GÜNDEM - 28 Nisan 2025 Pazartesi 09:15

Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu: "Zeki ekonomilere geçiş süreci üniversiteler için de yeni bir misyon tanımlıyor"

A
A
A
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu: "Zeki ekonomilere geçiş süreci üniversiteler için de yeni bir misyon tanımlıyor"

Erzurum, 26-27 Nisan 2025 tarihlerinde Palandöken’de düzenlenen ve uluslararası düzeyde büyük yankı uyandıran Palandöken Ekonomi Forumuna ev sahipliği yaptı.


"Akıllı Dünyada Adil Bir Gelecek: Zeki Ekonomiler ve Küresel Eşitsizlik" ana temasıyla gerçekleşen forum, 30’dan fazla ülkeden gelen 1000’in üzerinde iş insanı, akademisyen, sivil toplum temsilcisi ve hükümet yetkilisini bir araya getirdi.


Yedi oturumda (üçü özel) toplam 40 konuşmacının yer aldığı organizasyonu, ulusal ve uluslararası basından 100’ü aşkın gazeteci takip etti. Forumda; dijitalleşme, yapay zekâ, iklim değişikliği, yatırım fırsatları ve zeki ekonomiler gibi çağın en kritik konuları ele alındı.


Rektör Hacımüftüoğlu’ndan Forum Değerlendirmesi


Açılış programı ve ikinci gün oturumlarına katılan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Palandöken Ekonomi Forumunun hem Erzurum’un uluslararası görünürlüğü hem de akademi-dünya etkileşimi açısından büyük bir kazanım olduğunu belirtti.


"Forumun taşıdığı vizyon, Atatürk Üniversitesi olarak bizlere de dijitalleşme, inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı yeni sorumluluklar yüklüyor. Zeki ekonomilere geçiş süreci, yalnızca iş dünyasını değil; üniversitelerin eğitim, araştırma ve toplumsal katkı misyonlarını da yeniden şekillendiriyor. Bu bağlamda biz de üniversite olarak dijital yetkinlikleri artırmaya, yapay zekâ temelli projeleri desteklemeye ve öğrencilerimizi bu geleceğe hazırlamaya odaklandık" ifadelerini kullanan Prof. Dr. Hacımüftüoğlu, Palandöken Ekonomi Forumunun içeriği kadar oluşturduğu sinerjinin de önemli olduğunu belirterek: "Burada kurulan iş birlikleri, sadece ekonomik değil; aynı zamanda kültürel ve akademik ortaklıklar için de verimli bir zemin oluşturdu" dedi.


Prof Dr. Adil Mardinoğlu: "Yapay Zeka, Sağlık Sektöründe Devrim Yaşatacak"


Palandöken Ekonomi Forumu kapsamında düzenlenen "Accelerating The Future: Industry and Services Transformed by Artificial Intelligence" başlıklı oturumda, sağlık ve yapay zekâ kesişiminde önemli bir sunum gerçekleştiren Prof. Dr. Adil Mardinoğlu, geleceğin sağlık sektörüne ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.


Türkiye Sağlık Enstitüleri Eski Başkanı, King’s College London Akademisyeni ve 100. Yıl TÜBİTAK Özel Ödülünün sahibi olan Mardinoğlu, "Artificial Intelligence in the Future of Healthcare Sector" başlıklı konuşmasında, yapay zekâ teknolojilerinin sağlık alanında teşhisten tedaviye, kişiselleştirilmiş sağlık hizmetlerinden ilaç geliştirmeye kadar geniş bir yelpazede köklü değişimlere yol açacağını vurguladı.


Yapay zekânın sunduğu büyük veri analizi ve makine öğrenmesi gibi imkânların, hastalıkların erken teşhisinde ve bireye özel tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinde kritik bir rol oynadığını belirten Mardinoğlu, "Sağlıkta daha adil, erişilebilir ve etkili bir sistemin inşası için yapay zekânın sunduğu fırsatları iyi değerlendirmemiz gerekiyor." ifadelerini kullandı.


Destan Bezmen, Andreas Schleicher ve Tariq Qureishy gibi önemli konuşmacıların da yer aldığı ve Andrea Sanke’nin moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda, Mardinoğlu’nun yapay zekânın sağlık hizmetleri üzerindeki dönüştürücü etkisine dair öngörüleri büyük ilgi gördü.


Qureishy’den Ezber Bozan Sunum: "Gelecek Geldi Ama Eşit Dağılmadı"


Forumun ikinci günü en çok ilgi gören oturumlarından biri, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Xponential Group’un Kurucu CEO’su Tariq Qureishy’nin katıldığı "Geleceği Hızlandırmak: Yapay Zekânın Dönüştürdüğü Endüstri ve Hizmetler" başlıklı oturum oldu.


Palandöken Ekonomi Forumu’nun ikinci günü, uluslararası vizyoner konuşmacı Tariq Qureishy’nin etkileyici sunumuna sahne oldu. Xponential Group Kurucusu ve CEO’su olan Qureishy: "Geleceği Hızlandırmak: Yapay Zekânın Dönüştürdüğü Endüstri ve Hizmetler" başlıklı özel oturumda yaptığı konuşmada, yapay zekâ, dijital dönüşüm ve etik değerler üzerine çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Sunumuna, "Geleceğin büyük bir kısmı aslında zaten gerçekleşti, sadece eşit dağılmadı" sözleriyle başlayan Qureishy, dijitalleşme sürecinin toplumlar arasında yeni eşitsizlikler oluşturabileceğine dikkat çekerek geleceğin yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda zihinsel ve toplumsal bir dönüşüm gerektirdiğini vurguladı.


"10 Kat Hızlı Bir Dünyaya Hazır Mıyız?"


Moderatörün "10 kat hızlı bir dünyaya hazır mıyız?" sorusuna verdiği: "Çoğumuz buna hazır değiliz çünkü beynimiz lineer düşünmeye alışkın" cevabı salonda yankı bulan Qureishy, katılımcılara kendi "süper güçlerini" geliştirip geliştirmediklerini sorarken, yalnızca bir kişinin el kaldırmasını "samimi ama çarpıcı bir gerçek" olarak yorumladı. İş dünyasında yaşanan dönüşüme dair, "Artık teknolojiyle iş yapan bir dünyadan, yapay zekâyla iş yapan bir dünyaya geçiyoruz" diyen Qureishy, bu geçişin sadece üretimi değil, düşünce biçimlerini de yeniden şekillendireceğini ifade etti.


"Yapay Zekâ, Bir Kitle İmha Silahına Dönüşebilir"


Geleceğin şekillenmesinde en kritik unsurun "güven" olduğunu belirten Qureishy, "Eğer bilgiye, veriye ve birbirimize güvenmezsek, yapay zekâ bir kitle imha silahına dönüşebilir. Teknoloji kadar sevgi, empati ve insanlık da bu geleceğin temel taşı olmalı" dedi.


"Güven, Geleceğin Temelidir"


Sunumunun sonunda etik değerlere dikkat çeken Qureishy, yapay zekâ temelli dönüşümün başarısı için toplumsal güvenin inşa edilmesinin şart olduğunu belirtti. "Geleceğimizi şekillendirecek en önemli şey güven olacak" diyen Qureishy, teknolojik gelişmelerin ancak sevgi, empati ve insanlıkla birlikte yürütülürse yaşanabilir bir dünya inşa edilebileceğini vurguladı.


Rektör Hacımüftüoğlu’ndan Qureishy Yorumu: "Geleceğe Uyumlanmak Kadar, Ona Yön Vermek de Artık Bir Zorunluluktur"


Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Palandöken Ekonomi Forumu’nun ikinci gününde dinleyicileri derinden etkileyen Tariq Qureishy sunumunu değerlendirerek, konuşmanın üniversiteler ve akademik camia açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.


"Qureishy, sadece bir gelecek vizyonu sunmakla kalmadı; aynı zamanda bu geleceğe nasıl hazırlanılması gerektiğiyle ilgili çok kıymetli bir farkındalık oluşturdu" diyen Rektör Hacımüftüoğlu, özellikle doğrusal düşünme alışkanlığının yerini üstel düşünceye bırakması gerektiği yönündeki tespitin, yükseköğretim kurumları için önemli bir uyarı niteliğinde olduğunu belirtti.


"Biz üniversiteler olarak yalnızca bilgi üreten değil; aynı zamanda bu bilgiyle dönüşen ve dönüştüren kurumlar olmalıyız" diyen Hacımüftüoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Qureishy’nin sunumu, teknolojik ilerlemenin sadece teknik değil, aynı zamanda etik, sosyal ve zihinsel boyutları olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Üniversiteler, işte tam bu çok katmanlı dönüşümde öncü rol oynamalıdır. Öğrencilerimizi yalnızca mevcut ihtiyaçlara değil, öngörülemeyen gelecek senaryolarına da hazırlamalıyız."


Rektör Hacımüftüoğlu ayrıca, Qureishy’nin "geleceğin temeli güven olmalı" vurgusunu özellikle önemli bulduğunu belirterek şunları kaydetti: "Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, güven duygusu olmadan sürdürülebilir bir toplumsal yapı inşa etmek mümkün değildir. Bu nedenle eğitimde şeffaflık, bilgi güvenliği, dijital etik gibi kavramlar artık üniversite gündemimizin merkezinde yer almalıdır."


Sunumun ardından birçok öğrenci ve akademisyenin Qureishy’nin ifadelerinden ilham aldığını gözlemlediğini de paylaşan Hacımüftüoğlu: "Geleceğe uyum sağlamak kadar, ona yön vermek de bizim görevimiz. Atatürk Üniversitesi olarak biz bu sorumluluğun farkındayız ve çalışmalarımızı bu vizyon doğrultusunda sürdüreceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.



Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu: "Zeki ekonomilere geçiş süreci üniversiteler için de yeni bir misyon tanımlıyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’ta "Gençler Sahada, Gelecek Emniyette" turnuvası başladı Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlenen 5x5 mini futbol turnuvası, gençleri sporla buluşturdu. Muş’ta Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında düzenlenen "Gençler Sporda, Gelecek Emniyette" 5x5 mini futbol turnuvası başladı. 1071 Sultan Alparslan Spor Kompleksi’nde gerçekleştirilen turnuva, İl Emniyet Müdürlüğü, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde düzenlendi. 15-16 yaş A Grubu ve 17-18 yaş B Grubu olmak üzere iki kategoride yapılan organizasyonda liseli gençler sahaya çıktı. Gençlerin sporla buluşmasını ve emniyet teşkilatıyla kaynaşmasını amaçlayan turnuvanın, birlik ve dayanışmaya katkı sağlaması hedefleniyor. Açılış programında gazetecilere açıklamalarda bulunan Muş Gençlik ve Spor İl Müdürü Yusuf Kılıç, hayata geçirilen projenin çok anlamlı olduğunu belirterek, "Bugün burada çok anlamlı bir projeyi hayata geçirmek için bulunuyoruz ve ‘Gençler Sporda, Gelecek Emniyette’ diyerek bir projeyi başlattık. Amacımız; gençlerimizi sokaktan spora yönlendirmektir. Onları kötü alışkanlıklardan ve uyuşturucu bağımlılığından uzaklaştırarak spora yönlendirmek ve geleceklerini güvence altına almaktır. Sporla gençlerimizi buluşturarak yeteneklerini ortaya çıkarmak da temel hedeflerimizden biridir. Emniyet, Milli Eğitim ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğiyle güzel bir birliktelik ortaya koyarak gençlerimizi sporla buluşturduk ve buluşturmaya devam edeceğiz. Emeği geçen herkese ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. Emniyetimizin kuruluş yıl dönümü kapsamında gençlerimizi sporla buluşturarak kötü alışkanlıklardan ve suça sürüklenme ortamından uzaklaştırmaya yönelik bir farkındalık oluşturmayı amaçladık. Biliyorsunuz, spor her zaman kardeşlik, birlik ve beraberliği sağlamanın en önemli araçlarından biridir" dedi. Milli Eğitim Müdürü Abdulkadir Altay da, Emniyet Teşkilatı’nın kuruluş yıl dönümü münasebetiyle düzenlenen turnuvanın önemine dikkat çekerek, "Emniyet Müdürlüğümüzün, Emniyet Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü münasebetiyle gençler arasında düzenlediği turnuvaya eşlik ettik. Liselerimizdeki gençlerimiz bu turnuvaya katılıyor. Gençlerimiz sporda olduğu sürece gelecekte de emniyette olacaklarına inanıyoruz. Bugün bu etkinliğe ve heyecana ortak olmak için geldik. Ekipler arasındaki bu dayanışmanın toplumsal dayanışmaya, aynı zamanda huzur ve barışa katkı sağlayacağına inanıyoruz. Gençlerimize kolaylıklar diliyor, güzel bir maç çıkarmalarını temenni ediyoruz" ifadelerini kullandı. Emniyet Müdür Yardımcısı Halil İbrahim Özler ise Türk Polis Teşkilatı’nın 1845 yılından bu yana vatandaşların güvenliği için görev yaptığını hatırlatarak, teşkilatın ülkenin en köklü ve önemli kurumlarından biri olduğunu ifade etti. Özler, "Türk Polis Teşkilatı, 1845 yılında kurulduğundan bu yana vatandaşlarımızın emniyeti için ve hayatlarını güvenle sürdürebilmeleri adına çalışan, ülkemizin önemli kurumlarından biridir. Şehrimizin emniyeti elbette önceliğimizdir. Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin yapacakları bu güzel müsabakalar sayesinde sporun birlik ve beraberlik ruhunu hissedecekleri, polis abileri ve ablalarıyla birlikte teşkilatımızı, Türk Polis Teşkilatı’nı tanıyacakları bir ortam hazırlamak amacıyla bu projeyi İçişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı ile birlikte planlamış bulunmaktayız. Projemizin adı ‘Gençler Sporda, Gelecek Emniyette.’ Bu yıl birincisini gerçekleştiriyoruz. İnşallah bu etkinlik geleneksel hâl alır ve sonraki dönemlerde de benzer faaliyetler sürdürülecektir. Geleceğimizin teminatı olan gençlerimize Türk Polis Teşkilatı olarak bir dokunuş yapmak ve 10 Nisan Polis Haftası ile ilgili farkındalık kazanmalarını sağlamak amacıyla bu çalışmayı yürütüyoruz. Katılımcı herkese teşekkür ediyor, başarılar diliyorum. Paydaşlarımıza da ayrıca şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. Turnuvanın başlama vuruşu; Gençlik ve Spor İl Müdürü Yusuf Kılıç, Milli Eğitim Müdürü Abdulkadir Altay ve Emniyet Müdür Yardımcısı Halil İbrahim Özler tarafından yapıldı. Açılışın ardından müsabakalar başlarken, gençler sahada centilmence mücadele etmeye başladı.
Bursa Karacabey Tarım Fuarı, binlerce çiftçiyi ağırladı Karacabey’deki 14. Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı, 200’ün üzerinde marka, son teknoloji ürünler ve 80 bine yaklaşan ziyaretçi sayısı ile dikkat çekti. Karacabey, tarım ve hayvancılık alanındaki gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. Karacabey Belediyesi öncülüğünde düzenlenen 14. Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı, 2-5 Nisan tarihleri arasında Ömer Matlı Kapalı Pazar Yeri’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Türkiye’nin dört bir yanından sektör temsilcilerini, üreticileri ve ziyaretçileri bir araya getiren fuar, 80 bine yaklaşan ziyaretçi sayısı, kapsamı ve içeriğiyle dikkat çekti. Toplam 12 bin metrekarelik alanda kurulan fuarda 200’ün üzerinde marka yer alırken, katılımcılar tarım ve hayvancılık alanındaki en yeni teknolojileri yakından inceleme fırsatı buldu. Modern tarım ekipmanlarından akıllı sulama sistemlerine, hayvancılık teknolojilerinden gıda üretim çözümlerine kadar geniş bir yelpazede ürünlerin sergilendiği fuar, sektörün gelişimine ışık tuttu. Tarım ve hayvancılıkla özdeşleşmiş yapısıyla bilinen Karacabey, bu büyük organizasyon sayesinde bir kez daha sektörün önemli merkezlerinden biri olduğunu ortaya koydu. Üreticiler ile firmaları doğrudan buluşturan fuar, aynı zamanda yeni iş birliklerinin kurulmasına da zemin hazırladı. Fuar kapsamında alanı ziyaret eden Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, stantları tek tek ziyaret ederek katılımcılarla ve vatandaşlarla bir araya geldi. Yoğun ilgiden memnuniyet duyduğunu ifade eden Karabatı, fuarın bölge ekonomisine sağladığı katkıya dikkat çekti. Başkan Karabatı yaptığı açıklamada, Karacabey’in tarım ve hayvancılıkta Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayarak, "Karacabey, verimli toprakları ve güçlü üretim altyapısıyla ülkemizin tarımda lokomotif bölgelerinden biridir. Düzenlediğimiz bu fuar ile hem üreticilerimizi en yeni teknolojilerle buluşturuyor hem de sektör temsilcileri arasında güçlü iş birliklerinin kurulmasına katkı sağlıyoruz. Yoğun katılım bizleri son derece memnun etti. Önümüzdeki yıllarda fuarımızı daha da büyüterek uluslararası bir platforma taşımayı hedefliyoruz" diye konuştu. Dört gün boyunca süren organizasyon, yalnızca ticari bir etkinlik olmanın ötesine geçerek bilgi paylaşımı ve sektörel gelişim açısından da önemli bir rol üstlendi. Karacabey’de düzenlenen bu büyük buluşma, tarım ve hayvancılık sektörünün geleceğine yön veren etkinliklerden biri olarak hafızalarda yer etti.
Kocaeli CHP Başiskele’de yaşanan olaylı kavga yargıya taşındı Kocaeli’nin Başiskele ilçesinde aylar önce arbedeye sahne olan CHP ilçe kongresinin yankıları sürüyor. Kongrede darbedildiğini öne süren üniversite öğrencisi, 3 partili hakkında "kasten adam öldürmeye teşebbüs" ve "darp" suçlamasıyla şikayette bulundu. Suçlanan Meclis Üyesi Levent Mustafa Soycan, iddiaların karanlık bir iftira olduğunu savundu. CHP Başiskele İlçe Başkanlığı’nın 27 Eylül 2025’deki kongresinde mevcut başkan Uğur Falay ile Anıl Acurman yarışmış, Uğur Falay’ın konuşması sırasında salonda yaşanan gerginlik kısa sürede kavgaya dönüşmüştü. Tekme ve tokatların havada uçuştuğu olayda darp edildiğini belirten 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Mert Mirkelam, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulundu. Mert Mirkelam’ın avukatı Gül Esen Mirkelam aracılığıyla 26 Aralık 2025’de savcılığa sunulan şikayet dilekçesinde; Mirkelam’ın ablası ve eniştesi olan İlçe Başkanı Uğur Falay’a manevi destek amacıyla kongreye katıldığı ve burada hedef alındığı öne sürüldü. Dilekçede, delegelerin Mirkelam’ın ensesine sarılarak boğazını sıktığı, gözüne elini soktuğu ve kendisini darp ettiği iddia edildi. Saldırının, kongreyi engellemek amacıyla önceden planlanmış bir linç girişimi olduğu savunularak; meclis üyesi Levent Mustafa Soycan ile partililer Emrecan Özkar ve Emirhan Bayram hakkında "kasten adam öldürmeye teşebbüs" ve "darp" suçlarından işlem yapılması talep edildi. "Kasten adam öldürmeye tam teşebbüs iddiası ile ifadeye çağrıldık" Hakkında suç duyurusunda bulunulan CHP Başiskele Belediye Meclis Üyesi Levent Mustafa Soycan, beraberindeki partililerle birlikte açıklama yaparak iddiaları kesin bir dille reddetti. Soycan, açıklamasında uzun yıllar parti teşkilatlarında görev aldığını ve Başiskele halkının oylarıyla seçilmiş bir meclis üyesi olduğunu belirterek şunları kaydetti: "Başiskele’de partimiz ilçe kongresi gerçekleştirildi ve seçim sonucunda ilçe başkanımız Uğur Falay ve listesi seçimi kazandı. Seçim sonrasında da ilçe başkanı ve yönetimimize karşı partimin meclis üyesi olarak saygı ve uyumla görev yaptım. Kongrenin ardından 6 ay geçtikten sonra şahsım adına üzücü, Başiskele İlçe Örgütü adınaysa talihsiz durumla karşılaştık. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı üzerine emniyet müdürlüğüne kasten adam öldürmeye tam teşebbüs iddiası ile ben, partimiz geçmiş dönem ilçe yöneticisi Emre Can Özkar ve gençlik kolları il yöneticisi Emirhan Bayram ifademiz alınmak üzere çağrıldık." "Listelerde yer almadım" Şikayet dilekçesinin, İlçe Başkanı Uğur Falay’ın aile ofisinde çalışan kayınvalidesi Av. Gül Esen Mirkelam tarafından kaleme alındığına dikkati çeken Soycan, "Şikayet dilekçesinde kongre günü yaşananların değil, kurgunun şikayet konusu edildiğini, yaşananların aksine bir gerçeklik oluşturulmaya çalışıldığını gördük. Kamu görevini icra eden bir meclis üyesi olarak ceza kanunundaki en ağır suçla yargılanmam ve tutuklanmam talep edildiğinden öncelikle tüm komşularımın vicdanına hitap ederek gerçekleri açıklamayı borç bilirim. Hakkımda kongre günü adaylardan Anıl Acurman’ın listesinde olduğum ileri sürülmüş ve seçimi kaybedeceğimizi bildiğimizden seçimi iptal ettirmek adına eylemde bulunduğumuz ifade edilmiştir. Parti tüzüğümüz gereği nüfusu 20 binden fazla olan yerlerde meclis üyeleri ilçe kongrelerinde aday olamazlar. Bu nedenle hiçbir adayın listesinde yer almam söz konusu olamazdı, listelerde yer almadım" dedi. "Bu durum iddia sahipleri tarafından bilindiği gibi kamera kayıtları ile de sabittir" Soycan, kongrede taşkınlık yaptığı iddialarına ise şu sözlerle yanıt verdi: "Savcılığa sunulan dilekçede, kongre boyunca sürekli taşkınlık yaptığım ileri sürülmüş ise de kongrede hiçbir taşkın eylemim söz konusu değildir. Adaylardan Anıl Acurman’ı öne çıkaracak konuşmam olmadığı gibi kürsü konuşması dahi yapmadım. Yalnızca ilçe başkanı Uğur Falay’ın konuşması sırasında birlikte çalıştığımız dönemde yaptığını ileri sürdüğü çalışmalara dair bir kesite sesli itirazım oldu. Bu da kongre ortamında yapılan açıklamaların gerçekle örtüşmesine olan isteğimden ileri gelmiştir. Söze karışmam divan başkanı tarafından uygun görülmediğinden, kendi isteğimle dışarı yöneldim. İddia edildiği gibi birden fazla kez müdahalede bulunmadım. Birden fazla kez uyarı almadım. Bu durum iddia sahipleri tarafından bilindiği gibi kamera kayıtları ile de sabittir. İddia sahipleri tasarlama iddiasını kuvvetlendirmek adına dilekçelerinin bu bölümünde de gerçek dışı olgu isnatlarında bulunmaktadırlar. Dilekçede ilçe başkanı Uğur Falay’ın kayınbiraderi olduğu belirtilen Mert Mirkelam isimli kişinin kim olduğunu, olay günü böyle bir kimsenin salonda bulunduğunu dahi bilmiyordum. Aksine salondan dışarıya çıkmakta olduğum esnada kolumdan tutup beni çeviren ve sonrasında da hakaret sözleri sarf eden kişiyi ilk kez bu eylemi sırasında gördüm. Sizlerin de vakıf olduğu görüntülere ilk bakışta salondan dışarıya yöneldiğimde kolumdan tutulup çevrildiğim görülmektedir. Sonrasında da sözlere karşılık vermek yerine dışarıya doğru yönelmeyi sürdürdüğümde arkamdan edilen sözlerin devam etmesi üzerine benim uzağımda kargaşanın büyüdüğü görüntülere yansımıştır." "Şikayet eden kişinin olayda açık provokasyon ve fiili saldırıda bulunduğu görüntü kayıtları ile sabittir" Hakkında uydurma suç işe şikayet oluşturulduğunu savunan Levent Soycan, "Görüntü kayıtlarında tek bir hakaret, tehdit sözü sarf etmediğim, müştekinin onlarca kişinin arasından geçerek bana ve orada bulunan tüm partililerimize karşı fiili saldırısına karşın hiçbir etkili eylemde bulunmadığım açık ve net iken hakkımda şu şekilde suç uydurulmuştur; ’Bir anda Levent Soycan ile oturan Emrecan Özkan ve içinde bulunduğu kalabalık bir grup, müvekkilin çevresini kuşatarak onu linç etmek amacıyla aralarına almışlardır. Şahıslardan biri arkadan yaklaşarak önce ensesine vurmuş, ardından boğazına sarılarak onu yere doğru yatırmış ve nefes alamaz hale getirmiştir. Aynı anda parmağını müvekkilin gözüne sokarak saldırıya devam etmiştir. Diğer görüntülerde de görülen kişiler ise vur vur şeklinde bağırarak müvekkili yumruklamak suretiyle darp etmeye başlamışlardır.’ İddiaya konu olayda kongre günü Emre Can Özkar ile birlikte oturmadığımız gibi, sonrasında da bir arada hareket etmediğimiz, şikayet eden kişinin olayda açık provokasyon ve fiili saldırıda bulunduğu görüntü kayıtları ile sabittir" şeklinde konuştu. "İlçe Başkanı Uğur Falay’ın ofisinden çıkan bu dilekçenin karanlık iftira boyut atlamaktadır" CHP Başiskele Belediye Meclis Üyesi Levent Mustafa Soycan, sözlerini şöyle tamamladı: "Görüntüde; orada bulunan genç, yaşlı kişilerin tamamının o ana kadar tanımadıkları saldırgan şahsın saldırısına engel olmaya çalıştıkları, yalnızca bununla sınırlı müdahalede bulundukları, müştekinin birçok kişinin müdahalesine rağmen ısrarla saldırma çabasında olduğu çok zorlu şekilde zapt edilebildiği tüm bu görüntüler sırasında şahsımın tek bir sözü veya eyleminin görülmediği açıktır. Görüntü kayıtları ile sabit olduğu ve müşteki tarafça da pek ala bilindiği üzere kongre salonunda ’vur vur’ çığlıkları atılmamıştır. İlçe Başkanı Uğur Falay’ın ofisinden çıkan bu dilekçenin karanlık iftira boyut atlamaktadır. Partinin seçilmiş meclis üyesi olan şahsım organize suç faili olarak tanıtılmaktadır. Görüntü kayıtları ve kongre salonunda yaşananlar ortada iken bu iddialarla adliye koridorlarında yıpratılmak istenmekteyiz. Yüzlerce partilimizin iktidar eliyle cezaevlerinde çürütülmeye çalışıldığı bu dönemde, daha da acı olan, kendi safımızda olduğunu düşündüğümüz kişiler tarafından kurgusal şikayetlerle en ağır cezayı gerektiren suçlarla itham edilmemiz ve tutuklanmak istenmemizdir. Böyle bir iddiaya ilk karşı durması gereken ilçe başkanımız Uğur Falay’ın, ailesi tarafından hazırlanmış bir dilekçe ve kendi aile fertlerinin şikayetiyle bu taleplerin yapılması ise üzüntümüzü katlamaktadır. Şu aşamaya kadar kongremizi adli merciler önünde tartıştırmamak adına salonda tarafımıza yönelen sözlü ve fiili saldırı hakkında şikayetçi olmamış, sessizce bir özür beklemiş isek de başkanın bu iftiraya karşı durmaması halinde ise şahsımıza yöneltilen bu iftiraya karşı, ilgililer hakkında suç uydurma ve iftira suçlarından şikayetçi olacağız."