KÜLTÜR SANAT - 31 Mart 2026 Salı 09:05

Tarihi "Erzurum Marşı"nın yeniden seslendirilmesine rekor beğeni geldi

A
A
A
Tarihi "Erzurum Marşı"nın yeniden seslendirilmesine rekor beğeni geldi

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi’nin 4. Olağan Genel Kurulu’nda Erzurum’a müjdesini verdiği 3 hediyeden biri olan tarihi Erzurum Marşı’nın yeniden seslendirilmesi, kaydının oluşturulması ve sosyal medya platformlarda paylaşılması şehirde büyük bir ilgiyle, beğeniyle ve heyecanla karşılandı.


Facebook, X ve instagram hesaplarında, şehir portallarında ve platformlarında paylaşılan milli marş iki günde yaklaşık 500 bin kez izlendi. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesinin Erzurum’a 10. Yıl armağanlarından olan "Erzurum Marşı" hakkında bir açıklama yapan TDED Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş "Erzurum Marşı yeniden yaşatma projemiz şehrin hafızasını, tarihini, milli kültürünü yeni nesillere taşımayı amaçlamaktadır. Erzurum’un 12 Mart 1918’de düşman işgalinden kuruluşundan 50 yıl öncesine kadar okullarda öğrenciler tarafından ezberlenen, bazı milli gün törenlerinde okutulan Erzurum Marşı’nın maalesef tarihi kaydı bugün elimizde bulunmaktadır. Dernek olarak yaptığımız araştırmalarda ve dönemin tanıklarından dinlediğimize göre Erzurum Marşı ile Kafkas İslam Ordusunun Marşı aynı besteyle söylenmiştir. Biz de aynı besteyle dijital teknolojiden de yararlanarak ses kaydını oluşturduk. Sözleri Müştak Sıdkı Dursunoğlu’na (1 Temmuz 1891-5 Nisan1975) ait Erzurum Marşı’nın müzik düzenlemesini TDED Erzurum Yönetim Kurulu Üyemiz eğitimci Mustafa Uğurlu, görsel düzenlemesini de yine derneğimizin yönetim kurulu üyesi Hatice Nur Ertaş yaptı. Bu marş 1918’den İstiklâl Marşı’nın kabul edildiği 12 Mart 1921’e kadar Erzurum’da ve doğuda milli marş olarak okutulmuştur. Şehrimize, hemşehrimize armağanımızdır. Mutluyuz gururluyuz" şeklinde konuştu.


Erzurum Marşı nedir?


ERZURUM MARŞI 12 Mart 1918’de Erzurum’un işgalden kurtuluşundan 12 Mart 1921’de TBMM’nin Mehmed Âkif Ersoy’un yazdığı İstiklâl Marşı’nı kabul etmesine kadar Erzurum’da okullarda, toplantılarda, törenlerde "milli marş" olarak okundu. Erzurum Marşı 108 yıl evvel de bu besteyle okunurdu. Marşın bestesi, Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu’nun marşıyla aynıdır. Türk ordusu Erzurum’u kurtardıktan sonra Kafkas İslam ordusuyla birleşmiş ve Bakü’yü de kurtarmıştır. Erzurum’un kurtuluşu Azerbaycan’ın kurtuluş müjdesidir. Erzurum’un kurtuluş günü 12 Mart 1918, Azerbaycan ise iki ay sonra 28 Mayıs 1918’dir. Kafkasya yollarının iki merkezi Erzurum ve Gence dil, musiki, kültür ve birçok konuda aynılık gösterir. Erzurum işgal olduğunda Müslüman ahali Gence’den, Bakü’den lojistik destek görmüştür. Kafkasya/Bakü İslam Hayriye Cemiyeti, 1918 yılında Bakü ve çevresinde, Erzurum ve Kars bölgesinde Bolşevik-Taşnak güçlerinin Türk nüfusa yönelik katliamları sırasında Müslümanlara insanî yardım sağlamak ve Kafkas İslam Ordusu’na destek olmak amacıyla kurulan, yardım faaliyetleri yürüten bir teşkilattır. Nuri Paşa komutasındaki ordunun Bakü’nün kurtuluşu operasyonuna lojistik ve moral desteğiyle katkı sağlamıştır. Ordunun Bakü’yü kurtaran taburunun komutanı da Erzurumlu Mürsel Paşa’dır. Kafkas İslam Ordusu’nun ve Erzurum Marşı’nın bestesi daha sonraki yıllarda İzmir Marşı’nın da bestesi oldu. Bu konuda Murat Ertaş’ın 2012’de Beyazşehir Palandöken dergisinde yayımlanan bir makalesi vardır.


ERZURUM MARŞI


Tarihler ağlar vatan yanarken


Eller öz vatanda nâra atarken


Ufukta ümidin nuru batarken


İlk sesi haykıran yüce Erzurum


Vatanı kurtaran yüce Erzurum


Bir küçük depreniş bir atlayışla


Ümitler aşlayan bir şahlanışla


Altıbin senelik bir yaşayışla


Canavar ağzını yırtan Erzurum


Kahramanlıklara vatan Erzurum


Vatana ümitsin, bayrağa rehber


Tarihin bağrında sesin inilder


Milli vicdan doğar, senden alır fer


İlk sesi haykıran yüce Erzurum


Vatanı kurtaran yüce Erzurum


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Pulathane Bulvarı’nda yol yapım çalışmaları sürüyor Trabzon’un Akçaabat ilçesinin ulaşım altyapısını güçlendirecek önemli projelerden biri olan Akçaabat-Söğütlü-Yıldızlı Yolu’nun (Pulathane Bulvarı) Yıldızlı Kavşağı çalışmaları devam ediyor. Bölgedeki trafik akışını rahatlatacak ve şehir içi ulaşımı daha güvenli hale getirecek proje kapsamında ekipler sahada aralıksız çalışmalarını sürdürüyor. Akçaabat’ın gelişen mahalleleri arasında ulaşımı kolaylaştıracak olan Pulathane Bulvarı üzerindeki Yıldızlı Kavşağı, tamamlandığında özellikle Söğütlü ve Yıldızlı mahallelerinde yaşanan trafik yoğunluğunu önemli ölçüde azaltacak. Modern kavşak düzenlemesiyle birlikte hem araç hem de yaya güvenliğinin artırılması hedefleniyor. Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, ilçede yürütülen ulaşım yatırımlarını yakından takip ettiklerini belirterek Karayolları Bölge Müdürlüğü ekiplerinin sahada yoğun bir çalışma yürüttüğünü ifade etti. Başkan Ekim, Pulathane Bulvarı üzerinde gerçekleştirilen trafik düzenlemeleri, kavşak yapım çalışmaları ve yol bakım faaliyetleriyle ulaşım altyapısının her geçen gün daha güvenli ve konforlu hale geldiğini vurgulayarak şunları söyledi: "Karayolları Bölge Müdürlüğümüz ekipleri ilçemizde yoğun bir çalışma temposu yürütüyor. Pulathane Bulvarı üzerinde gerçekleştirilen trafik düzenlemeleri, kavşak yapım çalışmaları ve yol bakım faaliyetleriyle ulaşım altyapımızı güçlendirmeye devam ediyoruz. Özellikle Yıldızlı Kavşağı’nda devam eden çalışmalar tamamlandığında bölgedeki trafik akışı rahatlayacak, hemşehrilerimiz daha güvenli ve konforlu bir ulaşım imkânına kavuşacaktır. Süreci yakından takip ediyor, ilgili kurumlarımızla koordinasyon halinde çalışmaların en kısa sürede tamamlanması için gayret gösteriyoruz." Pulathane Bulvarı üzerindeki Yıldızlı Kavşağı’nın tamamlanmasıyla birlikte özellikle yoğun saatlerde yaşanan trafik sıkışıklığının azalması ve ulaşımın daha akıcı hale gelmesi beklenirken, projenin Akçaabat’ın ulaşım altyapısına önemli katkılar sağlayacak.
Gaziantep Gaziantepli 74 yaşındaki saat ustası 65 yıldır zamana ayar veriyor Gaziantep’te 65 yıldır babasından öğrendiği saat ustalığını sürdüren Mahmut Faruk Öztütüncü, 10 metrekarelik dükkanında özellikle köstekli saatleri tamir ederek, aşkla yaptığı zanaatını ayakta tutmaya çalışıyor. İlkokul birinci sınıfa başladığı dönemde hem okula giden hem de saat tamircisi olan babasının yanında mesleği öğrenmeye başlayan 74 yaşındaki Mahmut Faruk Öztütüncü, zamanla babasından mesleğin inceliklerini öğrendi. Yıllar içerisinde de kendini iyice geliştiren Öztütüncü, askere gidene kadar babasının yanında çalıştı. Askerden geldikten sonra tarihi Mecidiye Han’ın altında kendi iş yerini açan Öztütüncü, 1960’lı yıllarda başlayan meslek hikayesini bugünlere taşıdı. "Mesleği babamdan öğrendim" Çekirdekten yetişerek saatçilik mesleğini sürdüren Öztütüncü, duvar saatinden köstekli saatlere, kol saatinden cep saatlerine kadar 65 yılda on binlerce saat tamiri yapıp gerektiğinde saat yedek parçası üretti. İlerleyen yaşına rağmen saat tamirciliğini sürdüren Öztütüncü, kentteki tarihi camilerdeki antika saatleri de tamir eden ustalar arasında yer alıyor. Saatçiliğin baba mesleği olduğunu belirten Öztütüncü, "Ben 1960 yılında saat tamirciliği mesleğine başladım. O günden beri saatçilik mesleğine devam ediyorum. Saatçi Ziya usta vardı. Babam yıllarca Ziya ustanın yanında çalıştı. Babamla beraber onun yanında çalışıyorduk. Daha sonra babam dükkan açtı ve babamla beraber çalışmaya devam ettik. Mesleği babamdan öğrendim" dedi. "Babam mesleği bana devir etti" Öztütüncü, mesleğe ilk başladığı yıllarda Kur’an-ı Kerim’i ezberlemek için hem camiye gittiğini hem okula başladığını hem de babasının yanında mesleği öğrendiğini belirterek, "Askere gidene kadar bir insanın usta olması lazım. Askere gittim. Askerde de saatçilik mesleğini yaptım. Askerden geldikten sonra babamın dükkanı ayrıydı. Benim dükkanı ayrı oldu. Sonradan babam çalışamadı. Çünkü yaşı ilerledi. Daha sonra babam mesleği terk etti. Biz devam ettik" ifadelerini kullandı. "Baba mesleğini yıllardır severek yapıyorum" Tarihi camilerdeki antika saatleri de tamir ettiğini anlatan Öztütüncü, "Camilerin duvar saatlerinin yanı sıra duvar saati, cep saati, otomatik saatler, mekanikler saatleri tamir ediyorum. Benim alanım aslında mekanik saatlerdir ama elektronik saatlere de alıştık. Tüm saatleri tamir ediyorum. Mesleğe başlayalım 65 sene oldu. Bu sene sağlım sorunlarından dolayı artık zorlanmaya başladım. Fakat yine de her gün iş yerimi açıyorum ve çalışıyorum. Gücüm yettiği ve Allah ömür verdiği müddetçe mesleğe devam edeceğim. Çünkü mesleğimi çok seviyorum. Baba mesleğini yıllardır severek yapıyorum. Saat tamirinin yanı sıra eski saatlere parça da yapıyorum. Yeni ustalar bu malzemeleri yapmayı bilmezler. Bir saatle bir hafta veya 15 gün uğraşıyorum. Saat çalışır hale gelince ve saate bakınca bu bana şevk veriyor" diye konuştu.