GENEL - 21 Şubat 2023 Salı 09:33

KYK yurdunda kalan depremzedeler için tüm imkanlar seferber edildi

A
A
A
KYK yurdunda kalan depremzedeler için tüm imkanlar seferber edildi

Kahramanmaraş merkezli gerçekleşerek 11 ilde yıkıma neden olan depremden etkilenerek Eskişehir’e gelen depremzedelere Doğan Aslan Bey KYK Yurdunda sağlanan imkanlar hakkında konuşan Eskişehir Yurt İdare Şube Müdürü Ali Şükrü Azak, "Vatandaşlarımızın beslenme, barınma, güvenlik, sağlık ihtiyaçları karşılanıyor" dedi.

Kahramanmaraş merkezli gerçekleşerek 11 ilde yıkıma neden olan depremden etkilenerek Eskişehir’e gelen depremzedelere Doğan Aslan Bey KYK Yurdunda sağlanan imkanlar hakkında konuşan Eskişehir Yurt İdare Şube Müdürü Ali Şükrü Azak, "Vatandaşlarımızın beslenme, barınma, güvenlik, sağlık ihtiyaçları karşılanıyor" dedi.


Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli olarak meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüklerindeki depremlerin ardından bölge halkı farklı illere giderek kendilerine yeni hayat kurma telaşesine girdi. Eskişehir’e de gelen binlerce depremzede, Eskişehir Valiliği tarafından kamu misafirhanelerine, Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarına ve özel otellere yerleştirildi. Kente gelen tüm depremzedelere ise istisnasız devlet desteği sağlandı.


Eskişehir’de bulunan Doğan Aslan Bey KYK Yurdunda konaklayan bin 400’ün üzerinde depremzede, kendilerine sağlanan onlarca imkanla birlikte yeni hayatlarına adapte olmak için çaba gösteriyor. Yurt kampüsünde bulunan sosyal marketten para ödemeden alışveriş yapabilen depremzedeler, 3 öğün yemek, sıcak su ve kesintisiz sağlık hizmeti alabiliyor. Bunun yanı sıra depremzede çocukları için açılan ana sınıfı, ilkokul ve ortaokul düzeyindeki dersliklerde eğitim devam ederken, psikososyal destek ile travmaların daha kolay atlatılması sağlanıyor.



"İnsanlar yardım ettikçe çok huzur doluyoruz"


Doğan Aslan Bey KYK Yurdunda verilen sağlık hizmetini kullanarak muayene olan ve ilaçlarını alan Malatyalı depremzede Mehmet Nuri Kavlak, kendilerine sağlanan imkanları, "Buradaki koşullar dört dörtlük, hükümetimizden razı olsun. Yardım eden ve gönderen insanlardan da Allah razı olsun. İnsanlar yardım ettikçe çok huzur doluyoruz. Çektiğimiz sıkıntıları unutuyoruz. Buradaki yurtta her imkan var. Allah razı olsun, hepsinden, her şeyden memnunuz. Cumhurbaşkanımızdan, vatandaşlarımızdan, samimiyetlerinden, insanlıklarından çok memnunuz" diyerek anlattı.



"Sosyal destek taleplerini değerlendiriyor, aksaklıkları ilgili birimlere yönlendiriyoruz"


Depremzedelere sağlanacak psikososyal destek hakkında bilgi veren Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yarımcısı Dilek Çamursoy, "Şu an KYK yurdunda bizler bir ekip kurduk. Ekipte sosyal hizmetler uzmanı, sosyolog ve psikolog arkadaşlarımız var. Şu süreçte ihtiyaç odaklı ilerliyoruz. Daha henüz çok yeni olduğu için. Hane bazlı düşünüyoruz. Katlarda haneleri, afetzedeleri ziyaret ettiler. O noktada öncelikli olarak dezavantajı bireyleri belirlediler. Öncelikli değerlendirilmesi gereken vakalara erişim adına şu anda işlemleri başlattık. Onun dışında gördüğümüz aksaklıkları ilgili birimlere yönlendiriyoruz. Sosyal destek taleplerini değerlendiriyoruz. Çocukları şu anda burada yer alan milli eğitime yönlendiriyoruz. Yetişkinlerle biz kendimiz görüşmelerimizi yapıyoruz. Yeni dönemde bunun ulusal etkilerini en aza indirmek için şu anda hane odaklı daha sonra bireysel olarak destekleme çalışmalarını yapıyoruz" ifadelerini kullandı.



"Vatandaşlarımızın beslenme, barınma, güvenlik, sağlık ihtiyaçları karşılanıyor"


Doğan Aslan Bey KYK Yurdunda konaklayan bin 400’ün üzerindeki depremzede için sağlanan hizmetleri anlatan Eskişehir Yurt İdare Şube Müdürü Ali Şükrü Azak ise şu ifadeleri kullandı:


"Şu anda içerisinde bulunmuş olduğumuz Kredi Yurtlar Kurumuna ait Doğan Aslan Bey Yurdu, 2 bin 500 öğrenciye hizmet vermekteyken, bu yaşadığımız büyük afetten dolayı depremzede vatandaşlarımızın hizmetine sunuldu. Şu anda burada an itibarıyla bin 420 kişiyi barındırmaktayız ve Valiliğimizin koordinesinde yerleştirmeye devam etmektedir. Sizin de görmüş olduğunuz üzere şu anda bize sığınmış olan vatandaşlarımıza beslenme, barınma, 24 saat kesintisiz sıcak su hizmeti, güvenlik ve gıda mühendislerimizden belirlenmiş listelerden çıkan menülerle 3 öğün yemek hizmeti verilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığının konuşlandırdığı etkinlik alanları mevcut. Aynı zamanda bakanlığımıza bağlı psikososyal gruplarımız mevcut. Ayrıca 7/24 doktorlarımız ve sağlık çalışanlarımız tarafından sağlık hizmeti verilmektedir."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Honda Türkiye’den dev yatırım: Aliağa’da motosiklet fabrikası üretime başladı Honda Türkiye Motosiklet, yıllık 100 bin adet üretim kapasitesiyle faaliyete başladı. Gelecek dönemde 200 bin adet kapasiteye ulaşma potansiyeli bulunan tesis sayesinde Honda, hem artan talebe daha hızlı yanıt verecek hem de Türkiye’de katma değerli üretimi güçlendirecek. Honda Türkiye, İzmir Aliağa’da hayata geçirdiği motosiklet üretim fabrikasının açılışını gerçekleştirdi. Bu yatırım, Honda’nın Türkiye’ye olan güçlü ve uzun vadeli bağlılığının somut bir göstergesi olarak öne çıkarken; üretim, istihdam ve sürdürülebilir büyüme alanlarında önemli katkılar sunmayı hedefliyor. Yeni tesis, Honda’nın küresel üretim gücünü Türkiye’nin sanayi altyapısı ve yetkin insan kaynağıyla buluşturarak, artan mobilite ihtiyacına yerel üretimle hızlı ve etkin bir yanıt verilmesini sağlayacak. Kapasite 200 bin adede kadar çıkabilecek Açılış töreni öncesi açıklama yapan Honda Türkiye Başkan Yardımcısı Bülent Kılıçer, fabrikanın üretim kapasitesi hakkında teknik bilgiler verdi. Kılıçer, ilk etapta tek vardiya ile yıllık 100 bin adetlik üretim planladıklarını ifade ederek, "İkinci vardiyanın devreye girmesiyle toplam üretimimiz önce 150 bin, sonrasında ise 200 bin adede kadar çıkacak. Fabrikamız şu an 45 bin metrekaresi kapalı olmak üzere toplamda geniş bir alanda hem üretim hem de lojistik faaliyetlerini yürütecek kapasitededir" dedi. Fabrika arazisinin genişleme potansiyeline dikkat çeken Kılıçer, "Elimizde yeni yatırımlar için uygun 45 bin metrekarelik bir açık alanımız daha var. İleride potansiyele bağlı olarak bu alanı da fabrikaya dahil edip, üretim kapasitemizi 200 bin adede kadar çıkararak ihracat odaklı bir sürece geçebiliriz. Tam kapasiteye ulaştığımızda aylık 11 bin bandında bir üretim söz konusu olacak" ifadelerini kullandı. Yerli üretimle maliyetler aşağı çekilecek Yerelleşmenin müşteri için en büyük avantajının maliyet olduğunu vurgulayan Kılıçer, üretim ve lojistik sürelerinin kısalacağını belirtti. Kılıçer, "Müşterilerimiz için en önemli nokta, en düşük maliyetle ve en kısa zamanda ürüne ulaşmaktır. Yerli üretimle beraber hem lojistik süresini ciddi anlamda kısaltacağız hem de maliyetlerimizi aşağı çececeğiz. Bu durum müşteri memnuniyeti açısından bizim için en kritik iki noktadan biridir" dedi. İlk yerli model tasarruflu PCX 125 İzmir fabrikasında üretilen ilk modelin PCX 125 olduğunu açıklayan Bülent Kılıçer, "PCX 125, satışlarımızın yüzde 40’ını oluşturan, hem bireysel hem ticari kullanımda çok tercih edilen bir model. 100 kilometrede sadece 2 litrelik yakıt tüketimiyle maliyetleri aşağı çekmek isteyen kullanıcılar için kilit bir rol oynuyor. Yerli üretimle birlikte bu modele olan talebin daha da artacağına inanıyoruz" diye konuştu. Türkiye’de her 100 motosikletten 25’i Honda Türkiye’deki toplam motosiklet rakamlarının 2026 yılında 7 milyonun üzerine çıkarak rekor kırdığını belirten Kılıçer, "Honda olarak Türkiye’de yaklaşık yüzde 25-30 bandında bir pazar payımız mevcut. Geçen yılı 165 bin adetlik satışla tamamladık. Gururla söyleyebilirim ki, yaklaşık 13 yıldır Türkiye’nin en çok satan markasıyız ve yollardaki her 100 motosikletten 25 tanesi Honda imzasını taşıyor" bilgilerini paylaştı. "Türkiye’nin küresel işimizdeki önemi büyük" Açılış töreninde konuşan Honda yöneticileri, yatırım sürecinde destek veren tüm kamu kurumlarına, yerel yönetimlere ve iş ortaklarına teşekkür ederek, Türkiye ile birlikte büyümeye ve uzun vadeli değer üretmeye devam edeceklerini vurguladı. Törene katılan Honda Motor Europe Başkanı Hans De Jaeger, Türkiye’nin Honda için taşıdığı öneme dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bu yatırım, pazara duyduğumuz güvenin, Türkiye’nin küresel işimizdeki öneminin ve uzun vadeli iş birliği ile ortak refaha olan bağlılığımızın güçlü bir göstergesidir. Bu tesisin hem Honda’nın küresel üretim ağına hem de Türkiye’nin sanayi gelişimine, istihdamına ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz." Ekonomik başarının ötesinde toplumsal fayda Honda Türkiye Başkanı Satoru Yamada ise törende yaptığı konuşmada Türkiye’nin dinamik yapısına vurgu yaparak, "İzmir Aliağa’da hayata geçirdiğimiz bu üretim tesisi, Honda’nın Türkiye’ye olan güçlü inancının, uzun vadeli vizyonunun ve yıllar içinde inşa ettiğimiz güvene dayalı yakın ilişkinin açık bir göstergesidir. Bizim için başarıyı yalnızca ekonomik göstergelerle ölçmek yeterli değildir. Asıl önemli olan; topluma dokunan, insanların yaşamına değer katan bir etki oluşturabilmektir" dedi. Yerli üretim ve sürdürülebilir büyüme odağı Türkiye’de hızla büyüyen motosiklet pazarına paralel olarak hayata geçirilen bu yatırım, yerli üretim kapasitesini artırarak pazarın sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde büyümesine katkı sağlayacak. 45 bin metrekaresi kapalı olmak kaydı ile toplam 100 bin metrekarelik bir alanda faaliyet gösterecek tesis ile yıllık 100 bin adetlik üretim kapasitesi doğrultusunda yaklaşık 300 kişiye istihdam sağlanacak. Aliağa’daki üretim tesisi; yerel tedarik zincirinin güçlendirilmesi, bölgesel kalkınmanın desteklenmesi ve ekonomik değer oluşturması açısından kritik bir rol üstleniyor. Bilgi birikimi Türkiye’ye transfer ediliyor Honda’nın küresel çapta 24 ülkede 38 fabrikası olduğunu belirten Kılıçer, İzmir’deki yatırımın sadece bir üretim tesisi değil, aynı zamanda bir teknoloji transferi olduğunu söyledi. Kılıçer, "Honda’nın geçmişten gelen teknik bilgi birikimini (know-how) Türkiye’ye transfer ediyoruz. Bu sayede üretimimizi daha hızlı ve esnek yapabilmek adına yerel entegrasyona büyük önem vereceğiz. Yatırımlarımızı uzun dönemli ve sürdürülebilir bir ortamda devam ettireceğiz" açıklamasında bulundu. Güvenli sürüş kültürü ve sosyal sorumluluk Honda Türkiye, üretim tesisinin yanı sıra bu yatırımı, Türkiye’de güvenli, bilinçli ve sürdürülebilir bir motosiklet kültürünün gelişimi için önemli bir başlangıç olarak konumlandırıyor. Honda’nın global "Safety" yaklaşımı doğrultusunda hayata geçirilen projelerle, trafik güvenliği bilincinin artırılması ve kullanıcıların eğitimine katkı sağlanması hedefleniyor. Bu kapsamda Türkiye’de 20 yıldır faaliyetlerine devam eden Honda Motosiklet Gelişim Merkezi ve eğitim programlarıyla farkındalığın artırılması amaçlanıyor. Bülent Kılıçer, "Güvenli Sürüş Merkezimizde her yıl 2 bine yakın kişiye eğitim veriyoruz. Bugüne kadar 20 binden fazla kişiye ulaştık" dedi. Ayrıca Honda Türkiye, sosyal sorumluluk projeleriyle de topluma katkı sağlamayı sürdürüyor. Trafik eğitim programları ve yangınlardan etkilenen alanların yeniden ağaçlandırılmasına yönelik fidan bağışları bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor. İlk model PCX 125 Haziran’da yollarda Honda Türkiye’nin İzmir Aliağa fabrikasında üretilecek ilk model olan PCX 125, haziran ayında Türkiye pazarında satışa sunulacak. Modelin satış başlangıç tarihi ve detayları ilerleyen günlerde kamuoyu ile paylaşılacak.
Eskişehir Başkan Tunç’tan Büyükşehir’e ’billboard’ tepkisi: "Bu zararı kim karşılayacak?" Eskişehir AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç, Teksan bölgesinde yeni kurulan billboardların Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından sökülmeye başlanmasına tepki göstererek, sürecin şeffaflığı ile ilgili 5 kritik soru yöneltti. Başkan Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Teksan bölgesinde trafiği tehlikeye düşürecek noktalara dikilen billboardların, reklamlar alındıktan sonra sökülmeye başlanmasını sert bir dille eleştirdi. Yapılan söküm işleminin kamu yönetimi açısından ciddi soru işaretleri barındırdığını belirten Tunç, "Bu billboardlar hangi izin ve mevzuata dayanarak dikildi? Kanuna aykırı bir durum varsa neden baştan engellenmedi? Bu alanlara alınan reklamların ücretleri kim tarafından tahsil edildi, hangi hesaba gitti? Reklam veren firmalar şimdi mağdur edilirse, oluşacak zararı kim karşılayacak? Eğer uygunsuzluk varsa, neden kurulum aşamasında değil de reklamlar alındıktan sonra müdahale edildi? Şu an sadece üst yapı sökülüp şaseler yerinde bırakılıyor. Bu durum, süreç yatıştıktan sonra yeniden kurulacaklarının bir işareti mi?" şeklinde sorular yönelterek yetkililerden acil açıklama beklediklerini vurguladı. Tunç, sürecin şeffaflık ve kamu yönetimi açısından ciddi soru işaretleri barındırdığını belirterek, yetkililerin bu konuda açık ve net bir bilgilendirme yapmasının zorunluluk olduğunu dile getirdi.