ASAYİŞ - 06 Nisan 2026 Pazartesi 09:19

Erzurum Adliyesi’nde tarihi başarı: Temizlenme oranı yüzde 118’e ulaştı

A
A
A
Erzurum Adliyesi’nde tarihi başarı: Temizlenme oranı yüzde 118’e ulaştı

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, yayınladığı faaliyet raporuyla yargıdaki hızını ve verimliliğini gözler önüne serdi. Paylaşılan verilere göre Başsavcılık, yıl içerisinde gelen dosya sayısının üzerine çıkarak yüzde 118,24’lük bir temizlenme oranına ulaştı.


Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma dosyalarına ilişkin güncel istatistiklerini kamuoyuyla paylaştı. Adli performansın sayısal verilerle ortaya koyulduğu tabloda, yargı süreçlerinin hızlandırılmasına yönelik çalışmaların meyvesini verdiği görüldü. İstatistiklere göre, yıl içerisinde Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’na toplam 27 bin 216 yeni soruşturma dosyası geldi. Bir önceki yıldan devreden 19 bin 723 dosya ile birlikte yoğun bir mesai harcayan savcılık makamı, dönem sonunda 32 bin 180 dosyayı karara bağlamayı başardı.


Temizlenme oranında büyük artış


Yargıdaki verimliliğin en önemli göstergelerinden biri olan "Temizlenme Oranı", Erzurum’da bir önceki yıla göre büyük bir sıçrama yaşadı. Bir önceki dönemde yüzde 88,01 olan temizlenme oranı, son verilerle birlikte yüzde 118,24’e yükseldi. Bu rakam, Başsavcılığın sadece yeni gelen dosyaları değil, geçmişten devreden dosyaların da önemli bir kısmını sonuçlandırdığını ortaya koydu.


Reel çalışma oranı yüzde 68 olarak kaydedildi


Dosyaların karara bağlanma hızı ve adli personelin performansını yansıtan "Reel Çalışma Oranı" ise yüzde 68 olarak kayıtlara geçti. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, adalet hizmetlerinin etkinliğini artırmak ve vatandaşların mağduriyetlerini en kısa sürede gidermek adına yürüttüğü titiz çalışmaların önümüzdeki dönemde de artarak devam etmesi bekleniyor.


İşte ortalama bitirilme süreleri


Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, kentte en sık karşılaşılan 10 suç türüne yönelik soruşturmaların ortalama bitirilme sürelerini açıkladı. Verilere göre en hızlı sonuçlanan dosya türü 16 gün ile terör suçları olurken, en uzun süren soruşturma ise 79 günle kasten yaralama suçları oldu. Yayımlanan tabloya göre, "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçuna yönelik soruşturmalar, ortalama 16 gün gibi kısa bir sürede karara bağlanarak listenin en hızlı sonuçlanan kalemi oldu. Terör suçlarını, 31 gün ile "Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma" ve 34 gün ile "Bilişim Sistemleri, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık" suçları takip etti.


En uzun mesai kasten yaralama dosyalarında


Adliyenin en yoğun mesai harcadığı suç türleri arasında ise kasten yaralama dosyaları öne çıktı. Ortalama 79 günde tamamlanan "Kasten Yaralama" soruşturmaları, listenin en geç sonuçlanan suç türü olarak kayıtlara geçti. Diğer suç türlerinin ortalama bitirilme süreleri ise şöyle sıralandı: Tehdit: 73 gün, Basit Yaralama: 69 gün, Uyuşturucu Madde Satın Almak ve Bulundurmak: 55 gün, Hakaret: 54 gün ve Dolandırıcılık: 52 gün. İstatistiklere göre, Erzurum’da en çok karşılaşılan bu 10 suç türündeki soruşturmaların toplam ortalama süresi ise 501 gün olarak hesaplandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van 5.2 büyüklüğündeki depremde korku dolu anlar Van’da 4 Nisan sabahı meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki depreme kursta yakalanan öğrenciler büyük korku yaşarken, görevli öğretmenlerin canlarını hiçe sayarak öğrencilerini kurtarmak için mücadele etmeleri ise güvenlik kamerasına yansıdı. Tuşba ilçesi merkezli meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki deprem büyük korkuya neden olmuştu. Erciş ilçesindeki özel bir kursta sabah saatlerinde depreme yakalanan öğrenciler ise büyük korku yaşadı. Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, öğretmenler soğukkanlılık göstererek öğrencilerini güvenli alana yönlendiriyor. Deprem anında öğretmenlerin düşündüğü tek şey onlara emanet edilen canları kurtarmak için verdikleri mücadele ise büyük takdir topladı. Kurs öğretmenlerinden Melike Çelik, "Yaşamış olduğumuz korku, telaş ve kaygıyla beraber aslında soğukkanlılığın ve olay yönetiminin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha fark ettik. O esnada aslında düşündüğümüz tek şey yukarıdaki canlardı. Çünkü onlar önce Allah’a sonra bizlere emanet. Biz olay esnasında depremi hissettik. İlk önce ne olduğuna anlam veremedik. Anlam verdikten sonra aklımıza ilk gelen şey öğrencilerimiz oldu. Durumu yönetebilmek adına kendimizi koruma altına almayı bir an olsun düşünmedik. Çünkü bize emanet canlar vardı, onları korumamız gerekiyordu. Biz de üstümüze düşeni yaptık. Burada aile olmanın önemini de tekrar hatırlatmak istiyorum. Biz burada bir aile olduk, depremde bunu hissettim. Çünkü kendimizi dışarı atıp kendi ailelerimizi aramak yerine ilk önce öğrencilerimizi sonra da meslektaşlarımızla birbirimize kenetlendik. Hepimize geçmiş olsun. Allah beterinden korusun" dedi. Kurs öğretmenlerinde Dilek Aydemir ise yaşanan depremden kaynaklı öğrencilerin büyük korku yaşadığını belirterek, "Açıkçası bir öğretmen olarak korkumuzdan önce öğrencilerimizin güvenliğini sağlamak zorundaydık. Bundan dolayı öğrencilerimizin üst katta kontrolünü sağlamak amacıyla en üst kata çıktık. Öğrencilerimizi ilk önce güvenli alana göndermeye çalıştık ve şunun farkına vardık. Gerçekten okul demek sadece öğrenci-öğretmen ilişkisi değil. Gerçekten bir aile olmayı da hedefliyor. Bu şekilde öğrencilerimizle beraber kurduğumuz bağı sergilemiş olduk. Kurs ailesi olarak üstümüze düşen görevlerin hepsini yerine getirdik" diye konuştu.
Sivas Ömrünü anahtara adadı, 84 yaşında hâlâ tezgâh başında Sivas’ta 55 yıldır kendi geliştirdiği torna makinesiyle anahtar üretmeye devam eden 84 yaşındaki Celal Gülseven, modern makinelere güvenmediği için kendi makinesiyle çalışmaya devam ediyor. Sivas’ta yaşayan 84 yaşındaki Celal Gülseven, 55 yıldır sürdürdüğü anahtarcılık mesleğini ilerleyen yaşına rağmen bırakmayarak çalışmaya devam ediyor. 1942 doğumlu Gülseven, yıllardır anahtar ve kilit tamirlerini yaparak geçimini sağlıyor. Mesleğe uzun yıllar önce başladığını belirten Gülseven, anahtarları eski usul makinelerle tek tek işlediğini söyledi. Kendi geliştirdiği 40 yıllık makineyle çalıştığını ifade eden Gülseven, eski makinelerde yapılan işçiliğin daha hassas olduğunu belirterek el ile işlemesi yapılan anahtarlar da hata payının olmadığını ifade etti. Yeni makinelerin de bulunduğunu ancak genellikle eski makineleri kullanmayı tercih ettiğini dile getiren Gülseven, yaptığı işin hata kabul etmediğini vurguladı. Kendi yaptığı makineyle 55 yıldır anahtar üreten Celal Gülseven, "55 yıldır ben bu işi yapıyorum. Vatandaşların anahtarlarını, kilitlerini ve araba anahtarlarını tamir ediyorum. Ben bu makinelerde anahtarları elimle tek tek işliyorum. O yüzden de bu makinelerde yaptığımız anahtarlarda hata payımız olmuyor. Hatasız bir şekilde yapıp vatandaşlara teslim ediyorum. Bizim bu işimiz hata kabul etmez. Anahtarları genellikle eski makinelerimizde yapıyorum. Yeni makinelerimiz de var ancak onları ihtiyaç olduğu zaman kullanıyorum." dedi. Kendi geliştirdiği makineyi 40 yıldır kullanıyor Gülseven, 40 yıldır kendi geliştirdiği makineyi kullandığını belirterek, "Bu makineyi ben yaptım, 1986 tarihli. Ben genellikle bu makineyle çalışıyorum. Eski makinelerimizde yaptığımız işler milimetrik olduğu için hata kabul etmez. O yüzden bu makinelerle yaptığımız anahtarları da özenle yapıp, çalıştırıp müşteriye teslim etmemiz gerekiyor. Alelad bir işçilik yapamayız. Bazen yeni makinelerde dahi yanlış basım ve hatalı baskılar olabiliyor. Ancak bu eski makinelerde her şeyi kendimiz yaptığımız için hata payımız daha az oluyor. Benim dört çocuğum var; ikisi kız, ikisi erkek. Büyük oğlum benim yanımda çalışıp mesleği öğrendi, o da bu işi yaptı. Çocuklarım da çalıştı, emekli oldular. Ancak ben dükkânda kedim olduğu için evde oturup zaman geçiremedim. Onun yerine vatandaşların anahtarlarını yapıp teslim ediyorum" şeklinde konuştu. Gençlerin iş öğrenmeyi, zanaat geliştirmeyi sevmediklerini, bu nedenle çırak bulamadığını ifade eden 80’lik usta şunları söyledi. "Bu şekilde uğraşarak hayatımı devam ettiriyorum. Bu zamanda çırak gelmiyor. Çırak olarak gelmek isteyenler de hemen alacakları paranın haftalık mı aylık mı olacağını ya da yemek olarak ne yiyeceklerini soruyorlar. İş öğrenmek veya zanaat yapmak gibi bir niyetleri yok. Biz eskiden bir zanaatkârın, ustanın yanında iş öğrenelim diye düşünüyorduk. Şimdiki gençler de sadece paraya çalışıyorlar. Senelerdir kaç tanesi bu şekilde geldi geçti"
Muş Muş’ta çiftçiler tarlaya indi: Gübreler imece usulü ile serpildi Muş’un Kırköy beldesinde baharla birlikte çalışmalara başlayan çiftçiler, traktörlerin giremediği çamurlu arazilerde imece usulüyle gübreleme yaptı. Muş’ta baharın gelişiyle birlikte çiftçiler tarlalara inmeye başladı. Kırköy beldesinde üreticiler, sezonun ilk tarla çalışmalarını gübre serperek gerçekleştirdi. Bu yıl etkili olan yoğun yağışlar nedeniyle tarlaların ıslak olması tarım araçlarının araziye girişini zorlaştırdı. Traktörlerin giremediği alanlarda ise iş başa düştü. Beldede bir araya gelen genç çiftçiler, dedelerinden ve babalarından miras kalan imece geleneğini sürdürerek tarlalara gübre serpti. El birliğiyle çalışan gençler, geniş tarlaları kısa sürede gübreleyerek büyük bir yardımlaşma örneği sergiledi. Çiftçiler, yağışların verimi artırmasını beklerken, imece usulü çalışmalar ise işleri kolaylaştırdığı görüldü. Arkadaşları ile birlikte imece usulü ile tarlaya gübre atan çiftçi Ümit Yıldırak, baharın gelişiyle birlikte iş yüklerinin arttığını belirterek, "Bununla beraber bu yıl yağmurların fazla yağması nedeniyle tarlalara traktör giremediği için gübreleri elle serpmeye başladık. Köyde topladığımız arkadaşlarla birlikte bugün benim, yarın ise diğer arkadaşların tarlalarını gübreleyeceğiz. Bu şekilde herkese kolaylık sağlanıyor. Biz birlikte çalışınca işlerimiz de zamanında tamamlanıyor zaten. Gübre attıktan sonra ürünler yeşerecek, kuvvet alacak ve güçlenecek. Buğdaylarımız iyi olacak, boy atacak, başakları da verimli olacak. Bundan sonra biçme zamanı geldiğinde hasadımızı yapacağız. Zaten köyde işlerimiz bu şekilde ilerliyor" dedi.
Bursa Tophane surlarında korku dolu anlar, 4 saat ikna edilmeye çalışıldı, düştü yaralandı Bursa’da Tophane surlarına çıkan ve kendisini terk eden eşi yüzünden intihar tehdidinde bulunan şahıs, ayağının kayması sonucu düştü. İtfaiye ekipleri tarafından kurtarılan şahıs, ekipleri saatlerce uğraştırdı. Bursa’nın Osmangazi ilçesinde bulunan Tophane surlarında yaşanan olay, yürekleri ağıza getirdi. Alkollü olduğu iddia edilen bir şahıs surlara çıkarak elindeki 4-5 adet jiletle kendisini keseceğini ve intihar edeceğini söyledi. Olayı gören vatandaşlardan biri durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirirken, bir diğer vatandaş ise şahsın elindeki jiletlerden bazılarını almayı başardı. Ancak şahsın surlara çıktığında elinde hala jilet bulunduğu görüldü. Şahıs, olay boyunca "Ezgi" isimli eşinin olay yerine gelmesini istedi. Eşini görmeden bulunduğu yerden inmeyeceğini söyleyen şahıs, borçları olduğunu ve eşini aldatmadığını, kendisini ona ispatlamak istediğini dile getirdi. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis, sağlık ve itfaiye ekibi sevk edildi. Ekipler çevrede geniş güvenlik önlemi alırken, şahsı ikna etmek için uzun süre çaba sarf etti. Yaklaşık 4 saat süren ikna çalışmalarının devam ettiği sırada şahıs ayağı kayarak surlardan düştü. Düşme sonrası harekete geçen itfaiye ekipleri, şahsı bulunduğu yerden kurtararak sağlık ekiplerine teslim etti. Olay yerinde ilk müdahalesi yapılan şahıs, hastaneye kaldırıldı. Şahsı ikna etmek için dil döken ve onunla konuşan bir kişi de durumu kameralara anlattı. Şahsın hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.