GÜNDEM - 10 Kasım 2025 Pazartesi 15:24

Atatürk Üniversitesinde dijital bilgi üretim seferberliği başladı

A
A
A
Atatürk Üniversitesinde dijital bilgi üretim seferberliği başladı

Atatürk Üniversitesi ev sahipliğinde, Erzurum Büyükşehir Belediyesi ve Küre Dijital Ansiklopedi iş birliğinde düzenlenen KÜRE Madde Yazım Atölyesi, 100 öğrencinin katılımıyla Biyoçeşitlilik Bilim Müzesi Konferans Salonunda gerçekleştirildi.


Türkiye’nin dijital bilgi üretim ekosistemini gençlerin katkısıyla güçlendirmeyi hedefleyen atölye, "Dijital Bilgi Üretim Seferberliği" mottosuyla, yerli ve milli dijital bilgi kaynaklarının oluşturulması adına önemli bir adım olarak değerlendirildi.



Ziyaretlerle başlayan stratejik iş birliği süreci


Program öncesinde, Küre Ansiklopedi Proje Koordinatörü Muttalip Erdoğan ile Küre Eğitimcisi Bilal Utku Karakoç, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nu makamında ziyaret etti. Görüşmede, iki kurum arasında gerçekleştirilecek uzun vadeli iş birliği protokolüne ilişkin fikir alışverişinde bulunuldu.


Ziyarette konuşan Rektör Hacımüftüoğlu, yerli ve milli bilgi teknolojilerinin gelişimine destek veren her girişimi önemsediklerini belirterek: "Bilginin üretiminden dolaşımına kadar olan süreci milli bir ekosistem içinde yürütmek, ülkemizin dijital bağımsızlığı açısından stratejik bir meseledir. Atatürk Üniversitesi olarak; sadece bilginin tüketicisi değil, aynı zamanda üreticisi ve doğrulayıcısı olma vizyonuyla hareket ediyoruz. KÜRE Projesi bu anlamda, üniversitelerimizin dijital çağdaki entelektüel sorumluluğunu yerine getirmesi için önemli bir fırsattır" ifadelerini kullandı.



Bilim iletişimi ofisi, eylem planının çekirdeğini oluşturdu


Ziyaretin ardından heyet, Atatürk Üniversitesi Kurumsal İletişim Direktörlüğü Bilim İletişimi Ofisini ziyaret etti. Ofis Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Bayraktar, "Küre Ansiklopedisi-Atatürk Üniversitesi Eylem Planı" başlıklı stratejik yol haritasını sunarak; üniversitenin proje kapsamında üstleneceği yapısal ve akademik katkılara ilişkin detayları paylaştı.


Bayraktar, oluşturulan planın yalnızca içerik üretimine değil, "bilginin üretimi, doğrulanması ve kalıcı hale getirilmesine" odaklandığını belirterek: "Atatürk Üniversitesi olarak, bu iş birliğini klasik bir protokolün ötesine taşıyıp, ‘dijital beyin havuzu’ oluşturma vizyonuyla ele alıyoruz. Öğrencilerimiz, akademisyenlerimiz ve teknik birimlerimizle birlikte KÜRE’nin sadece bir dijital ansiklopedi değil, aynı zamanda etik, bilimsel ve kültürel bir referans merkezi haline gelmesi için çalışacağız." dedi.



100 öğrenciyle gerçekleştirilen atölye, yoğun ilgi gördü


Küre Proje Koordinatörü Muttalip Erdoğan ve ekibi tarafından yürütülen Madde Yazım Atölyesinde, 100 öğrenciye dijital ansiklopedi yazım süreçleri, kaynak güvenilirliği, akademik ifade teknikleri ve telif bilinci konularında eğitim verildi.


Küre’nin hedefinin, Türkiye’nin dijital hafızasını gençlerin katkısıyla güçlendirmek olduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi: "KÜRE, anonim bilgi kaynaklarına alternatif olarak şeffaf, akademik ve doğrulanabilir bir dijital bilgi ağı kurmayı amaçlıyor. Her bir içerik, müellifinin ismiyle kalıcı hale geliyor. Bu da gençleri sadece bilgi tüketicisi olmaktan çıkarıp, bilgi üreticisi konumuna taşıyor. Atatürk Üniversitesinde gerçekleştirdiğimiz bu atölye, dijital bilginin yerli üretim seferberliği açısından büyük bir başlangıç niteliğinde."



Projenin paydaşları gençlerle bir aradaydı


Atölyeye ayrıca Erzurum Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanı Ergün Ergin, T3 Vakfı Doğu Anadolu Bölge Sorumlusu Yakup Koçak ve T3 Vakfı Erzurum Sorumlusu Doç. Dr. Ragıp Ümit Yalçın da katılarak, bilgi üretimi ve gençlerin dijital alandaki rolü üzerine değerlendirmelerde bulundu. Atatürk Üniversitesinin dijital dönüşüm hedefleriyle uyumlu biçimde hazırlanan Küre Eylem Planı, üniversitenin eğitim-üretim entegrasyonunu güçlendirmeyi, akademik bilgiyi topluma açmayı ve teknolojik altyapıyı bilgi doğrulama süreçlerinde aktif hale getirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, "KÜRE Akademik Koordinatörlük Ofisi"nin kurulması, lisansüstü tezlerin ansiklopedi maddesine dönüştürülmesi, fakültelere göre hedef madde kotalarının belirlenmesi, "KÜRE Bilgi Seferberliği" başlatılması ve "KÜRE-Veri Laboratuvarı" gibi yapılarla sürecin kurumsallaştırılması planlanıyor.



Bilgi üretiminde yeni dönem başlıyor


Gerçekleştirilen Madde Yazım Atölyesiyle birlikte Atatürk Üniversitesi, Türkiye’nin dijital bilgi üretiminde merkezî rol üstlenme hedefini bir adım daha ileri taşıdı. Üniversite, önümüzdeki dönemde KÜRE iş birliği kapsamında düzenlenecek "Madde Yazım Maratonları", "KÜRE ile Akademi Buluşmaları" ve "KÜRE Anadolu Zirvesi" gibi etkinliklerle dijital bilgi üretim kültürünü yaygınlaştırmayı hedefliyor.



Atatürk Üniversitesinde dijital bilgi üretim seferberliği başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Eşinin dayısını bıçaklayarak öldüren sanık: "Demir sopayla saldırdı, korkutmak için bıçağı savurdum" Zonguldak’ta aralarında çıkan tartışma sonucu eşinin dayısını bıçaklayarak öldüren sanığın yargılanmasına başlandı. Sanık, maktulün demir sopayla kendisine saldırdığını iddia ederek, "Öldürme kastım yoktu. Bıçağı görür de kaçar diye düşündüm" dedi. Olay, 19 Aralık 2025 tarihinde akşam saatlerinde Zonguldak Valiliği önünde meydana geldi. Serkan Akdal (44) ile yeğeninin eşi olan Murat D. (44) arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Olayda Murat D.’nin bıçak darbeleriyle ağır yaralanan Serkan Akdal, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Olay sonrası kaçan ve kısa sürede yakalanan şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanık Murat D., maktul Serkan Akdal’ın annesi Şirvan Akdal, olay anında maktulün yanında bulunan yaşı küçük yeğenleri B.A. (14) ile SEGBİS ile katılan Y.T.’nin (14) yanı sıra tanıklar ve taraf avukatları katıldı. Mahkemedeki savunmasında cinayeti kasten işlemediğini ve maktulün kendisine hakaretler ettiğini savunan sanık Murat D., "Olaydan 1 ay önce beraber sohbet etme amaçlı oturduk. Alkolün etkisiyle bana küfür etti. Eşime sesli mesajlar attı. Eşimin kendisinin öz yeğeni olduğunu, küfür etmemesi gerektiğini söyledim. Aradan 20-25 gün geçti olay günü kendisini gördüm. Bana yine küfürler etmeye başladı. ’Seninle görüşeceğiz oğlum’ diyerek bana sataştı. Oradan ayrıldım. Az ileride arkadaşımla karşılaştık, sahil kısmına gelerek alkol aldık. Telefonumda Serkan’ın çağrısını gördüm. Telefonuna geri döndüm, ’Sorun ne?’ dedim, yine küfür etti. Kendi öz yeğenine mi küfür ediyorsun dedim. Amacım eşimin kendisinin yeğeni olduğunu hatırlatırsam belki küfür etmeyi bırakırdı. Ancak küfürler etmeye devam etti" dedi. "Demir sopayla vurdu, rastgele savurdum" Telefon görüşmesinin ardından maktulün yanına geldiğini belirten Murat D., "Bana ’Bekle seni öldürmeye geliyorum’ dedi. Sahilden ayrılıp tam rampayı çıkarken tekrar arandım. Beni aradığında ’geldim oğlum seni öldürmeye geliyorum’ dedi. Endişe duydum. Cebimdeki bıçağı çıkardım. Bıçağı görünce korkar kaçar diye düşündüm. Kafamı bir kaldırdım. Aramızda 2-3 metre mesafe vardı. Kendisine ’Serkan gelme’ bağırarak diye ellerimi kaldırdım. Demir sopayla bana saldırdı. Sağ omuzuma demir sopayla vurdu. O refleksle ban uzaklaşması için bıçağı rastgele savurdum. Öldürme kastım yoktu. Son ana kadar canımı kurtarmak için müdahalede bulundum. Hamle yaptım. Aksi bir kastım olsaydı eylemime devam ederdim. Maktulün fazla yara almadığını düşündüğüm için için taksiye binerek eve gitmek istedim.Eşime kapıda merdivende olanları anlattım. Polise teslim olacağımı söyledim. O sıra kendimden geçmişim" şeklinde konuştu. "Geçmişte yaşadıklarımın üzüntüsünü yaşarken bu olay bana kambur oldu" Olayda kullandığı bıçağın akıbetini bilmediğini, olayın şokuyla kendini kaybettiğini söyleyen Murat D., "Daha sonra Fener’de kafayı dağıtıp amacım karakola gitmekti. Bıçağı ne yaptım bilmiyorum. Epilepsi hastasıyım. Polis arabalarını gördüm. Beni aradıklarını düşündüm. Polislerin yanına gidip orada onlara olayı anlattım. Ben geçmişte yaşadıklarımın pişmanlığını üzüntüsünü yaşarken bu olay bana kambur oldu. Serkan’ın ailesinin acılarını paylaşıyorum. Öldürme niyetim de yoktu. Bıçağı görürde cayar gider diye düşündüm. Olaydan büyük üzüntü duyuyorum" dedi. Telefondaki kişiye "Benim keyfimi bozma" demiş Serkan Akdal’ın annesi Şirvan Akdal ise sanıktan şikayetçi olduğunu söyleyerek "Olay günü ise oğlumu telefonla aradım. Oğlum da yeğenleriyle kavurma yediğini yarım saat sonra eve geleceklerini söyledi. Ancak eve gelmedi. Saat 21.00 sıralarında da aralarında olay olduğunu öğrendim. Hastanede oğlumun ölüm haberini aldım. Şikayetçiyim" dedi. SEGBİS ile duruşmaya katılan Y.T. ise dayısı Serkan Akdal ile yemek yedikleri sırada telefonunun çaldığını ve dayısının telefonun ucundaki kişiye "Benim keyfimi bozma, sen kimi öldürüyorsun" diye tepki gösterdiğini anlattı. Y.T., "Dayım ’Kendinizi savunun. Bana bir şey olmadan kimseye bir şey yapmayın’ dedi. Murat ile karşılaştılar. Bıçağı görünce dayım üstüne gitti. Dayım bıçaklanınca karşı kaldırıma geçti. Ardından Murat D., diğer kuzenim olan B.A.’ya bıçak salladı. Sonra bıraktık dayıma koştuk. Sanıktan şikayetçiyim" diye konuştu. Duruşmada diğer tanık Selim N.’nin yanı sıra Murat D.’nin eşi Zehra D. ve Serkan Akdal’ın yaşı küçük oğlu S.A. (16) da ifade verdi. Duruşmada ses kayıtları dinlendi. Olaya ilişkin kamera görüntüleri izlendi. KGYS kameralarına yansıyan görüntülerde Murat D.’nin önden yürüdüğü, arkadaşı Selim N.’nin ise arkasından ilerlediği; sanığın bir süre sonra durarak bıçağını düzelttiği görüldü. Serkan Akdal’ın üstüne gittiği Murat D.’nin bıçağı havaya kaldırdığı görüntülere yansıdı. Murat D.’nın demir sopa ile omzuna darbe aldığı, yaşanan boğuşma esnasında Akdal’ın bıçaklandığı kamera görüntülerinde yer aldı. Mahkeme başkanı sanığın tutukluluk halinin devamına karar verirken Cumhuriyet Savcısı’nın mütalaasını hazırlaması için duruşma ileri bir tarihe ertelendi.