç, soykırım, eziyet, yağma ve alıkoyma dahil çok ağır suçlamalar yöneltildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nun yürüttüğü dosya, uluslararası sularda sivil yardım gemilerine yönelik silahlı müdahale iddiaları üzerine başlatılmıştı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Başsavcı olduğu dönemde düğmesine basılan soruşturma, bugün iddianamenin kabul edilmesiyle birlikte resmen yargılama aşamasına taşındı. Bu kritik eşik, Türkiye’nin İsrail’in Sumud filosuna karşı müdahalesine yalnızca diplomatik tepki vermekle kalmadığını, doğrudan yargı mekanizmasını işleterek uluslararası hukuk zemininde hesap sorma iradesini ortaya koyduğunu net şekilde gösterdi. İddianamede yer alan isimler, dosyanın çarpıcılığını daha da artırdı. Başbakan Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Israel Katz, eski Savunma Bakanı Yoav Gallant, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir başta olmak üzere 35 şüpheli hakkında kamu davası açıldı. Savcılık, bu isimlerin münferit hareket etmediğini, "planlı, organize ve müşterek fail" olarak operasyonu yönettiklerini tespit etti. Bu tespit, olayın sahadaki bir müdahale değil, devlet aklıyla yürütülen bir operasyon olduğu iddiasını güçlendirdi. Dosyaya göre Sumud Filosu, Gazze’deki sivillere yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulmuş uluslararası bir sivil girişimdi. Ancak bu filo, Doğu Akdeniz’de uluslararası sularda seyir halindeyken İsrail güvenlik unsurlarının hedefi oldu. Gemiler zorla durduruldu, silahlı personel tarafından kontrol altına alındı, siviller cebir kullanılarak alıkonuldu. Bazı mağdurların zorla İsrail’e götürüldüğü, belirli süre özgürlüklerinden yoksun bırakıldıkları ve ardından sınır dışı edilerek Türkiye’ye gönderildikleri iddianamede ayrıntılı şekilde yer aldı. Bu tablo, müdahalenin bir "güvenlik uygulaması" değil, açık bir güç kullanımı operasyonu olduğunu ortaya koydu. Mağdurların ifadeleri ve adli raporlar dosyanın en sarsıcı bölümlerini oluşturdu. Silahlı müdahalenin ardından sivillerin fiziksel şiddete maruz kaldığı, aşağılayıcı muamele gördüğü ve uzun süreli baskı altında tutulduğu iddiaları detaylarıyla kayda geçti. Savcılık, bu eylemlerin anlık değil, "sistematik ve süreklilik arz eden" bir süreç olduğunu belirterek eziyet suçunun oluştuğu kanaatine vardı. Yaralanan mağdurların bulunduğu, bazı vakalarda kemik kırığı gibi ağır sonuçların ortaya çıktığı da dosyada yer aldı. İddianamede yalnızca kişilere yönelik fiiller değil, mallara yönelik eylemler de detaylı şekilde incelendi. Gemilerde bulunan insani yardım malzemeleri ile kişisel eşyaların cebir ve silah kullanılarak alındığı, bu eşyaların iade edilmediği tespit edildi. Savcılık bu nedenle eylemleri "nitelikli yağma" kapsamında değerlendirdi. Ayrıca gemi ekipmanlarına verilen zarar nedeniyle mala zarar verme suçlaması da dosyada yer aldı. Böylece müdahalenin yalnızca askeri değil, aynı zamanda ekonomik ve insani boyutlarıyla da ağır bir suç zinciri oluşturduğu netleşti. İddianamenin en çarpıcı kısmı ise Gazze’deki genel tablo ile Sumud Filosu müdahalesi arasındaki bağ oldu. Savcılık, Gazze’de sivillere yönelik sistematik saldırılar, açlık ve susuzluğa mahkûm etme, sağlık hizmetlerine erişimi engelleme ve zorla yerinden etme gibi uygulamaları geniş şekilde değerlendirdi. Ardından yardım filosuna yönelik saldırının bu büyük tablonun bir parçası olduğu vurgulandı. Bu nedenle şüphelilerin eylemleri yalnızca bireysel suçlar kapsamında değil, TCK 77 kapsamında insanlığa karşı suç ve TCK 76 kapsamında soykırım suçu ile bağlantılı olarak ele alındı. Bu tespit, dosyayı uluslararası hukuk açısından en üst seviyeye taşıdı. İddianamede, failin kim olduğuna ya da olayın nerede gerçekleştiğine bakılmaksızın, temel hak ve özgürlükleri ihlal eden fiillerin soruşturulmasının zorunlu olduğu vurgulandı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının maruz kaldığı ihlaller karşısında devletin etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü bulunduğu açıkça ifade edildi. Bu yaklaşım, Türkiye’nin Sumud filosu konusunda, doğrudan harekete geçen ve hesap soran bir hukuk iradesi ortaya koyduğunu gösterdi. Savcılık, şüphelilerin yurt dışında bulunmaları nedeniyle yargılamanın kaçakların yargılanması usulüne göre yapılmasını talep etti. Buna göre Netanyahu ve diğer isimler Türkiye’de bulunmasa bile süreç işleyecek, dava tüm ağırlığıyla devam edecek.
Kocaeli Sahte kripto ağına darbe: 24 şüpheli yakalandı, 19 tutuklama Kocaeli merkezli 9 ilde düzenlenen operasyonda, kripto yatırım vaadiyle indirtilen sahte uygulama üzerinden dolandırıcılık yapan şebekeye darbe vuruldu. Kocaeli’de 2 kişinin 7 milyon 115 bin lira dolandırıldığı tespit edilirken, birçok ilde gerçekleştirilen baskınlarda gözaltına alınan 24 şüpheliden 19’u tutuklandı. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında, kripto yatırım vaadiyle vatandaşları dolandıran şebeke deşifre edildi. Yapılan incelemelerde, yabancı şahıslar adına çıkarılmış telefon hatları üzerinden vatandaşlarla iletişime geçen şüphelilerin kendilerini kripto yatırım firmalarının yöneticileri olarak tanıttıkları belirlendi. Şüphelilerin, mağdurlara "MATRİX-5" isimli sahte şirkete ait uygulamayı indirttikleri tespit edildi. Uygulama üzerinden yatırım yapılacağı vaadiyle para göndermeye ikna edilen kişilerin gönderdiği paraların, şüphelilerin kurdukları kripto hesaplarına aktarıldığı belirlendi. Bu paraların daha sonra paravan altın şirketlerine ait IBAN hesaplarına gönderildiği, banka hesaplarından çekildiği ya da kuyumculardan fiziki altın alınarak sisteme sokulduğu ortaya çıkarıldı. Soruşturma kapsamında, Kocaeli’de 2 kişinin bu yöntemle dolandırıldığı ve şüphelilere ait hesaplara toplam 7 milyon 115 bin 46 lira gönderildiği tespit edildi. 9 ilde eş zamanlı operasyon Şüphelilerin yakalanması ve suç unsurlarının ele geçirilmesi amacıyla 7 Nisan’da 9 ilde 23 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Dijital materyallerden elde edilen yeni deliller doğrultusunda Şanlıurfa’da bir kişinin daha yakalanmasıyla gözaltı sayısı 24’e yükseldi. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ile suç unsuru ele geçirildi. 19 şüpheli tutuklandı Emniyetteki işlemleri tamamlanan 24 şüpheli, bugün adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 5’i adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 19 şüpheli tutuklandı.
Diyarbakır Yılmaz: ’’Attığımız her adımda, yürüttüğümüz her çalışmada aziz şehitlerimizin hatırasına ve gazilerimizin fedakarlığına daima sahip çıkıyoruz’’ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Diyarbakır’da katıldığı Polis Teşkilatının 181’inci yıl dönümü etkinliklerinde yaptığı konuşmada, ’’Bu topraklarda elde edilen her kazanımın arkasında şehitlerimizin fedakarlığı ve gazilerimizin dirayeti vardır’’ dedi. Bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Diyarbakır’a gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir otelde düzenlenen 10 Nisan Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 181’inci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen programa katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından başlayan programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, köklü bir devlet geleneğinin içinden süzülerek bugünlere gelen Türk Polis Teşkilatının, 10 Nisan 1845’te atılan modern temelleriyle milletin huzur ve güvenliğinin teminatı olduğunu ifade etti. Osmanlı’dan cumhuriyete uzanan bu süreklilik içinde polis teşkilatının, değişen şartlara uyum sağlayarak kurumsal yapısının her dönem daha da güçlendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Tarihimizin en kritik eşiklerinde, özellikle milli mücadele yıllarında üstlendiği sorumluluklarla bu milletin yürüyüşüne eşlik eden emniyet teşkilatımız, cumhuriyetle birlikte hukuk devleti anlayışı çerçevesinde daha sağlam bir zemine kavuşmuştur. Bugün Türk polisi, sahip olduğu tecrübe, yetişmiş insan kaynağı ve gelişen imkanlarla, değişen tehditlere karşı güçlü bir kapasiteyle hareket etmekte, milletimizin huzurunu ve kamu düzenini kararlılıkla korumaktadır. Bu köklü birikim ve güçlü irade, Emniyet Teşkilatımızı bugün de devletimizin sahadaki en etkin ve en güvenilir yapı taşlarından biri haline getirmektedir. Bu toprakları bizlere vatan kılan, bayrağımızın semalarda özgürce dalgalanmasını sağlayan asıl güç, sarsılmaz bir imanın ve sönmeyen bir vatan sevdasının neticesidir. Her bir polisimiz, bu mukaddes nöbeti devralırken canını ortaya koymakta, milletimizin bekası için bir gül bahçesine girercesine şehadete yürümeyi göze almaktadır. Bizler, bu kahramanların gösterdiği eşsiz fedakârlığın karşılığını asla tam olarak ödeyemeyeceğimizin bilincindeyiz" diye konuştu. ’’Şehit ailelerinin ve gazilerin emanetlerine sonuna kadar sahip çıkıyoruz’’ Tüm imkanların seferber edildiğini dile getiren Yılmaz, devlet olarak, aziz şehitlerin emaneti olan ailelerinin ve kahraman gazilerin her daim yanında olmayı, onları el üstünde tutmayı en asli vazifeleri olarak kabul ettiklerini bildirdi. Yılmaz, ‘’Vatanımızın huzuru uğruna şehadete eren kahramanlarımızın aileleri ile vazife malulü gazi personelimiz için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Şehitlerimizin emaneti ve gazilerimiz için ne yapsak azdır. Ancak onların emanetine ve gazilerimize sahip çıkmak da bizlerin en büyük sorumluluğudur. İmkanlarımızı sonuna kadar kullanarak emanetlerine sahip çıkmaya azami özen gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz. Bu doğrultuda şehit yakınlarımız ve gazilerimiz için barınmadan eğitime, sağlıktan istihdama kadar pek çok alanda güçlü destekler sunuyoruz. Kira yardımı ve faizsiz konut kredisi imkanlarıyla barınma ihtiyaçlarına katkı sağlıyor, elektrik, su ve doğalgaz faturalarında önemli indirimler uyguluyoruz. Eğitim hayatlarında çocuklarımızı öğrenim yardımlarıyla destekliyor, özel eğitim kurumlarından ücretsiz yararlanabilmelerine imkan tanıyoruz. Ulaşım hizmetlerinden ücretsiz faydalanma hakkı sunarken, sosyal tesislerimizden yararlanabilmelerini de temin ediyoruz. Kamuda sağladığımız istihdam imkanlarıyla ailelerimizin ekonomik güvencesini güçlendiriyoruz. Sağlık alanında ise, ilave ücret ödemeden nitelikli sağlık hizmetine erişimlerini güvence altına alıyoruz. Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmalarla şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin yaşam standartlarını en üst seviyeye taşımaya gayret gösteriyoruz. Bu düzenlemeler, şehitlerimizin emanetine sahip çıkma ve gazilerimizin hayatlarını kolaylaştırma konusundaki kararlılığımızın açık bir yansımasıdır’’ şeklinde konuştu. ’’Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda kararlı adımlar atıyoruz’’ Terörsüz Türkiye sürecinde atılan her adımda şehitlerin hatırası ve gazilerin fedakarlığına sahip çıktıkların dile getiren Yılmaz, ülkeni, uzun yıllar boyunca terörün yol açtığı acılarla sınandığını, bu süreçten en fazla etkilenen yerlerin başında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin geldiğini ifade etti. Yılmaz, şöyle dedi: ‘’Nice aileler evlatlarını kaybetmiş, nice şehirlerimizin huzuru gölgelenmiş, milletimizin ortak hafızasında derin izler bırakan bir dönem yaşanmıştır. Diyarbakır da bu ağır yükü en yakından hisseden şehirlerimizden biri olmuştur. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya koyduğumuz güçlü irade ile bugün, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda kararlı adımlar atıyoruz. Güvenlik birimlerimizin sahadaki başarısı, devletimizin ortaya koyduğu bütüncül yaklaşım ve milletimizin desteğiyle birlikte, ülkemizin huzur iklimi her geçen gün daha da güçlenmektedir. Bugün geldiğimiz noktada, geçmişte korkunun gölgesinde kalan pek çok yerleşim yerinde hayatın normalleştiğini, şehirlerimizin yeniden nefes aldığını, bölgenin sahip olduğu potansiyelin yeniden görünür hale geldiğini memnuniyetle görüyoruz. Bu tablo, güçlü bir iradenin ve kararlı bir mücadelenin neticesidir. Ancak şu hususun altını özellikle çizmek isterim, attığımız her adımda, yürüttüğümüz her çalışmada aziz şehitlerimizin hatırasına ve gazilerimizin fedakarlığına daima sahip çıkıyoruz. Bu süreç, hiçbir şekilde onların aziz hatırasını zedeleyen bir anlayışın değil, bilakis onların emanetine daha güçlü sahip çıkma iradesinin bir tezahürüdür. Çünkü biz biliyoruz ki, bu topraklarda elde edilen her kazanımın arkasında şehitlerimizin fedakarlığı ve gazilerimizin dirayeti vardır. Bu bilinçle hareket etmeye, bu sorumluluğu aynı kararlılıkla taşımaya devam edeceğiz." Törende üstün başarı gösteren polislere belgeleri Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ve Vali Murat Zorluoğlu tarafından verildi. Tören, daha sonra basına kapalı devam etti.