KÜLTÜR SANAT - 07 Eylül 2025 Pazar 09:18

Kudüs-ü Şerif Müftülüğü mertebesindeki şehir

A
A
A
Kudüs-ü Şerif Müftülüğü mertebesindeki şehir

Diyanet Akademisi Erzurum Ömer Nasuhi Bilmen Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü Doç. Dr. Zeki Koçak, Abdurrahman Paşa’nın "Kudüs-ü Şerif Rütbesiyle" Erzurum Müftüsü olarak atanmasının derinliğiyle araştırılması gereken bir konu olduğunu söyledi.


Osmanlı döneminde il müftülüklerinde ilk mertebe İstanbul’a mahsustu. İkinci mertebe Haremeyn’e, üçüncü mertebe ise Kudüs-ü Şerif Müftülüğündeydi. Diğer şehirlere farklı kategori ve mertebelerde müftü atanırdı. Kaynaklara göre, 1700’lerin sonlarında Abdurrahman Paşa’nın "Kudüs-ü Şerif Rütbesiyle" Erzurum Müftüsü olarak atandı. Bu da Cihan Devleti’nin Erzurum’a verdiği ehemmiyetin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. "Kudüs-ü Şerif rütbesiyle Erzurum Müftüsü’ unvanı, Abdurrahman Paşa’nın kaleme aldığı 2 ciltlik "Sefinet’ül Fetâva" adlı eserde yer alıyor. 1801 (h 1233) tarihli eserde dönemin Erzurum’unda verilen fetvalar şehrin psiko-sosyal yapısından, çarşısından, pazarından ve insanların meselelerinden mühim ipuçları veriyor.



"Bu bir rütbe olarak değerlendirilebilir"


Diyanet Akademisi Erzurum Ömer Nasuhi Bilmen Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü Doç. Dr. Zeki Koçak metinlerden anlaşılacağı üzere Erzurum Müftüsü Abdurrahman Paşa’nın, Kudüs-ü Şerif rütbesiyle bu makama atandığını ifade ederek, "Erzurum Müftülüğü’nün Kudüs Müftülüğü rütbesiyle verilmesi konusu elbette çok önemli ve dikkatlice incelenmesi gerek. ‘Sefînetü’l-Fetâvâ’ kitabında Erzurum Müftülüğü’nün Kudüs Müftülüğü rütbesiyle verildiğini yazıyor. Bunu biraz araştırdığımızda "Bahru’l Fetâvâ" kitabında ise Erzurum Müftüsü’nün Halep Müftülüğü rütbesiyle verildiği görülüyor. İstanbul Müftülüğü aynı zamanda Şeyhülislam’dı. Yani ona bir numara diyebilirsek iki numara Haremeyn Müftüsü, yani Mekke- Medine Müftüsü. Sonrasında ise Kudüs Müftülüğü geliyor. Yine bazı özel büyük vilayetler var. Bursa gibi Balkanlar’daki bazı vilayetler gibi onlarda da müftülükler vardı" dedi.



Erzurum, Kudüs ve Bağdat’ın ortak bir yanı


Abdurrahman Paşa’nın Erzurum’a iki defa atandığını hatırlatan Doç. Dr. Zeki Koçak , "İlk atandığında o rütbeyle verilmemiş. Acaba hem atanan kişinin seviyesiyle hem şehrin pozisyonuyla mı ilgili diye düşünüyorum. Öyle zannediyorum ki, Kudüs Müftülüğü Haremi Müftülüğünden sonra gelirken o müftülüğün rütbesiyle artık torba kadro gibi mi düşünebiliriz? Yaptığım çalışma ve araştırmalarda bunu çok fazla bir netleştiremedim. Bu vilayetlerle ilgili tarih hocalarının kitaplarına da baktım. Halil İnalcık hocanın olsun, İlber Ortaylı hocanın olsun diğerlerinin. Oralarda çok da bir netlik yok. Ama bu elimizde çok orijinal bir belge. Erzurum’da namazlardan sonra sela verilmesi geleneği vardır. Bunun Kudüs’te ve hatta Bağdat’ta da verildiğini öğrendik. Biz bunu aslında sadece Kurtuluş Savaşı esnasında zannediyorduk. Akşam namazı hariç diğer namazların peşine sela verilmesi geleneğinin de olmasının daha derin tarihi bir arka planı mutlaka vardır. Bu konuyu derinliğine biraz daha çok araştırmamız lazım diye düşünüyorum" diye konuştu.



Abdurrahman Efendi ve "Sefînetü’l-Fetâvâ"


Abdurrahman Efendi 18.yy. da Erzurum’da 21 yaşındayken müftülük yaptı, bu görevini 20 yıl sürdürdü. Ayrıca Erzurum’da kadılık ve valilik görevi üstlendi. Son olarak Ankara valiliği yapan Abdurrahman Efendi, ilim adamlığının yanında dönemin siyasetine de vakıf bir kişiydi. 20 yıl boyunca müftülük görevi sırasında vermiş olduğu fetvaları Sefinetü’l-Fetâvâ adlı eserini meydana getirdi. Nuküllü fetva türlerinden olan yani fetvalarının kaynakları gösterilmiş olan bu eseri, fetva verirken ve meseleyi çözerken izlediği metot döneminin fetva metodunu da ortaya koyuyor. Diğer fetva kitaplarından özellikle hacim ve kaynak zenginliği yönünden, ayrıca farazi fetvalardan ziyade pratik yaşanmış olayları ve dönemin yaşantısını ortaya koyması açısından farklılık arz ediyor. Eserin önemli özelliklerinden birisi de müellifin yaşadığı dönemin sosyal, hukuki, kültürel ve toplumsal sorunlarını farklı yönleriyle ortaya koymasıdır ve çözüm üretmeye çalışmasıdır. Erzurum Müftüsü Abdurrahman Efendi, Sefinetü’l -Fetava adlı eseri ile İslam Hukuk kaynaklarına önemli bir fetva eseri kazandırdı.




Kudüs-ü Şerif Müftülüğü mertebesindeki şehir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Gürlek’ten Özgür Özel’e tepki: "Kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir algı operasyonudur" Adalet Bakanı Akın Gürlek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in iddialarına sosyal medya üzerinden yanıt verdi. Gürlek, "Özgür Özel’in bugün şahsıma yönelik yaptığı açıklamalar, herhangi bir delile dayanmayan, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir algı operasyonudur" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, X hesabından yaptığı açıklamada, Özgür Özel’in kendisine yönelik iddialarını "herhangi bir delile dayanmayan açık bir algı operasyonu" olarak nitelendirdi. 20 yılı aşkın süredir devletin çeşitli kademelerinde görev yaptığını ifade eden Gürlek, hâkim olan eşiyle birlikte mal varlığı beyanlarını mevzuata uygun şekilde düzenli olarak sunduklarını vurguladı. Özel’in gündeme getirdiği iddiaların "tapu kayıtlarında karşılığı olmayan hayal ürünü" olduğunu savunan Gürlek, bu tür söylemlerin kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu belirtti. Gürlek açıklamasında, Özgür Özel’in daha önce de benzer iddialarda bulunduğunu ve bunların asılsız çıktığını ileri sürerek şu ifadelere yer verdi: "Yargı görevim süresince terör ve organize suç yapılarıyla yürüttüğüm mücadele nedeniyle şahsımı bu şekilde sorumsuzca hedef göstermesi, sistematik bir karalama kampanyasının parçasıdır. Elinde gerçekten bilgi ve belge olduğunu iddia edenlerin adresi siyasi kürsüler değil, ilgili yargı mercileridir. Bu iftiralar karşısında, başta manevi tazminat olmak üzere gerekli yasal süreçleri derhal başlatıyorum."
Bursa Maden ocağının atıkları suya ve toprağa karışmaya devam ediyor Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde yaklaşık 7 yıldır tartışmalara konu olan bir madencilik şirketine ait atık barajının bir süre önce çökmesine tepkiler sürüyor. Tüm itirazlara rağmen faaliyetini sürdüren bakır, çinko ve kurşun ocağının ayrıştırma bölümünün 1,5 ay önce patlaması sonucu akan tonlarca kimyasal ve ağır metal içerikli atık halen ocağın alt kısmında duruyor. Balçık halinde görülen atık yağmurlarla sulara ve toprağa karışmaya devam ederken tam bir çevre felaketi yaşanıyor. Bölge sakinleri maden ocağı faaliyetine devam edecekse çevreyi, toprağı, suyu koruyacak önlemlerin en üst seviyede alınmasını istese de işletmenin bu konuda ciddiyetle adım atmaması tepkilere yol açıyor. Kirazlıyayla Muhtarı Hasan Açar, 6-7 yıldır maden şirketiyle mücadele ettiklerini ancak sonuç almaktansa sorunlarının giderek büyüdüğünü söyledi. Ayrıştırma tesisinin maden ocağı sınırlarında olmaması gerektiğini yıllardır söylediklerini belirten Açar, "Köylülerle mücadele ettik ’ayrıştırma tesisini, atık havuzunu buraya yapmayın, çöker’ dedik. Ama dinlemediler" dedi. Eskiden bölgede otlayan hayvanların yağmurdan sonda toprağın yumuşaklığı nedeniyle battığını anlatan muhtar Açar, şunları kaydetti: "Bunların hepsini söyledik, anlattık ama bütün itirazlara rağmen yapıldı. Şirket inatlaştı ve atık havuzunu, ayrıştırma bölümünü buraya koydu. Çökme tehlikesinin olduğunu o zamanlarda söyledik, söylediler. Toprak kaymaları yaşandı ve atık havuzundan çıkan balçık, atık, Sarıyer Deresi’ne aktı. Bu dere Yenişehir Ovası’na gidiyor. Oradan diğer akarsulara karışarak göl ve göletlere, yer altı sularına ve hatta tarım ürünlerine gidiyor." Kurşun, çinko ve bakır çıkarılan maden ocağının atığının halen mahalle altında Sarıyer Deresi’nin yatağında bulunduğunu aktaran Açar, "Önlem alınıyor diye söyleniyor. Ayrıştırma yani atık havuzunun tekrar patlamaması için önlem alıyorlar. Olmayacak zamanla yine patlayacak. Toprak yumuşak ve kaldırmıyor. Bölgede hafriyat ağırlığını taşımadığı için toprak kaymaları oldu ve 20 kişinin tarlası patladı. Bunu bir türlü anlatamıyoruz" diye konuştu.