GÜNDEM - 04 Aralık 2025 Perşembe 09:58

5 Aralık Dünya Toprak Günü’nde dikkat çeken açıklama; "Sağlıklı şehirler için sağlıklı topraklar"

A
A
A
5 Aralık Dünya Toprak Günü’nde dikkat çeken açıklama; "Sağlıklı şehirler için sağlıklı topraklar"

Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölüm öğretim üyesi Prof. Dr. Nesrin Yıldız, 5 Aralık Dünya Toprak Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, "Sağlıklı şehirler; sürdürülebilir arazi yönetimi, güçlü ekosistemler ve bilim temelli planlama ile mümkündür" dedi.


Uluslararası günler ve haftaların, halkı endişe verici konularda bilgilendirmek, küresel sorunları ele almak için siyasi irade ve kaynakları harekete geçirmek ve insanlığın başarılarını kutlamak ve pekiştirmek için özel günler olduğunu belirten Prof. Dr. Nesrin Yıldız, “Uluslararası günlerin varlığı Birleşmiş Milletler’in kuruluşundan öncesine dayanır, ancak BM (FAO) bunları güçlü bir savunuculuk aracı olarak benimsemiştir. Toprakların tarımsal kalkınma, ekosistem işlevleri ve gıda güvenliği açısından oynadığı rol hakkında küresel farkındalığı artırmak amacıyla her yıl 5 Aralık’ta Dünya Toprak Günü’nü kutluyoruz. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından 2014 yılında resmi bir uluslararası gün haline geldi” diye konuştu.



"Topraklarimiz sessiz müttefiklerimizdir"


“Tarımsal kalkınmada, Gıda güvenliğinde ve ekosistem regülasyonunda topraklarımız sessiz müttefiklerimizdir” diyen Prof. Dr. Nesrin Yıldız, “Müttefikler statik değil dinamiktirler. Gıdalarımızın yüzde 95’i topraklardan elde edilir. Toprakların yüzde 33’ü bozulmuştur. Sadece 2-3 cm’lik bir toprak tabakasının oluşması 1000 yıla kadar sürebilir. Topraklar, bitkiler için gerekli olan 18 doğal kimyasal elementin 15’ini sağlar. Bir çorba kaşığı toprakta, dünyadaki insan sayısından daha fazla canlı organizma bulunur. Dünya çapında 2 milyar insan, gizli açlık olarak bilinen mikro besin eksikliğinden muzdariptir. Sürdürülebilir toprak yönetimi ile yüzde 58’e kadar daha fazla gıda üretilebilir. Toprak, Dünya’daki türlerin yaklaşık %59’una ev sahipliği yapmaktadır. Günümüzde artan nüfusa karşılık tarıma elverişli "kıt" toprakların konut ve ticari amaçla istilası tarım topraklarına uygulanan bir baskıdır” şeklinde konuştu.



Toplumsal farkındalık önemli


Prof. Dr. Nesrin Yıldız, açıklamasında daha sonra şunları kaydetti; "2025 yılı Dünya Toprak Günü teması kentsel topraklara odaklanıyor. Sağlıklı şehir, Sağlıklı toprak, Doğru planlama, Toplumsal farkındalıkla olur. Sürdürülebilir toprak yönetimi uygulamaları, erozyonu ve kirliliği azaltır, su sızmasını ve depolanmasını iyileştirir. Ayrıca toprak biyolojik çeşitliliğini korur, verimliliği artırır ve karbon sekestrasyonuna (birikmesi, depolanması) katkıda bulunarak iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynar. Ancak toprak dendiğinde aklımıza hemen hemen her zaman kırsal alan ve doğa gelir. Kentsel toprağın da temel bir unsur olduğunu nadiren düşünürüz. Sağlıklı şehirler; sürdürülebilir arazi yönetimi, güçlü ekosistemler ve bilim temelli planlama ile mümkündür. Toprak sağlığını korumak; hem bugünün şehirlerini güçlendirir hem de geleceğin iklim dirençli kentlerini sağlar. 2025 Dünya Toprak Günü, "Sağlıklı Şehirler İçin Sağlıklı Topraklar" temasıyla kentsel peyzajlara odaklanıyor. Asfaltın, binaların ve sokakların altında, geçirgen yağmur suyunu emmeye, sıcaklığı düzenlemeye, karbonu depolamaya ve hava kalitesini iyileştirmeye yardımcı olan toprak bulunur. Ancak bitki örtüsüyle kaplı değilse; çimentoyla kapatıldığında bu işlevlerini kaybeder ve şehirleri sel, aşırı ısınma ve kirliliğe karşı daha savunmasız hale getirir.Toprak restorasyonu kentsel alanlarda tabandan harekete geçilmesi çağrısı ile; daha iyi sağlık ve daha güçlü refahın anahtarı olabilir. Sağlıklı topraklar gelişen şehirlerin temelidir. Gıda üretimini desteklemekten sel kontrolüne kadar, toprak sandığımızdan daha önemlidir"



Sağlıklıklı topraklar konusunda neler yapılabilir


Prof. Dr. Nesrin Yıldız, Sağlıklı şehirler için sağlıklı topraklar konusunda neler yapılması gerektiği konusunda ise şu bilgileri aktardı; "Kentsel planlama ve altyapıda toprağı koruyucu uygulamalar: Geçirgen yüzey kullanımının artırılması, Beton/asfalt yerine geçirgen kaldırım taşları, çim taşları, doğal zemin kaplamaları; Yağmur suyunun toprağa süzülmesi sel riskini azaltır, yeraltı su kaynaklarını besler. "Toprak koruma odaklı" imar planları, Yeşil alanların korunması, genişletilmesi, Yapılaşma sırasında üst toprak (toprağın en verimli 30 cm’lik kısmı) çıkarılıp yeniden kullanılması, Kentsel tarım alanlarının korunması, Şehir içi bostanlar, topluluk bahçeleri, hobi bahçeleri, topraksız tarım pratikleri, Kentsel tarım hem toprağı işler, hem de organik madde döngüsünü destekler. Kentsel topraksız tarım aktiviteleri su ve arazi kıtlığına çözüm.


Erozyon ve arazi bozulmasını önleme; Eğimli alanlarda teraslama ve bitkilendirme, Erozyonun yoğun olduğu şehirlerde (Erzurum gibi eğimli arazilerde) bitki örtüsü ve teraslama şarttır. Doğal bitki örtüsünün korunması, Park, yol kenarı, dere yatağı gibi alanlarda doğal türlerle (cover crop) bitkilendirme, Ani yağışlarda yüzey akışını azaltır, toprağı bağlar.


Toprak organik maddesinin artırılması; Kompost üretimi ve kullanımı, Evsel organik atıkların kompost sistemiyle dönüştürülmesi, Belediyelerin şehir kompost merkezleri kurması, Toprağın su tutma kapasitesini ve verimliliğini artırır. Malçlama (mulching), Ağaç ve çalı diplerinde organik malç kullanımı, Toprağın nemini korur, sıcaklık dalgalanmalarını azaltır.


Kirlilik ve kimyasal baskının azaltılması; Toprak kirliliğinin izlenmesi, Ağır metal analizleri, Sanayi alanları, eski depo bölgeleri, yol kenarları riskli noktalardır. Pestisit ve kimyasal gübre kullanımının sınırlandırılması, Belediye park-bahçe çalışmalarında biyolojik mücadele yöntemi, Kentsel tarımda kontrollü gübre kullanımı, Sanayi atıklarının ve atık suların toprağa sızmasının engellenmesi.


Kentsel yeşil alanların artırılması; Kent ormanları, yeşil koridorlar, yeşil çatı ve dikey bahçeler, Biyoçeşitlilik artar. Toprak bağlı ekosistem hizmetleri (su, karbon depolama) güçlenir. Ağaçlandırma programları, Yerel ve iklime uyumlu türlerle, Özellikle su tutma kapasitesi yüksek topraklarda planlı dikim, Su Yönetimi - Toprak İlişkisi, Yağmur bahçeleri (rain garden) kurulması, Yollardan gelen yağmur suyunu tutan, filtreleyen mini havzalar, Hem taşkınları hem kirliliği azaltır.Yağmur suyu hasadı, Evlerde, sitelerde ve kamu kurumlarında sulama ihtiyacını düşürür, toprakta gereksiz tuzluluğu engeller. Bilimsel İzleme ve Veri Yönetimi, Şehir Toprak Haritaları oluşturulmalı, Organik madde, pH, tuzluluk, geçirgenlik gibi parametrelerin haritalanması, Belediyelerin planlama kararlarını bilimsel temele oturtur. Düzenli toprak analiz programları, Parklar, refüjler, yeşil alanlar, kent tarımı alanları için yıllık analiz, Eğitim, Farkındalık ve Toplumsal Katılım, Okullar için Toprak Eğitimi Programı, Basit toprak analizleri, kompost atölyeleri, Çocuklarda çevre bilinci oluşturur. Topluluk Bahçeleri, Mahalle bazlı tarım alanları, Toplumun toprağı kullanması sahiplenmeyi artırır.



Kentleşme gün geçtikçe artıyor


Yapılan araştırma sonuçları göstermiştir ki; Kentleşme gün geçtikçe artmaktadır. İnsanların yaklaşık üçte ikisi kentlerde yaşamaktadır. Kentleşmenin artması, kentsel alanlarda hem doğal hem de kültürel peyzaj kaynaklarına büyük baskılar oluşturmaktadır. Bu sorunların çözülmesi için mavi-yeşil altyapı kapsamında yapılacak doğru ve etkili planlamalar, küresel baskıları azaltamayı sağlayacaktır. Erzurum’daki mavi-yeşil altyapı bileşenleri değerlendirilmiştir. Kişi başına düşen mevcut aktif yeşil alanların (86,43 ha) 2,28 metrekare olduğu kentte mavi-yeşil altyapı bileşenlerinden, kentsel yeşil alanların yetersiz olduğu sayısal olarak görülmektedir. Ayrıca Erzurum kentinde diğer bileşenlerin de yetersizliği belirlenmiştir. Bu sebeple mavi-yeşil altyapı bileşenlerini artırmaya yönelik önerilerde bulunulmuştur. Sürdürülebilir arazi ve toprak yönetimi üzerine disiplinlerarası diyaloga katkıda bulunmak için tüm paydaşlar bir arada bu konuda çabalamada tek yürek olmalıyız. 2050 yılına kadar insan nüfusunun yüzde 70’inin şehirlerde yaşaması beklendiği için, kentsel toprağın da temel bir unsur olduğunun bilincinde olmak umuduyla 5 Aralık Dünya günümüz kutlu olsun."



5 Aralık Dünya Toprak Günü’nde dikkat çeken açıklama; "Sağlıklı şehirler için sağlıklı topraklar"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Çaycuma’da gece saatlerinde film gibi kovalamaca kamerada: 366 bin TL ceza kesildi Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde gece saatlerinde yaşanan ve mahalle mahalle süren kovalamacanın sonunda sürücü yakayı ele verdi. Olay, gece saatlerinde Çaycuma ilçe merkezinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre C.A. (16) idaresindeki 74 ABZ 705 plakalı otomobil, ilçe merkezinde sergilediği şüpheli hareketler nedeniyle polis ekiplerinin dikkatini çekti. Ekipler aracı durdurmak için "Dur" ihtarında bulundu. Ancak sürücü bu uyarıya uymayarak hızla kaçmaya başladı. Kaçan sürücü önce ilçe merkezinde, ardından İstasyon Mahallesi, Velioğlu Mahallesi ve Perşembe beldesine bağlı Keçecioğlu Mahallesi güzergahında polis ekiplerini peşine takarak uzun süre kovalamacaya neden oldu. Mahalle mahalle süren kovalamacada ekipler şüpheli aracı yakalamak için geniş çaplı çalışma başlattı. Kovalamaca sırasında jandarma sorumluluk bölgesine giren araç, bir süre sonra gözden kaybolarak izini kaybettirdi. Bunun üzerine polis ve jandarma ekipleri bölgede koordineli şekilde çalışma başlattı. Yapılan araştırma ve takip sonucunda, kaçan sürücü ve otomobilinin yeri tespit edildi. Düzenlenen çalışma sonucunda C.A. isimli şüpheli yakalanarak polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Jandarma ekiplerinin de koordinasyon sağladığı operasyonun ardından şüpheli Çaycuma İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Emniyette yapılan kontrollerde sürücü C.A.’nın ehliyetinin bulunmadığı ortaya çıktı. Bunun üzerine sürücü hakkında Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince işlem yapıldı. Çaycuma İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Amirliği ekipleri tarafından yapılan işlemler sonucunda sürücüye yaklaşık 366 bin TL para cezası kesildi. Polis ekiplerinin yaptığı işlemlerin ardından 74 ABZ 705 plakalı otomobil trafikten men edildi. Araç daha sonra çekici ile bulunduğu yerden alınarak yediemin otoparkına çekildi. Öte yandan olayda dikkat çeken bir detay da araç üzerinde bulunan yazı oldu. Şüpheli sürücünün aracının arka kısmında yer alan "Kamera şakası" yazısı görenlerin dikkatini çekti. Yapılan incelemelerde ayrıca araçta oldukça güçlü bir ses sistemi bulunduğu da tespit edildi. Çevredeki vatandaşlar, aracın yüksek sesli müzik sistemi nedeniyle sık sık çevreye rahatsızlık verdiğini ifade etti. Yakalanan sürücünün çevresinde hız tutkusu ile tanındığı ileri sürülürken, polis ekipleri olayla ilgili incelemelerini sürdürüyor.
Edirne Dedesinden kalan davulla mahalleliyi sahura uyandırıyor Edirne’de 23 yaşındaki genç, dedesinden kalan davuluyla mahalle halkını sahura uyandırıyor. Edirne’de Ramazan geceleri, asırlık bir geleneğin sesiyle hayat buluyor. Şehrin tarihi sokaklarını dolaşan davulcular, maniler eşliğinde mahalleliyi sahura kaldırıyor. Bu geleneğin genç temsilcilerinden 23 yaşındaki Umurcan Zurna, davulunu omuzlayıp sokak sokak dolaşırken sadece bir görevi yerine getirmiyor, aynı zamanda aileden devraldığı kültürel mirası yaşatıyor. Henüz 11-12 yaşlarındayken dedesi ve babasının yanında kapılara çıktığını anlatan Umurcan Zurna, davulculuğun kendi ailesinde kuşaktan kuşağa aktarıldığını söylüyor. "Dedelerimizden, babalarımızdan, amcalarımızdan bize kaldı. Küçükken onların yanında giderdik, şimdi davulu biz çalıyoruz" diyen genç davulcu, Ramazan davulculuğunu bir meslekten öte kültürel bir sorumluluk olarak gördüğünü dile getirdi. "Geleneklerimizi unutmamamız lazım" Edirne’de davul ve zurna geleneğinin güçlü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Umurcan Zurna, özellikle Kırkpınar Yağlı Güreşleri gibi tarihi organizasyonlarda da bu kültürün yaşatıldığını hatırlatarak, "Mahallede zurnacı olarak bilinen Alaattin amcam ve Fahrettin amcam gibi isimler de bu geleneğin önemli temsilcileri. Torundan amcaya, amcadan yeğene böyle devam ediyor. Hep beraber bu nesli sürdürüyoruz. Bize nasıl kaldıysa biz de bizden sonraki nesillere bırakacağız. Geleneklerimizi unutmamamız lazım. Zor zamanlardan geçiyoruz ama böyle güzel değerleri yaşatmak çok kıymetli" dedi. Gelenek kuşaktan kuşağa sürüyor Tarihi camileri, çarşıları ve taş sokaklarıyla öne çıkan Edirne’de Ramazan gecelerinde yükselen davul sesi, sadece sahura bir çağrı değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültürün yankısı olmaya devam ediyor. Umurcan Zurna ve ailesi de her yıl aynı heyecanla davullarını omuzlayarak bu sesi yaşatmayı sürdürüyor.
Kayseri Hırsızlığın böylesi... Hırsızlık için girdiği kafede ısındı, yemek yedi Kayseri’nin Kocasinan ilçesinde 6 gündür girdiği kafede yemek yiyen, ısıtıcı karşısında yatan, kasadan para alan ve televizyon izleyen şahıs dükkan sahibinin dikkati sayesinde 6. gün yakalanarak gözaltına alındı. O anlar güvenlik kamerasına yansırken, hırsızın rahatlığı ‘pes’ dedirtti. İlçeye bağlı Sahabiye Mahallesi Birkan Sokak üzerinde bulunan bir kafede meydana gelen olayda, B.A. akşam saatlerinde bir kafeye girerek keyif çattı. İlk gün kasada bulunan 2 bin TL’yi aldıktan sonra kafenin içerisinde yemek yiyen, ısıtıcı karşısında keyif çatan hırsız dükkan sahibinin dikkatini çekti. Bu 5 günün ardından bu akşam saatlerinde yine kafeye gelen B.A., dükkan sahibi tarafından yakalandı. İhbar üzerine dükkana Polis ekipleri sevk edilirken, B.A. gözaltına alındı. B.A’nın dükkan içerisindeki rahatlığı güvenlik kameralarınca da kaydedilirken, kafe sahibi Yalçın Kaya, "Bugün 6. Gün. Üst üste kafeye giriyor. Polislerden yardım istedim. İlk gün kasayı boşaltmış ve ısıtıcıyı açarak yukarıda yatmış. İlk günün ardından kasada para bırakmadım. Her gün giriyor. Yiyor, içiyor ve yatıyor. Dün girdiğinde televizyonda izlemiş" dedi. Öte yandan, polis tarafından gözaltına alınan B.A.’nın yurtta kaldığı, buradan kaçarak geceyi dışarıda geçirdiği ve polis tarafından da arandığı öğrenildi. Gözaltına alınan B.A.’nın emniyetteki işlemleri sürüyor.