KÜLTÜR SANAT - 22 Ocak 2026 Perşembe 13:56

İki kardeş şehrin sanatsal buluşması

A
A
A
İki kardeş şehrin sanatsal buluşması

Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen fotoğraf sergisinde kardeş şehirler bir araya geldi.


Erzurum-Harbin Kardeş Şehir Fotoğraf Sergisi, sanatın evrensel ruhu ve birleştirici gücünü bir kez daha ortaya koydu. Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı ve diğer protokol üyeleri katıldı.


Genel Sekreter Aynalı, burada yaptığı konuşmada, "İki kadim medeniyetin, iki köklü devlet geleneğinin ve iki tarihî şehrin buluşmasına şahitlik etmenin onurunu yaşıyoruz. Bugünkü buluşmamız, sıradan bir ziyaretin çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. Çünkü bugün; Çin Halk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında kurulan diplomatik ilişkilerin 55. yılını idrak ederken, aynı zamanda ‘Buz ve Kar Şehri’ Harbin ile ‘Dadaşlar Diyarı’ Erzurum arasında 2010 yılında tesis edilen kardeş şehir ilişkisinin 15. yılını da birlikte kutlamanın gururunu yaşıyoruz" dedi. "Türkiye ile Çin arasındaki ilişkiler, yalnızca modern diplomatik temaslara dayanan bir süreç değildir. Bu ilişkiler, tarihin derinliklerine uzanan, İpek Yolu’nun tozlu yollarında şekillenmiş, ticaretle, kültürle, ilimle ve karşılıklı etkileşimle beslenmiş kadim bir bağın devamıdır" diyen Aynalı, "Asya’nın kalbinden Anadolu’nun kapılarına uzanan bu tarihî hat, milletler arasında yalnızca mal değil; fikir, kültür ve medeniyet de taşımıştır. Bugün bizler, işte bu tarihî mirasın modern çağdaki temsilcileri olarak bir aradayız" şeklinde konuştu.



"Erzurum; medeniyetlerin beşiğidir"


Genel Sekreter Aynalı, "Erzurum, tarih boyunca bu büyük medeniyet yolunun en önemli duraklarından biri olmuştur. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Cumhuriyet’ten günümüze kadar Erzurum; ilmin, irfanın, ticaretin ve stratejik aklın merkezi olma vasfını korumuştur. Harbin ise Çin’in kuzeyinde, sert iklimiyle, disiplinli şehir yapısıyla, buz ve kar temalı kültürel zenginliğiyle dünya çapında tanınan, vizyoner bir şehir olarak öne çıkmaktadır" kaydını düştü. Erzurum ile Harbin’i buluşturan şeyin aynı zamanda iki kardeş şehrin karakterini de yansıttığını dile getiren Aynalı, şöyle devam etti: "2010 yılında Erzurum ile Harbin arasında ilan edilen kardeş şehir ilişkisi, bir protokol metninden ibaret kalmamış; karşılıklı ziyaretler, teknik iş birlikleri, kültürel paylaşımlar ve samimi dostluklarla bugünlere kadar taşınmıştır. Aradan geçen 15 yıl boyunca, iki şehir arasında sürdürülen temaslar, şehir diplomasisinin ne kadar kıymetli ve kalıcı sonuçlar üretebildiğini bizlere açıkça göstermiştir. Kardeş şehir ilişkileri, artık sadece temsili dostluklar değildir. Günümüz dünyasında şehirler; ekonomide, turizmde, kültürde ve teknolojide doğrudan aktör haline gelmiştir. Erzurum olarak bizler, bu bilinçle hareket ediyor; uluslararası ilişkilerimizi yalnızca merkezi diplomasinin gölgesinde değil, şehirlerarası güçlü bağlar üzerinden de inşa ediyoruz. Harbin ile kurduğumuz bu kardeşlik bağı, bu anlayışın en somut örneklerinden biridir. Erzurum’umuz, sadece Türkiye’nin doğusunda bir şehir değil; aynı zamanda Kafkasya’ya, Orta Asya’ya ve Asya içlerine uzanan bir vizyonun merkezidir. Ulaşım altyapımız, lojistik gücümüz, üniversitelerimiz, turizm potansiyelimiz ve özellikle kış turizmindeki iddiamızla, bölgesel bir cazibe merkezi haline gelmiş durumdayız."



"2026; Çin’in on beşinci beş yıllık kalkınma planı’nın başlangıç yılıdır"


Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin de, "Büyükşehir Belediye Başkanlığı Genel Sekreteri Zafer Aynalı ile birlikte ‘Erzurum-Harbin Kar ve Buz Kardeş Şehirler Fotoğraf Sergisi’nin açılışını yapmaktan büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum. Öncelikle, bu anlamlı etkinliğe katılarak iki şehrin zengin kültürel birikimini ve görkemli doğal manzaralarını fotoğraflar aracılığıyla birlikte paylaşmamıza vesile olan siz değerli misafirlere teşekkür ediyorum. Erzurum, köklü bir tarihe sahip olup, antik İpek Yolu üzerindeki önemli şehirlerden biridir.’Açık hava müzesi’ olarak anılan bu şehirde, her bir taş ve her bir iz, kadim uygarlıkların ve tarihî hanedanların derin izlerini taşımaktadır. Aynı zamanda Erzurum, Anadolu toprağının karlarla bezeli bir incisi olarak dünyanın dört bir yanından kış sporları tutkunlarını kendine çekmektedir. Kış sporları alanındaki özgün avantajları sayesinde Erzurum, ACES Europe tarafından 2025 Avrupa Kış Sporları Başkenti olarak seçilmiştir" şeklinde konuştu. "Harbin de Çin’in önemli tarih ve kültür şehirlerinden biridir" diyen Büyükelçi Xuebin, şunları kaydetti: "Binlerce yıllık Çin uygarlığının birikimi ve farklı kültürlerin etkisiyle Harbin, Doğu ile Batı’nın kaynaştığı, çok kültürlü yapısıyla sürekli yeni bir dinamizm ortaya koymaktadır. Kar ve buz, Harbin’in en belirgin kültürel simgesidir. ‘Buz Şehri’ olarak da anılan Harbin’de düzenlenen Buz Fenerleri Festivali, Buz ve Kar Dünyası ile Güneş Adası Kar Fuarı, bugün dünya çapında tanınan ve Çin’in buz ve kar kültürünü temsil eden önemli simgeler haline gelmiştir. Harbin ile Erzurum, 2010 yılında kardeş şehir olmuş; kar ve buz teması etrafında sürekli diyalog ve iş birliği geliştirerek Çin-Türkiye ilişkilerine katkıda bulunmuştur. 2026 yılı, Çin’in ‘On Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın başlangıç yılıdır. Bu dönemde yüksek kaliteli kalkınmayı kararlılıkla teşvik edecek, yüksek düzeyde dışa açılmayı genişletecek ve Türkiye dâhil olmak üzere dünyanın tüm ülkeleriyle kalkınma fırsatlarını paylaşarak ortak gelişimi hedefleyecek, karşılıklı faydaya dayalı iş birliğinde yeni bir sayfa açacağız. Bu yıl aynı zamanda Çin ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 55. yıl dönümüne denk gelmektedir. Son yıllarda, Çin Cumhurbaşkanı Sayın Xi Jinping ile Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın stratejik liderliği altında, Çin-Türkiye ilişkileri olumlu bir gelişim ivmesini korumuş; çeşitli alanlardaki iş birliği istikrarlı biçimde ilerlemiş ve somut, verimli sonuçlar elde edilmiştir."


Konuşmaların ardından halk oyunları ve halk danslarının gösterimi sonrası serginin açılışı yapıldı.



İki kardeş şehrin sanatsal buluşması

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye, herkesin din ve vicdan hürriyetine sahip olduğu, inançlarını özgürce yerine getirebildiği örnek bir ülkedir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye, herkesin din ve vicdan hürriyetine sahip olduğu, inançlarını özgürce yerine getirebildiği, cemaatlerin kendi kurumlarını yaşatabildiği ve karşılıklı saygının hakim olduğu örnek bir ülkedir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da dini azınlık temsilcileri ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen iftar programında bir araya geldi. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ramazan ayı gönülden gönüle köprülerin kurulduğu, paylaşmanın ve dayanışmanın arttığı kardeşliği güçlendiği müstesna bir zaman dilimidir. Savaşların, çatışmaların, ayrışmaların, acıların, zulümlerin insanlığın gündemini belirlediği günümüzde burada verilen birlik beraberlik ve dayanışma görüntüsünün çok anlamlı olduğunu inanıyor ve anlıyorum. Üzerinde yaşadığımız Anadolu toprakları medeniyetlerin buluştuğu, farklı inançların kaynaştığı, aynı sokakta yer alan camiilerin, kiliselerin, sinagogların her birini birbirine yakıştığı bir coğrafyadır. Bu akşam da aynı sofranın etrafında Rum Ortodoks, Ermeni, Musevi, Süryani, Katolik ve farklı cemaatlerimizin kıymetli temsilcileri buluşuyor. Davetimize icabet ettiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Mesele yaratılanı yaratandan ötürü sevebilmektir" Allah’ın yarattığı insanları ayırmanın kimsenin haddi olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizler sadece kendi cemaatlerinizin değil, aynı zamanda Türkiye’nin çok kültürlü ve çok inançlı toplumsal yapısının da temsilcilerisiniz. Bu toprakların mayasında birlikte yaşama kültürü vardır, bu toprakların ruhunda karşılıklı saygı vardır, bu toprakların hafızasında kardeşlik vardır. Mesele yaratılanı yaratandan ötürü sevebilmektir. Allah’ın yarattığı insanları kategorilere ayırmak, ırkçılık yapmak, mezhep ve meşrebine göre ötekileştirmek kimsenin haddi de hakkı da değildir" ifadelerini kullandı. "Cumhuriyet tarihinde ilk kez yeni bir kilise bizim dönemimizde inşa edildi" Türkiye’de farklı inançlara mensup vatandaşların sosyal yaşamın birçok alanında bulunduğunu belirten Erdoğan, "Son 23 yılda bu minvalde çok kapsamlı adımlar attık. Cemaat vakıflarının geçmişten gelen mülklerinin iadesi konusunda önemli düzenlemeler yaptık. Vakıflar mevzuatında gerçekleştirdiğimiz reformlarla cemaat vakıflarının haklarını genişlettik. Uzun yıllar ihmal edilmiş pek çok kilise ve ibadethaneyi restore ederek yeniden cemaatlerin hizmetine sunduk. Cemaatlerin ihtiyaç duyduğu din görevlileri konusunda da ciddi kolaylıklar sağladık. Cumhuriyet tarihinde ilk kez yeni bir kilise bizim dönemimizde inşa edildi. İstanbul Yeşilköy’de ibadete açtığımız Süryani Kilisesi, Türkiye’deki dini özgürlük ortamının güçlü bir sembolü olmuştur. Farklı inançlara mensup vatandaşlarımızın akademide, bürokraside, iş dünyası ve siyasette aktif olmalarından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Yakın zamanda Ermeni kökenli bir vatandaşımızın kaymakam olarak atanması ve Ermeni milletvekillerimizin TBMM’de uzun süredir görevde bulunması bunun en güzel örneklerinden biridir. İnşallah önümüzdeki dönemde sizlerle el birliği ve gönül birliği içerisinde bu iklimi daha da güzelleştirmeye devam edeceğiz" diye konuştu. "Türkiye, herkesin inançlarını özgürce yerine getirebildiği örnek bir ülkedir" "Gerçekler apaçık ortadayken zaman zaman bazı uluslararası çevrelerin dini özgürlükler konusunda ülkemizi haksızca eleştirdiğini görüyoruz" diyen Erdoğan, "Türkiye karşıtlığını siyasetlerinin merkezlerine yerleştirenlerin söylediklerinin bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur. Türkiye, herkesin din ve vicdan hürriyetine sahip olduğu, inançlarını özgürce yerine getirebildiği, cemaatlerin kendi kurumlarını yaşatabildiği ve karşılıklı saygının hakim olduğu örnek bir ülkedir. Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Fransuva’nın Türkiye’yi ziyareti sırasında yaşananlar bunun önemli bir göstergesidir. Gerek İznik’teki dua programı, gerekse İstanbul’da gerçekleştirilen ayin devletimizin sağladığı imkanlar sayesinde icra edilmiştir" ifadelerini kullandı. "Camii, kilise, havra demeden bombalayanlara müsamahamız yoktur" Türkiye olarak her türlü ayrımcılığa karşı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün dünya maalesef ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme gibi ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Özellikle son yıllarda tırmanan İslam düşmanlığı, hem bizim insanlarımızı hem de bir arada yaşama kültürünü açıkça tehdit ediyor. Türkiye olarak her türlü ayrımcılığa karşıyız. Bunun da mücadelesini içeride ve dışarıda kararlılıkla veriyoruz. Aynı şekilde camii, kilise, havra demeden bombalayan, ibadethaneler dahi saygısı olmayan DEAŞ vari karanlık yapılara da müsamahamız yoktur. Söylediğim gibi İslam düşmanlığı nasıl bir insanlık suçuysa, Anti-Semitizm de suçtur, makul ve meşru görünemez bir kötülüktür. Bizim hedefimiz açıktır, bu topraklarda yaşayan herkesin kendini eşit, özgür ve güvende hissettiği bir Türkiye’yi inşallah hep birlikte inşa ettik, inşa edeceğiz. Bu akşamki İftar soframızı bu arzumuzun bir nişanesi olarak görüyorum" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftar programına katılan dini azınlık temsilcilerine teşekkür etti, ramazanın ayının ülkeye, millete ve tüm insanlığa barış, huzur ve bereket getirmesini diledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş ve birçok davetlinin bulunduğu programa, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan, Türkiye Musevileri Hahambaşı David Sevi, Süryani Metropoliti Yusuf Çetin, Papa Türkiye Dini Temsilcisi Latin Katolik Metropoliti Massi Milano, Arkepiskopos İzmir Metropoliti Monsenyör Martin Kmetec, Türkiye Süryani Katolik Metropoliti Orhan Çanlı, Türkiye Ermeni Katolik Cemaati Ruhani Reisi Vartan Kerabaydzar Kirakos Kazancıyan, Kadıköy Metropoliti Emanuel Adamakis, Hatay Katolik Anadolu Havarisi Vekili Antuan Ilgıt, Mardin Süryani Metropoliti Mor Timotheos Samuel, Keldani Kilisesi Başepiskoposu Sabri Anar, Ermeni Vakıflar Birliği Platformu Başkanı Bedros Şirinoğlu, Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Başkanı Konstantin Yuvanidis, Türk Musevi Toplumu Başkanı Erol Kohen, Yahudi Cemaati Başkanı İsak İbrahimzadeh, Süryani Vakfı Başkanı Kenan Gürdal, Mor Gabriel Vakfı Başkanı Kuryakus Ergun, Kadıköy Rum Vakfı Başkan Vekili Lena Kaçi Açık, Ermeni Katolik Vakfı Başkanı Antuan Sultanoğlu ve Süryani Katolik Vakfı Başkanı Münir Üçkardeş katıldı.