GÜNDEM - 20 Kasım 2023 Pazartesi 14:31

Kadın girişimci devletten aldığı destekle hayvancılık yapıyor

A
A
A
Kadın girişimci devletten aldığı destekle hayvancılık yapıyor

Erzincan’da küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla hayata geçirilen "Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var" projesi kapsamında destekleme alan kadın girişimci hayvan varlığını artırarak üretmeye devam ediyor.


Erzincan genelinin koyun yetiştiriciliğine elverişli yapısı ile küçükbaş işletmelerinin kapasitelerini artırarak yerel ırkların gelişmesine katkı sunması ve bölgesel anlamda ekonomik güce dönüşmesi amacıyla Erzincan Valiliği himayelerinde başlatılan, “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var’’ projesi kapsamında özellikle genç ve kadın çiftçilerin sayısı artarak devam devam ediyor. Proje kapsamında 100 koyun alarak hayvancılığa başlayan 40 yaşındaki 4 çocuk annesi Hilal Kalkan ise hayvan varlığını her geçen yıl artırarak üreticilikte örnek oluyor.


2020 yılı Ekim ayından itibaren bu güne kadar toplam proje kapsamında, merkezde 34 işletmeye 3 bin 700 Çayırlı’da 17 işletmeye bin 650, İliç’te 1 işletmeye 80, Kemah’ta 28 işletmeye 2 bin 643, Otlukbeli’de 5 işletmeye 500, Refahiye’de 21 işletmeye 2 bin 30, Tercan’da 28 işletmeye 2 bin 639, Üzümlü’de 28 işletmeye 2 bin 286, Kemaliye’de 6 işletmeye 558 hayvana olmak üzere Erzincan geneli 162 işletmeye 14 bin 186 küçükbaş hayvan için ilgili banka tarafından ödemeleri yapıldı. 2020 yılının ekim ayında başlanan proje ile şuana kadar 17 bin 848 küçükbaş hayvan için 31 milyon 400 bin TL kredi kullanıldı.



"Devletimizden Allah razı olsun, 60 yaşıma kadar bu mesleği yapacağım"


2021 yılında “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var” projesi kapsamında 100 koyun alarak hayvancılığa başlayan 40 yaşındaki 4 çocuk annesi Hilal Kalkan hayvan varlığını artırdığını ve uzun yıllar bu mesleğe devam edeceğini belirterek, “2021 yılında hiç koyunumuz yoktu. Bu proje sayesinde 100 tane koyun aldık ve 200-250 oldu derken bu işi devam ettirmeye başladık. Devletimizden Allah razı olsun. Geldiğimde hiçbir şey bilmiyordum, eşimle beraber koyunlara gittik, davara gittik, koyunlarımızı da sağdık, yaylaya da çıktık. Şimdi de hepsinden alasını yapıyoruz. Devletimizin bizlere desteklerini her zaman bekliyoruz. Zaten devletimiz de bize desteklerini veriyor. Bu işi devam ettirmek istiyoruz. İşimiz zor. Yağmur demiyoruz, çamur demiyoruz, gördüğünüz gibi dışarıda yağmur yağıyor ama biz hayvanımızı dışarıya suya götürüyoruz. Her işte olduğu gibi bu işin de zorluğu var ama biz severek yapıyoruz. Bu işe alıştık. Çocuklarımız, biz başka geçim kaynağımız olmadığı için bu işi yapıyoruz. 40 yaşındayım. İnşallah 50-60 yaşıma kadar da bu işi yapmayı düşünüyorum” dedi.



“Erzincan’da küçükbaş hayvan sayısı yüzde 10 arttı”


Erzincan İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Serkan Kütük ise, proje sayesinde ilde ki küçükbaş hayvan varlığının yüzde 10 oranında arttığını söyleyerek, “Erzincan’da 2020 yılı Ekim ayında başlanan ‘Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var’ projesi kapsamında faaliyete geçen bu proje ile Erzincan’daki çitçilerimiz, özellikle yeni başlayacak üreticilerimiz, genç ve kadın çiftçilerimiz artarak devam etmektedir. Erzincan’daki bu üreticilerimizin 200 bin liralık kredi limiti 400 bin liraya çıkarılmıştır. Erzincan’da şuana kadar 183 kişi proje kapsamında faydalanmış olup 31 milyon 400 bin lira değerinde nakdi bir ödeme yapılmıştır. Bu kapsamda, Erzincanlı çiftçilerimiz ve özellikle küçükbaş yetiştiricilerimiz büyüyerek devam etmektedir. Aslında bir çığ gibi düşünülürse, küçük bir kar tanesi büyüyerek çığ haline gelmiştir. Erzincan’daki hayvan sayımızda ise, yüzde 10 oranında artış gözlenmiştir. Proje başladığında 16 bin 862 olan hayvan sayımız şuan da 30 bini geçmiştir” ifadelerini kullandı.



Kadın girişimci devletten aldığı destekle hayvancılık yapıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."