SAĞLIK - 22 Eylül 2025 Pazartesi 09:11

Mevsim geçişlerinde ruh haline iyi gelecek 8 altın öneri

A
A
A
Mevsim geçişlerinde ruh haline iyi gelecek 8 altın öneri

Soğuk ve kasvetli havaların depresyona yol açabileceğini belirten Psikolog İrem Kırım, mevsim değişikliklerinin insanların uyku düzenini, iştahını, motivasyonunu, sosyal yaşantısını, hayattan beklentilerini kısacası hem bedensel hem ruhsal sağlığını olumlu ya da olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.


Havanın sıcak-soğuk dengesinin insanların adaptasyon sürecini olumsuz etkileyerek psikolojik sorunlara yol açabildiğini söyleyen Psikolog İrem Kırım, ruhsal sorunlara daha çok kış aylarında rastlanıldığı, güneş ışığından az yararlanan Kuzey ülkelerinde daha sık depresyon görüldüğünü vurguladı. Psikolog Kırım, "Hastalığın seyri genelde sonbahar ve kış aylarında artarken aşırı yeme eğilimi, buna bağlı kilo artışı ve beraberinde enerji kaybı, aşırı uyuma isteği, fiziksel görüntüden şikâyetler gibi durumlar da geliyor. Sosyalleşmeden uzaklaşma, nedeni belirsiz bedensel yakınmalarla birlikte kişilerde depresif duygulanımlar görülebiliyor. İlkbahar yaz aylarında ise depresif ruh halinden çıkılarak nispeten artan enerjiyle hareketlilikte artış gözlemleniyor. Kadınlarda depresif ruh hali görülme oranı erkeklere göre daha fazla kabul ediliyor" dedi.


"Yalnız kalma isteği oluşabilir"


Depresyondan hemen hemen herkesin etkilenebileceğini söyleyen Psikolog Kırım, mevsimsel depresyon belirtileri hakkında şu bilgileri paylaştı:


"Sabahları zor uyanıyorsanız veya uyandığınızda yorgun kalkıyorsanız, aşırı yemek yeme isteğiniz varsa, kilo almaya başladıysanız, uyuma isteğinizde artış yaşanıyorsa, enerjinizde düşme, bitkinlik hissiniz varsa bunlar başlıca mevsimsel depresyon belirtileri arasındadır. Yine konsantre olmakta zorluk yaşıyorsanız, sosyal aktivitelerden ve çevrenizdekilerden uzaklaşmak istiyorsanız, eskisi kadar hayattan zevk alamıyor, umutsuzluğa kapılıyorsanız ve bunları en az ardışık 2 yıldır her mevsim geçişlerinde yaşıyor ve ilkbahar, yaz aylarında düzeliyorsanız, mevsimsel depresyon geçiriyor olma ihtimaliniz oldukça yüksektir."


"Kilo memnuniyetsizliği depresyonu tetikleyebilir"


Mevsimsel depresyonun üç temel nedeni olduğunu söyleyen Psikolog Kırım, "Mevsimsel Depresyonun İlk olarak birçok canlıda bulunan kış uykusuna benzerliği ve evrimsel bağlantısı olduğu dikkat çekmiştir. İnsanlarda da, hayvanlarda olduğu gibi enerjilerinde düşme, kilo alımı, yağdan zengin yiyecek yeme ihtiyacı, uykulu hissetme görülebilir. Bu durum insanlardaki sosyal hayatı bozduğu için depresif duygulanıma neden olabilir, ağır psikiyatrik sorunları beraberinde getirebilir. İkinci dikkat çeken durum ise, gözün günlük ve mevsimsel ışık değişikliklerini merkezi sinir sistemine iletme özelliğinin bozulması ve yeteri duyarlılıkta beyne iletilemeyince adaptasyonun bozulmasıyla gelen duygu durum bozukluklarıdır. Işık tedavisi etkili yöntemlerden biri olarak bulunmuştur. Son olarak ise, güneş ışığı sayesinde melatonin denilen bir madde beyinde serotonini uyarıyor ve serotonin de (halk arasında mutluluk hormonu) mutlu olmamızda fayda sağlıyor. Güneş ışığının az görüldüğü zamanlarda serotonin miktarı azalır, uyku döngüsü etkilenir ve buna bağlı olarak depresif duygulanımlar görülmeye başlar" ifadelerini kullandı.


Mevsim geçişlerinde ruh halinize iyi gelecek 8 altın öneri


Mevsimsel duygu durum değişikliklerine karşı kişinin neler yapabileceğine dair açıklamalarda bulunan Psikolog Kırım, mevsim geçişlerinde bireyin ruh haline iyi gelebilecek tavsiyeleri şöyle sıraladı:


"Güneşe çıkmak kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olur, kapalı ortamlarda kalmayın, sabahları yarım saat yürüyüş yapmak ya da hava almak halsizliğinize iyi gelebilir. Düzenli bir uyku, doğanın değişimine ayak uydurmak için gereklidir. Televizyon, tablet, telefon gibi elektronik cihazlardan uzak durmak uykuya geçişi kolaylaştırır. Odanızın iyi havalanmış olmasına, yatak ve yastığınızın uyumanıza uygun olmasına özen gösterin. Özel bir spor yapmanıza gerek yok, açık havada yürümek haftada en az 2-3 kez 20-30 dakika kadar bile olsa kaslarınızda salınan hormonlar sayesinde mutlu olmanızda fayda sağlayacaktır. Yürüyüşe vakit ayıramıyorsanız alışverişe, işe, yürüyerek gidebilir; merdivenlerden çıkmayı tercih edebilirsiniz. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen gösterin. Bu dönemde duygusal yeme ihtiyacınız artış gösterebilir, sıkıldıkça kendinizi buzdolabının önünde abur cubur ararken bulabilirsiniz. İşlenmiş hazır gıdalardan ve karbonhidrattan zengin yiyeceklerden uzak durmaya çalışın. Bir süre sonra alacağınız kiloların sizi daha da mutsuz yapacağını unutmayın. Düzenli diyetisyen kontrollerinize gidin ve duygusal yeme ihtiyacınız varsa bir psikologdan destek isteyin. Sosyal ilişkilerinize ve çevrenize özen gösterin. Sevdiğiniz insanlarla olun, sevdiğiniz mekânlara gitmeye çalışın. Mümkün oldukça eve kapanmayın, açık ve ferah yerleri tercih edin, kendinize ve arkadaşlarınıza vakit ayırın. Mutlaka hobiler edinin, sevdiğiniz etkinlikleri takip edin ve katılın. Sizi strese sokacak ortamlardan ve insanlardan uzak durun. Tüm sorunlarınızı aynı anda çözmeye çalışmayın. Bir önem sırası oluşturun ve baş etme becerileri ve stratejileri geliştirin. Ruh ve bedenin bir bütün olarak ele alındığı meditatif yoga, nefes egzersizleri gibi etkinliklerle farkındalık ve gevşemenizi sağlayın. Hastalığın tedavisinde birçok farklı tedavi ve terapi teknikleri vardır. Baş etmekte zorluk çektiğinizde ve günlük yaşantınızı olumsuz etkilediğinde uzmanlardan yardım talep etmekte gecikmeyin. Psikoterapi, antidepresanlar ve ışık tedavisi hastalığın seyrini değiştirecek önemli tedavi teknikleridir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Osmaniye Maç öncesi ortalık karıştı: Futbolcular kramponlarla darbedildi Osmaniye’nin Bölgesel Amatör Lig (BAL) temsilcisi Bahçespor’un, Anamur Belediyespor maçı öncesi soyunma odası koridorunda kavga çıktı, o anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Bölgesel Amatör Lig (BAL) 6. Grup’ta 1 Mart tarihinde oynanması planlanan ancak başlama vuruşu öncesi çıkan olaylar nedeniyle tatil edilen Anamur Belediyespor-Bahçespor müsabakasına ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Anamur İlçe Stadı’nda oynanması planlanan karşılaşma öncesinde rakip takım futbolcuları, soyunma odası koridorunda Bahçespor’un bulunduğu bölümün önüne geldi. İddiaya göre kapı önünde bekleyen Bahçespor Teknik Direktörü İsa Kılıçoğlu, rakip oyuncuya tokalaşmak için elini uzattı. Ancak rakip futbolcunun Kılıçoğlu’na yumruk attı ve bu olayın ardından tartışmanın kısa sürede kavgaya dönüştü. İki takım oyuncularının dahil olduğu kavgada krampon ve fırça saplarının da kullanıldığı görüldü. Ortalığın bir anda adeta savaş alanına döndüğü olay, araya giren polis ekiplerinin müdahalesiyle güçlükle son buldu. Bahçespor Teknik Direktörü İsa Kılıçoğlu’nun adli muayene raporunda kaburgasında 2 kırık tespit edildiği, saldırıya uğrayan 2 Bahçesporlu futbolcunun raporlarında ise "krampon çivisi izi" bulunduğu belirtildi. Olayın ardından Bahçespor kafilesi, Anamur Kaymakamı’nın talimatı ve polis nezaretinde stadyumdan tahliye edildi. Soyunma odası koridorunda yaşanan saldırı anları güvenlik kamerasına yansıdı. Olayın ardından karşılaşma ileri bir tarihe ertelendi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
İstanbul Anadolu’nun kadim hafızası dünya sinemasıyla buluşuyor Bitlis’in yüzyıllara meydan okuyan geleneksel el sanatlarını ve bu zanaatlara ömrünü adamış son ustalarını konu alan "Zamanın Ustaları" belgesel sinema projesinden, ilk görüntüler yayınlandı. Uluslararası film festivallerinde Türkiye’yi temsil etme hedefiyle yola çıkan proje, bölgenin kültürel mirasına ışık tutuyor. Yapımcılığını ve yönetmenliğini, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde medya ve sinema alanında dersler veren, İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Türk sinema tarihinin unutulmaz ismi Kemal Sunal’ın yeğeni akademisyen Doç. Dr. Gözde Sunal’ın üstlendiği "Zamanın Ustaları" (Timeless Masters), alışılagelmiş belgesel kalıplarının dışına çıkarak izleyiciye farklı bir anlatı tarzı sunuyor. Bitlis’in tarih kokan atmosferini de yansıtan belgesel, taşın ve toprağın hafızasını, uluslararası sinema standartlarında, şiirsel ve derinlikli bir görsel dille kayıt altına alıyor. Yaşayan hazineler ve son ustalar bir arada Filmde; UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülüne layık görülen Adilcevazlı geleneksel baston ustası Cumali Birol’un, Bitlis’in yöresel ayakkabısı "Harik"in bölgedeki son temsilcisi Haydar Yılmaz’ın, Ahlat ve Bitlis taşının sırrını çözen taş işçiliği geleneğinin temsilcileri Emre Nacaroğlu ile Metin Coşkun’un ve Ahlat bastonculuğunun önemli isimlerinden, Kültür Bakanlığı sanatçısı ve Yaşayan İnsan Hazineleri envanterine kayıtlı Refa Gökbulak’ın zanaat yolculukları yer alıyor. Geleneksel zanaatların sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bağların ve yerel kimliğin taşıyıcısı olduğu gerçeğinden hareketle, modernleşme karşısında kaybolma riski taşıyan mirası belgeleyerek gelecek nesillere aktarmayı ve farkındalık oluşturmayı hedefleyen belgesel, toplumsal hafızayı güçlendirirken kültürel sürdürülebilirliğe de önemli katkılar sağlıyor. Ustanın elinden zamana düşen iz Sadece bir zanaat anlatısı olmanın ötesinde; sabır, zaman ve miras kavramlarını sorgulayan "Zamanın Ustaları", izleyiciyi sessiz bir tanıklığa davet ediyor. Film; taşın, ahşabın ve hariğin usta ellerde nasıl bir sanat eserine dönüştüğünü anlatırken, bu kadim geleneğin ardındaki derin felsefeyi de gözler önüne seriyor. Projenin yapımcısı ve yönetmeni Doç. Dr. Gözde Sunal, filmle ilgili yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Amacımız, sadece unutulmaya yüz tutmuş meslekleri belgelemek değil; bu topraklardaki sessiz emeği, evrensel bir sinema diliyle tüm dünyaya duyurmaktı. Bir ustanın çekici indirirken hissettiği o duyguyu, dünyanın diğer ucundaki bir izleyiciye de hissettirmek istedik. Bu film, Bitlis’ten dünyaya açılan bir kültür köprüsüdür." Uluslararası Festival Yolculuğu Özgün anlatımı ve güçlü görsel dünyasıyla dikkat çeken "Zamanın Ustaları", önümüzdeki aylarda dünya genelindeki prestijli film festivallerinde yarışarak Anadolu’nun kültürel mirasını uluslararası arenada temsil etmeyi hedefliyor.
Kocaeli Bakan Kacır: "İhracatımızı 273 milyar dolara çıkardık" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin üretim ve teknoloji alanındaki ilerlemesine dikkat çekerek, son 23 yılda sanayi katma değerinin 41 milyar dolardan 241 milyar dolara yükseldiğini, ihracatın ise 36 milyar dolardan 273 milyar dolara çıktığını söyledi. Bakan Kacır, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş’ı makamında ziyaret etti. Ziyaretin ardından AK Parti Kocaeli İl Başkanlığı’na geçen Kacır, burada İl Başkanı Şahin Talus, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ve partililerle bir araya gelerek değerlendirmelerde bulundu. "Üretimde ve teknoloji geliştirmede hamdolsun rekorlara imza atıyoruz" Türkiye’nin üretim ve teknoloji alanında önemli mesafeler kat ettiğini ifade eden Bakan Kacır, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ’aşk ile koşan yorulmaz’ diyerek ülkemizin her bir köşesini ihya etmek için canla başla hep birlikte gayret ediyoruz. Hep birlikte adeta bir demokrasi ve kalkınma destanı yazıyoruz. Üretimde ve teknoloji geliştirmede hamdolsun rekorlara imza atıyoruz. Son 23 yılda sanayi katma değerimizi 41 milyar dolardan 241 milyar dolara yükselttik. İhracatımızı ise 36 milyar dolardan 273 milyar dolara çıkardık" dedi. "Yerli ve milli bir savunma sanayi altyapısını inşa ettik" Yerli ve milli savunma sanayi altyapısı inşa ettiklerini belirten Bakan Kacır, Türkiye’nin savunma sanayisinde güçlü bir altyapı oluşturduğunu vurgulayarak, "Kabiliyetleriyle, teknolojisiyle, mühendisliğiyle dünyada ses getiren, geniş bir yelpazede ürün geliştiren, tasarlayan, üreten ve rekabetçi şekilde ihraç eden yerli ve milli bir savunma sanayi altyapısını inşa ettik. Türkiye’yi ticari araç, beyaz eşya, güneş paneli ve çelik üretiminde Avrupa liderliğine taşıdık. Bugün dünyada acımasız bir bölüşüm savaşı yaşanıyor. Kendi teknolojisini üretemeyen, kendi savunma sanayisini oluşturamayan milletlerin bu dönemde ayakta kalma şansı yok. Böylesi bir ortamda Türkiye, güçlü üretim kapasitesi ve derinleşen teknoloji ekosistemiyle sahada inisiyatif alan, kendi rotasını çizen, ilkelerinden asla taviz vermeyen ve masada sözünün ağırlığını hissettiren bir ülkedir" ifadelerini kullandı.