EĞİTİM - 21 Kasım 2023 Salı 08:52

EBYÜ’de “Kalite ve Akreditasyon Çalıştayı” yapıldı

A
A
A
EBYÜ’de “Kalite ve Akreditasyon Çalıştayı” yapıldı

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinde (EBYÜ) kalite kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla “Kalite ve Akreditasyon Çalıştayı” düzenlendi.


Prof. Dr. Erdaoğan Büyükkasap Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşen çalıştay programına Rektör Prof. Dr. Akın Levent, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. A. Ercan Ekinci, Prof. Dr. Adem Başıbüyük, Prof. Dr. Çağrı Çırak, Genel Sekreter Doç. Dr. M. Cihat Özgenel, Kalite Koordinatörlük birimi, dekanlar, müdürler, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.


İstiklal Marşı ve saygı duruşunun ardından başlayan çalıştayın açılış konuşmasını Prof. Dr. Akın Levent yaptı. Akın Levent konuşmasında ilk olarak “Anadolu Bir Dünya Özülküsü” ile yola çıkan üniversitemizde, kalite güvence sisteminde çalışmalarının yürütülmesi adına kalite komisyonu kurulması ile birlikte devam eden akreditasyon süreçlerinden bahsetti.


Bu süreç içerisinde Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nin 2018 yılında Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından kurumsal dış denetlenme programına dahil edilmesi ve üniversitede kalite anlamında önemli gelişmeler yaşandığına dikkat çekti. Bu süreçte yeni yapılanma ile birlikte eğitim ve öğretim, araştırma ve geliştirme, toplumsal katkı, yönetim sistemi kuramsal akreditasyon kalite güvence sisteminde aktif olarak yer aldığını belirten Rektör Levent, kalite güvence sisteminde öğrencilerin de sürece aktif olarak katıldığını söyledi. Üniversitede kalite güvence sistemi ile birlikte pek çok yeni uygulamalara geçildiğini ifade eden Rektör Levent: “ Üniversitemizin bu başarısının sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla sürekli iyileştirme felsefesiyle hızla çalışmaya devam etmektedir. EBYÜ, “Anadolu’da Bir Dünya Üniversitesi” özülküsüyle evrensel şeffaf, katılımcı, etkili bir kalite sitemi oluşturmak ve bunları uygulama bilinci ile sürekli çalışmalar yapmaya devam etmektedir. Bu çalışmalar sonrasında Eczacılık Fakültemiz, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik Bölümü, Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Resim İş Eğitimi ve Sınıf Eğitimi Ana Bilim Dalları akredite edilmiştir” dedi.


Son olarak Rektör Levent, YÖKAK tarafından 2023 yılında kurumsal üniversitenin akreditasyon başvurusu kabul edildiğini belirtti ve YÖKAK değerlendirme sürecinin üniversitemize hayırlı olmasını temenni ederek, emeği geçen herkese teşekkürlerini sundu.


Çalıştayda konuşma yapan Rektör Yardımcısı ve Kalite Koordinatörü Prof. Dr. A. Ercan Ekinci, kurumsal akreditasyon programı hakkında bilgilendirme yaparak kurumsal akreditasyon, YÖKAK değerlendirme türleri ve süreçleri, kurumsal akreditasyon ölçütleri, kurumsal akreditasyon programı değerlendirme ölçütleri, puko döngüsü, kalite güvence sistemi, kapın yararları konularına değindi.


Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nin kalite yolculuğundan da bahseden Prof. Dr. A. Ercan Ekinci, üniversitede kalite sürecinde yapılan çalışmalar yapıldığını ve bunun sonucunda üniversitemizde önemli gelişmeler ve iyileşmeler yaşandığına dikkat çekti.


Açılış konuşmalarının ardından çalıştay oturumlarla devam etti. İlk oturumda Kalite Koordinatör Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi M. Kürşat Öksüz tarafından “Liderlik, Yönetişim ve Kalite”, Eğitim ve Öğretim Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Baran tarafından “ Eğitim ve Öğretim” konularına değinildi. İkinci oturum, Araştırma ve Geliştirme Komisyonu Başkanı Doç. Dr. Volkan Özdokur’un “Araştırma ve Geliştirme”, Toplumsal Katkı Komisyonu Başkanı Doç. Dr. Selma Taşkesen’in “Toplumsal Katkı” ve Strateji Daire Geliştirme Başkanlığı nezdinde Aykut Gökbarlas tarafından yapılan “Stratejik Plan ve ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi” sunumu ile devam etti.


Çalıştay, Rektör Yardımcısı ve Kalite Koordinatörü Prof. Dr. A. Ercan Ekinci liderliğinde gerçekleştirilen soru cevap bölümünün ardından sona erdi.



EBYÜ’de “Kalite ve Akreditasyon Çalıştayı” yapıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."