KÜLTÜR SANAT - 27 Ekim 2025 Pazartesi 11:15

Genelkurmay belgeleri ortaya koydu: Erzurum’un kahraman komutanları gün yüzünde

A
A
A
Genelkurmay belgeleri ortaya koydu: Erzurum’un kahraman komutanları gün yüzünde

Birinci Dünya Savaşı’ndan Kurtuluş Savaşı’na uzanan destansı mücadelede görev alan onlarca Erzurumlu komutanın adı, Genelkurmay Başkanlığı arşivlerinden alınan bilgiler ve araştırmacı Taner Özdemir’in titiz çalışmalarıyla yeniden gün yüzüne çıktı.


Araştırmacı Taner Özdemir, Birinci Dünya Savaşı’nın Cihan Devleti için sadece bir askerî mücadele değil, bir milletin geleceğe dair sınavı olduğunu vurgulayarak, "O zorlu dönemde Erzurum, doğunun serhat şehri olarak cephelerin kalbi hâline geldi. Şehrin bağrından çıkan onlarca kahraman komutan, Osmanlı ordusunun farklı cephelerinde savaşarak vatan savunmasının isimsiz kahramanları oldu. Bu unutulmaz isimler, Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlanan "Birinci Dünya Savaşı’na Katılan Alay ve Daha Üst Derecedeki Komutanların Biyografileri" adlı iki ciltlik eser sayesinde gün yüzüne çıktı. Eser, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı tarafından hazırlanmış olup, Hülya Toker ve Nurcan Aslan tarafından derlenerek Türk askerî tarihine kazandırıldı" dedi.


"İnsan hikâyelerini anlatan tarihî bir belge"


Kitabın Osmanlı subaylarının eğitim yıllarından cephe görevlerine, rütbe yükselmelerinden savaş sonrası hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede bilgi sunduğunu vurgulayan Özdemir, "Bu kapsamlı çalışma, sadece bir biyografi derlemesi değil; aynı zamanda Birinci Dünya Savaşı’nın insan hikâyelerini anlatan tarihî bir belge niteliğinde" diye konuştu. Bu kıymetli kaynağı Erzurum kamuoyuna kazandıran ve Erzurum’un tarihî hafızasında yeniden canlandıran kişi ise Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir oldu. Özdemir, Genelkurmay Başkanlığı kaynaklarını esas alarak yaptığı arşiv taramalarıyla, Erzurum’un unutulmuş komutanlarını bir araya getirdi. Sadece bilgileri aktarmakla kalmadı; aynı zamanda Osmanlı ve Cumhuriyet arşivlerinde yaptığı araştırmalarla, bu komutanların belgelerle teyit edilmiş yaşam öykülerini yeniden derledi. Taner Özdemir’in hazırladığı kısa, bilgilendirici yazılar; Erzurum’un kahraman evlatlarına bir vefa duruşu niteliği taşıyor. Her bir metin, o dönemin ruhunu, fedakârlığını ve kahramanlığını bugünün okuruna ulaştırıyor.


Zor Zamanlarda Doğan Cesaret


Özdemir daha sonra şöyle dedi, "Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı ordusu, dört bir yandan kuşatılmıştı. Doğuda Rusya, batıda İngiltere, Fransa ve İtalya gibi güçlerin baskısı altındaydı. Bu çok cepheli savaşta Erzurumlu komutanlar, imparatorluğun en ön saflarında yer aldı. Soğuk, açlık, hastalık ve imkânsızlıklar içinde yürütülen mücadele, onların inanç ve vatan sevgisiyle sürdü. Enver Paşa, Osmanlı ordusunun başkomutanı olarak bu süreçte stratejik kararlar aldı, Padişah V. Mehmet Reşad ise askerlerin moralini yüksek tutmak için dualarıyla ve iradesiyle orduyu destekledi. Ancak cephedeki asıl kahramanlık, Erzurum’un yiğit evlatlarının ellerindeydi. Onlar, hem askeri yetenekleriyle hem de azimleriyle savaşın kaderini belirleyen komutanlardı"


Kurtuluş’a Uzanan Yol


Savaş sona erdiğinde bu komutanların geri çekilmediğini söyleyen Özdemir, sözlerine şöyle sürdürdü, "Bir kısmı, Anadolu’nun işgaline karşı direnişin öncüleri arasında yer aldı. Cephelerde başlayan mücadele, bu kez Kurtuluş Savaşı’nın saflarında devam etti. Erzurumlu subaylar, Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde yeniden silah başına geçerek, ulusal bağımsızlığın temellerini atan isimlerden oldular. Onların cesareti, Erzurum Kongresi’nde vücut bulan o büyük iradeye de ilham verdi. Çünkü Erzurum, sadece bir şehir değil; bir milletin dirilişine yön veren bir ruhtu"


Tarihe Vefa, Geleceğe Işık


Genelkurmay Başkanlığı’nın hazırladığı kaynak ve Taner Özdemir’in arşivlerde yaptığı detaylı çalışmalar, bugün Erzurum’un askerî ve kültürel mirasının en somut kanıtlarından biri hâline geldi. Yazıların, hem tarih meraklıları hem de genç kuşaklar için birer bellek vesikası niteliği taşıdığını vurgulaya Özdemir, "Erzurum’un yiğit evlatları, bir milletin direnişinin, sabrının ve umudunun sembolü olarak tarih sahnesindeki yerlerini koruyorlar. Onlar, kışın ayazında, yazın kavurucu sıcaklarında yalnızca düşmanla değil, kaderle de savaşan askerlerdi. Her biri, cesaretin ete kemiğe bürünmüş hâliydi. Bugün o kahramanlara vefa göstermek, sadece geçmişi hatırlamak değil; geleceğe inançla yürümek anlamına geliyor. Çünkü tarih, onları unutmayan şehirleri asla unutmaz" dedi.



Genelkurmay belgeleri ortaya koydu: Erzurum’un kahraman komutanları gün yüzünde

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Vali Baruş, öğrencilerle iftar sofrasında buluştu Erzurum Valisi Aydın Baruş, GSB Yurtları Merkez Merkezi Yemekhane’de kız öğrencileriyle iftar sofrasında buluştu. Samimi bir ortamda geçen iftar buluşmasında Vali Baruş öğrencilerle sohbet etti. İftar öncesinde Bindallı Kıyafetli öğrenciler tarafından çiçeklerle karşılanan Vali Aydın Baruş’a Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur da eşlik etti. Nenehatun Kız Yurdu Müdürü Hatice Özulus’un da katıldığı iftar yemeğinde Vali Aydın Baruş, yemek reyonuna geçerek burada eldiven, bere giydi. Ardından maske takan Vali Baruş, kendi elleriyle öğrencilere yemek servisi yaptı. Yemekhane işletmecisi Rıza Altunayar, Vali Baruş’a yemekhanedeki Ramazan ayı çalışmaları hakkında bilgi verdi. Ezan ve Kur’an-ı Kerim tilavetinin adından Erzurum Valisi Aydın Baruş, öğrencilerle birlikte iftarını açtı. Öğrencilerle tanışan ve samimi bir ortamda sohbet eden Vali Baruş, "Hepinizin Mübarek Ramazan ayını tebrik ediyorum. Allah tuttuğunuz oruçları ve yaptığınız ibadetleri kabul etsin. Ramazan bayramında memleketlerine gidecek olan öğrencilerimizin ailelerine ve yakınlarına şimdiden selamlarımı iletiyorum" dedi. Vali Baruş, yemekhane işletmecisi Rıza Altunayar ve personeline teşekkür ederken, Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur nezdinde, Nenehatun Yurt Müdürü Hatice Özulus ile yurt yönetim memurlarını da tebrik etti. İftarda öğrenciler Erzurum türküleri ve ilahiler seslendirdi.
Denizli Dünyaca ünlü piyanist Gülsin Onay Denizli’de öğrencilerle buluştu Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen Piyano Festivali kapsamında Denizli’ye gelen dünyaca ünlü piyanist ve devlet sanatçısı Gülsin Onay, öğrencilerle bir araya gelerek tecrübelerini paylaştı ve mini bir konser verdi. Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen Piyano Festivali kapsamında Denizli’ye gelen dünyaca ünlü piyanist ve devlet sanatçısı Gülsin Onay, Denizlili sanatseverlerle buluştu. Festival çerçevesinde ilk olarak Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi’nde öğrencilerle bir araya gelen Onay, genç müzisyenlerle sohbet ederek sanat yolculuğuna dair deneyimlerini paylaştı. Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Onay, müzik eğitiminin önemine değinerek genç yeteneklere tavsiyelerde bulundu. Program kapsamında öğrencilere mini bir piyano dinletisi de sunan Onay, performansıyla büyük beğeni topladı. Ünlü piyanist, akşam saatlerinde ise Pamukkale Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen konserle Denizlili vatandaşlarla buluştu. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği konser, katılımcılardan büyük alkış aldı. Festival kapsamında gerçekleşen etkinlik, müzikseverlere unutulmaz bir akşam yaşattı. Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi öğretmen ve öğrencilerine övgüyle bahseden devlet sanatçısı Gülsin Onay, yaptığı açıklamada, "Bu gerçekten sözlere sığmayacak kadar gurur verici bir olay. Çünkü festival dokuz yıldır düzenleniyor ve her geçen yıl daha da büyüyor. Bu yıl sanırım yaklaşık beş yüze yakın katılımcı var. Gerçekten muhteşem. Ben de bugün öğrencileri dinleme fırsatı buldum. Hocalarıyla birlikte bir araya geldik ve performanslarını çok beğendim. Düzeyleri oldukça iyi. Onlarla sohbet etme imkânı da bulduk. Bu akşamki konser öncesinde böyle bir ortamda bulunmaktan dolayı çok mutluyum ve emeği geçen herkesi içtenlikle tebrik ediyorum. Bu organizasyon büyük bir emek, ciddi bir hazırlık ve yoğun bir çalışmanın ürünü. Ben de her zaman gençlerin yanındayım ve onların gelişimini görmek hepimizi çok mutlu ediyor. Bu da bana büyük bir heyecan veriyor" şeklinde konuştu. Denizlili müzikseverlerle buluştuğu için heyecanlı olduğunu ifade eden sanatçı Onay, "Üniversitenin bu güzel salonunda, harika bir ortamda Denizlili müzikseverlerle müziği paylaşacak olmak benim için büyük bir mutluluk olacak" dedi. Bu yıl 9’uncusu düzenlene Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi Piyano Festivalini geleneksel hale getirmekten mutluluk duyduklarını ve festivalde dünyaca ünlü sanatçıları ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirten Okul Müdürü Sinan Demircan, festival kapsamında yaptığı açıklamada, "Piyano Festivali, Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi ile bütünleşmiş bir festivaldir. Bu yıl dokuzuncusunu düzenlediğimiz festival, Denizli ve Ege Bölgesi’nde müziğe ve sanata gönül veren, piyano çalmayı seven müzisyenlerin ve müzik öğrencilerinin bir araya geldiği önemli bir platform haline gelmiştir. Festival sayesinde katılımcılar yalnızca müzikal duygularını değil, aynı zamanda sahne performanslarını da sergileme fırsatı bulmaktadır. Okul ve kurum politikalarımız açısından baktığımızda ise Denizli ve Ege Bölgesi’nde kültürel ve sanatsal etkinliklere mutlaka yer verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayış doğrultusunda kurum olarak Piyano Festivali’ni hayata geçirdik. Bugün ise festivalimizin finalinde, dünyaca ünlü devlet sanatçımız Gülsin Onay’ın gala konseriyle bu özel etkinliği taçlandırmış bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.
Aydın Aydın dağlarında incir ve zeytin üreticisinin karasabanla zorlu mücadelesi başladı Türkiye’nin en fazla incir ve zeytin üretiminin yapıldığı Aydın’ın verimli dağlarında çiftçilerin karasabanla zorlu mücadelesi başladı. Baharın gelmesiyle birlikte toprağın tavı kaçmadan arazilerini sürmek isteyen üreticiler, zorlu arazi şartlarında karasabana koştukları atlarla yoğun mesai harcıyor. Dağlık alanlarda modern tarım makinelerinin kullanılamaması nedeniyle üreticiler, geleneksel yöntemlerden biri olan karasabanla arazilerini sürmeye devam ediyor. Bu yıl Ramazan ayının çift sürme dönemine denk gelmesi nedeniyle çiftçilerin mücadelesini oruçlu olarak sürdürüyor. Atlarla çift süren vatandaşlardan Atilla Özkan, dağlık arazilerde traktörle çalışmanın mümkün olmadığını belirterek, "Arazilerimiz çok eğimli olduğu için traktör giremiyor. Bu yüzden yıllardır atlarla karasaban kullanıyoruz. Toprağın tavı kaçmadan sürmemiz gerekiyor. Ramazan ayında oruçlu olsak da üretim için çalışmaya devam ediyoruz" dedi. "Günlük 6 bin TL aylık 180 bin TL kazanıyorlar" Çalıştıktan sonra herkesin ekmeğini kazanabildiği ve yılın 12 ayı çalışana işin bulunduğu Aydın’da atlarla çift süren ilkokul mezunu bir kişi mühendis ve doktor maaşına eş değer para kazanıyor. Piyasa değeri 40-50 bin TL olan ve çift sürmeye alışık 2 ata sahip olan Aydın’ın dağ köylerindeki erkekler, sezon boyunca günlüğü 6 bin TL’ye çift sürüyor. Aylık kazançları 180 bin liraya yaklaşan çiftçiler çalıştıktan sonra herkesin para kazanabileceğini ancak yeni neslin zor geldiği için atlarla çift sürmeye yanaşmadığını belirtti. Günlük kazancının oldukça iyi olduğunu belirten çiftçilerden Atilla Özkan, "Şu anda günlük 6 bin TL yevmiye ile çift sürüyoruz. Bu da ayda 180 bin TL ediyor. Çok şükür güzel para. Buna rağmen bu işi yapan kişi sayısı çok az. Yeni nesil bu işi yapmak istemiyor. Atlarla çift sürmek zor bir iş olduğu için gençler pek yanaşmıyor" diye konuştu. Toprağın tavını kaybetmeden işlenmesinin ürün verimi açısından büyük önem taşıdığını belirten çiftçiler, hem incir hem de zeytin ağaçlarının daha verimli olması için arazileri zamanında sürmeye çalıştıklarını ifade etti.