EĞİTİM - 19 Nisan 2024 Cuma 09:33

Vali Çiftçi başarılı öğrencileri ağırladı

A
A
A
Vali Çiftçi başarılı öğrencileri ağırladı

“Kız Öğrenciler Arası Hafızlık Yarışması” ve “ “Kur’ân-ı Kerîm’i Güzel Okuma Yarışması” nda başarılı olan öğrenciler Vali Mustafa Çiftçi’yi ziyaret etti.


Vali Mustafa Çiftçi, İlahiyat-İslami İlimler Fakülteleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen “Kız Öğrenciler Arası Hafızlık Yarışması” ve İlahiyat-İslami İlimler Fakülteleri arası tertip edilen “Kur’ân-ı Kerîm’i Güzel Okuma Yarışması” na katılarak derece elde eden öğrencileri, hocaları ve aileleri ile birlikte kabul etti.


Vali Çiftçi, Türkiye birincisi Senanur Çelik ve Türkiye ikincisi Muhammed Burak Dağ’ı tebrik ederek, başarılarının devamını diledi. Ziyarete, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Kızılgeçit, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Reyhan Keleş, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Osman Nuri Karadayı ve Öğretim Görevlisi Mustafa Özfidan eşlik etti.



Vali Çiftçi başarılı öğrencileri ağırladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul YÖK’ten onay geldi: Uluslararası çift diploma için anlaşıldı İstanbul Beykent Üniversitesi ile SUNY Cortland (State University of New York at Cortland) arasında lisans düzeyinde uluslararası ortak eğitim ve öğretim programları konusunda anlaşma sağlandı. Yükseköğretim Kurulu’nun da onay verdiği ikili anlaşmayla, İstanbul Beykent Üniversitesi, öğrencilerine uluslararası çift diploma programı imkanı sunan Türkiye’den sayılı üniversiteler arasından yerini aldı. İstanbul Beykent Üniversitesi ile SUNY Cortland (State University of New York at Cortland) arasında varılan anlaşma Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) tarafından uygun bulundu. Anlaşmaya göre, İletişim Fakültesi - Yeni Medya programı ve Güzel Sanatlar Fakültesi - Radyo, TV ve Sinema programı öğrencileri ilk 2 sene İstanbul Beykent Üniversitesinde, son 2 sene ise State University of New York at Cortland’da eğitim ve öğretimine devam edebilecek. Öğrenciler, mezuniyetleri sonrası her iki üniversiteden de iki ayrı diploma almaya hak kazanacak. Her iki program için de Türkiye’deki “ilk SUNY Çift Diploma” olanağı Türkiye’de iletişim alanında anlaşmaya varılmış tek uluslararası çift diploma programını başlattıklarını ifade eden Rektör Prof. Dr. Volkan Öngel, “İmza attığımız ve YÖK tarafından da kabul görülen anlaşmayla birlikte, İletişim Fakültesi, Yeni Medya programı ve Güzel Sanatlar Fakültesi, Radyo, TV ve Sinema programı öğrencileri için büyük bir fırsat sunuyoruz. Öğrencilerin mezun olması durumunda diplomaları her iki ülkede de geçerli olacak. Bu, İstanbul Beykent Üniversitesi diplomalarının ABD’de geçerliliği açısından da çok önemli” diye konuştu. Uluslararasılaşma ve kalite alanında yaptıkları çalışmalardan da bahseden Öngel konuşmasını şöyle sürdürdü: “Geçtiğimiz aylarda da Almanya merkezli ACQUIN (The Accreditation, Certification and Quality Assurance Institute) ile uluslararası akreditasyon sürecini başlattık. Öğrencilerimizin memnuniyetini ve eğitimin kalitesini önemsiyor, bu anlamda uluslararası standartları karşılamak için gerekli tüm adımları atıyoruz.”
Ankara Prof. Dr. Kocaman: “Yaşanan tüm kalp ritim bozuklukları tedavi edilebilir” Koru Ankara Hastanesi Kalp Merkezi Kurucusu Prof. Dr. Sinan Altan Kocaman, kişinin yaşayabileceği tüm kalp ritim bozuklukların tedavi edilebilir olduğuna dikkati çekti. Koru Ankara Hastanesi Kalp Merkezi Kurucusu Prof. Dr. Sinan Altan Kocaman, bireyin hayatında yaşayabileceği kalp ritim bozuklukları ve tedavileri hakkında açıklamalarda bulundu. Kocaman, toplumda birçok bireyin çarpıntı olarak yaşadıklarını sandığı durumlarda aslında kalp atışlarını hissettiklerini dile getirerek, “Araştırdığınız zaman genellikle anksiyete, stres ve çok çay ile kahve içmesinden dolayı kişinin kalp atışını hissetmesi durumudur. Bu hastalara gerekli incelemeleri yaptıktan sonra rahatlamaları için önerilerde bulunuyoruz. Bazen psikiyatriden destek de alıyoruz. Geçici bir süreyle hastanın anksiyetesinin ve hissettiği şeyin normal bir şey olduğunu anlattıktan sonra hastalarımız genellikle rahatlıyor” dedi. "Yapısal bir hastalık olmadığını ortaya koyduktan sonra bu ritim bozukluğunun ne olduğunu ortaya koymaya çalışıyoruz" Kardiyolojinin çok genişe hizmet eden bir bölüm olduğunu dile getiren Kocaman, “Kardiyak ritim bozuklukları da bir o kadar geniş bir hastalık grubudur. Bunların altında özellikle yapısal bir kalp hastalığının olması ile olmaması çok önemli çünkü bir kişinin kalbinde yapısal bir kalp rahatsızlığı olması durumunda oluşan bir ritim bozukluğuna bakışımızla, tamamen normal bir yapısı olan kalbin tedavisine de yaklaşımımız farklı oluyor. O yüzden ilk önce kişinin hissettiklerini iyice sorguladıktan ve yapısal bir hastalık olmadığını ortaya koyduktan sonra bu ritim bozukluğunun ne olduğunu ortaya koymaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. Kalbin yapısal olarak iki odacık ve iki karıncıktan oluştuğuna dikkati çeken Kocaman, bu odaların her birinden ritim bozukluğu oluşabileceğini belirtti. Kocaman, yaşanan tüm ritim bozukluklarının tedavi edilebilir olduğunu vurgulayarak, “Çok az oranda çeşitli algoritmalar ve çeşitli tedavilere rağmen tamamen tedavi edilemeyen durumlar da mevcuttur. Hayat kalitesi bir insan için çok önemlidir. Bunun için hem medikal ilaç tedavileri var hem de bu tedavinin tamamen ortadan kaldırıldığı iki ve üç boyutlu tedavilerimiz de var. Bunlarda kişi tamamen ritim bozukluğundan kurtulmuş olur. Ritim bozukluğu doğuştan veya sonra kazanılmış olabilir” dedi. Sağlık teknolojisinin gelişmesiyle birlikte kullanılan üç boyutlu tedaviler sayesinde başarı oranının yüzde 99,8’e çıkardığını kaydetti. "Kişinin ritim bozukluğunu külliyen ortadan kaldırmak için çok acayip tedaviler yapmaya gerek yoktur" Yapısal problemleri olan hastalarda nükseden ritim bozukluğunu ortadan kaldırmanın yerine kişinin yaşam kalitesini yeniden sağlamak için çok iyi bir medikal tedavi alması gerektiğinin altını çizen Kocaman, “Kişinin ritim bozukluğunu külliyen ortadan kaldırmak için çok acayip tedaviler yapmaya gerek yoktur. Kişinin eğer semptomları ortadan kalkıyorsa ve bu ritim bozukluğundan dolayı ekstra bir problem yaşamıyorsa bu da bizim için kabul edilebilir bir tedavidir” ifadelerini kullandı. "Kişinin yaşlanmasıyla birlikte kalbinin elektrik sisteminde kuruma meydana gelir" Kişinin yaşlanmasıyla birlikte kalbinin elektrik sisteminde bir kuruma meydana geldiğine değinen Prof. Dr. Kocaman, sözlerine şöyle devam etti: “Kalbimiz tamamen elektrikle çalışan çok iyi bir pompadır. Bu elektrik sistemi kalbin sağ üst odacığından başlar, orta bölgesine ilerler ve buradan da alt kısmına yayılarak bir kalp atımının oluşmasını sağlar. Zaman içerisinde bazen enfeksiyonlar, bazen geçirilmiş ameliyatlar ve bazen yaşla birlikte bu elektrik sisteminde kopma oluşabiliyor. Bu durumlarda kalp piline müracaat ederiz. Bu cihazlar ile elektriksel olarak sinyal iletmeyen, kopan bölgenin üst tarafından kalp sinyalini alır, alt taraftaki bölgeye elektriksel uyarı deşarjı şeklinde veririz ve bu cihazlar bu şekilde kalbi istediğimiz şekilde yönetmemize izin verir. Kalp içine defibrilatör dediğimiz şok cihazları, kalp yetmezliğinin tedavisinde bulduğumuz kardiyak yeniden eş zamanlama tedavileri çıktı. Biz bu sofistike cihazları da kullanıyoruz. Bu tedavilerde amacımız kalbin hızını ayarlamak değildir. Hayatı tehlikeye atan ritim bozukluklarını tespit ve tedavi amaçlıdır.”
Samsun Uzun: "Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün yılda 20 milyon civarında işlem hacmi var" Samsun Tapu Kadastro 10.Bölge Müdür Vekili Yılmaz Uzun, "Yılda 20 milyon civarında işlem hacmi, yaklaşık 30 milyon kişinin doğrudan yada dolaylı işinin düştüğü bir devlet kurumu olarak 177 yıldır hizmet vermenin haklı gururunu yaşıyoruz" dedi. Samsun’da, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün kuruluşunun 177. yıldönümü dolayısıyla Atatürk Anıtı’nda tören düzenlendi. Anıta çelenk sunumu ile başlayan tören, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti. Törende konuşma yapan Samsun Tapu ve Kadastro Bölge Müdür Vekili Yılmaz Uzun, "Bugün, tarihimizin önemli bir kilometre taşının yıl dönümünü kutluyoruz. Gönülden inanıyoruz ki, bir kurumun köklü geçmişi, onun bugünkü başarılarının ve gelecekteki vizyonunun temel taşıdır. Gururla kutladığımız 177. yıl dönümünde, köklerimize olan derin bağlılığımızı ve geleceğe olan kararlılığımızı bir kez daha yüksek sesle ifade etmek istiyoruz. 177 yıl önce, kurumumuzun temelleri atıldığında, bir hayal ve bir amaçla yola çıkıldı. O günden bugüne, kurumumuzun yolculuğu sadece başarılarla dolu olmadı; aynı zamanda zorluklarla da dolu oldu. Ancak her engelin üstesinden gelmek için gösterilen kararlılık ve azim, bizleri bugünkü noktaya getirdi. Bu zorlu yolculukta bizlere eşlik eden, katkı sağlayan herkese içtenlikle teşekkür ediyoruz. Bugün, köklerimizden aldığımız güçle geleceğe doğru bakıyoruz. Gelecek için bir vizyonla hareket etmek, sadece kurumumuzun değil, aynı zamanda toplumun ve dünyanın geleceği için de bir sorumluluktur. Bu nedenle, sadece bugünü değil, aynı zamanda yarını da düşünerek, sürdürebilirlik, yenilikçilik ve toplumsal sorumluluk ilkelerine bağlı kalarak yolculuğumuza devam ediyoruz. ’Teknolojide Öncü Kurum’ olan genel müdürlüğümüz, merkez ve taşra teşkilatımızda 23 bölge müdürlüğümüz, 973 tapu müdürlüğümüz ve 81 kadastro müdürlüğümüz ile ülkemizin tüm il ve ilçelerinde yılda 20 milyon civarında işlem hacmi, yaklaşık 30 milyon kişinin doğrudan yada dolaylı işinin düştüğü bir devlet kurumu olarak 177 yıldır hizmet vermenin haklı gururunu yaşıyoruz. Kurumumuzun 177. yıl dönümünü kutlarken, bu başarıyı mümkün kılan herkesi yürekten tebrik ediyoruz. Çalışanlarımızın özverisi, desteği, vatandaşlarımızın bize duyduğu inanç, bizlere her zaman ilham vermiştir. Birlikte, daha nice yıllara, daha büyük başarılara ve daha anlamlı hizmetlere ulaşacağımıza olan inancımız tamdır. 177 yıllık bu gurur dolu yolculuğumuzda bizimle olan herkese bir kez daha teşekkür ediyoruz. Geçmişimizden aldığımız güçle, geleceğe doğru yürümeye devam edeceğiz" diye konuştu. Düzenlenen tören toplu halde fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
Kocaeli Dünyada ses getiren Türk bilim insanının buluşunda son durum Meme kanserinin erken teşhisi için "elektronik sütyen" icat eden dünyaca ünlü bilim insanı Dr. Canan Dağdeviren, "Kadınların meme kanserine yakaladıktan sonra hayata tutunma oranları yaklaşık yüzde 22. Bu çok düşük bir rakam. Kadınları hayata tutunma oranını yüzde 98’e kadar çıkarabileceğimizi umuyorum" dedi. Kocaeli’nin İzmit ilçesinde adı verilen kreşin açılış törenine katılan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Medya Sanatları ve Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Canan Dağdeviren, "elektronik sütyen" keşfinin detaylarını anlattı. Dağdeviren’in giyilebilir ultrason tarama cihazı, sütyen içine takılarak tarama yapıp, muhtemel meme kanseri vakasının erken teşhis edilmesine imkan sağlıyor. "3 veya 3,5 yıl içerisinde insanların kullanımına açılacak" Projenin insanlar üzerine deneme aşamasında olduğunu söyleyen Dr. Canan Dağdeviren, "Yaklaşık 50 hasta üzerinde denedik ve bin hasta üzerinde deneme gibi bir planımız var. Önümüzdeki aylarda yeni makalemiz yayınlanacak. Aynı zamanda patentini yeni aldık, yeni onaylandı. Yaklaşık 3-4 yıl kadar sürdü. Uzun ve meşakkatli bir prosesti. Şimdi bir makalemiz daha yayınlanıyor, patentimiz alınmak üzere, 3 veya 3,5 yıl içerisinde marketleşme gerçekleşecek ve insanların kullanımına açılacak" dedi. "Yumurtalık kanseri üzerine oldukça ilgiliyim ve çalışmalarımı bu yönde devam ettiriyorum" Özellikle kadınlar için teknoloji projeleri üzerinde çalıştığını belirten Canan Dağdeviren, "Yaklaşık 2 yıldan kadın teknolojileri üzerine çalışmalarımı sürdürüyorum. Çünkü kadınlar üzerine yapılan çalışmaların çok kısıtlı olduğunu düşünüyorum. Hem bu konudaki farkındalığı artırmak hem de kendi farkımı bu alanda oluşturmak için kadın teknolojileri üzerine yoğunlaşıyorum. Meme kanseri, ağrı yönetimi veya tüp bebek yöntemlerinde kullanılan hormon iletimi üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda yumurtalık kanseri üzerine oldukça ilgiliyim ve çalışmalarımı bu yönde devam ettiriyorum" şeklinde konuştu. "Kadınların hayatta kalma oranını yüzde 98’e çıkaracağız" Dağdeviren, kadınların meme kanserine yakalandıktan sonra hayatta kalma oranlarının çok düşük olduğunu vurgulayarak, "Kadınların meme kanserine yakaladıktan sonra hayata tutunma oranları yaklaşık yüzde 22. Bu çok düşük bir rakam. Biz bunu radyasyon gerektirmeksizin ve herhangi bir operatöre gerek duyulmaksızın evde kullanılacak, giyilebilir hale getirip, kadınları çok sık inceleyip hayata tutunma oranını yüzde 98’e kadar çıkarabileceğimizi umuyorum" diye konuştu. Dağdeviren’den gençlere tavsiye: "Hayatınızı heba etmeyin" Gençlere tavsiyelerde de bulunan bilim insanı Canan Dağdeviren, "Gençlere tavsiyem kendileri gibi olsunlar. Birilerinin hayallerini gerçekleştirmek için hayatlarını heba etmesinler. Kendi fikirlerini, hayallerini gerçekleştirmek için çaba harcasınlar ve kendilerine benzemeyen insanlarla kontak halinde olsunlar. Yorulmadan, bıkmadan soru sorsunlar" ifadelerini kullandı. Keşfin detayları Giydikten sonra sütyenin bir parçası olacak cihaz, herhangi bir fiziksel baskıya ihtiyaç olmaksızın tüm memenin tek bir seferdeki ultrason fotoğrafını çekebilecek. Cihaz, kadınlar gündelik işlerini yaparken bile çalışacak, kayıt alacak ve bunu daha önceki alınan görüntülerle karşılaştıracak. Bu kayıtların karşılaştırması esnasında herhangi bir değişim, ya da şüpheli bir görüntü tespit edilmesi durumunda farkına varılacak ve gerekli işlemler hızlı ve güvenli bir şekilde yapılacak.