POLİTİKA - 07 Ekim 2025 Salı 11:54

Milli Eğitim Bakanı Tekin: "On binlerce insan, 60 binin üzerinde insanın şehit edildiği bir soykırım sürecini yaşıyoruz"

A
A
A
Milli Eğitim Bakanı Tekin: "On binlerce insan, 60 binin üzerinde insanın şehit edildiği bir soykırım sürecini yaşıyoruz"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "İnsanların birbirlerinin haklarına saygı duyduğu, birbirlerinin hak ve hukukunu koruduğu bir alan inşa etmek durumunda" olduğunu söyledi.


Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, geçtiğimiz eğitim öğretim yılı başlarken de Çanakkale’den Gazze’ye temasıyla vatan savunması ve bağımsızlık temalı bir eğitim öğretim haftası başlangıcı yaptıklarını belirterek, "Geçen zaman içerisinde İsrail’in uyguladığı zulüm bitmedi. Tam tersine bir soykırım noktasına eriştim. On binlerce insan, altmış bin üzerinde insanın şehit edildiği bir soykırım sürecini yaşıyoruz. Eğitim ile ilgilenen bizlerin, eğitimcilerin aslında asıl üzerinde durması gereken şey bu dünyada barış içerisinde birlikte adaleti, demokrasiyi, insan haklarını egemen kılacak bir yaşam ortamı oluşturmak" dedi.



Türkler gelir ve bizi kurtarır


"İnsanların birbirlerinin haklarına saygı duyduğu, birbirlerinin hak ve hukukunu koruduğu bir alan inşa etmek durumunda" diyen Bakan Tekin, "Biz Türkiye Yüzyılı Maarif modelini hayata geçirirken ana parametre olarak bunu aldık. Biz dedik ki bizim yetiştirdiğimiz çocuklar, biz öyle bir program yapacağız ki bizim çocuklarımız dünyada barışı, insan haklarını, demokrasiyi savunacak, bu değerlerin mücadelesini yapacak bir kuşak yetiştirmeliyiz. Bunun da bütün dünyadaki eğitim, öğretim programlarının örnek olmasını arzu ediyoruz dedik. Katıldığımız toplantılarda müfredat değişikliklerimizle ilgili sunumlar yaparken de odağa bunu yerleştirdik. Birincisi bu, ikincisi biz binlerce yıllık bir devlet gelinliğiyiz. Ve dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi ülkesine giderseniz gidin, bir zulümle karşı karşıya kaldıklarında, hak ve hürriyetlerin ihlal edildiği bir ortam gördüklerinde Türkler gelir ve bizi kurtarır. Türkler bizim hakkımızı savunur algısı var. Bunun da ben bir Türk olarak, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Gerçekten gurur duyuyorum. Dünyanın her tarafında insanların Türklere, Türkiye Cumhuriyeti devletine bu şekilde barış için, insan hakları için, adalet için, demokrasi için güveniyor olması benim için mutluluk verici bir şey. Dolayısıyla bu iki perspektiften baktığımızda Filistin’de yaşananlarla ilgili Türkiye’de Çocuklarımızın bu sürece sahip çıkacak bir şuurla yetişmesini sağlamak hem evrensel eğitimin ana felsefesi açısından hem de Türk devlet geleneği Türkiye’nin toplumsal yapısı açısından ve Türkiye’nin uluslararası imajı açısından önemli" diye konuştu.



İnsan haklarını, adaleti, demokrasiyi önceleyen bir eğitim anlayışı inşa etmeye hep beraber devam edeceğiz


Milli Eğitim Bakanlığı olarak bugün soykırımın ikinci yıldönümünde okullarda böyle bir etkinliği yapmayı uygun bulduklarını anlatan Bakan Tekin, "Biliyorsunuz son günlerde özellikle sadece ve sadece insani yardım amaçlı dünyanın farklı ülkelerinden, farklı milletlerden, farklı etnik ve dini aidiyetlerden insanların insani yardım götürmek üzere insan hakları aktivisti olarak yaptıkları eylemler İsrail vahşi politikası tarafından engellendi. Bu konuda da sesimizi duyurmak istemiştik. Türkiye’nin genelinde öğretmen arkadaşlarımızdan, okullarımızdan böyle bir gönüllü etkinlik ortamı oluşturulsun istemiştik. Biz de bugün burada Erzurum’da öğretmen arkadaşlarımızla bu etkinlikleri birlikte yaptık. Emeği geçen bütün öğretmen arkadaşlarımıza bu konuda hassasiyetini bizimle paylaşan bütün sivil toplum örgütlerine, siyasilere burada şükranlarımı sunuyorum. Eğitim dediğimiz gibi hep beraber altından kalkabileceğimiz bir yük. İnşallah biz bu paylaşımcı mantıkla dünyanın ortak ve yaşanabilir bir dünya haline gelmesi için insan haklarını, adaleti, demokrasiyi önceleyen bir eğitim anlayışı inşa etmeye hep beraber devam edeceğiz" şeklinde konuştu.



Milli Eğitim Bakanı Tekin: "On binlerce insan, 60 binin üzerinde insanın şehit edildiği bir soykırım sürecini yaşıyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Yalova’daki terörist ile HTS kaydına "hurma" savunması Yalova’da 3 polisin şehit olduğu terör örgütü DEAŞ operasyonunun ardından yürütülen soruşturma kapsamında Kocaeli’de tutuklanan ve hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istenen sanık Rıza Turgay L., delil yetersizliğinden beraat etti. Seyyar satıcı olan sanık, çatışmada öldürülen teröristle olan telefon irtibatını ise "Bana hurma fiyatı sormak için aradığını düşünüyorum" sözleriyle savundu. Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yargılanan tutuklu sanık Rıza Turgay L. (45) ile avukatı Gizem Dirbisoğlu katıldı. İddianameden detaylar Duruşmada, terör örgütü DEAŞ’ın hücresel yapılanmasına dikkat çekilen iddianamenin detayları okundu. İddianamede, 29 Aralık 2025’te Yalova’daki çatışmada etkisiz hale getirilen terörist Zafer Umutlu’nun kullandığı "@zafer_ebuhafsa" uzantılı Telegram hesabında ses kaydının bulunduğu, örgütsel paylaşımlar yapıldığı ve şahsın bir sosyal medya grubuna da üye olduğu belirtildi. Soruşturma dosyasında ayrıca, terörist Zafer Umutlu’nun Temmuz 2025’te Semih Can Y.’den 100 bin lira borç istediği, Semih Can Y.’nin HTS kayıtları incelendiğinde ise sanık Rıza Turgay L. ile iletişimde olduğunun tespit edildiği bilgisi yer aldı. Sanığın Kocaeli’nin Darıca ilçesindeki evinde 31 Aralık 2025’te yapılan aramalarda ise terör örgütü DEAŞ’ın flaması, amblemini içeren ve suç unsuru olduğu değerlendirilen üzerinde Arapça yazılı siyah bere ile metal anahtarlık ele geçirildiği kaydedildi. Ayrıca, iddianamedeki dijital verilerde ise L.’nin rehberinde Yalova’daki çatışmanın faillerinden Zafer Umutlu’nun "Zafer Yalova" adıyla kayıtlı olduğu ve ikili arasında 26 Şubat - 14 Aralık 2025 tarihleri arasında WhatsApp üzerinden irtibat kurulduğu ifade edildi. "Teröristin beni hurma fiyatı sormak için aradığını düşünüyorum" Kimlik tespitinde aylık 20 bin lira geliri olduğunu ve seyyar satıcılık yaptığını belirten sanık Rıza Turgay L., hakkındaki suçlamaları reddederek, terör örgütüyle hiçbir bağlantısının ve irtibatının bulunmadığını savundu. HTS kayıtlarında irtibatı tespit edilen terörist Zafer Umutlu’yu tanımadığını öne süren sanık savunmasında, "Zafer Umutlu’yu tanımıyorum. Olay sonrası araştırdığımda benden hurma fiyatını sormak için arayan şahıslardan olduğunu düşünüyorum. Semih Can Y.’yi ise tanıyıp tanımadığımı bilmiyorum ancak Semih adlı kendisine telefon parçası sattığım bir şahıs vardır, soruşturma aşamasında bundan bahsetmiştim, bu şahısla görüşmüşsem iş nedeniyledir, hiçbir yere ortak seyahatimiz olmadı. Mehmet Cami Sordabak’ı ise tanımıyorum. 4 kez irtibatımın telefon malzemesi satışından dolayı olabileceğini düşünüyorum" dedi. "Bere ve anahtarlığı Eminönü’nden aldım" Sanık, savunmasına şöyle devam etti: "Telefonumda tespit edilen videonun örgütsel bir yönü yoktur, ne şekilde telefonuma geldiğini hatırlamıyorum. İnternet sitelerinden gezindiğim linklerden yanlışlıkla basmam nedeniyle telefonuma inmiş olabilir, bilinçli şekilde kaydetmedim. İddianamede belirtilen anahtarlık ve berenin örgüt mensuplarınca kullanıldığını soruşturma aşamasında öğrendim. Ben bunları Eminönü’nden satın aldım, suç oluşturduğunu bilmiyordum. Üzerlerinde DEAŞ ile ilgili hiçbir şey yazmaz. Ben daha önce DEAŞ’a üyelik suçundan yargılandım ve hakkımda beraat kararı verildi, kesinleşti. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum." "Bere ve anahtarlık hala internet siteleri üzerinden de satılan eşyalardır, bakılabilir" Sanık avukatı Gizem Dirbisoğlu da müvekkilinin savunmasına katıldığını belirterek, "İddianamede suçlamaya dayanak yapılan bere ve anahtarlık hala internet siteleri üzerinden de satılan eşyalardır, bakılabilir. Ayrıca Mehmet Cami Sordabak ve Zafer Umutlu ile müvekkilimin birebir irtibatı yoktur, geniş kapsamlı Whatsapp grubunda yer almaları nedeniyle irtibatlı olduğu tespit edilmiştir. İddianame içeriğinde de internet tabanlı programlar üzerinden iletişimi olduğu tespiti yapılmış olup bu savunmamızı doğrulamaktadır, örgüte üye olduğuna dair somut hiçbir delil yoktur, beraatini ve tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu. Karar açıklandı Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın silahlı terör örgütü DEAŞ’ın hiyerarşik yapısı altında faaliyet yürüttüğünü ve örgüt içindeki eylemlerini örgütün amaç ile hedeflerini bilerek, isteyerek gerçekleştirdiğini belirterek, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını istedi. Dosyayı inceleyen mahkeme heyeti ise sanığın isnat edilen suçu işlediğine dair savunmasının aksini ispatlayan, mahkumiyetine yeterli açık, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanığın beraatine ve tahliyesine karar verdi.
Bilecik BŞEÜ’de ‘Osmanlı’nın Son Yüzyılı’ programı düzenlendi Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nde (BŞEÜ) ‘Osmanlı’nın Son Yüzyılı’ programı düzenlendi. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi ev sahipliğinde, İlahiyat Fakültesi öğrencileri tarafından ‘Osmanlı’nın Son Yüzyılı’ konulu konferans düzenlendi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa akademisyenler ve öğrenciler yoğun katılım gösterdi. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’ın konuşmacı olarak yer aldığı programda, Osmanlı Devleti’nin son dönemine ilişkin tarihi süreçler ele alındı. Programa Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Yurdakul, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Baş, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Konferansta konuşan Prof. Dr. Kızıltoprak, "Osmanlı’nın son yüzyılı sadece bir çöküş süreci değildir. Aynı zamanda modernleşme ve dönüşümün yoğun olarak yaşandığı bir dönemdir. III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde başlayan reform hareketleri, Tanzimat ile birlikte merkezileşme çabaları ve II. Abdülhamid döneminde hız kazanan kurumsal modernleşme, devletin yeniden yapılanma arayışını göstermektedir. Balkanlar, Arap vilayetleri ve diğer bölgelerde yaşanan dönüşümler ile Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Mondros Mütarekesi sonrasında ortaya çıkan süreç, modern dünyanın şekillenmesinde önemli bir eşik olmuştur" dedi. Program, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edilirken, Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı tarafından Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’a teşekkür hediyesi takdim edildi. Etkinlik, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.