GÜNDEM - 11 Ekim 2025 Cumartesi 15:35

Sağlık çalışanları Gazze için 100. haftada sessiz yürüyüşlerini sürdürdü

A
A
A
Sağlık çalışanları Gazze için 100. haftada sessiz yürüyüşlerini sürdürdü

Erzurum’da hekimler ve sağlık çalışanları, İsrail’in Gazze’ye saldırılarını protesto için 100. haftada sessiz yürüyüşlerini sürdürdü.


Havuzbaşı kent meydanında toplanan aralarında Tıp Fakültesi öğrencilerinin de bulunduğu sağlık çalışanları basın açıklaması yaptı. Yakutiye Medresesi önünde grup adına açıklama yapan Prof. Dr. Naci Ceviz, "Bugün burada Filistin’de yaşanan zulme karşı tepkisini göstermeye çalışan gönüllüler olarak 100. kez toplandık. 100 haftadır Allah’ın izniyle bayram seyran, yaz kış, yağmur çamur demeden, bir hafta sonu bile boşluk bırakmadan ’Benimle kim var?’ diye sağımızı solumuzu kontrol etmeden, ’Ben varım, Allah’ım’ diye öne atılarak zulmün karşısında yerimizi aldık. ’Çocuklar parça parça doğranırken napıyordun?’ sorusuna belki verilecek az da olsa cevabımız olur diye uğraşıyoruz" dedi.


7 Ekim’de soykırımın yıldönümü olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Ceviz, açıklamasında şunları kaydetti:


"7 Ekim 2023. İki yıl önce bir avuç yetimin iman dolu yürekleriyle 75 yıldır içinde bulundukları zulme en büyük tepkilerini verdikleri gün. O gün bir dönüm noktasıydı; uyanışın başlangıcıydı. Bir dünyanın uyanışı. Evet, dünyanın Filistin konusundaki uyanışıyla ilgili bir tabir var. Siyonistler bu tabirden nefret ediyormuş, tam da bu sebeple bizler bayılıyoruz. Tabirimiz: Küresel intifada, küresel karşı koyuş, küresel başkaldırı. 1987’deki birinci ve 2000’deki ikinci intifadada pasif kalan desteğimiz sebebiyle Müslüman kardeşlerimize borçluyuz. Şimdi küresel intifada ile ödeme zamanı. Küresel intifadayı az da olsa omuzlayan, 100 haftadır meydanda olan sivil inisiyatifler olarak biliyoruz ki yol uzun, yük ağır. Ama Gazze mektebi bize yolun nasıl yürüneceğini de öğretiyor. İşte şimdi bize sabrı, sebatı ve direnişi öğreten Gazze’ye bakalım. Biliyorsunuz ki Gazze’deki istisnasız her hastane, savaş suçlarının bir numaralı failinden, yani katil terörist İsrail’den payını aldı. Bazı zamanlar hastanelerin boşaltılması söylendi. Fakat kahraman meslektaşlarımız ’Hastalarımızı yüzüstü bırakmayiz; buradan ancak cennete gitmek için çıkarız’ diyerek orada kaldı. Kimisi yaralandı, kimisi şehit oldu, kimisi esir alındı, bilinmeze götürüldü ve akıbeti belli değil. Ama biz biliyoruz ki onların akıbeti cennettir inşallah. Ambulans ekiplerini düşünelim. Enkazdan enkaza kosarken aldıkları ihbarın kendi ailelerinden olup olmadığını bilmeden gittiler. Yaşadıkları şoka rağmen bir sonraki gün yine direksiyon başına geçtiler. Vurulan bir paramedik, son nefesinde şu sözleri kaydetti: ’Anne, beni affet. Bu mesleğe insanları kurtarmak için girdim. Allah’ım, bunu benden kabul et.’ Ve ardından İsrail suçunu örtmek için ambulansıyla birlikte onu da toprağa gömdü. Bedeni gömülse de kararlılığı bugün bizimle. Selam olsun sağlık çalışanı direnişçilere. Annelerden örnek alalım. Bir parça yemeği evlatlarına verip kendileri aç kalan anneleri konuşalım. Mücahit olan oğlunun maskesini açarken ’Saklayacak bir şeyin mi var? Hepimiz Aksa için şehit olacağız ve bundan gurur duyuyoruz’ diyen kadını hatırlayalım. ’Ben altı çocuk doğurmak zorundayım. İkisini İsrail öldürecek, ikisi eve ekmek getirecek, ikisi de davasına sahip çıkıp dünyaya anlatacak’ diyen o yürekli kadını düşünelim. Evi yıkıldığında ’Aksa’ya feda olsun’ diyerek molozları süpürürken dünyayı da kalbinden süpürüp attığını hatırlayalım. Selam olsun direnişçi annelere. Babaları da unutmayalım. 14 yaşındaki oğlunu İsrail hapishanesine uğurlarken verdiği nasihati biz de dinleyelim: ’Unutma oğlum, İsrail senin düşmanın, tüm Filistinli mahkûmlar dostundur.’ Hastanede çevresindekilere ’Ağlamayı bırakın. Hepimiz bir gün şehit olacağız. Burası cihad ve ribat topraklarıdır. Canımız Allah yoluna fedadır’ diyen o adamı unutmayalım. Aynı adamın sözlerinin sadece boş nasihatler olmadığını gösterircesine, oğlunu şehit verdiğinde cenazesinde dimdik durup ’Allah’im, bunu benden kabul buyur’ deyişini hatırlayalım ve dirayeti ondan öğrenelim. Selam olsun direnişçi babalara. Çocuklardan ders alalım. ’İsrail’den asla korkmuyorum. Ellerinde o koca koca silahlar olmasa bize yaklaşamazlar’ diyen o ince sesli kız çocuğunu dinleyelim. Anne ve babası şehit olan kardeşlerden en büyüğünün ’Allah bize yeter. İnşallah kardeşlerimi ona layık yetiştiririm’ diyerek gösterdiği durusu örnek alalım. Daha ilkokul çağındaki erkek çocuğunun uzatılan mikrofona ’Biz ölürsek bizden sonra gelenler inşa edecekler, çünkü Gazze bizimdir’ diye haykırışını hatırlayalım. Selam olsun direnişçi çocuklara. Gazeteci fedaileri düşünelim. Tehdit mesajlarına rağmen zulmü dünyaya duyurmaktan vazgeçmeyen gazeteci kahramanları unutmayalım. Bir evladı hariç tüm evlatlarını ve eşini öldüren, kendisini de yaralayan katil İsrail’e meydan okurcasına kolunda damar yolu ve vücudunda bandajlarıyla kamera karşısına geçen o yiğitten öğrenelim mücadeleyi. Selam olsun direnişçi gazetecilere. Onlar bu şartlarda hâlâ dirayetliyse biz de kendimize onları örnek alıp dayanmalıyız. Unutmayalım ki 100 haftadır meydanda olan bizleriz ama 78 yıldır namlunun ucunda olan onlar. Biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde Gazze’de ateşkes haberini aldık. 2 senedir perperişan hallerine şahit olduğumuz çocukların zıplayıp hopladığını görünce biz de güldük, elhamdülillah dedik. Şüphesiz Gazze’nin sahipleri kabul ettiyse bize söz düşmez. Hudeybiye’yi bilenler olarak Allah’tan bu ateşkes anlaşmasına Hudeybiye bereketi vermesi için dua eder, kardeşlerimizin sevincine ortak oluruz. Düşmanın güvenilir olmadığını unutmadan Gazze için şimdi yapabileceklerimize odaklanıp yolumuza devam ederiz. Filistin için her ne yapıyorsak bu süreçte daha da artırmamız gerektiği çok açık. Zulmü unutmamalıyız, unutanlara hatırlatmalıyız, evladımıza ettiğimiz kadar dua etmeliyiz, boykotu bir yaşam biçimi haline getirmeliyiz. Kapılar açılırsa gidip ellerinden tutmalıyız, Gazze’yi yeniden inşa etmeliyiz ve asla durmamalıyız. Savaşta saflar sıkıdır. Zira düşman önünüzdedir. Barış zamanı gevşememek gerekir. Bireysel mücadelemizi ömür boyu sürdürmeli, geçen 2 yılı asla unutmamalıyız. Bu savaş zamanında kalbi İslam’a ve Müslümanlara karşı yumuşamış olan Avrupalı gönüldaşlarımızla irtibatımızı artırmalı birliğimizi güçlendirmeliyiz."


Yapılan basın açıklamasının ardından katılımcılar dua ederek olaysız şekilde dağıldı.



Sağlık çalışanları Gazze için 100. haftada sessiz yürüyüşlerini sürdürdü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kartal Belediyesi’nden okullarda afet bilinci eğitimi Kartal Belediyesi, 1-7 Mart Deprem Haftası’nda ilçedeki okulları kapsayan büyük bir eğitim seferberliği başlattı. "Afet değil, tedbir kurtarır" ilkesiyle hareket eden Kartal Belediyesi, 44 okulda, yaklaşık 35 bin öğrenciye hem teorik hem de uygulamalı afet bilinci aşıladı. Kartal Belediyesi, deprem dirençli bir kent oluşturma vizyonu kapsamında çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü tarafından organize edilen program dahilinde, ilçe genelindeki 21 ortaokul ve 23 ilkokulda eş zamanlı eğitimler düzenlendi. Söz konusu eğitimlerden yaklaşık 35 bin öğrenci faydalandı. Afet Farkındalık Eğitimi kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarda uzman ekipler, sınıfları ziyaret ederek öğrencilere temel afet bilincini aktardı. Deprem başta olmak üzere tüm acil durumlarda sergilenmesi gereken doğru davranış biçimleri, alınması gereken önlemler ve kriz anında yapılması gerekenler çocuklara kapsamlı bir şekilde anlatıldı. Eğitim süreci yalnızca teorik sunumlarla sınırlı kalmadı; öğrencilere dağıtılan afet ve acil durum bilgi kartları sayesinde, çocukların ihtiyaç duyabileceği hayati bilgilerin her an yanlarında olması sağlandı. Okullarda gerçeği aratmayan tatbikatlar yapıldı Eğitimin en önemli ayağını ise okullarda düzenlenen deprem tatbikatları oluşturdu. Öğrenciler, öğretmenler ve okul personelinin katılımıyla gerçekleştirilen tatbikatlarda, muhtemel bir sarsıntı anında yapılması gerekenler uygulamalı olarak tecrübe edildi. Tahliye planlarının başarıyla uygulandığı bu çalışmalarla, çocukların refleks kazanması ve kriz anını soğukkanlılıkla yönetebilmeleri hedeflendi. Afet bilinci eğitimi verilen okullarda ayrıca deprem tatbikatları da yapıldı. Düzenlenen tatbikatlarda öğrenciler, öğretmenler ve okul personeli muhtemel bir deprem anında nasıl hareket edilmesi gerektiğini uygulamalı olarak deneyimledi. Eğitim sürecini Başkan Gökhan Yüksel’in talimatları doğrultusunda yerinde takip eden Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürü Ozan Haydar Selmanpakoğlu, öğrencilerle bir araya gelerek yürütülen çalışmaları denetledi. Başkan Yüksel’in afet yönetimi konusundaki hassasiyetini ve "bilinçli toplum" hedefini sahada titizlikle hayata geçirdiklerini ifade eden Selmanpakoğlu, afetlere hazırlığın küçük yaşlarda kazanılan farkındalıkla başladığını ve bu eğitimlerin toplumsal dayanıklılığı güçlendirmede kilit rol oynadığını vurguladı. Kartal’da kesintisiz eğitim seferberliği Kartal Belediyesi, çocukların afetlere karşı daha hazırlıklı ve güvenli bireyler olarak yetişmesi amacıyla farkındalık çalışmalarına yıl boyunca devam edecek. İlçe genelinde yaygınlaştırılan söz konusu eğitimlerle, Kartallıların afetler karşısında daha bilinçli olması ve kentin afet direncinin en üst seviyeye çıkarılması hedefleniyor.
İstanbul Maltepe Belediye Başkanı Köymen’den "14 Mart" kutlaması Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla, belediyeye bağlı tıp merkezini ziyaret ederek doktor, hemşire ve personellerin bayramını kutladı. Personellerle tek tek ilgilenen ve taleplerini dinleyen Köymen, "Sunduğumuz bu hizmete verdiğiniz değerli katkılardan ötürü hepinize teşekkür ediyor, Tıp Bayramı’nızı kutluyorum" diye konuştu. Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, 14 Mart Tıp Bayramı öncesinde, Küçükyalı’daki belediyeye bağlı ‘Tıp Merkezi’ni ziyaret etti. Burada doktor, hemşire ve sağlık personelleriyle bir araya gelen Köymen, tıp bayramını kutladı. Başkan Köymen, "Sağlık alanında yaşanan problemler, bu alanda bizleri ikame etmeye zorluyor. Yerel yönetimlerin asli görevi olmamasına rağmen, bu alanda büyük bir boşluğu dolduruyoruz. Çünkü şunu görüyoruz ki büyük hastanelerde, acil durumlarda bile, insanların randevu alabilmeleri çoğu zaman mümkün olamıyor. Bu anlamda tıp merkezimiz bizler için çok değerli" dedi. "Vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına cevap vereceğiz" Son yıllarda, sosyal devletten uzaklaşılan bir ortamda verilen hizmetin değerli olduğuna dikkat çeken Köymen, "Sunduğumuz bu hizmetler, boyumuzu da aşan işler ama yine de insanların ihtiyaçlarına yanıt vermek gerekiyor. Yerelde, hiç değilse biz bunları yapabildiğimiz ölçüde yerine getirebilirsek, insanların hayatlarını bir nebze olsa da kolaylaştırıyoruz. Sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesiyle birlikte zengin ve yoksul grupların hizmetten yararlanmaları eşit olamıyor. Bu anlamda verdiğiniz hizmetler için hepinize tek tek teşekkür etmek istiyorum" şeklinde sözlerini sürdürdü. Teknolojiyle ilerleyen merkez Merkezle ilgili geri dönüşlerin olumlu olduğuna da değinen Başkan Köymen, "İnsanlar belediyeyi kendi evi gibi görüyor ve bütün hizmetlere erişimde her şeyin mükemmel olmasını istiyor. Bu anlamda sınırlarımızı ve verilen hizmetin boyutunun ne olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Ama bu bir güven duygusudur. Bu anlamda bu güven duygusunu oluşturduğunuz için minnettarım. Ayrıca bütün bu cihazlarımızın yenilenmesi de içeren teknolojinin merkezimizde kullanılmasının hizmet sunumundaki kalite açısından değerli katkıları oldu. Dışarıda tedaviye ihtiyacı olan, komşu ilçelerden gelen vatandaşlarımız da dahil olmak üzere, hiçbirine ayrım yapmadan samimiyetle hizmet sunulduğu için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, tekrar bayramınızı kutluyorum" ifadelerine yer verdi.