EĞİTİM - 27 Mart 2026 Cuma 16:20

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, "Halktan kopuk, bulunduğu toplumun ihtiyaçlarını dikkate almayan bir üniversite anlayışı yok "

A
A
A
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, "Halktan kopuk, bulunduğu toplumun ihtiyaçlarını dikkate almayan bir üniversite anlayışı yok "

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Erzurum’da düzenlenen DAP Bölgesi Üniversiteler Birliği (ÜNİDAP) 8. Dönem Toplantısı’nda yaptığı açılış konuşmasında, "Her üniversite bulunduğu coğrafyanın ihtiyaçlarını doğru tahlil etmeli, bu ihtiyaçları gidermeye yönelik çözüm odaklı projeler geliştirmelidir. " dedi.


YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Senato Toplantı Salonu’nda gerçekleşen; Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Hakkari, Iğdır, Kars, Malatya, Muş, Sivas, Tunceli ve Van illerinde bulunan üniversitelerin rektörlerinin katıldığı "DAP Bölgesi Üniversiteler Birliği" toplantısında , yüksek öğretim sistemlerinin artık yalnızca eğitim, öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü kurumlar olmaktan çıktığını vurgulayarak, "Günümüzde üniversiteler bilgi üretiminin yanı sıra ekonomik kalkınmanın toplumsal dönüşümün ve kültürel gelişmenin en önemli aktörlerinden biri haline gelmektedir. Bu çerçevede üniversitelerimizin bölgesel konulara duyarlılığı büyük önem taşımaktadır. Her üniversitenin bulunduğu coğrafyanın ihtiyaçlarını doğru tahlil etmesi bu ihtiyaçları gidermeye yönelik çözüm odaklı projeler geliştirmesi ve bölgesel doğrudan katkı sunması beklenmektedir. Bir üniversitenin gerçek kıymeti ve muvaffakıyeti sadece akademik başarı göstergeleriyle değil bulunduğu şehrin ve bölgenin sorunlarına ne ölçüde çözüm üretebildiğiyle de yakından ilgilidir" dedi.


"Üniversitelerin aktif rol oynaması şart"


Tarım, hayvancılık, sanayi, enerji, kültür ve sosyal hayat gibi pek çok alanda üniversitelerin aktif rol üstlenmesinin artık bir seçenek değil, bir zorunluluk olduğunu ifade ederek, "Bu noktada özellikle vurgulamak isterim ki, halktan kopuk, bulunduğu toplumun ihtiyaçlarını dikkate almayan bir üniversite anlayışının günümüz Türkiye’sinde ve dünyada hiçbir karşılığı bulunmamaktadır. Üniversitelerimiz toplumla iç içe olmalı, bilgi ve tecrübelerini halkla paylaşmalı ve sahip oldukları tüm imkanları toplumun hizmetine sunmalıdır Üniversitelerin laboratuvarları, araştırma merkezleri, bilgi birikimi ve insan kaynağı yalnızca akademik çevrelerle sınırlı kalmamalıdır. Bu imkanlar bölgedeki üreticiye, girişimciye, sanayiciye, esnafa, velhasıl tüm topluma açık olmak durumundadır. Üniversitelerimizin bölgesel kalkınmaya katkı sunabilmeleri adına öz kapasiteleri kadar birbirleriyle olan ilişkilerini de güçlendirmeleri bir diğer önemli başlık haline gelmiştir. Bugün bilginin üretimi ve yayılması sadece tekil çabalarla değil, kapsamlı iş birlikleri ve koordinasyonla mümkün olmaktadır. Üniversiteler arası rekabet kadar belki ondan daha önemlisi üniversiteler arası iş birlikleri, sadece yüksek öğretim sisteminin kalitesinin artmasına değil ama aynı zamanda üniversitelerimizin akademik üretkenliğine de fevkalade pozitif yani olumlu katkılar sağlamaktadır. Dolayısıyla bizler Yükseköğretim Kurulu olarak üniversitelerimizin kendi aralarında sadece tatlı bir rekabet değil en az bunun kadar ondan daha fazla kendi aralarında uluslararası üniversitelerde iş birliği yapmalarını fevkalade önemsiyor ve destekliyoruz. Bu meyanda, DAP üniversiteler birliği gibi yapılan son derece kıymetlidir. Üniversiteler arasında güçlü bir koordinasyon zemini oluşturan bu tür mekanizmalar ortak aklın ortaya çıkmasına imkan sağlamaktadır" diye konuştu.


"Ortak kapasite kullanım kültürünün geliştirilmesini sağladı"


Üniversitelerin sahip oldukları araştırma altyapılarını birlikte kullanmalarının, ortak ARGE projeleri geliştirmelerinin, disiplinler arası çalışmalar yürütmelerinin ve birlikte bilimsel yayın üretmelerinin hem akademik kaliteyi arttıracak hem de ortaya çıkan bilginin etkisini yaygınlaştıracağını söyleyen Özvar, "Son 20 yılda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan hükümetleri esnasında yüksek öğretim alanında meydana gelen en önemli değişikliklerin başında üniversitelerimizin kapasitelerinin arttırılması olmuştur. Üniversitelerimiz sadece araştırma ve geliştirme açısından değil. Vatandaşlarımızın ve gençlerimizin yüksek öğrenime daha fazla erişmesinin imkanı doğmuştur. Bu açıdan Sayın Cumhurbaşkanımıza hep beraber şükran borçlu olduğumuzu bu vesileyle ifade etmek isterim. Bu yatırımlar dünyada gelişmiş ülkelerin yüksek öğretime yaptığı katkılarla veya yatırımlarla kesinlikle mukayese edilebilir düzeyde olduğunu da bilhassa ifade etmek isterim. Aynı zamanda biraz önce sözünü ettiğim bu tür iş birlikleri, kamu kaynaklarının daha etkin ve verimli kullanılması bakımından da mühimdir. Bireysel ve birbirinden habersiz yürütülen çalışmalar yerine koordineli ve ortak projeler geliştirilmesi hem maliyetleri azaltacak hem de daha başarılı ve kapsamlı neticeler elde edilmesine katkı sunacağız. Bu birliklerin en önemli misyonlardan bir tanesi üniversitelerimizde ortak kapasite kullanım kültürünün geliştirilmesini sağladı. Bu bütün üniversitelerinizin en ince tabiri caizse kılcal damarlarına kadar inmelidir" şeklinde konuştu.


"DAP, bölgesel kalkınma anlayışının en somut ve başarılı örneklerinden biri"


Bilimin sadece bireysel bir etkinlik olmadığını, ondan daha fazla sosyal bir faaliyet olduğunu anlata YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar sözlerini şöyle sürdürdü, "Sosyalleşmenin arttığı ortamlarda bilimsel çıktılar ve bilimsel çıktıların kalitesi de artar. Bireysel kalan bilimsel faaliyetler her zaman her zaman kolayca yanlış anlamaya açık veya maruz olduğunu ifade edebilirim. Üniversitelerimizin kamu ve özel sektörle kuracakları ilişkiler de hayati önemi haizdir Zira günümüzde üniversite sektör iş birliği, ekonomik kalkınmanın en önemli unsurlarından biri haline gelmiştir. Üniversitelerimizin özel sektörle daha yakın çalışması, araştırma çıktılarının ticarileşmesi, yani yenilik kapasitesinin arttırılması ve mezunlarımızın istihdam imkanlarının geliştirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Benzer şekilde kamu kurumlarıyla geliştirilecek iş bir bölgesel kalkınma politikalarının sahada daha etkin uygulanmasına imkan sağlayacaktır. Üniversitelerimizin bu doğrultuda yeni iş birliği alanlarını keşfetmesi ve mevcut iş birliklerini güçlendirmesi önem arz etmektedir. Bu noktada DAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının yürüttüğü çalışmaların önemine de özellikle dikkat çekmek isterim. DAP, bölgesel kalkınma anlayışının ülkemizdeki en somut ve başarılı örneklerinden birini teşkil etmektedir. 2013-2025 yılları arasında DAP’ın yürüttüğü toplam 2 bin 86 proje hayata geçirilmiş ve güncel değerlemeyle yaklaşık 17.6 milyar TL’lik bir kaynak bölgeye kazandırılmıştır. Bu veriler DAP’ın ne denli güçlü bir etki oluşturduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Projelerin maddi karşılığı 14 o milyar TL’yi aşan ve sayısı bin 726 çok büyük bir kısmı ise tarım ve kırsal kalkınma alanında yoğunlaşmıştır. Bu durum DAP’ın bölgenin öncelikli ihtiyaçlarını doğru şekilde tespit ettiğini ve bu alanlara yönelik çalışmaları öne çıkardığını göstermesi bakımından fevkalade anlamlıdır. Bu sektör altında küçük ölçekli sulama ki burada 949 proje yaklaşık 8,8 milyar TL’ye bağlı olan bir değerdi. Hayvancılık altyapısı 231 bir projeyle 2,9 milyar TL ve bitkisel üretim. 302 proje 1,3 milyar TL ile öne çıkan alanlar olmuştur. Aynı şekilde beşeri ve sosyal kalkınma alanında yürütülen projeler toplumsal gelişme bakımından önemli bir değer başlık olmuştur. Bu alanda yürütülen proje sayısı 330 projelere ayrılan kaynak miktarı ise yaklaşık 2,7 milyar TL’yi bulmuştur"


"Bölge üniversitelerinin birlikte hareket etmesi değerli"


2026 için planlanan 49 proje ve ayrılan yaklaşık 458 milyon Türk liralık ödeneğin sürecin kararlılıkla devam ettiğini göstermesi bakımından anlamlı olduğunu ifade eden Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar," Üniversitelerimizin DAP ile geliştirdiği iş birlikleri de bu bakımdan takdire şayan. Başka bir etkinlik olarak dikkat çekmektedir. 2013-2025 yılları arasında üniversitelerde iş birliği kapsamında toplam 50 proje hayata binmiş ve bu projelere yaklaşık 514 milyon TL destek sağlanmıştır. Bu durum üniversitelerimizin bölgesel kalkınmadaki rolünü net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu projelerin 16 farklı üniversite tarafından yürütülmüş olması da üniversitelerimizin bu sürece aktif katılımını göstermesi bakımından ayrıca kıymetlidir. Ancak bunu yeterli elbette göremeyiz. Proje sayılarını ve destek miktarlarını hükümetimiz ve DAP yönetimimizle yakın işbirliği içinde arttırmalıyız. DAP üniversiteler birliği çatısı altında bir araya gelmeniz ortak meseleleri istişare etmeniz ve birlikte arayışında bulunmanız da çok kıymetlidir. Bu tür platformlar yalnızca mevcut durumun değerlendirilmesine değil, aynı zamanda geleceğe yönelik güçlü bir vizyon oluşturulmasına da katkı sağlamaktadır. Bölge üniversitelerinin birlikte hareket hem akademik kapasitenin güçlenmesinin hem de bölgesel kalkınma hedeflerine daha hızlı ulaşılmasını mümkün kılacaktır. Bu toplantı vesilesiyle gerçekleştirilecek görüşmelerin yeni iş birliklerine kapı aralayacağına mevcut projelerin Daha da geliştirilmesine katkı sunacağını ve bölgemizin kalkınmasına önemli ivme kazandıracağına yürek yürekten inanıyorum. Elbette birliğin, iş birliği alanları sadece bölgesel kalkınma veya araştırma ve geliştirmeyle sınırlı değildir. En az bunun kadar birlik üyesi üniversitelerimizin eğitim öğretim süreçlerinin kalitesinin arttırılması hususunda da kendi aralarında tecrübe ve bilgi paylaşımı yapması fevkalade bir diğer önemli başlık olarak önümüzde durmaktadır" dedi.


"Öğrencisine bir şey kazandırmayan dersler kalkmalı"


Yükseköğretim Kurulu ve üniversiteler tarafından başlatılan yüksek öğretimdeki dönüşüm, eğitim süreçlerinin kalitesinin başta olmak üzere kontenjanların yeniden düzenlenmesi, istihdamla alakası azalan programların, sistemlerin dışına çıkartılmasına da değinen Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar. "Geleceğin meslekleri olarak ifade edilen yetkinlik, mezunlarımızdan beklenen beşeri ve yetkinliklerin yeniden tarif edilmesi ve ihtiyacı duyulan beceri ve yetkinliklerin program kısımlarıyla özdeş hale getirilmesi, yine üniversitelerimizin önünde duran en önemli konulardır. Bu bakımdan birlik üyesi üniversitelerimizin kendi üniversitelerinde yürütülmekte olan ön lisans, lisans ve lisans üstü programlardaki eğitim ve öğretim süreçlerinin iyileştirilmesini öncelikli bir hedef olarak mutlaka belirlemelidir. Bu kapsamda üzerinde durmamız gereken konulardan bir tanesi de müfredatlar üzerinde dikkatli bir şekilde çalışabilmek ve güncelleme yoluna gidebilmektir. Müfredatların içerikleri, dersler, zorunlu veya seçmeli dersler. Artık öğrencisine daha doğrusu bu dersleri alacak öğrencisine gerek mevcut şartlar, gerek gelecek bakımından bir şey kazandırmayan derslerin mutlaka sistemin ve müfredatın dışına çıkartılması derslerin sadeleştirilmesi, içeriklerin gözden geçirilmesi. En az teorik dersler kadar uygulamalara daha fazla yer ayrılması, yine birlik üyesi üniversitelerimizin önünde duran önemli gündem maddeleri arasında yer Teorik dersler kadar uygulamalara mutlaka, mutlaka, daha fazla önem vermemiz gerekmektedir. Bu yani uygulamalara daha fazla önem verilmesi ve yer verilmesi öğrencilerimize bilginin dışında beceri kazandırılmasına vesile olacaktır. Bugün en az bilgi kadar öğrencilerimizin ihtiyaç duyduğu diğer bir hususiyet beceridir. Beceride ancak uygulamayla gelir. Bu bakımdan üniversitelerde öğretim süreçlerinin sadece ders anlatımı aktarımının ötesine geçmek durumundadır" dedi.


"Ön lisans mesleki programlarda işletmede mesleki eğitime yer verilecek"


Rektörlerin cesaretle, kararlılıkla bu konuların üzerine gitmesinin beklediklerini anlatan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar daha sonra şöyle konuştu, "Tam da bu meyanda işletmelerde uzun süreli mesleki eğitim konusuna da temas etmek isterim. 2 yıllık mesleki programlarda almış olduğumuz kararlar ve paydaşlarımızla yapmış olduğumuz anlaşmalar ve kapsamında üniversitelerimizden öncelikle ön lisans mesleki programlarda işletmede mesleki eğitime yer vermelerinin ve bunun en az bir senesidir. Olması gerektiğini paylaşmış bulunuyoruz. Müfredatların, kredilerin buna göre üniversitelerimiz tarafından değerli gözden geçirilmesi lazım. Bu projeyi bildiğiniz üzere yedi il ile pilot il ile bu projeyi başlatmış bulunuyoruz. Ama bu sadece yedi ilde kalmayacak. Bu yedi yılın ötesinde diğer illerimizle bu projelere dahil olmuş olacaktır. Bu vesileyle birliğin üyesi ve pilot iller dışında kalan illerin üniversitelerinin de bu konuda gerekli çalışmalara kendilerinden bekliyoruz. Üç artı bir veya yapılabilir olanlarda iki artı için lisansla ön lisansta, lisansta ise yedi artı bir yahut programın özelliğine veya tabiatına altı artı ikiye yönelik faaliyetlerin ve çalışmaların başlamasını beklediğimizi bilhassa ifade ediyorum"


(MEK-NK)

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ÜNİPERSEN talepleri için kuruluş gününde basın açıklaması yapacak Üniversite İdari Personel Sendikası (ÜNİPERSEN), üniversite idari personelinin talepleri için kuruluş yıl dönümü olan 17 Nisan’da Yükseköğretim Kurulu (YÖK) önünde basın açıklaması yapacak. ÜNİPERSEN, 17 Nisan Cuma günü YÖK önünde basın açıklaması yapacak. Sendikadan yapılan açıklamada, üniversite idari personelinin özlük, mali ve kariyer haklarına ilişkin sorunların uzun süredir çözümsüz bırakıldığı belirtilerek, özellikle tayin/nakil hakkının hala kalıcı, şeffaf ve hukuki bir sisteme bağlanmadığı vurgulandı. Açıklamada, 2014 yılından bu yana dile getirilen yükseköğretim tazminatı talebinin karşılık bulmadığı, geliştirme ödeneği uygulamasındaki eşitsizliklerin ise devam ettiği ifade edildi. Açıklamada yalnızca sözlü mesajlarla değil, alanda kullanılacak simgesel unsurlarla da yaşanan mağduriyetin görünür hale getirileceği bildirildi. Etkinlik alanında yer alacak bavullar ve aile fotoğraflarının yıllardır çözülemeyen tayin sorunu nedeniyle yaşanan belirsizliği, parçalanan aile düzenini ve ertelenen hayatları temsil edeceği kaydedildi. Geçtiğimiz yıl "becayiş" adı altında uygulanan yöntemin gerçek bir çözüm olmadığı belirtilen açıklamada, söz konusu uygulamanın yönetmelik zemininin bulunmadığı, usul ve esaslarının açık olmadığı, sürdürülebilirlik taşımadığı ifade edildi. Personelin nasıl başvuru yapacağı, eşleşmelerin hangi kriterlere göre belirleneceği ve hakkaniyetin nasıl sağlanacağı konularında netlik bulunmadığı kaydedildi. Açıklamada, üniversitelerde eğitim-öğretim hizmetinin kesintisiz sürmesinde asli rol üstlenen idari personelin mali haklar bakımından geri planda bırakılmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı. Yükseköğretim tazminatının idari personele de verilmesi gerektiği belirtilirken, geliştirme ödeneğinde aynı kurum içinde çalışan personel arasında ortaya çıkan farklılıkların da çalışma huzurunu ve adalet duygusunu zedelediği kaydedildi. ÜNİPERSEN, kuruluş gününde kutlama programı yapmayacaklarını belirterek, "Ortada kutlanacak bir tablo değil, çözüm bekleyen hak kayıpları ve adaletsizlikler vardır" mesajını verdi. Sendika, açık, net, denetlenebilir ve herkese eşit uygulanacak bir tayin sisteminin kurulması, yükseköğretim tazminatının idari personele verilmesi ve geliştirme ödeneğindeki eşitsizliklerin giderilmesi talepleri karşılanıncaya kadar mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı.
Kayseri Başkan Gülsoy: "Kayseri; Orta Anadolu’nun üretim üssü, ihracatın kalesidir" Kayseri Ticaret Odası’nda (KTO) Mart Ayı Meclis Toplantısı yapıldı. KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, "Kayseri; Orta Anadolu’nun üretim üssü, ihracatın kalesidir" dedi. Rifat Hisarcıklıoğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen meclis toplantısına KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, yönetim kurulu üyeleri ve üyeler katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan programda konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, "Savaşın coğrafi yakınlığı sebebiyle en büyük zorluğu kuşkusuz bizler yaşıyoruz. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimle birlikte petrol ve gaz fiyatlarında yaşanan olağanüstü artışlar, hepimizin malumu. Navlun ve sigorta maliyetleri katlanırken, enerji fiyatlarındaki bu tırmanış lojistikten ham maddeye kadar tüm üretim zincirimizi doğrudan etkiliyor. Devletimizin ’Eşel Mobil’ gibi sistemlerle bu yükü hafifletme çabasını takdirle karşılıyoruz, ancak bu maliyet baskısının ne kadar sürdürülebilir olduğunu öngörmek maalesef her geçen gün zorlaşıyor. Bu süreçte; artan maliyetler, enflasyon ve finansmana erişim konuları iş dünyamızın temel gündemleri arasında yer almaya devam ediyor. Özellikle enerji, hammadde ve girdi maliyetlerindeki bu önlenemez artış, üretim süreçlerimiz üzerinde doğrudan büyük bir baskı oluşturmaktadır. Şunu açıkça ifade etmeliyim ki; içinden geçtiğimiz bu kritik süreç, biz işletmeler açısından çok daha dikkatli bir planlama ve her zamankinden daha güçlü bir mali yapı gerektirmektedir" dedi. "Kayseri; Orta Anadolu’nun üretim üssü, ihracatın kalesidir" Kayseri’nin Orta Anadolu’nun üretim üssü olduğunu dile getiren Gülsoy, "Kayseri; Orta Anadolu’nun üretim üssü, ihracatın kalesidir. Bizler en zor şartlarda dahi üretmeyi, istihdam sağlamayı kendimize şiar edindik. Ancak bugün gelinen noktada, sanayicimizin omuzlarındaki yükün artık sürdürülebilir sınırları zorladığını da görüyoruz. Savaşın gölgesinde kalan pazarlarımızda ihracat aksamaları ve ciddi navlun artışları yaşıyoruz. Sanayicimiz ve tüccarımız, girdi maliyetlerindeki devasa artışlara ve finansmana erişimdeki zorluklara rağmen; üretim çarklarını döndürmek, istihdamı korumak için tabiri caizse ’ateşten gömlek’ giyerek mücadelesini sürdürüyor. Bugün reel sektörümüzün önündeki en büyük engel, yüksek finansman maliyetleri ve kredi musluklarının daralmasıdır. Enflasyon ile döviz kuru arasındaki dengesizlik, ihracatçımızın rekabet gücünü zayıflatıyor. Biz diyoruz ki; üretim çarklarının dönmesi için finansmana erişim kolaylaşmalı, girdi maliyetleri makul seviyelere çekilmelidir. Enflasyonla mücadeleyi sonuna kadar destekliyoruz ancak bu süreçte sanayicinin, tüccarın üretim azmi kırılmamalıdır. Bizim için ’bekle-gör’ dönemi bitmiştir; artık ’üret ve diren’ dönemindeyiz" ifadelerini kullandı. "Kayseri pastırmasından sonra sırada mantı ve yağlama var" Kayseri pastırmasının Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili almasının ardından Kayseri mantısı ve Kayseri yağlamasının da coğrafi işaret tescili alması için çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Gülsoy, "Artık ’Kayseri Pastırması’ ismi, Avrupa pazarlarında hukuki bir zırha bürünmüştür. Taklitlerin önüne geçilecek, markamızın katma değeri katlanacak ve en önemlisi; ’Kayseri üretirse en kalitesini üretir’ imajı tüm dünyada tescillenmiş olacaktır. Bizim için bu tescil, sadece hukuki bir kazanım değildir. Bu, ’Kayseri üretirse en iyisini üretir, Kayseri satarsa dünyayı ikna eder’ duruşunun belgesidir. Sırada Kayseri Sucuğumuz ve Kayseri Mantımız var. Onların da AB tescil süreçlerini aynı kararlılıkla takip ediyoruz. Hedefimiz; Kayseri’nin tüm gastronomi değerlerini dünya vitrinine taşımak ve ihracat menzilimizi bu tescilli güçle genişletmektir. Bu başarı, moralimizi yüksek tutmamız için büyük bir vesiledir. Şehrimizin markalarına sahip çıkmaya, onları dünya vitrinine taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz. Bu gurur hepimizin! Şehrimize ve tüm üyelerimize bir kez daha hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum" şeklinde konuştu.
İstanbul İstanbul’da Trabzon Tanıtım Günleri başladı İstanbul Trabzon Dernekleri Federasyon tarafından düzenlenen Trabzon tanıtım günleri Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla başladı. Programda konuşan Bakan Uraloğlu, "Son 24 yılda İstanbul’un ulaşım ve iletişim altyapısı için 2 trilyon lirayı aşan yatırım gerçekleştirdik. Trabzon ile Samsun arasını 2 saate düşürecek yapım çalışmalarına başladık" dedi. Trabzon Dernekleri Federasyonu (TDF) tarafından organize edilen Trabzon Tanıtım günleri açılış töreni gerçekleştirildi. Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde düzenlenen programa Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, TBMM Üyesi Süleyman Soylu, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir, Trabzon Dernekleri Federasyonu Başkanı İsmail Şatıroğlu, Trabzon Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzonspor Kulübü Başkanı Ertuğrul Doğan, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır ve çok sayıda partili, STK üyeleri, Trabzonlular katıldı. 26-29 Mart günleri arasında gerçekleşecek tanıtım günleri, tüm vatandaşlara açık olacak. Açılış konuşmalarının ardından kürsüye çıkan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bir konuşma gerçekleştirdi. Bakan Uraloğlu, "Doğduğun yer değil, doyduğun yer" derler ya, biz doyduğumuz yerde de doğduğumuz yeri hiç unutmadık. Trabzon’u tanıttık, Trabzonluyu sevdirdik. Nerede olursak olalım, içimizde bitmeyen bir Karadeniz inadı, bir memleket özlemi taşıdık. Trabzon’umuzu daha güçlü ve refah dolu bir geleceğe taşımak için çalıştık. Bu ruhla, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Trabzon’umuzda ulaşım ve iletişim alanında birçok hizmeti hayata geçirdik. Bölünmüş yollar, Bitümlü Sıcak Karışımlı (BSK) yollar yaptık. Avrupa’nın en uzun çift tüplü karayolu tüneli Zigana Tüneli’ni inşa ettik. Şehir içi trafiğine nefes aldıracak Kanuni Bulvarı’nda sona yaklaştık. Trabzon Güney Çevre Yolu’muzu da iki kesim halinde hayata geçiriyoruz. Birinci etabında çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Kıymetli hemşerilerim, hem şehrimizi modern bir kent içi raylı sistemle donatacak hem de hızlı tren ile tanıştıracak dev projelerimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla hayata geçiyor" dedi. "Trabzon ile Samsun arasını 2 saate düşürecek yapım çalışmalarına başladık" Trabzon ve Karadeniz’de gerçekleşmesi planlanan altyapı projelerine değinen Bakan Uraloğlu, "Trabzon ile Samsun arasını 2 saate düşürecek Samsun-Trabzon-Sarp hızlı tren demiryolu projemiz ile Samsun’dan itibaren, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin olmak üzere tüm kentlerimizi birbirine bağlamış olacağız. Yapım çalışmalarına da Kırıkkale-Çorum arasında başladık. Bu sene devamını da ihale edeceğiz. Trabzon Büyükşehir Belediyemizle birlikte hayata geçirdiğimiz Trabzon Hafif Raylı Sistem Hattımızın Akyazı - Havalimanı arasındaki 16,2 km uzunluğundaki 1.etabınının yapım ihalesine de önümüzdeki günlerde çıkacak ve inşa çalışmalarımıza başlayacağız. Yeni Trabzon Havalimanı’nı da 10 milyon yolcu kapasiteli terminal binası ve 3 bin metrelik pistiyle büyük gövdeli uçakların inebileceği şekilde tasarladık. Şimdi yeni projemiz kapsamında mevcut pistten biraz daha kuzeye denizde yeni havalimanımızı inşa edeceğiz. Yatırım programına aldık, ihalesini yaptık, yer teslimi yaptık. Yakın zamanda temeli atıp yapım çalışmalarına başlayacağız. Trabzon kalkınırsa Karadeniz yükselir, Karadeniz yükselirse Türkiye güçlenir" diye konuştu. "Son 24 yılda İstanbul’un ulaşım ve iletişim altyapısı için 2 trilyon lirayı aşan yatırım gerçekleştirdik" İstanbul’daki altyapı ve tünel inşaatı çalışmalarından bahseden Bakan Uraloğlu, " Kuzey Marmara Otoyolumuzun son kısmını oluşturan Nakkaş-Başakşehir Kesimi’ndeki yapım çalışmalarımız tüm hızıyla ilerliyor. Sarıyer Kilyos Tüneli projemiz de İstanbul’da yapım çalışmaları devam eden önemli bir karayolu projemiz tamamlandığında ücretsiz olarak hizmete başlayacak projemizle; Kuzey Marmara Otoyolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne; Sarıyer, Maslak ve Levent bölgelerinden erişimi kolaylaştıracağız. Sarıyer-Çayırbaşı Tüneli ve hemen akabindeki Sarıyer-Kilyos Tüneli vasıtasıyla İstanbul Havalimanı’na ve Kuzey Marmara Otoyolu’na hızlıca bağlanmış olacak Son 24 yılda İstanbul’un ulaşım ve iletişim altyapısı için 2 trilyon lirayı aşan yatırım gerçekleştirdik" şeklinde konuştu. Trabzonlu vatandaşların İstanbul’a faydalı katkılar sunduğunu belirten İstanbul Valisi Davut Gül, "İstanbul 80 ilden oluşan bir şehir, İstanbul’da görev yaptığımız süre içerisinde ve öncesinde şunu gördük ki, Trabzonlu hemşehrilerimiz yaşadıkları İstanbul’a çok önemli ve faydalı katkılar sunuyor. Bizler bu tanıtım günlerine ev sahipliği yapıyoruz, bu sene Sayın Cumhurbaşkanımızın Çevre ve Şehircilik Bakanımızı talimatlandırmasıyla birlikte bu tesisler yapıldı. Hemşehri derneklerimize bu hizmeti sunmaya devam edeceğiz" diye belirtti. Programda konuşan AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, "Kıymetli hemşehriler Trabzon’umuz ülkemizin bugünlere gelmesinde çok büyük bedeller ödeyen Trabzonlu hemşehrilerimizin omzunda yükselmiştir. Çok kıymetli isimler ülkemize hizmet etmiş, ülkemizin birliği ve beraberliği için kardeşliği için Trabzon’u çimento vazifesi görmesine vesile olmuştur. Baktığımızda bugün aklımıza en çok şehit veren memleketin başında Trabzon gelmiştir. 15 yaşındaki Eren Bülbül kardeşimiz bu vatan için toprağa düşmüştür. Ülkemizde görev yapan burada da bulunan kıymetli siyasi büyüklerimiz terörün bitmesi için ülkemizin gelişimi ve beraberliği için çok büyük mücadelenin ortağı olmuşlardır" ifadelerini kullandı.
Ankara Gölbaşı’nda yerli ata tohumları toprakla buluştu Gölbaşı Belediyesi’nin serasında üretilen ata tohumları, Belediye Başkanı Yakup Odabaşı ve ilkokul öğrencilerinin katıldığı programla toprakla buluştu. Gölbaşı Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından üretilen yerli ata tohumları, düzenlenen etkinlikte toprakla buluştu. Etkinliğe Belediye Başkanı Yakup Odabaşı ile Dr. Ahmet-Filiz Göğüş İlkokulu öğrencileri katıldı. Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün serasında gerçekleştirilen programda domates, biber ve salatalık tohumlarının ekimi yapıldı. Programda minik öğrenciler, hem tohum ekim sürecini yerinde öğrenme fırsatı buldu hem de toprakla buluşmanın keyfini yaşadı. "Toprağa dokunan çocuklarımız, yarının doğa dostu bireyleri olacak" Başkan Odabaşı, yerli ata tohumlarının önemine dikkat çekerek, "Bugün burada sadece bir tohum ekimi gerçekleştirmiyoruz; aynı zamanda geleceğe bir miras bırakıyoruz. Ata tohumları, bizim geçmişimizden gelen en değerli hazinelerimizden biridir. Bu tohumlar, doğallığın, sağlığın ve sürdürülebilir tarımın temelini oluşturur. Gölbaşı Belediyesi olarak yerli üretimi desteklemek, doğal tarımı teşvik etmek ve gelecek nesillere sağlıklı bir çevre bırakmak adına çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Çocuklarımızın da bu sürece dâhil olması ise bizim için ayrı bir mutluluk kaynağıdır. Çünkü doğa bilinci küçük yaşlarda başlar. Bugün burada toprağa dokunan, bir tohumu kendi elleriyle eken çocuklarımız, yarının doğa dostu bireyleri olacak. Onlara bu bilinci kazandırmak, en az yaptığımız hizmetler kadar kıymetlidir. Gölbaşı’nı sadece bir yaşam alanı değil, aynı zamanda üretimin ve doğayla uyumun merkezi haline getirmek istiyoruz" dedi. Etkinlik sonunda Odabaşı, programa katılan öğrencilere çeşitli hediyeler takdim etti. Günün anısına çekilen hatıra fotoğrafının ardından program sona erdi.