GENEL - 10 Şubat 2021 Çarşamba 16:58

Leyla Aydemir’in cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı

A
A
A
Leyla Aydemir’in cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı

Ağrı’da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’le ilgili şok edici bir gelişme yaşandı.

Ağrı’da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’le ilgili şok edici bir gelişme yaşandı. Avukat Ayşegül Aydoğan, “Bugün şok edici bir evraka ulaştık. 2018 tarihli bir adli tıp raporunda geçen bir ibare neticesinde Leyla kızımızın üzülerek cinsel istismara maruz kaldığını açık bir şekilde söyleyebiliyoruz" dedi.


Ağrı şehir merkezinde yaşayan Şükran ve Nihat Aydemir çiftinin 7 çocuğundan 6’ncısı olan Leyla Aydemir, 2018 yılında Ramazan Bayramı dolayısıyla geldikleri dedesinin yaşadığı Bezirhane köyünde 15 Haziran günü kayboldu. Tüm Türkiye’nin bulunması için seferber olduğu Leyla’nın 18 gün sonra, köye 3 kilometre uzaklıktaki Kurudere mevkiinde cansız bedeni bulundu.



Bilirkişi raporunda ’istismar yok’ denilmişti


4 yaşındaki Leyla Aydemir’in ölümünün ardından hazırlanan bilirkişi raporunda, otopside cilt bütünlüğünün korunduğu, kafa, göğüs ve batın boşluğunda kanama, iç organ ve büyük damar yaralanmasının tanımlanmadığı ifade edilmiş, cesedin iskelet sisteminin sağlam bulunduğu ancak çürüme nedeniyle yumuşak dokularda ayrıntılı travmatik değişim analizi yapılmadığı, istismara ve farklı bir DNA’ya yönelik herhangi bir bulguya rastlanmadığı belirtilmişti.


Ancak bugün ortaya çıkan Adli Tıp Raporu’nda "Anal ve genital bölge muayenesinde hymen açıklığının 1 cm olduğu, duhule müsait olmadığı, hymen üzerinde belirgin yırtık yada çentik gözlenmedi, posterior forşette (genital bölgede) zorlama izi olabilecek kırmızı renkli lezyonlar olduğu görüldü" ibaresi yer aldı.



“Leyla kızımız cinsel istismara uğramış”


Saadet Öğretmen Çocuk İstismarıyla Mücadele Derneği Genel Başkan Danışmanı Avukat Ayşegül Aydoğan, “Ağrı’da katledilen Leyla kızımızın davası için UCİM avukatları olarak elbirliğiyle çalışıyoruz ve bugün şok edici bir evraka ulaştık. 2018 tarihli bir adli tıp raporunda geçen bir ibare neticesinde Leyla kızımızın üzülerek cinsel istismara maruz kaldığını açık bir şekilde söyleyebiliyoruz. Dosyadaki adli tıp raporunda açıkça diyor ki ‘posterior forşette zorlama izi olabilecek kırmızı renkli lezyonlar olduğu’ genital bölge muayenesinde yani açık bir şekilde Leyla’nın cinsel istimara gözler önüne sermekte. Bu evrakı detaylı bir şekilde incelerken fark ettik” diye konuştu.



“Bu resmen bir hukuk faciasıdır”


Bu konunun takipçisi olacaklarını ifade eden Av. Aydoğan, “Neden bu evrak sonrasında, böyle bir ibare sonrasında, böyle bir muayene sonrasında neden tüm sanıklardan DNA örneği alınmamış? Neden bu dosyanın içerisinde hiçbir şekilde geçmemiş? Neden diğer adli tıp raporunda ‘suda ki erime sebebiyle hiçbir bulgu bulamadı’ ibaresi geçmekte? Neden savcımız mütalaasında buna yer vermemiş? Biz bunun peşini hiçbir şekilde bırakmayacağız. Leyla davası bizler sayesinde aydınlanmak üzere. Burada bir cinsel istismar var, Leyla’ya kim ne yaptı? Belki de cinsel istismara meyil edip, zorlama gerçekleştirip, bunu gerçekleştirememiş olsalar dahi Leyla’nın genital bölgesinde bir zorlama olduğu ibaresi varken, neden bununla ilgili bir araştırma yapılmamış. Bu resmen bir hukuk faciasıdır. Biz sorumluların ilgili şekilde soruşturulmasını düşünüyoruz. Tüm Adalet Bakanlığına, hakimlere, savcılara sesleniyoruz bunun peşinin bırakılmaması ve buna sebep olanların, bunun dosyaya girmemesine sebep olan herkesin de soruşturulması gerektiği kanaatindeyiz. Leyla istismara uğramış ve biz çok üzgünüz” dedi.



“Sanıklardan DNA örneği alınıp, yeniden otopsi yapılmalı”


Hızlı bir şekilde bununla ilgili bir soruşturma yapılması gerektiğini kaydeden Av. Aydoğan, “Çünkü bu örtbas edilecek, üzeri örtülecek bir konu değil. Yaklaşık 2,5 senedir süren yargılama neticesinde Leyla’nın açlıktan öldüğüne dair ibareler verilmişti, basında da geniş çaplı yer bulmuştu ve hepimiz böyle zannediyorduk ki ta ki bu ibareyi görene kadar. Şimdi yeni bir soruşturma yapılmalı, hızlı bir şekilde sanıklardan DNA örneği alınmalı ve gerekirse de yeniden otopsi yapılmalıdır. Leyla’nın katilleri, Leyla’yı bu iğrenç şekilde ölüme götüren herkesin cezalandırılması ve dosyanın bu hale gelmesine sebep olanlarında soruşturulması gerekmektedir” açıklamalarında bulundu.



Ne olmuştu?


Ağrı şehir merkezinde yaşayan Şükran ve Nihat Aydemir çiftinin 7 çocuğundan 6’ncısı olan Leyla Aydemir, 2018 yılında Ramazan Bayramı dolayısıyla geldikleri dedesinin yaşadığı Bezirhane köyünde 15 Haziran günü kayboldu. Tüm Türkiye’nin bulunması için seferber olduğu Leyla’nın 18 gün sonra, köye 3 kilometre uzaklıktaki Kurudere mevkiinde cansız bedeni bulundu. Su içinde bulunan küçük kızın babası Nihat Aydemir’in kuzeni Mehmet Ali Aydemir (33), 18 Temmuz günü ’kasten öldürme’ suçundan tutuklandı.



7 sanığa dava açılmıştı


Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca Mehmet Ali Aydemir’in de aralarında olduğu 7 sanık hakkında çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, iştirak halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da 14’er yıla kadar hapis cezası istemiyle 1’inci Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı.


Davanın 20 Eylül 2019 günü görülen ilk duruşmasında, baba Nihat Aydemir sanıklardan şikayetçi olmamış anne Şükran Aydemir ise şikayetçi olmuştu. Mahkeme heyeti, Leyla’nın amcası Yusuf Aydemir’i ’suçu işlediğine yönelik somut deliller bulunduğu ve dinlenilmeyen tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimali olduğu’ gerekçesiyle tutuklarken, 19 Aralık 2019 günü, dosya üzerinden yapılan tutukluluk değerlendirmesinde ise Mehmet Ali Aydemir, ’mevcut delil durumu ile tutuklulukta geçen süre ve dosyanın geldiği aşama’ dikkate alınarak, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.


Korona virüs tedbirleri kapsamında 3 Temmuz 2020’ye ertelenen davada cumhuriyet savcısı, esas hakkında mütalaasını mahkemeye sundu. Baba Nihat Aydemir ile sanık Besim Dursun’un oğlunun Kanada’ya gönderilmesinden kaynaklı para meselesi olduğu anlatılan mütalaada, sanık Dursun’un olaydan birkaç yıl önce Aydemir’e, "Yemin olsun ben sana ciğer acısını yaşatacağım, ben seni ciğerinle terbiye edeceğim" diye sözler söylediği kaydedildi. ’Yiğit’ kod adlı gizli tanığın, taziye ziyareti sırasında Yusuf Aydemir ve Besim Dursun’un evden sık sık çıkıp, geri döndüklerini bildirdiği ifade edilen mütalaada, Leyla’nın sanık Dursun’un evinin önünden kaybolduğunun diğer tanıkların ifadeleriyle de sabit olduğu vurgulandı. Mütalaada, "Yapılan HTS incelemesinde, sanık Yusuf ve Besim’in maktul Leyla’ya ait cesedin bulunduğu sırada görüşme gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir" denildi.



Baba ile amca arasında husumet


Baba Nihat Aydemir ile Leyla’nın amcası Yusuf Aydemir arasında da miras ve alacak meselesi yüzünden husumet olduğu ifade edilen mütalaada, tutuklu amcanın teknik takibe takılan telefon kayıtlarına da yer verilirken şöyle denildi:


"Sanık Yusuf Aydemir’in sanık Besim Dursun ile yakın arkadaşlığının olduğu, maktul Leyla’nın kaybolduğu gün taziye evinde sanık Yusuf ve Besim’in sürekli bir yerlere gidip tekrar döndüğü, maktul Leyla’yı, sanık Yusuf’un ortadan kaybolduğu yere doğru yönlendirdiği ve Leyla’nın kaybolmadan önce sanık Yusuf’un yanında olduğu tanık beyanlarından anlaşıldığı, Yusuf’un tape kayıtlarında, kolluk görevlilerine bir şey anlatmadığını, diğerlerinin de anlatmamaları ile kolluk ekiplerine dikkat etmeleri yönünde konuşmalar yaptığı saptandı."



"Sanığın maktulün bulunması için çalışan görevlileri yanılttığı ve yanlış yönlendirdiği de sabittir"


Sanık Mehmet Ali Aydemir’in ise Leyla’yı ablası Ayşe Artam’ın evine bıraktığı kaydedilen mütalaanın devamında, "Maktulün cesedine ulaşıldığı sırada kolluk ekiplerince tutulan tutanağa göre, cesedi jandarma ekipleri dışında kimsenin görmemesine rağmen sanık Mehmet Ali, Leyla’nın kıyafetsiz olduğunu ve kıyafetlerini arayacağını ekiplere bildirdi. Sanık Mehmet Ali’nin maktulün kıyafetsiz bulunduğunu bilmesi, hayatın olağan akışına aykırıdır. Sanığın ayrıca maktulün bulunması için çalışan görevlileri yanılttığı ve yanlış yönlendirdiği de sabittir" denildi.


Cumhuriyet savcısı amca Musa Aydemir ile ilgili olarak da mütalaada, "Her ne kadar sanık Musa’nın telefonunda, maktulün videosu olsa da sanığın müştekilerin evinde yaşamış olduğu, aralarında hiçbir husumet bulunmayışı, sanığın videoyu çekmekteki amacının sosyal medyada paylaşmak olduğu, bu hususun aleyhte delil olarak kullanılmasının olağan hayat akışına uygun olmadığı, sanık hakkında diğer sanıkların aksine ve olay tarihinde 3 yaşında olan ve yargılama aşamasındaki uzman raporuyla beyanına itibar edilemeyecek olan Üzeyir’in ifadeleri dışında aleyhine hiçbir tanık beyanının bulunmayışı dikkate alındığında sanık hakkında şüpheden sanık yararlanır ilkesi doğrultusunda, delil yetersizliğinden beraatına karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir" dedi.



Tutuklanmaları istendi


Yargılama aşamasında müştekilerin şikayetlerinden vazgeçtikleri ancak söz konusu suçun şikayete bağlı olmadığının hatırlatıldığı mütalaada, Yusuf Aydemir, Mehmet Ali Aydemir ve Besim Dursun’un fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri, üzerlerine atılı ve eylemlerine uyan ’kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme’ suçlarını iştirak halinde işledikleri bildirildi. 3 sanığın ağırlaştırılmış müebbet ve 4 yıldan 14’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi.


Ayşe Artam ve Yıldırım Artam’ın da ’cinayete ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna yardım’ suçlarından 29 yıl 4’er ay hapisle cezalandırılmalarını isteyen savcı, amca Musa Aydemir ve Hatun Dursun hakkında ise delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesini talep etti. Cumhuriyet savcısı, tutuksuz sanıklar Mehmet Ali Aydemir, Besim Dursun, Ayşe Artam ve Yıldırım Artam’ın, hükümle birlikte tutuklanmalarına karar verilmesini de talep etti.



Amca Yusuf Aydemir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almıştı


Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinde 2 Ekim 2020 günü görülen Leyla Aydemir öldürülmesi ile ilgili karar davasında tutuklu sanık amca Yusuf Aydemir hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilirken, tutuksuz 6 sanık hakkında beraat kararı verildi.



3 ay sonra amca Aydemir’e tahliye


Minik Leyla’nın karar davasından 3 ay sonra ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla tutuklanan amca Yusuf Aydemir tahliye edildi. Verilen karar dilekçesinde “Yusuf Aydemir’in tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin ileride telafisi güç mağduriyetine sebebiyet verebileceği, tutuklamanın bir ceza değil tedbir niteliğinde olduğu gözetilerek tahliyesine, başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilse derhal tahliyesinin sağlanması için Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı Esas Masasına müzekkere yazılmasına, karar kesinleştiğinde dosyanın mahkemesine gönderilmesine, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, (I) bendindeki red kararı ve tahliye kararı yönünden kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Dairemize dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunulması, bir başka Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi veya İlk Derece Ceza Mahkemesi aracılığıyla dilekçe gönderilmesi suretiyle, nihai olarak Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere Dairemiz nezdinde itiraz yolu açık, bozma kararı yönünden ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1 maddesi gereğince kesin olmak üzere 21/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi” denildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bahçelievler Belediyesi "Basın İftarı" programı düzenledi Bahçelievler Belediyesi tarafından basın mensuplarına özel "Basın İftarı" programı düzenlendi. Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, "Gazetecilik zor bir meslek. Hakikati, doğruyu vatandaşa bildirmek gerekiyor. Hakikati, doğruyu vatandaşa bildirmezseniz iş karışıyor. O yüzden ben tüm gazeteci arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum" dedi. Bahçelievler Belediyesi’nin basın mensuplarına yönelik Bahçelievler Belediyesi Kongre ve Nikah Sarayı’nda düzenlediği iftar programına Belediye Başkanı Hakan Bahadır ve birçok basın mensubu katıldı. Müzik ve ilahi dinletisinin yapıldığı programda, iftar saatinin gelmesiyle davetliler oruçlarını açtı. Program sonunda Başkan Bahadır, basın mensupları ile hatıra fotoğrafı çektirdi. "Gazetecilik zor bir meslek" Programda konuşan Başkan Bahadır, "Bugün çok hamdediyorum. Çünkü güneyimiz zaten yangın yeriydi. Kuzeyde de var ama Ramazan ayında Müslümanların birbirine kırdırılmaya çalışıldığı bir dönemi, sene 2026 1 Mart, canlı yayın ile izliyoruz. Amerika’sı, İsrail’i, Avrupa’sı beraber İran’ı vuruyor. İran, Müslüman ülkeleri vuruyor ‘Sen Amerika ile samimiydin, üssün vardı’ diye. Ülkeme, Türkiye’me hamdediyorum. Allah da Türkiye’mizi korusun. Biz genç bir ülkeyiz. Bu bizim 16. ülkemiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile kurduğumuz daha 103 yaşında bir ülke Türkiye Cumhuriyeti. Özellikle Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarından Allah razı olsun. Bizi güneyimizdeki ülkelerden ayırmış, bir ulus devlet olmuşuz. Bir Cumhuriyet ve demokrasi olmuş. Paşanın çocuğunun işçi, işçinin çocuğunun paşa olduğu bir ülkedeyiz. Hamdolsun şu anda da Sayın Cumhurbaşkanımızla gerçekten çok iyi gidiyoruz. İran-Amerika savaşını bile durdurmak için uğraşan biziz" dedi. Başkan Bahadır, basın mensuplarına da, "Sizlerin yaptığı işin çok zor olduğunu biliyorum. Polis, zabıta arkadaşlar zor iş yapıyor. Davet ediyoruz, geliyorsunuz. Hava soğuk, yağmur, kar. Kameraman arkadaşların sırtında 10 kilo vardır. Kolay değil. Gazetecilik zor bir meslek. Hakikati, doğruyu vatandaşa bildirmek gerekiyor. Hakikati, doğruyu vatandaşa bildirmezseniz iş karışıyor. O yüzden ben tüm gazeteci arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bahçelievler Belediyesi olarak hiçbir televizyon, radyo kimseyi ayırmıyoruz. Bizim bakış açımızda gizli bir ajandamız yok. Belediyemizin ajandasında bir gizli ajanda yok. 7 yıl oldu geleli. Devletin malına, belediyemizin malına bir kuruşluk yanlışımız olmadı" şeklinde konuştu.
İstanbul Bahçelievler Belediyesi "Basın İftarı" programı düzenledi Bahçelievler Belediyesi tarafından basın mensuplarına özel "Basın İftarı" programı düzenlendi. Programa, Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır ile birçok basın mensubu katıldı. Programda konuşan Başkan Bahadır, "Gazetecilik zor bir meslek. Hakikati, doğruyu vatandaşa bildirmek gerekiyor. Hakikati, doğruyu vatandaşa bildirmezseniz iş karışıyor. O yüzden ben tüm gazeteci arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum" dedi. Bahçelievler Belediyesi, basın mensuplarına özel "Basın İftarı" programı düzenledi. Bahçelievler Belediyesi Kongre ve Nikah Sarayı’nda gerçekleştirilen programa, Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır ve davetli birçok basın mensubu katıldı. Programda müzik ve ilahi dinletisi yapıldı. İftar saatinin gelmesiyle davetliler oruçlarını açtı. Program sonunda Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır, basın mensupları ile hatıra fotoğrafı çektirdi. "Gazetecilik zor bir meslek. Hakikati, doğruyu vatandaşa bildirmek gerekiyor" Programda konuşan Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır, "Bugün çok hamd ediyorum. Çünkü Güneyimiz zaten yangın yeriydi. Kuzey’de de var ama Ramazan Ayı’nda Müslümanların birbirine kırdırılmaya çalışıldığı bir dönemi, sene 2026, 1 Mart. Canlı yayın ile izliyoruz. Amerika’sı, İsrail’i, Avrupa’sı beraber İran’ı vuruyor. İran, Müslüman ülkeleri vuruyor. ‘Sen Amerika ile samimiydin, üssün vardı’ diye. Ülkeme, Türkiye’me hamd ediyorum. Allah da Türkiye’mizi korusun. Biz genç bir ülkeyiz. Bu bizim 16. ülkemiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile kurduğumuz daha 103 yaşında bir ülke Türkiye Cumhuriyeti. Onlardan tabi ki farkımız var. Özellikle Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarından Allah razı olsun. Bizi Güney’imizdeki ülkelerden ayırmış. Bir ulus devlet olmuşuz. Farklı olmuşuz. Kabile devleti olmamışız. Bir Cumhuriyet ve Demokrasi olmuş. Paşa’nın çocuğu işçi, işçinin çocuğu paşa olduğu bir ülkedeyiz. Hamd olsun şu anda da Sayın Cumhurbaşkanımızla gerçekten çok iyi gidiyoruz. İran - Amerika savaşını bile durdurmak için uğraşan biziz. Sizlerin yaptığı işin çok zor olduğunu biliyorum. Polis, zabıta arkadaşlar zor iş yapıyor. Davet ediyoruz. Geliyorsunuz. Hava soğuk, yağmur, kar. Kameraman arkadaşların sırtında 10 kilo vardır. Kolay değil. Gazetecilik zor bir meslek. Hakikati, doğruyu vatandaşa bildirmek gerekiyor. Hakikati, doğruyu vatandaşa bildirmezseniz iş karışıyor. O yüzden ben tüm gazeteci arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bahçelievler Belediyesi olarak hiçbir televizyon, radyo kimseyi ayırmıyoruz. Bizim bakış açımızda gizli bir ajandamız yok. Belediyemizin ajandasında bir gizli ajanda yok. 7 yıl oldu geleli. Devletin malına, belediyemizin malına bir kuruşluk yanlışımız olmadı" şeklinde konuştu.
Kütahya Kütahya’da genç basın mensupları tek çatı altında buluştu Kütahya’da farklı gazete, internet haber sitesi ve medya kuruluşlarında görev yapan genç basın mensupları, Kütahya Gazeteciler Cemiyeti bünyesinde Gençlik Platformu’nu kurarak, kent basınında bir ilke imza attı. Kuruluş kararıyla birlikte şehirde genç gazetecilerin ortak hareket edeceği yeni bir dönem başladı. Gençlik Platformu’nun kuruluşu, Kütahya’da medya alanında dayanışmayı artırmayı ve genç basın emekçilerinin daha aktif rol almasını hedefliyor. Platformun mesleki gelişimden ortak projelere, şehir gündemine katkı sunacak çalışmalardan sosyal sorumluluk faaliyetlerine kadar geniş bir alanda faaliyet göstermesi planlanıyor. "Birlikte üretmek için buradayız" Platform adına yapılan açıklamada, genç gazetecilerin sadece haber üreten değil, aynı zamanda şehrin geleceğine katkı sunan bir anlayışla hareket edeceği vurgulandı. Açıklamada, gençliğin dinamizmi, sorgulayan bakış açısı ve üretkenliğinin Kütahya basınına yeni bir soluk kazandıracağı belirtildi. Genç basın mensupları, birlik ve dayanışma mesajı vererek, "Gençler desteklenirse şehir büyür. Gençler öne çıkarsa fikirler çoğalır. Kurumlar gençlerle yan yana yürürse gelecek güçlenir" dedi. Rekabet yerine ortak akıl ve dayanışmanın ön planda tutulacağı belirtilen açıklamada, genç gazetecilerin artık karar alma süreçlerinde daha etkin olmak istediği kaydedildi. Mesleki dayanışma ve ortak projeler hedefleniyor Platformun öncelikli hedefleri arasında genç gazetecilerin mesleki gelişimine katkı sağlayacak eğitimler düzenlemek, ortak haber projeleri üretmek ve şehirle ilgili konularda daha güçlü bir iletişim ağı oluşturmak bulunuyor. Ayrıca farklı medya organlarında görev yapan gençlerin aynı masa etrafında buluşarak tecrübe paylaşımı yapması amaçlanıyor. Platformun Kütahya’daki basın faaliyetlerine hız kazandırması ve genç gazeteciler arasında kurumsal aidiyet duygusunu güçlendirmesi bekleniyor. Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Gençlik Platformu’nun yönetimi de belli oldu. Platform; Başkan Fatma Sümer Soyalp, Başkan Yardımcısı Muammer Mert Opuş, Genel Sekreter Merve Doğan ile üyeler Onur Acur, Emine İbiş, Seval Çukur ve İbrahim Şen’den oluşuyor.