GÜNDEM - 16 Nisan 2026 Perşembe 09:13

ETÜ’de kalite süreçlerine yönelik bilgilendirme

A
A
A
ETÜ’de kalite süreçlerine yönelik bilgilendirme

Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Kalite Koordinatörlüğü tarafından, Kurum İç Değerlendirme Raporu (KİDR) kapsamında yükseköğretim kurumlarında yürütülen kalite güvencesi sistemlerine ilişkin bilgilendirme toplantısı düzenlendi.


ETÜ’nün eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme ve toplumsal katkı süreçlerini "planlama, uygulama, kontrol etme ve önlem alma (PUKÖ)" döngüsü çerçevesinde değerlendirmek ve kurumsal farkındalığı artırmak amacıyla düzenlenen toplantıya ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ali Fatih Yetim, Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı ve Prof. Dr. Naim Ürkmez’in yanı sıra dekanlar, akademisyenler ve idari personel katıldı. Programın açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Bülent Çakmak, üniversitenin önemli bir değerlendirme sürecine hazırlandığını belirterek, gerçekleştirilen eğitimin bu sürecin sağlıklı yürütülmesi açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.


Rektör Çakmak: "Gelişime açık alanlarımızı da samimiyetle değerlendiriyoruz"


Önümüzdeki günlerde Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından yapılacak dış değerlendirme öncesinde son hazırlıkları gözden geçirmek ve kurumsal düzeyde ortak bir anlayış oluşturmak amacıyla bir araya geldiklerini dile getiren Çakmak, söz konusu eğitimin yalnızca teknik bir bilgilendirme olmadığını, aynı zamanda üniversitenin kalite süreçlerine bakış açısını güçlendirmeyi hedeflediğini vurguladı. Değerlendiricilerle gerçekleştirilecek görüşmelerde verilecek cevapların tutarlı, açık ve kanıta dayalı olmasının sürecin başarısı açısından kritik olduğuna dikkat çeken Çakmak, "Bu süreçte en önemli husus; olduğumuz gibi görünmek ve yaptığımız çalışmaları doğru, açık ve şeffaf bir şekilde ifade edebilmektir. Amacımız, üniversitemizin güçlü yönlerini ortaya koyarken gelişime açık alanlarımızı da samimiyetle değerlendirmektir. Kalite kültürü ancak bu anlayış üzerine inşa edilebilir." dedi.


"Ortak bir dil, güçlü koordinasyon"


Eğitim sürecinde daha önce benzer değerlendirme süreçlerini tecrübe etmiş yöneticilerin rehberliğinde, muhtemel sorulara nasıl yaklaşılması gerektiğinin ele alınacağını belirten Çakmak, bu tür çalışmaların kurumsal bütünlüğü güçlendirdiğini ve personelin sürece olan güvenini artırdığını ifade etti. Değerlendirme sürecinin yalnızca belirli birimlerle sınırlı olmadığını, üniversitenin tamamını kapsayan bütüncül bir süreç olduğunu vurgulayan Çakmak, ortak bir dil, güçlü koordinasyon ve tüm paydaşların katkısıyla bu sürecin başarıyla tamamlanacağına inandığını sözlerine ekledi.


Dekan Gürol: "Ortak bir dil ve yaklaşım"


Sunumunda PUKÖ döngüsünün her aşamasının somut verilerle desteklenmesi gerektiğine dikkat çeken Gürol, birimlerin faaliyetlerini kanıta dayalı olarak ortaya koymasının dış değerlendirme sürecinde belirleyici olduğunu ifade etti. Eğitim-öğretim, araştırma ve toplumsal katkı alanlarında yürütülen çalışmaların düzenli izlenmesi, analiz edilmesi ve iyileştirilmesinin sürdürülebilir kalite kültürünün temelini oluşturduğunu belirtti. Ayrıca Gürol, değerlendiricilerle gerçekleştirilecek görüşmelerde açık, tutarlı ve şeffaf bir iletişim kurulmasının önemine değinerek, üniversite genelinde ortak bir dil ve yaklaşımın benimsenmesinin sürecin başarısını doğrudan etkileyeceğini dile getirdi.


Toplantı, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.



ETÜ’de kalite süreçlerine yönelik bilgilendirme

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin’de açıkta erik hasadı başladı, fiyatı 200 TL’ye kadar düştü Mersin’in Silifke ilçesinde örtü altının ardından açıkta da erik hasadı başladı. Can erikte kilogram fiyatı açıkta hasatla birlikte 200 liraya kadar geriledi. Türkiye’nin yaş sebze ve meyve üretiminde ilk sıralarda yer alan Mersin’de örtü altının yanı sıra açıkta da hasatlar başlıyor. Mart ayında örtü altında hasadına başlanan erikler açıkta da olgunlaştı. İlk çıktığında tadımlık olan ve özellikle aşeren hamile kadınlar tarafından fiyatı pahalı olduğu için tane ile satın alınan erikte fiyatlar düştü. Örtü altında hasatta kilogramı yaklaşık 10 bin TL sınırına dayanan erik, açıkta hasatla 200 ile 800 TL arasında satılmaya başladı. "Hasattan memnunuz" Örtü altındaki hasadın sora ermesiyle açık alanda erik hasadının başladığını ifade eden üretici Ali Bezgin, "Keben mahallesinde örtü altı ve açık alanda erik üretimi yapıyorum. Hem örtü altında nem de açık alanda hasadımız devam ediyor. 12 dönüm örtü altından 15 ton erik hasadı yaptım" dedi. Bu yıl hava şartlarının olumsuz geçmesinden dolayı açık alanda erik hasadına yaklaşık bir ay geç başladıklarının altını çizen Bezgin, "Şuan 12 dönümlük açık alanda erik hasadına başladım. Buradan da 15 ton civarı hasat bekliyoruz. Şuan hasat edilen eriklerimizi ebadına göre 200 ile 800 lira arasında değişen fiyatlardan satıyoruz. Havaların iyileşmesiyle birlikte erikler büyümeye başladı. Hasattan memnunuz" diye konuştu. "8 bin 500 ton üretim bekleniyor" Göksu Vadisi’nde üretici Murat Temur ise açık alanda hasadına başlanan eriklerin, Ankara, İstanbul başta olmak üzere bir çok ile gönderildiğini, ihracatta ise Arap ve Avrupa Ülkelerine yollandığını söyledi. Temur, bölgede açıkta başlayan hasadın ilk olarak birkaç bahçede başladığını, Nisan ayı sonu itibari ile tam hasada başlanacağını kaydetti. Bu yıl ilçe genelinde açıkta 6 bin 500 dönüm, örtü altında ise 800 dönümde yaklaşık 8 bin 500 ton üretim yapılacağını tamin ettiklerini aktaran Temur, erik üretiminin Göksu Vadisi’nde Keben başta olmak üzere Sabak, Bükdeğirmeni, Karakaya, Karahacılı, Evkafçiftliği, Kargıcak, İmambekirli, Ortaören, Kabasakallı, Atayurt, Atakent ve Taşucu mahallelerinde yapıldığını ifade etti. Silifke’de yetişen can eriğinin gerek erkenci olmasından, gerekse görünümü ve lezzeti ile tüketiciler tarafından yoğun bir şekilde talep gördüğünü vurgulayan Temur, eriğin getirisi dolayısıyla ilginin sürekli arttığını ve üretim alanının da buna bağlı olarak genişlediğini sözlerine ekledi. Sabahın erken saatlerinde bahçelere gelen tarım işçileri de, erik toplayarak hem aile bütçesine katkı sağladıklarını, hem de üreten akrabalarına yardımcı olmaya çalıştıklarını dile getirdi.
Diyarbakır Narin cinayetinde Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına devam ediliyor Diyarbakır’da Narin Güran cinayetinde 4 buçuk yıl hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılandığı duruşmanın ikinci celsesi başladı. Merkez Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos 2024’te kaybolan ve 8 Eylül 2024’te Eğertutmaz Deresinde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a ’iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar’a ise ’suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar’a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar’a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise ’eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım’ kapsamında değerlendirilmesi adına bozmuştu. Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına geçtiğimiz hafta Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanmıştı. Yapılan savunmaların ardından mahkeme duruşmayı bugüne ertelemişti. Bugün tekrar görülen duruşmaya Nevzat Bahtiyar ile avukatları ve Güran ailesi katıldı.
İstanbul Silivri’de çiftçi kahvede içtiği içecek sonrası soyuldu iddiası Silivri’de yaşayan 70 yaşındaki besici İdris Aktaş, kahvede içtiği içeceğin ardından saatlerce kendine gelemediğini ve bu süreçte evine giren şüphelilerin yaklaşık 400 bin liraya yakın parasını çaldığını iddia etti. Olayla ilgili 4 şüpheliden 2’si tutuklanırken, diğer 2 şüpheli Yunanistan’a kaçarken yakalandı. Silivri’nin Yolçatı Mahallesi’nde hayvancılıkla geçimini sağlayan 70 yaşındaki İdris Aktaş, hafta sonu sattığı kurbanlıklardan aldığı kaporaları pazartesi günü bankaya yatırmayı planladığını, ancak pazarı pazartesiye bağlayan gece soyulduğunu iddia etti. Kahvede içtiği içecek sonrası fenalaştığını anlattı Kendi anlatımına göre köy kahvesine giderek iki çay içen Aktaş, ardından kendisine ikram edilen kahveyi içtiğini ve kısa süre sonra yoğun uyku hali yaşamaya başladığını ifade etti. Çiftliğine döndükten sonra hiçbir şeyi hatırlamadığını belirten Aktaş, yaklaşık 14 saat boyunca kendinde olmadığını ileri sürdü. Aktaş, cebinde Türk lirasının yanı sıra döviz de bulunduğunu, toplamda yaklaşık 400 bin liraya yakın parasının çalındığını iddia etti. Sabah saatlerinde kendisine ulaşamayan yakınlarının çiftliğe gelmesiyle durumun ortaya çıktığını kaydeden Aktaş, ardından hastaneye kaldırıldığını söyledi. Camdan girdiler iddiası İdris Aktaş, şüphelilerin çiftliğe pencereyi zorlayarak girdiğini öne sürdü. Olayın ardından cam ve çerçevede hasar oluştuğunu belirten Aktaş, evde üzerindeki para ve değerli eşyaların alındığını ifade etti. Yaşadığı mağduriyetin yalnızca maddi kayıpla sınırlı olmadığını vurgulayan Aktaş, kalp hastası olduğunu, olay sonrası günlerce yemek yiyemediğini ve büyük bir psikolojik sarsıntı yaşadığını dile getirdi. Biz kime güveneceğiz Yıllardır aynı köy kahvesine gittiğini ve çevresindeki insanları çocukluklarından beri tanıdığını söyleyen Aktaş, yaşananların kendisini derinden sarstığını belirtti. Köy yaşamında güven duygusunun ağır yara aldığını ifade eden Aktaş, adalete güvendiğini ve sürecin sonuna kadar takipçisi olacağını söyledi. JASAT’ın titiz çalışmasına dikkat çekti Aktaş, jandarma ve JASAT ekiplerinin olay sonrası kapsamlı inceleme yürüttüğünü, çok sayıda güvenlik kamerasının incelendiğini söyledi. Olayla ilgili 4 şüpheliden ikisi tutuklanırken, diğer iki şüpheli de İpsala’da Yunanistan’a kaçmaya çalışırken yakalandı. Olayla ilgili inceleme sürüyor.
İzmir Düşük bağışıklığın gizli sinyallerine dikkat Sık tekrarlayan enfeksiyonlar, bitmek bilmeyen yorgunluk ve geç iyileşen yaralar vücudunuzun bir imdat çağrısı olabilir. Modern yaşamın getirdiği yoğun stres, uykusuzluk ve dengesiz beslenme gibi faktörlerin bağışıklığın düşmesine neden olabileceğini belirten Medicana Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, yetişkinlerde yılda 5-6 kereden fazla görülen grip vakalarının derinlemesine araştırılması gerektiği konusunda uyardı. Güçlü bir bağışıklık sistemi, hastalıklara karşı vücudun en önemli savunma hattı ancak bazen yaşam tarzı alışkanlıkları, bazen de altta yatan gizli kronik rahatsızlıklar bu hattın kırılmasına neden olabiliyor. Vücudun savunma sisteminin neden zayıfladığına dair önemli bilgiler veren Medicana International İzmir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, sadece sık hastalanmanın değil, aynı zamanda açıklanamayan halsizlik ve stresin de bağışıklık üzerinde doğrudan belirleyici olabildiğini söyledi. Bağışıklık sisteminin zayıfladığını gösteren en önemli belirtileri sıralayan Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, "Sık sık hastalanma (üst solunum yolu enfeksiyonu, grip, ishal), enfeksiyonların uzun sürmesi ve ağır geçmesi, sürekli yorgunluk hali, yaraların geç iyileşmesi, sık uçuk çıkması sayılabilir. Bağışıklığı düşüren yaygın nedenler arasında stres uykusuzluk, yetersiz beslenme, vitamin mineral eksiklikleri, kronik hastalıklar, kullanılan bazı ilaçlar (kortizon, kemoterapi) sigara ve alkol tüketimi sayılabilir" dedi. Hastalıklar sık tekrar ediyor ve uzun sürüyorsa araştırılmalı Güçlü bir bağışıklıkta olmaması gereken durumları sıralayan Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, özellikle hastalıkların sık tekrar etmesi, uzun ve ağır seyretmesi gibi durumlarda altında yatan nedenlerin detaylıca araştırılması gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, "Kalabalık ve kapalı ortamlarda vakit geçirenler sık grip geçirebilir. Erişkinler yılda 2-4 kez, çocuklarda 6-8 kez geçirmek normal sayılabilir. Erişkinlerde yılda 5-6 kez grip oluyorsa, hastalık bitmeden tekrar başlıyorsa, uzun sürüyorsa ve ağır seyrediyorsa ve eşlik eden açıklanmayan kilo kaybı gece terlemeleri, lenf bezlerinde büyüme, aşırı halsizlik varsa mutlaka araştırılmalıdır" mesajını verdi. Öte yandan uzun süren halsizlik durumuna da açıklık getiren Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, "Uzun süren halsizlik durumunun en sık görülen nedenleri arasında anemi (kansızlık), tiroid hastalıkları, kronik enfeksiyonlar, metabolik hastalıklar, kalp ve akciğer hastalıkları, psikolojik nedenler sayılabilir. Bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıklar (HIV, kanser vs.) nedenler arasında görülebilir" dedi. Vitamin eksiklikleri bağışıklığı doğrudan etkiler Vitamin eksikliklerinin bağışıklık sistemini doğrudan etkilediğini dile getiren Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, "Bağışıklık sisteminin hücrelerinin üretimi, iletişimi ve mikroplarla ve hastalıklarla savaşması büyük ölçüde vitaminlere bağlıdır. Eksikliklerinde vücut savunması düşer ve iyileşme süresi uzar" diye konuştu. Vitamin eksikliğinin tespit edilmesi için uygulanan yöntemleri ele alan Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Tam kan sayımı, vitamin mineral düzeyleri, hasta değerlendirmesi sonrasında yapılacak ek testler (HIV, immünglobulinler, tümör markerları gibi) tanı konulmasında fayda sağlayabilir. Ancak tüm bunlar alanında uzman hekimlerin değerlendirmesiyle ortaya çıkabilir. Ayrıca stresin bağışıklık sistemini olumsuz etkilediği bilinen bir gerçek. Stres durumunda vücutta kortizol hormonu artar. Uzun süre yüksek kalması halinde bağışıklık hücrelerinin sayısının azalması, vücudun savunma mekanizmalarının yanıtının düşmesine neden olur. Vücudun inflamasyon dengesi bozulur ve bağışıklık sistemi zayıflar." Güçlü bir bağışıklık için tavsiyelerde bulunan Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, "Sağlıklı ve dengeli beslenme, yeterli uyku, sıvı tüketimi ve mümkünse stresten uzak durmak bağışıklığı olumlu yönde etkileyecektir" dedi.