GÜNDEM - 20 Haziran 2025 Cuma 09:39

"Bir Millet İki Devlet" ruhu Atatürk Üniversitesi’nde yaşatılıyor

A
A
A
"Bir Millet İki Devlet" ruhu Atatürk Üniversitesi’nde yaşatılıyor

TÜBİTAK BİDEB (Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı) desteğiyle düzenlenen Türkiye-Azerbaycan Kimya Olimpiyatları Milli Takım Kampları, 5 Temmuz’a kadar Atatürk Üniversitesinde devam edecek. İki ülkenin seçkin genç bilim insanlarının katıldığı kamplar, üniversitenin Fen Fakültesi Kimya Bölümü ile Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (DAYTAM) iş birliğinde gerçekleştiriliyor.


Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Azerbaycan’ın kederi kederimiz, sevinci sevincimizdir" sözüyle temelleri atılan ve Azerbaycan’ın ulusal lideri Haydar Aliyev’in "Bir millet, iki devlet" anlayışıyla perçinlenen kardeşlik bağı, Atatürk Üniversitesi’nin ev sahipliğinde bilimsel bir iş birliğine dönüştü.


Azerbaycan Kimya Takımı, kamp sürecinde Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nu makamında ziyaret etti. Ziyarette, Fen Fakültesi Kimya Bölümünden Prof. Dr. Arif Daştan ile DAYTAM Müdürü Doç. Dr. Bilal Nişancı da hazır bulundu.


"Kardeşlik Bağı, Bilimsel Düzlemde de Somut Adımlarla Pekiştiriliyor"


Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, iki kardeş ülke arasında bilimsel ve kültürel bağların güçlenmesinden mutluluk duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye ile Azerbaycan arasında var olan sarsılmaz kardeşlik bağı, artık sadece kültürel ve siyasal değil; bilimsel düzlemde de somut adımlarla pekiştiriliyor. Atatürk Üniversitesi olarak böylesine anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yapmaktan büyük gurur duyuyoruz. Gençlerimiz burada sadece olimpiyatlara hazırlanmakla kalmıyor, aynı zamanda birbirlerini daha yakından tanıyarak birliğimizi daha da güçlendiriyorlar. Temennimiz, bu birlikteliğin daim olması ve başarılarla taçlanmasıdır. Her iki takımımıza da yarışmalar öncesinde başarılar diliyorum. Dubai’den madalya haberleriyle döneceklerine inancım tam."


Kamp süreci boyunca yoğun bir hazırlık programı yürüten öğrenciler, teorik ve uygulamalı derslerin yanı sıra, laboratuvar çalışmalarıyla da olimpiyatlara en iyi şekilde hazırlanıyor. 5 Temmuz tarihinde tamamlanacak kampın ardından, Türkiye ve Azerbaycan Kimya Olimpiyat takımları birlikte Birleşik Arap Emirliklerinin Dubai kentinde gerçekleştirilecek uluslararası yarışmalara katılmak üzere yola çıkacak.


Atatürk Üniversitesinin bilimsel ve uluslararası iş birliklerine sunduğu katkı, Türkiye’nin yükseköğretimde bölgesel liderliğini pekiştirirken; dost ve kardeş ülke Azerbaycan ile olan ilişkilerin gelecekte daha da derinleşmesine vesile olmayı sürdürüyor.



"Bir Millet İki Devlet" ruhu Atatürk Üniversitesi’nde yaşatılıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye’nin dış politikası devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" dedi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü ve dirayetli liderliğinde Türkiye; sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen ve dengeleri etkileyen bir aktör konumuna taşınmıştır. Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" ifadelerini kullandı. Hiçbir ithamın Türkiye’nin ortaya koyduğu çabaları gölgeleyemeyeceğini vurgulayan Fidan, "Devlet yönetmenin sorumluluğuyla attığımız adımları görmezden gelmek, yaptığımız açıklamaları çarpıtmak, kötü niyetin ve milletimize karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan sağduyusuz zihinlerin ürünüdür. Bölgemizdeki krizlere soğukkanlılıkla yaklaşıp, barış ve istikrar için sorumluluk üstlenmekteyiz. Türkiye, doğru bildiğini her zaman net biçimde tüm taraflara söyleyebilmiş bir ülkedir. Hakikatten kopuk ithamlar bugün olduğu gibi sadece söyleyeni yorar; samimiyetle gayret eden Türkiye’nin ortaya koyduğu çabayı gölgeleyemez" dedi.
Ankara TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.