GÜNDEM - 13 Haziran 2025 Cuma 09:22

Atatürk Üniversitesinde lisansüstü başvuruları başladı: 7 bin 53 kontenjan adayları bekliyor

A
A
A
Atatürk Üniversitesinde lisansüstü başvuruları başladı: 7 bin 53 kontenjan adayları bekliyor

Türkiye’nin köklü yükseköğretim kurumlarından biri olan Atatürk Üniversitesi, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı güz dönemi için lisansüstü program başvurularını almaya başladı.


8 farklı enstitü bünyesinde açılan toplam 7 bin 53 kontenjanla yeni akademik yıl için lisansüstü eğitime güçlü bir başlangıç hedefleniyor.


16-27 Haziran 2025 tarihleri arasında gerçekleşecek olan ilk başvuru dönemi, akademik kariyer hedefleyen ve uzmanlık alanlarında derinleşmek isteyen adaylar için önemli bir fırsat sunuyor. Üniversite, tezli ve tezsiz yüksek lisans ile doktora ve sanatta yeterlik programlarında geniş bir yelpazede eğitim olanağı sağlıyor.


Yeni dönemde açılan kontenjanlar arasında 4 bin 394’ü tezli yüksek lisans, 570’i tezsiz yüksek lisans, 2 bin 62’si doktora ve 27’si sanatta yeterlik programlarına ayrılmış durumda. Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler ve Sağlık Bilimleri enstitüleri en fazla kontenjana sahip birimler olarak öne çıkarken, Güzel Sanatlar Enstitüsü programlarına başvurular yalnızca 1-5 Eylül 2025 tarihleri arasında alınacak. Bu enstitüdeki yeterlik sınavları 8-9 Eylül tarihlerinde yapılacak, kesin kayıtlar ise 15-16 Eylül’de gerçekleştirilecek.


Başvuruların değerlendirilmesinin ardından yerleştirme sonuçları 1 Temmuz 2025’te ilan edilecek. Adaylar, 2-3 Temmuz 2025 tarihlerinde kayıt işlemlerini tamamlayabilecek. Boş kontenjanlar içinse ikinci başvuru dönemi eylül ayında yapılacak.


Rektör Hacımüftüoğlu: "Lisansüstü eğitim kilit bir role sahip"


Lisansüstü eğitim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversitenin araştırma odaklı yapısına dikkat çekerek şunları söyledi: "Üniversitemiz, 183 yüksek lisans ve 195 doktora programıyla Türkiye’nin en geniş araştırma kapasitesine sahip kurumlarından biridir. Halihazırda 9.597 lisansüstü öğrencimiz bulunuyor. Bu öğrencilerin 565’i uluslararası öğrencilerden oluşuyor. Bu da Atatürk Üniversitesinin bilimsel alanda küresel ölçekteki etkisini ortaya koyuyor. Özellikle Fen Bilimleri Enstitümüzde yer alan İngilizce programlarımız, yurtdışından gelen öğrenciler için önemli bir cazibe oluşturuyor."


Rektör Hacımüftüoğlu, Atatürk Üniversitesinin temel hedeflerinden birinin ülkenin ihtiyaç duyduğu nitelikli bilim insanlarını yetiştirmek olduğunu vurgulayarak lisansüstü eğitimin bu hedef doğrultusunda kilit bir role sahip olduğunu belirtti. Lisansüstü eğitimin sadece akademik yükselme amacı taşıyan bireyler için değil, aynı zamanda özel sektör ve kamu kurumlarının ihtiyaç duyduğu uzmanlaşmış insan kaynağını oluşturmak açısından da büyük önem taşıdığını ifade etti.


Atatürk Üniversitesi, disiplinlerarası eğitim anlayışı, güçlü akademik kadrosu ve gelişmiş araştırma altyapısıyla bilim üretmeye devam ederken, çok kültürlü akademik yapısıyla da uluslararası öğrenciler için tercih edilen bir merkez haline geliyor. Sanatı ve bilimi bir araya getiren yenilikçi programlarıyla farklı alanlarda uzmanlaşmak isteyen adaylara hitap eden üniversite, 2025-2026 güz dönemi lisansüstü başvurularıyla yeni bilim yolculuklarına kapı aralıyor.



Atatürk Üniversitesinde lisansüstü başvuruları başladı: 7 bin 53 kontenjan adayları bekliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Dilovası’ndaki yangın davasında annenin sözleriyle salon buz kesti Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin hayatını kaybettiği parfüm fabrikası yangınına ilişkin davada müşteki beyanları, ihmaller zincirini ve ailelerin yaşadığı derin acıyı bir kez daha gözler önüne serdi. Yangından yaralı kurtulan işçiler, sigortasız ve güvencesiz çalıştırıldıklarını, iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını ve denetimlerin göstermelik yapıldığını öne sürerken, yangında kızı hayatını kaybeden bir anne, "Kızımın kefeni olmadı hakim bey" deyince salon sessizliğe gömüldü. Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’nde bulunan Raviva Kozmetik isimli parfüm dolum tesisinde meydana gelmişti. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Gikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen yangınla ilgili davada müşteki ifadelerinin alınmasına devam edildi. "Dışarı çıkıp çığlık attım" Yangında yaralı olarak kurtulan Keriman Miskin, "4 senedir Raviva Kozmetik’te çalışıyordum. Yangın günü kapı tarafındaydım. Tuncay Yıldız ve Hürol E. ürün karıştırıyordu. Sonra patlama sesi duydum, alev yayıldı, kaçtık. Tuncay Yıldız da yanıyordu, dışarı çıkıp çığlık atmaya başladım. Daha sonra da hiçbir arkadaşımı göremedim. İtfaiye de geç geldi, daha sonra hastaneye gittik. Ben öncesinde masa görevlisiydim. Sonrasında mutfakçıydım ancak mutfakçı adı altında tüm işleri yaptırıyorlardı. Her alanda çalışıyordum. İlk yerde önce kolonya, sonrasında dolum işine girildi. İlk yerde dolum da yapıyorduk. Kurtuluş Oransal bize talimat veriyordu. Yeni yere geçtiğimizde tadilat yapıldığını sanmıyorum, sadece boya yapıldı. İsmail Oransal ve Altay Ali Oransal bize talimat vermedi. İsmail Oransal’ın Sheliq ürününü yapıyorduk. Shuran’da yapılıyor muydu bilmiyorum. Ben dönemsel çalışıyordum. Ataşehir’deki ofiste kremlerin paketlenmesine de gitmişliğim var" dedi. "Zabıtalar geldiklerinde onlara hediye olarak parfüm veriliyordu" Zabıtalar tarafından denetim yapılmadığını, denetim olacağı zaman da sigortasız işçilerin iş yerinden çıkarıldığını aktaran Miskin, "Bize iş güvenliği eğitimi verilmedi. Yangından bir hafta önce zabıtalar geldi ancak denetim yapmadılar. Kurtuluş Oransal’ın yanına girdiler, sonra çıktılar. Benim hiç sigortam olmadı. Bir gün denetim olacağı söylendi, bizi fabrikadan çıkardılar, ardından aynı gün tekrar çağırdılar. Zabıtalar geldiklerinde onlara hediye olarak parfüm veriliyordu. Gökberk Güngör’ü ürün dolumu yaparken gördüm. Çocuk işçi ve göçmen işçi çalışıyordu. Sağlıksız koşullarda paketlerin üstünde yemek yiyorduk. Yangın merdiveni maliyetli olduğu için Kurtuluş Oransal yaptırmak istemedi" dedi. "Alev aldım, koşarak kaçtım" Fabrikadan yaralı olarak çıkan Ayten Aras, "Pandemi zamanında çalışmaya başladım. Rahatsızlanınca bırakmak zorunda kaldım ancak sonrasında Kurtuluş Oransal yeniden çağırdı. Olay günü paketleme yapıyordum. Patlama sesi geldiğinde ateş yayıldı, ben de alev aldım ve koşarak dışarı kaçtım. İlk yerde dolum, ikinci yerde ise hem dolum hem üretim yapılıyordu. Eski yerde de Shauran ve Sheliq üretiliyordu, yeni yerde yapılmıyordu. Kurtuluş Oransal’ın iki oğlu da geliyordu, zaman zaman yardım ediyorlardı" diye konuştu. "Kızımın kefeni olmadı hakim bey" Yangında hayatını kaybeden Nisanur Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir, "Kızım kömür oldu. Kızım ölmek istemiyordu. Kurtuluş Oransal’ın kötü davrandığını, çok çalıştırdığını ve mesai parası vermediğini bana söylüyordu. Ekipman vermiyormuş, ‘Param yok’ diyormuş. Tuğba Taşdemir ve Cansu Esatoğlu kızımın kuzenleriydi. Kızımın kefeni olmadı hakim bey" deyince salonda uzun süre sessizlik hakim oldu. Altun Taşdemir, "Çok acı çekiyoruz. Anneyim ben. Eşim kanserdi, kızım babasına bakmak için çalışmak istedi" dedi. "Kızımı kömür olarak aldım" Nisa Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir ise, "Kanser tedavisi nedeniyle hastanede yattım. Kızımı toprak ve kömür olarak aldım fabrikadan. Maaşını da vermiyorlardı. Sanıkları hiçbir zaman affetmeyeceğim" dedi. "Sağ verdim, ölüsünü aldım" Tuğba Taşdemir’in annesi Saliha Taşdemir, "Tuğba’yı sağ verdim, ölüsünü aldım. Çocuklarımın hakkını yediler. Maddi imkansızlıklardan dolayı çalışmak zorunda kaldılar. Sigortalarını yapacaklarını söyleyerek sürekli oyaladılar. 18 yaşındaydı, ölümü hak etmedi. Ölüm Allah’tan gelir ancak buna onlar sebep oldu. Sonuna kadar şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. "Çocuğumu torbaya koyup getirdim" Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir, "İçimiz yanıyor. Çocuklarımız birbirlerine sarılarak öldüler. Çocuklarımız kömür oldular. Çocuğumu torbaya koyup getirdim. Tuğba 4 yıldır çalışıyordu. Biz paketleme işi olarak gönderdik. Kimyasal olduğunu bilmiyorduk. Şikayetçiyiz" şeklinde konuştu. "Kızımın iskeletine sarıldım" Cansu Esatoğlu’nun annesi Filiz Esatoğlu, "Kızımın iskeletine sarıldım, kızım kömür oldu. Kötü çalışma şartlarından bahsediyordu. Mesaiye kalmazsan işten çıkarırım diye tehdit ediyorlardı. Sigortası yoktu, şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. "Para hırsı ile çocuklarımızın hayatını aldılar" Cansu Esatoğlu’nun babası İbrahim Esatoğlu, "Para hırsı ile çocuklarımızın hayatını aldılar. İnsanların emeklerini sömürdüler. Kan emici vampirler olarak gözünüz doymadı. Çalıştıkları yer mayın tarlası gibiydi. Oturup yemek yiyecek yerleri bile yoktu. Bu kasıtlı cinayet. Sizler katilsiniz. Yangın merdiveni yok, iş güvenliği uzmanı yok. 7 can kömür oldu. Yoksul oldukları için köle gibi çalıştırdılar Suçu ölmüş babalarının üstüne atıyorlar. Babaları ile ortaktılar" dedi. "Üç çocuğum yetim kaldı" Ölen Esma’nın eşi Aytekin Gikan, "Ne yediğim yemekten ne de uyuduğum uykudan tat alıyorum. Üç çocuğum yetim kaldı. Bu şahısların daha fazla para kazanması için yetim kaldılar. Gözlerini hırs bürümüş. Eşimi işten çıkarmıştım. Sigorta yapacağız diyerek 3 ay oyaladılar. Sonra bu olay yaşandı. Zorla eşimi aldılar evden. Yaptıkları kremden eşimin elleri alerji oluyordu" şeklinde konuştu. "Denetleme Çorlu’dan geçiyor, Dilovası’nda üretim yapılıyordu" Tuncay Yıldız’ın oğlu Ali Yıldız, "Düzce’de Kurtuluş Oransal ile babam birlikte çalışıyordu. Sonra işten ayrıldı. Dilovası’nda babamı ziyaret ettiğimde Kurtuluş Oransal’ın fabrikada sigara içtiğini gördüm. Bu fabrika sadece Kurtuluş Oransal’ın değildi, çocukları ile birlikteydi. Çalışanların hiçbirinin iş tanımı yoktu. Herkesten şikayetçiyim. Denetleme Çorlu’dan geçiyor, Dilovası’nda üretim yapılıyordu. Bunu babamdan öğrendim" diye konuştu. "Zabıtalar parfümle gönderiliyordu" Tuncay Yıldız’ın kızı Nursena Yıldız, "Babamdan zabıtalar geldiğinde parfüm verilerek gönderildiklerini duydum. Tüm denetimin Ali Osman A.’nın Çorlu’daki fabrikasından geçtiğini söylemişti. Dün Ali Osman A.’nın güldüğünü gördüm. Ailesine selam veriyor. Yanan kendi ailesi olsaydı böyle davranabilir miydi? Şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. "Bizimle iletişime geçmeye çalıştılar" Tuncay Yıldız’ın eşi İlknur Yıldız, "Bunlara finansal desteği veren Ali Osman A.’dır. Eşim, Kurtuluş Oransal’ın ‘arabada yattığını’ söylediğini anlattı. Kurtuluş ile eşi barışmıştı. Kurtuluş başta olmak üzere herkesten şikayetçiyim. Çetin A., Düzce’deki eski ev sahibi, olay sonrasında bizimle iletişime geçmeye çalıştı ancak kabul etmedik" dedi. "Kremlerin arkasında Tekirdağ adresi vardı" Şengül Yılmaz’ın kızı Eminenur Aldeniz, "Annem akşam beni aradı ancak konuşamadı. Hastane hastane annemi aradım, kimse öldüğünü söylemedi. Allah kimseye annesini o şekilde göstermesin. Annemin yanan kemikleri sayılıyordu. Kremlerin arkasında Tekirdağ’daki adresler yer alıyordu" ifadelerini kullandı. "Raviva’deki parfüm dolum makinelerinin üstünde İsmail Oransal’ın adı yazıyordu" Ölen Şengül’ün kız kardeşi Emine Bulut ise, "Daha önce 1 ay boyunca Raviva’de çalıştım ancak sağlıksız koşullar yüzünden işi bıraktım. Raviva’deki parfüm dolum makinelerinin üstünde İsmail Oransal’ın adı yazıyordu. Kurtuluş, insanlara hakaret ederek iş yaptırıyordu" dedi.
İstanbul A Milli Futbol Takımı’nda 8 değişiklik A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, son oynadıkları İspanya karşılaşmasının 11’ine göre Romanya karşısında sahaya 8 değişiklikle çıktı. A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa elemeleri play-off turu yarı final maçında Beşiktaş Park’ta Romanya ile karşı karşıya geliyor. A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, son oynadıkları İspanya maçının 11’ine göre Romanya karşısında 8 değişiklik yaptı. Montella; Altay Bayındır, Merih Demirel, Çağlar Söyüncü, Zeki Çelik, Salih Özcan, Orkun Kökçü, İrfan Can Kahveci ve Deniz Gül’ün yerine Uğurcan Çakır, Mert Müldür, Abdülkerim Bardakcı, İsmail Yüksek, Hakan Çalhanoğlu, Arda Güler, Kenan Yıldız ve Kerem Aktürkoğlu’na göre verdi. Millilerde Merih Demiral ile Zeki Çelik sakatlıklarından, Muhammed Şengezer, Ahmetcan Kaplan, Mustafa Eskihellaç ve Semih Kılıçsoy da teknik heyet kararıyla 23 kişilik kadroda yer almadı. Millilerin 11’i A Milli Futbol Takımı karşılaşmaya; Uğurcan Çakır, Mert Müldür, Samet Akaydin, Abdülkerim Bardakcı, Ferdi Kadıoğlu, İsmail Yüksek, Hakan Çalhanoğlu, Barış Alper Yılmaz, Arda Güler, Kenan Yıldız ve Kerem Aktürkoğlu 11’i ile başladı. Yedeklerde ise Mert Günok, Altay Bayındır, Atakan Karazor, Eren Elmalı, Salih Özcan, Orkun Kökçü, Deniz Gül, Ozan Kabak, İrfan Can Kahveci, Oğuz Aydın, Yunus Akgün ve Kaan Ayhan bekledi. Kapalı gişe A Milli Futbol Takımı’nın, Dünya Kupası yolunda bu önemli karşılaşmasında taraftarlar yalnız bırakmadı. Yurt dışından ve çevre şehirlerden gelen kırmızı-beyazlı taraftarlar, Beşiktaş Park’ta yapılan müsabakada tribünleri doldurdu. Taraftarlar yaptıkları tezahüratlarla futbolcuları maça hazırladı. Tribünlere Türk bayrakları bırakılırken, müsabaka öncesinde taraftarlar bayrakları sallayarak güzel bir görüntü oluşturdu. Deplasman tribününde de Romanya taraftarları yer aldı. Mehteran Takımı saha kenarında Bu karşılaşmaya özel saha kenarında Mehteran Takımı yer aldı. Müsabaka öncesinde Mehteran Takımı, Mehter Marşı çalarak futbolculara destek verirken, taraftarları da coşturdu.