GÜNDEM - 24 Kasım 2023 Cuma 12:22

Erzincan’da 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı

A
A
A
Erzincan’da 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı

24 Kasım Öğretmenler Günü münasebetiyle Erzincan İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 24 Kasım Öğretmen Günü kutlama programı düzenlendi. Düzenlenen programda adaylığı kaldırılan öğretmenler yemin ederken 16 öğretmen ise emekliliğe ayrıldı.


Erzincan İl Müftülüğü Konferans salonunda gerçekleştirilen 24 Kasım Öğretmenler günü etkinliğine Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, İl Milli Eğitim Müdürü Hacı Ömer Kartal, kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri, STK Başkanları, okul müdürleri, öğretmenler, öğrenciler ve davetliler katıldı.


Gerçekleştirilen program saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından protokol konuşmalarıyla devam etti.


İlk olarak konuşmasını yapan Erzincan İl Milli Eğitim Müdürü Hacı Ömer Kartal duygularını şöyle ifade etti:


“Öğretmenin toplumdaki yerini ve önemini belirtmek, saygınlığını artırmak öğretmenler arasında sevgi, saygı ve dayanışma bağlarını kuvvetlendirmek, emekli öğretmenlerimizi saygı ile anmak ve mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin de mesleklerinin yüceliği bilincini uyandırmak amacıyla Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği 24 Kasım günü 1981 yılından bu yana öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır. Elbette ki 24 Kasım tarihini bir sembol niteliğinde değerlendirdiğimizi belirtmek isterim. Zira bize bir harf öğretene köle olacak kadar saygı ve minnet duymamız gerektiğinin bize öğretildiği dünyada senenin her günü hediye edilse azdır. Hiçbir maddi karşılıkla izah edilemeyecek fedakârlıkları tabir yerindeyse hayat tarzı haline getiren öğretmenlerimiz geleceğimizin inşasında büyük paya sahiptir.


Dünyadaki tüm mazlumların ümidi aziz milletimizin değerlerini nesilden nesile aktaran, insanlığa faydalı olmayı bir karakter olarak belleten, bilgilerini her seferinde öğrencilerine usanmadan öğrettiği için ismi semada hayırla yad olunan onur ve şeref timsali öğretmenlerimizin gayretleri her türlü takdirin üstündedir.


Cumhuriyetimizin kurucusu Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yeni nesli sizlere emanet ettiği sevgili meslektaşlarım,


Sizleri sadece 24 Kasımlarda değil, yetiştirdiğiniz bahçenin binlerce çiçeğinden biri olarak hayatın her alanında kattığınız değerlerle bir ömür anacağız.


Dünyanın en kadim mesleklerinden birini icra eden öğretmenlerimizin hizmetlerine karşılık unutulmadıklarını gösteren bu günde asıl mesleği öğretmen olan ve bizleri bu özel günümüzde yalnız bırakmayan Valimiz Hamza Aydoğdu’ya, ilimizin saygıdeğer protokolüne tüm öğretmenlerimiz adına teşekkür ediyorum.


Mustafa Kemal Atatürk’ün “Fikri hür vicdanı hür nesiller yetiştireceksiniz” sözleriyle öğretmenlerimizi baş üstünde tutan ecdadın torunları olarak bizleri yetiştiren aziz öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyor, emekli öğretmenlerimize hayırlı uzun ömürler diliyor, mesleğe yeni başlayan öğretmenlerimize başarılar diliyor, başta Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete irtihal etmiş ve görevi uğruna şehit düşmüş tüm öğretmenlerimize Allah’tan rahmet diliyorum”



“Gençlerimiz ve çocuklarımızın ilk tahsil yeri evi ilk öğretmenleri anneleridir”


Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu yaptığı konuşmasında, eğitimin aileden başladığının altını çizerek, “Öğretmen biliyorsunuz, Osmanlıca Türkçesinde muallim demektir. Muhalim aslında kelime anlamı olarak ilmi öğrencinin kalbine damıtan demektir ve ilim tahsil etmek bizim iki bin yıllık tarihimizde, örfümüzde, geleneğimizde değerli ve anlamlıdır. Bugün günümüze geldiğimizde sosyolojinin dünyanın çok ciddi anlamda değiştiğini görüyoruz. Bugün üniversiteye başlayan bir öğrencinin elde ettiği bilgilerin üçüncü sınıfta güncelliğini kaybettiğini biliyoruz. Aynı zamanda bugün dünyaya hüküm eden firmaların yüzde 65’i son 10 yılda kurulduğunu biliyoruz.


Dünya değişiyor, sosyoloji değişiyor, aile değişiyor ve mutlaka yöneticilerimizin de öğretmenlerimizin de bizlerin de değişmesi gerekiyor. Şimdi, bizler, orta yaş grubundaki insanlar genellikle geçmişe giderek özlem gideririz. Nasıl özlem gideririz? Biz mahallemizde yürürken eğer orada öğretmenlerimiz geçerse kaçıp saklanırdık. Çünkü öğretmenimiz ‘Bu saatte dışarıda ne işin var, niçin evde değilsin, ders çalışmıyorsun?’ diye bize uyarı yapar diye saklanırdık. Okulda öğretmenimiz bize bir söz söylediğinde anne babamıza söylemeye korkardık. Nedeni şuydu; çünkü anne babalarda öğretmenlere karşı inanılmaz bir güven vardı. Bize ne derlerdi: ‘Eğer öğretmenin sana kızıyorsa mutlaka bir hata yapmış oluyorsun, yoksa hiçbir öğretmen durduk yerde bir öğrencisine kızmaz.’


Değerli meslektaşlarım, bugün sıkıntısını yaşadığımız en büyük konu şudur ki, gençlerimiz, çocuklarımız ilk tahsil yeri ilk öğretmenleri anneleridir, ailedir. Sonra da okul ve öğretmenleridir ve anneyle aileyle okul arasında kalbi bir bağ vardır. Altını çizerek söylüyorum, kalbi bir bağ vardır. Bugün bu kalbi bağın zedelendiğini görüyoruz. Bunu tekrar birlikte, beraber sevgiyle tamir etmemiz gerekiyor. Bugün eğer çocuklarımız, öğretmenlerimizin huzuruna hazır bulunmuşluk şeklinde yüksek gelemiyorlarsa aileden elde ettiği davranışları öğretmen geliştiremiyorsa okul bunu tedarik ve tahmin edemiyorsa bizim gelecekle ilgili endişelerimiz çok ciddi anlamda artmış demektir. Bugün çocuklarımız ailede dede ve yine kavramı ortadan kalmıştır. Eskiden çocuklarımız dede ve ninelerinden görerek öğrenirlerdi. Çekirdek aileye dönüştüğümüz için çekirdek ailede anne baba çalışıyor. Çocuk 3 sarmalın arasında yetişiyor. Tablet, telefon ve televizyon.


Değerli arkadaşlar, bilmiyorum katılır mısınız ama bir çocuk aileden gerektiği ilgili, gerekli sevdiği vicdani duyguları, merhameti, adaleti öğrenmemişse hiçbir eğitim sistemi bunları onlara tam olarak öğretemez. Onun için aileyle okul arasında çok ciddi bir bağ vardır. Bu bağı bizim yeniden tedavi etmemiz gerekiyor.


Bu özel günde bir öğretmen olarak başladığım günden bugüne bu mesleğin derinliklerini, zorluklarını ve paha biçilmez değerini her zaman idrak ettim. Bir öğretmen bilginin kıyılarında bir deniz feneri gibidir. Öğrencilerin zihinlerini aydınlatır. Onları bilgi okyanuslarında güvenli yolculuklara çıkarır” ifadelerine yer verdi.


Konuşmaların ardından adaylıkları kaldırılan öğretmenlerin yemin töreni gerçekleştirildi. Daha sonra, "Bir Nehir Öğretmen" adlı müzikal program yapılarak yıl içerisinde emekliye ayrılan öğretmene şeref belgeleri verildi.



Erzincan’da 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."