POLİTİKA - 07 Ekim 2025 Salı 12:35

Bakan Tekin: "Biz büyük bir camiayız"

A
A
A
Bakan Tekin: "Biz büyük bir camiayız"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da ilçe mili eğitim müdürleri ile bir araya geldi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ana hedeflerinden birsinin de insanlığın ortak değerlerine sahip çıkan, insanın bizatihi insan olmasından kaynaklanan haklarını koruyan, saygı duyan ve bu konuda mücadele eden bir kuşak yetiştirmek olduğunu dile getirdi.


Erzurum Hizmetiçi Eğitim Merkezi Enstitüsü’ndeki toplantının açılışında konuşan Bakan Tekin, tüm okullarda Filistin ve Gazze temalı farkındalık oluşturmak üzere gönüllülük esasına dayanan çalışmalar yapmalarını istediklerini hatırlatarak, "Bugün okullarımızda İsrail’in iki yılı dolan soykırım uygulamasını, vahşetini okullarımıza bir farkındalık oluşturması açısından bir yazı göndererek bu konuda gönüllülük esasında yayılan çalışmalar yapmalarını istemiştik. Burada iki tane gerekçemiz var. Bunlardan bir tanesi, eğitim dediğimiz şeyin ana paradigması; dünyaya barışı, demokrasiyi, insan haklarını egemen kılacak bir kuşak yetiştirmektir. Bu yetiştirmenin yolu da bu türden kural dışı davranışların sergilendiği ortamlarda tepki gösteren ve bu insani değerlere sahip çıkan kuşağın yetişmesi için bu farkındalıkları artırmaktır. Bunlarla aslında tamamen dünyanın her tarafında eğitim-öğretim programlarının içerisine yerleştirilmiş olması gerekir. Eğitim-öğretim süreçlerinin ana hedefinin bu olması gerekiyor. Fakat hızla gelişen dünyamızda maalesef yeni gelişmelere adapte olma uğraşındaki eğitim-öğretim sektörü, asıl ana paradigmasını ihmal eder duruma geldi. Eğer öyle olmasaydı, bugün dünyada soykırımdan, savaşlardan, insan hakları ihlallerinden, zulümlerden bahsetmezdik" dedi.


"Bir gün Türkler gelecek ve bizi kurtaracak"


Geçen eğitim-öğretim yılı uygulamaya koyulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde; insanlığın ortak değerlerine sahip çıkan, insanın bizatihi insan olmasından kaynaklanan haklarını koruyan, saygı duyan ve bu konuda mücadele eden bir kuşak yetiştirmeyi, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ana hedeflerinden bir tanesi olarak kurguladıklarını anlatan Bakan Tekin, "Dolayısıyla biz bugünkü etkinliğimizi, insanlık adına; insanlık onuruna sahip çıkmak, zulümlere "dur" demek, barış adına, demokrasi adına çocuklarımızın, okullarımızın bir ses vermesini istemiş olduk. İkincisi de bu evrensel enstrümanların dışında; biz binlerce yıllık devlet geleneğine sahip olan bir milletiz. Ve sahip olduğumuz bütün devlet gelenekleri dünyada hep mazlumun yanında yer aldı. Dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayan insanlar, "Bir gün Türkler gelecek ve bizi kurtaracak." ümidiyle yaşadılar. İkinci konu bu. Biz devlet olarak böyle bir geleneğiz. Bizim çocuklarımız, dünyanın neresinde olursa olsun zulme karşı çıkan, mazlumların yanında olan bir devlet geleneğine sahip olduğunu bilmeli ve bu devlet geleneğine sahip çıkmalılar" şeklinde konuştu.


"Bu yolculuğu beraber yürümeliyiz


Büyük bir aile olduklarını vurgulayan Bakan Tekin, "Gerçekten çok büyük bir aileyiz. Özel okullarla beraber düşündüğümüzde yaklaşık 75 binin üzerinde kurum, 1 milyon 200 binin üzerinde öğretmenle hizmet veriyoruz. Diğer özel öğretim genel müdürümüze bağlı diğer kurumları da düşündüğümüzde, 100 binin üzerinde Türkiye’de kurumla muhatabız. 100 binin üzerinde kurum. 18 milyon öğrenci ve 86 milyona yakın bütün vatandaşlarımızla birebir temas halinde olan devasa bir yapıyız. Dikkat etmemiz gereken en temel şey, bu yapının bir ahenk içerisinde, bir uyum içerisinde, ortak hedeflere yönelik olarak, ortak aynı metodolojiyle mücadele etmesini temin etmektir. Bu bizim için önemli. Eğer bunu yapamazsak, bu uzlaşıyı sağlayamazsak, bu yolculuğu beraber yürüyemezsek; attığımız adımların hiçbir anlamı yok. Attığımız adımların başarılı olmasının yegâne yöntemi budur. Ve 2023 Haziran ayında bakanlık görevine başladığımda bu parametreden hareket ettik ve şöyle bir şey yaptık: Bu birlikteliği, bu aynı yol yürümeyi Bakanlık Merkez Teşkilatı’ndan başlatalım dedik. Pazar günü Mahmut Hoca ile devir teslimi yaptıktan sonra eve gittim, 6 tane soru yazdım. Sonra onları çoğalttım ve pazartesi sabah erken saatlerde gazetecilerle başlangıcını yaptık. Erken yapacağımız birim amirleri toplantısında birim amirlerimize, yani genel müdürlerimize ve o zamanki bakan yardımcılarımıza bu soruları yönelttim, yazılı olarak. Soruların ortak özelliği şuydu: Bakanlık, bakan yardımcıları ve genel müdürler, birim amirleri birbirlerinin ne yaptıklarını O gün başladığımız noktayı, bugün şu an geldiğimiz nokta itibarıyla farklı uygulamalarla devam ettirdik. Hemen ertesinde bütün öğretmen arkadaşlarımızla sohbet etmek için mekanizmalar oluşturmaya başladık" dedi.


"Aynı hedefe yönelmiş, aynı azim ve kararlıktayız"


"Öğretmenler Odası Etkinlikleri" oluşturduklarını hatırlatan Bakan Tekin, daha sonra sözlerine şöyle devam etti, "Bazen planlanmış, davetli öğretmenler odası programları yaptık; bazen il ziyaretlerimizde ziyaret ettiğimiz okulları önceden il millî eğitim müdürlerimiz, valilerimiz organize ettiler. Oradaki gittiğimiz okuldaki öğretmen arkadaşlarımızla sohbet ettik. Çoğunlukla da habersiz ziyaret ederek okullarımızda öğretmen arkadaşlarımızla samimi ve içten sohbetler yaptık. İl müdürlerimizle yaptığımız toplantıları rutinleştirdik. Her ay yaptığımız her işi il müdürü arkadaşlarımızla konuştuk. Zümre öğretmenlerle ilgili bir karar aldık ve bunu önemsediğimizi gönderdiğimiz şekilde yaparak ifade ettik. Türkiye Zümreleri oluşturduk. Bakanlığın elektronik ortamda iletişim kanallarını aktif bir şekilde kullanmaya başladık. Yapmak istediğimiz şey şuydu: Biz, bakanlık olarak biraz önce söylediğim büyüklük olarak hem sayısal büyüklük olarak birlikte hareket eden, aynı şeyi yapmak isteyen ve aynı hedefe yönelmiş, aynı azim ve kararlılıkla çalışan insanların bir araya geldiği bir aile ortamı oluşturmak istedik. Bunu yapmak için kurumsal toplantı anlamında attığımız adımlardan bir tanesi de sizin şu anda bulunduğunuz toplantı ortamı. Bu ilçe müdürlerimizi de 922 ilçenin tamamının ilçe müdürlerini kısımlar hâlinde 200-300 kişilik gruplar şeklinde toplantılarımıza davet ettik. Geçtiğimiz hafta ilk grubu, 200 civarında ilçe müdür arkadaşımızla beraber Gaziantep’te yaptık. Bugün 300’ün üzerinde ilçe müdürümüzle beraber buradayız. Ve önümüzdeki bu ay içerisinde bütün ilçe müdürleri toplantılarımızı tamamlamış olacağız. Burada bulunduğumuz süre içerisinde, biraz önce çerçevesini çizdiğim mantık dâhilinde; bakanlığımızın neyi, niçin yaptığını, hangi yöntemleri izlediğini ve sizlerden beklentilerimizin ne olduğunu ilgili arkadaşlarımız, bakan yardımcılarımız ve genel müdürlerimiz sizlerle paylaşacak"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Yalova’daki terörist ile HTS kaydına "hurma" savunması Yalova’da 3 polisin şehit olduğu terör örgütü DEAŞ operasyonunun ardından yürütülen soruşturma kapsamında Kocaeli’de tutuklanan ve hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istenen sanık Rıza Turgay L., delil yetersizliğinden beraat etti. Seyyar satıcı olan sanık, çatışmada öldürülen teröristle olan telefon irtibatını ise "Bana hurma fiyatı sormak için aradığını düşünüyorum" sözleriyle savundu. Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yargılanan tutuklu sanık Rıza Turgay L. (45) ile avukatı Gizem Dirbisoğlu katıldı. İddianameden detaylar Duruşmada, terör örgütü DEAŞ’ın hücresel yapılanmasına dikkat çekilen iddianamenin detayları okundu. İddianamede, 29 Aralık 2025’te Yalova’daki çatışmada etkisiz hale getirilen terörist Zafer Umutlu’nun kullandığı "@zafer_ebuhafsa" uzantılı Telegram hesabında ses kaydının bulunduğu, örgütsel paylaşımlar yapıldığı ve şahsın bir sosyal medya grubuna da üye olduğu belirtildi. Soruşturma dosyasında ayrıca, terörist Zafer Umutlu’nun Temmuz 2025’te Semih Can Y.’den 100 bin lira borç istediği, Semih Can Y.’nin HTS kayıtları incelendiğinde ise sanık Rıza Turgay L. ile iletişimde olduğunun tespit edildiği bilgisi yer aldı. Sanığın Kocaeli’nin Darıca ilçesindeki evinde 31 Aralık 2025’te yapılan aramalarda ise terör örgütü DEAŞ’ın flaması, amblemini içeren ve suç unsuru olduğu değerlendirilen üzerinde Arapça yazılı siyah bere ile metal anahtarlık ele geçirildiği kaydedildi. Ayrıca, iddianamedeki dijital verilerde ise L.’nin rehberinde Yalova’daki çatışmanın faillerinden Zafer Umutlu’nun "Zafer Yalova" adıyla kayıtlı olduğu ve ikili arasında 26 Şubat - 14 Aralık 2025 tarihleri arasında WhatsApp üzerinden irtibat kurulduğu ifade edildi. "Teröristin beni hurma fiyatı sormak için aradığını düşünüyorum" Kimlik tespitinde aylık 20 bin lira geliri olduğunu ve seyyar satıcılık yaptığını belirten sanık Rıza Turgay L., hakkındaki suçlamaları reddederek, terör örgütüyle hiçbir bağlantısının ve irtibatının bulunmadığını savundu. HTS kayıtlarında irtibatı tespit edilen terörist Zafer Umutlu’yu tanımadığını öne süren sanık savunmasında, "Zafer Umutlu’yu tanımıyorum. Olay sonrası araştırdığımda benden hurma fiyatını sormak için arayan şahıslardan olduğunu düşünüyorum. Semih Can Y.’yi ise tanıyıp tanımadığımı bilmiyorum ancak Semih adlı kendisine telefon parçası sattığım bir şahıs vardır, soruşturma aşamasında bundan bahsetmiştim, bu şahısla görüşmüşsem iş nedeniyledir, hiçbir yere ortak seyahatimiz olmadı. Mehmet Cami Sordabak’ı ise tanımıyorum. 4 kez irtibatımın telefon malzemesi satışından dolayı olabileceğini düşünüyorum" dedi. "Bere ve anahtarlığı Eminönü’nden aldım" Sanık, savunmasına şöyle devam etti: "Telefonumda tespit edilen videonun örgütsel bir yönü yoktur, ne şekilde telefonuma geldiğini hatırlamıyorum. İnternet sitelerinden gezindiğim linklerden yanlışlıkla basmam nedeniyle telefonuma inmiş olabilir, bilinçli şekilde kaydetmedim. İddianamede belirtilen anahtarlık ve berenin örgüt mensuplarınca kullanıldığını soruşturma aşamasında öğrendim. Ben bunları Eminönü’nden satın aldım, suç oluşturduğunu bilmiyordum. Üzerlerinde DEAŞ ile ilgili hiçbir şey yazmaz. Ben daha önce DEAŞ’a üyelik suçundan yargılandım ve hakkımda beraat kararı verildi, kesinleşti. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum." "Bere ve anahtarlık hala internet siteleri üzerinden de satılan eşyalardır, bakılabilir" Sanık avukatı Gizem Dirbisoğlu da müvekkilinin savunmasına katıldığını belirterek, "İddianamede suçlamaya dayanak yapılan bere ve anahtarlık hala internet siteleri üzerinden de satılan eşyalardır, bakılabilir. Ayrıca Mehmet Cami Sordabak ve Zafer Umutlu ile müvekkilimin birebir irtibatı yoktur, geniş kapsamlı Whatsapp grubunda yer almaları nedeniyle irtibatlı olduğu tespit edilmiştir. İddianame içeriğinde de internet tabanlı programlar üzerinden iletişimi olduğu tespiti yapılmış olup bu savunmamızı doğrulamaktadır, örgüte üye olduğuna dair somut hiçbir delil yoktur, beraatini ve tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu. Karar açıklandı Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın silahlı terör örgütü DEAŞ’ın hiyerarşik yapısı altında faaliyet yürüttüğünü ve örgüt içindeki eylemlerini örgütün amaç ile hedeflerini bilerek, isteyerek gerçekleştirdiğini belirterek, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını istedi. Dosyayı inceleyen mahkeme heyeti ise sanığın isnat edilen suçu işlediğine dair savunmasının aksini ispatlayan, mahkumiyetine yeterli açık, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanığın beraatine ve tahliyesine karar verdi.
Bilecik BŞEÜ’de ‘Osmanlı’nın Son Yüzyılı’ programı düzenlendi Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nde (BŞEÜ) ‘Osmanlı’nın Son Yüzyılı’ programı düzenlendi. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi ev sahipliğinde, İlahiyat Fakültesi öğrencileri tarafından ‘Osmanlı’nın Son Yüzyılı’ konulu konferans düzenlendi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa akademisyenler ve öğrenciler yoğun katılım gösterdi. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’ın konuşmacı olarak yer aldığı programda, Osmanlı Devleti’nin son dönemine ilişkin tarihi süreçler ele alındı. Programa Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Yurdakul, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Baş, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Konferansta konuşan Prof. Dr. Kızıltoprak, "Osmanlı’nın son yüzyılı sadece bir çöküş süreci değildir. Aynı zamanda modernleşme ve dönüşümün yoğun olarak yaşandığı bir dönemdir. III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde başlayan reform hareketleri, Tanzimat ile birlikte merkezileşme çabaları ve II. Abdülhamid döneminde hız kazanan kurumsal modernleşme, devletin yeniden yapılanma arayışını göstermektedir. Balkanlar, Arap vilayetleri ve diğer bölgelerde yaşanan dönüşümler ile Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Mondros Mütarekesi sonrasında ortaya çıkan süreç, modern dünyanın şekillenmesinde önemli bir eşik olmuştur" dedi. Program, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edilirken, Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı tarafından Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’a teşekkür hediyesi takdim edildi. Etkinlik, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.