YEREL HABERLER - 17 Mart 2012 Cumartesi 10:47

ANKARA’DA 12 MART COŞKUSU

A
A
A
ANKARA’DA 12 MART COŞKUSU

Ankara’da düzenlenen "Kurtuluşunun 94. Yıldönümünde Erzurum" paneli büyük ilgi gördü. Panelde bildiri sunan Prof. Dr. Eraslan 12 Mart coşkusunun tüm metropollerde paylaşılması gerektiğine vurgu yaparken, Prof. Dr. Konukçu, 12 Mart 1918’in Türk tarihinde bir dönüm noktası olduğunu kaydetti.
“KURTULUŞUNUN 94. YILDÖNÜMÜNDE ERZURUM"
Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun 94’ncü yıl dönümü dolayısıyla Ankara’da Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı ile Erzurum İktisadi Sosyal Araştırma ve Yardımlaşma Vakfı işbirliği ile "Kurtuluşunun 94. Yıldönümünde Erzurum" paneli gerçekleştirildi.
Panele, Erzurum Valisi Sebahattin Öztürk, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Hikmet Koçak, ESAV Başkanı Veysel Karani Aksungur, Prof. Dr. Cezmi Eraslan, Prof.Dr. Selma Yel, Prof. Dr. Enver Konukçu, Doç.Dr. Murat Küçükuğurlu, Sayıştay Başkanı Dr. Recai Akyel, Etü Rektörü, Çankaya Üniversitesi Kurucusu Sıtkı Alp, Ankara’da görev yapan üst düzey Erzurumlu bürokratlar ile çok sayıda Erzurumlu katıldı.
Panelde bir sunum yapan ESAV Başkanı Veysel Karani Aksungur, Erzurum’un konumu ve yetiştirdiği değerleri anlattı. Aksungur, ilden yaşanan beyin, sermaye ve emek göçüne dikkat çekerek, ile ait kültürel değerlerin göç edilen illere taşındığını, bunun Erzurum tanıtımında farklı bir boyut oluşturduğunu söyledi.
‘ERZURUM’UN KURTULUŞU, TÜRKİYE’NUN KURTULUŞU’
Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof.Dr. Cezmi Eraslan, Erzurum’un kurtuluşunun Türkiye’nin kurtuluşu olduğunu belirtti. Erzurum’un cumhuriyeti kuran il vasfına sahip olduğunu dile getiren Eraslan cumhuriyet tarihine ışık tutan 12 Mart 1918 diriliş hareketinin tüm ülkede ve özellikle de metropollerde kutlanması gerektiğini kaydetti.
ÖZTÜRK’ÜN DEĞERLENDİRMESİ
Erzurum Valisi Sebahattin Öztürk Erzurum’un Türk Kültürünün beşiği olduğunu belirtti.
Cumhuriyetin temellerinin atıldığı şehrin Erzurum olduğunu anlatan Öztürk, ilin beşeri ve fiziki kaynaklarıyla özel bir değer olduğunu dile getirdi. Erzurum’un tarihi boyunca, ülke kaderine damga vuran çok önemli şahsiyetler yetiştirdiğini ifade eden Öztürk, Vizyon 2023 sürecine Erzurum’un önemli katkılar sağlayacağını söyledi.
PANEL
Konuşmalardan sonra gerçekleştirilen ‘Milli Mücadele ve Cumhuriyet Döneminde Erzurum’
Konulu panele Prof.Dr. Enver KONUKÇU başkanlık ederken, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Hikmet Koçak, Prof.Dr. Selma Yel ve Doç.Dr. Murat Küçükuğurlu birer bildiri sundu.
KONUKÇU ERMENİ VAHŞETİNE DİKKAT ÇEKTİ
Prof. Dr. Enver Konukçu ermeni vahşetine dikkat çekerek, Fransa başta olmak üzere Avrupa’nın bu gerçekleri görmezden geldiğini ve Ermenilerce tarihe atılan iftiralara sessiz kaldıklarını söyledi. Erzurum başta olmak üzere Doğu Anadolu Bölgesinde Ermenilerce binlerce Türkün soykırım amacıyla katledildiğini, bölgede ve Erzurum’da ortaya çıkarılan toplu mezarların bu vahşeti sergilediğini açıkladı.
PROF.DR.YEL’İN VURGUSU
Katılımcılar tarafından uzunca alkışlanan konuşmasında Prof.Dr. Selma Yel, Erzurum’un Antep kadar Gazi, Maraş kadar Kahraman ve Urfa kadar Şanlı bir şehir olduğunu kaydetti.
Doç Dr. Murat Küçükuğurlu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Erzurum’a özel bir önem verdiğini bildirerek, Erzurum’un Türk tarihinin nabzını tutan bir konumu bulunduğunu, ilin bir Tarih Kenti olduğunu belirtti.
Panelin son bölümünde konuşan Atatürk üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak Erzurum’un bir tarih kenti olduğu kadar, bir Eğitim, bir Sağlık ve bir Turizm kenti haline geldiğini, ilin ülkede marka iller arasında yer aldığını açıkladı.Atatürk Üniversitesinin Doğu Anadolu Bölgesi ve Erzurum’un eğitim vizyonunu ifade ettiğini hatırlatan Koçak, bu yıl üniversitenin 55’inci kuruluş yıldönümünü kutlayacaklarını bildirdi.
Panel sonrasında ESAV Erzurum Erkek ve Kadın Bar ekiplerinin gösterisi ilgiyle izlendi. Şiir dinletilerinin yer aldığı etkinliĞe, TRT THM Sanatçısı Semra Algül Oflaz ve Mustafa Acar’ın konserleri coşku kattı. ESAV Yönetim Kurulu Başkanı Aksungur, vakfın kültürel etkinliklerinin devam edeceğini, bu bağlamda 24 Mart 2012 Cumartesi günü Atatürk Kapalı Spor Salonunda geleneksel kurtuluş şenlikleri düzenleyeceklerini açıkladı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Ekran bağımlılığı gözleri kurutuyor: 20-20-20 kuralı kurtarıcı olabilir Uzun süre ekran karşısında kalmanın dijital göz yorgunluğunu tetiklediğine dikkat çeken Op. Dr. Duygu Erdem, özellikle ekran kullanımına bağlı olarak göz kırpma sayısının azalmasının göz kuruluğunu artırdığını, yakın mesafeden uzun süre odaklanmanın göz kaslarını zorladığını ve çocuklarda kontrolsüz ekran süresinin miyopi riskini yükselttiğini vurguladı. Dijital ekranlar artık yaşamın vazgeçilmez bir parçasıyken; eğitimden iş hayatına, sosyal ilişkilerden günlük iletişime kadar pek çok alanda bilgisayar, tablet ve akıllı telefon kullanımı artıyor. Yalnızca yetişkinler değil; çocuklar ve gençler de ders, ödev, oyun ve sosyal medya nedeniyle uzun süre ekran başında kalıyor. Medicana Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Duygu Erdem, "Özellikle uzun süreli ve aralıksız ekran kullanımının göz yorgunluğu ve kuruluk şikâyetlerini artırmaktadır. Gözler uzun süre aynı mesafeye odaklandığında hem kas yapıları hem de göz yüzeyi zorlanır. Düzenli ara verilmediğinde şikâyetler gün içinde belirgin şekilde artabilir" açıklaması yaptı. Göz kırpma azalıyor, göz kuruluğu artıyor Ekrana bakarken normalde dakikada 15-20 kez kırpılan gözlerin farkında olmadan çok daha az kırpıldığını söyleyen Op. Dr. Duygu Erdem, "Bu durum gözyaşı film tabakasının bozulmasına ve göz kuruluğuna yol açar. Göz kırpma refleksi azaldığında göz yüzeyinin yeterince nemlenemez ve rahatsızlık hissinin artar. Özellikle klimalı ortamlarda çalışanlar ve kontakt lens kullanan bireylerde şikâyetler daha belirgin hâle gelir. Bu kişilerde yanma ve batma hissi daha yoğun yaşanabilir, günün ilerleyen saatlerinde bulanık görme şikâyetleri artabilir" şeklinde konuştu. Yakın mesafe göz kaslarını sürekli çalıştırıyor Uzun süre yakın mesafeden ekrana bakmanın göz kaslarının sürekli çalışmasına neden olduğunu belirten Op. Dr. Duygu Erdem, "Gün sonunda göz çevresinde baskı hissi, şakaklarda gerilme ve odaklanmada zorlanma gibi yakınmalar ortaya çıkar. Çocuklarda ve gençlerde uzun süreli ve kontrolsüz ekran kullanımı, miyopi (uzağı görememe) gelişimi ve ilerlemesi açısından önemli bir risk faktörü olarak kabul edilir. Ekran kullanım süresi kadar ekranın hangi şartlarda ve ne kadar düzenli aralar verilerek kullanıldığı da önemlidir" dedi. En etkili yöntem: 20-20-20 kuralı Göz sağlığını korumak için en etkili yöntemlerden birinin 20-20-20 kuralı olduğunu belirten Op. Dr. Duygu Erdem, "Her 20 dakikada bir 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzaklıktaki bir noktaya bakmak göz kaslarını rahatlatır. Bu basit yöntem, ekran karşısında uzun süre kalan kişiler için etkili bir destek sağlar. Ekranın göz hizasından biraz aşağıda konumlandırılması, ortam ışığının uygun olması ve düzenli göz kırpmaya özen gösterilmesi de önemlidir. Gerektiğinde suni gözyaşı damlalarının kullanılması fayda sağlayabilir. Tüm bu önlemler dijital göz yorgunluğunu azaltmada önemli rol oynar. Ekranlardan tamamen uzak durmak günümüz şartlarında pek mümkün olmasa da bilinçli kullanım ve basit önlemlerle göz sağlığının korunabilir" ifadelerini kullandı.
Samsun Yüzde 90 tıkalı boyun damarına kritik müdahale: Felç riski önlendi Samsun’da felç geçiren ve boyun damarında yüzde 90 darlık tespit edilen 71 yaşındaki hasta, yüksek ameliyat riski nedeniyle kasıktan girilerek yapılan anjiyografik stent işlemi ve doktorların başarılı müdahalesiyle sağlığına kavuştu. Samsun’da yaşayan Zekai Bozyel (71), 15 yıl önce bypass ve kalp kapak ameliyatı geçirdi. Rutin kontrolleri devam eden Bozyel, 20 gün önce kolunda güçsüzlük şikayetiyle nöroloji servisine yatırıldı. Yapılan tetkiklerde hastanın sağ boyun damarında yüzde 30, sol boyun damarında ise yüzde 90 oranında darlık tespit edildi. Sol taraftaki ciddi darlığın hastanın felç geçirmesine neden olduğu belirlendi. Hastanın daha önce kronik akciğer rahatsızlığı bulunması ve geçirdiği ameliyatlar nedeniyle anestezi açısından yüksek risk taşıdığı değerlendirildi. Bunun üzerine hastanın durumu kardiyoloji ekibi tarafından yeniden ele alındı. Akabinde Medicana International Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yanık, boyun damarında yüzde 90 darlık tespit edilen ve daha önce baypas ile kalp kapak ameliyatı geçiren hastaya ameliyatla kasıktan girerek uygulanan anjiyografik yöntemle stent yerleştirdi. Gerçekleştirilen başarılı müdahaleyle yeniden felç riskinin önüne geçildiğini belirtti. "İşlem sonrası herhangi bir sorun yaşamadık ve hastamızı taburcu ettik" Hastanın filmlerini inceleyip muayenesini yaptıklarını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yanık, "Zekai bey 15 yıl önce bypass ve kalp kapak ameliyatı olmuş, rutin takiplerinde devam eden bir hastamız. 20 gün önce nöroloji servisine yatıyor. İnme hikayesi ve kolunda güçsüzlük var. Yapılan tetkiklerinde boyun damarında darlık saptanıyor. Sağdaki boyun damarında yüzde 30, soldaki boyun damarında ise yüzde 90 civarında bir darlık var. Bu felç geçirmesine sebep olan bir darlık. Öncelikle ameliyat düşünüldü ancak kronik akciğer öyküsü ve diğer rahatsızlıkları nedeniyle anestezi açısından riskli bulundu. Biz damarın bu şekilde bırakılmasının daha riskli olacağını düşündük. Hastamızla görüşerek işlemi yapmaya karar verdik. Başarılı bir şekilde soldaki boyun damarına kasıktan girerek, herhangi bir kesi yapmadan anjiyografik olarak stent yerleştirdik. İşlem sonrası herhangi bir sorun yaşamadık ve hastamızı taburcu ettik. Müdahale edilmemesi durumunda daha ciddi bir felç riski söz konusuydu" dedi. Operasyon sonrası sağlığına kavuştuğunu belirten Zekai Bozyel ise, "Hastaneye geldiğim zaman kafamda ve boynumda bir daralma hissi vardı. Şimdi durumum gayet normaldir" diye konuştu. Babasının felç geçirdiğini ifade eden Recep Bozyel de, "Babam riskli bir hastaydı ve sürekli kontrol altındaydı. Ahmet hocamızla tanıştık. ’Bu işin üstesinden gelirse Ahmet hoca gelir’ dediler. Babamın geçmişini de biliyordu. Ameliyat oldu ve şu ana kadar hiçbir problem yaşamadık. Başarılı bir operasyon gerçekleştirildi" ifadelerini kullandı.