POLİTİKA - 18 Kasım 2014 Salı 14:09

(özel Haber) Çerkes Ethem’e Verilen ‘vatan Haini’ Sıfatına Tepki

A
A
A
(özel Haber) Çerkes Ethem’e Verilen ‘vatan Haini’ Sıfatına Tepki

Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ghuche Ufuk Çevik, Çerkes Ethem ile ilgili ülke gündeminde yer alan ’vatan haini’ tartışmalarını değerlendirdi. Çevik, hain olmayan Çerkes Ethem’in iade-i itibarının sağlanmasını desteklediklerini, ancak toplumda yanlış değerlendirildiği için ’Ethem Bey’ isminin önüne ’Çerkes’ lakabınyla anılmasına karşı olduklarını söyledi.
Çevik, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Çerkes Ethem’in ‘Vatan haini’ olmadığı ve itibarının iadesi için parlamentoda bir komisyon kurulacağını yönündeki açıklamalarını değerlendirdi. Çerkes Ethem’in ders kitaplarında öğretilenlerden farklı yanları olduğunu ve yıllarca ders kitaplarında tek yönlü olarak öğretildiğini, nasıl ‘Vatan haini’ ilan edildiğinin anlatılmadığından bahseden Ghuche Ufuk Çevik; “Çerkes Ethem ile ilgili bugüne kadar anlatılan birçok konu var. Ancak Ethem’in ‘Vatan haini’ ilan edilmesi, meclise yolladığı telgraf yüzündendir. Yolladığı telgrafın içeriğinin, milletvekillerine mecliste sadece maaşlarıyla ilgilendiği kendilerinin ise vatan savunması için çok çaba sarf ettiklerini ifade ettiği bilinmektedir. 21 Ocak 1921’de, Mili Ordu’ya tek bir kurşun sıkmadan ‘Vatan haini’ ilan edilmiştir Çerkes Ethem ‘Hain’ ilan edildikten sonra emrindeki orduyu, bu şartlar altında vatan savunmasında bulunamayacağını ifade ederek dağıtmış ve yakınında bulunan 8 kişi ile Yunanlılara sığınmıştır. Yunanistan’da hapiste yaşayan Çerkes Ethem, sağlık durumunun ağırlaşması sonucu Almanya’ya, tedavisinin ardından da 1864 yılında Rusya tarafından Kafkas sürgünü sonucu Osmanlı toprakları olan Ürdün’deki Çerkeslerin yanına yerleşmiş ve burada hayatının sonuna kadar yaşamıştır. Ancak burada yaşarken bile Şeyh Sait İsyanı’nda aktif olarak rol aldığı iddia edilmiştir. Dolayısıyla biz Çerkesler bu iddialara pek muktedir bakmıyoruz” şeklinde konuştu.
“HAİN İLAN EDİLENE KADAR ‘ÇERKES’ LAKABI YOKTU”
Çerkes Ethem’in meclis tarafından ‘Vatan haini’ ilan edilene kadar isminin Ethem Bey olarak anıldığını, kullanılan lakaptan dolayı Çerkeslerin rahatsız olduğunu belirten Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ghuche Ufuk Çevik; “Başbakan Yardımcımızın bir demeci sonrası tekrar gündeme geldi. Çerkes Ethem olayı, biz Çerkesleri tabiî ki ilgilendiriyor. Mecliste telgrafının okunmasının ardından ismi Ethem Bey iken, neden oylamadan hemen sonra “Çerkes Ethem” olarak anılmaya başlanıyor ve neden tarih kitaplarına Çerkes Ethem İsyanı olarak geçiyor? Çopur Musa neden Türk Çopur Musa diye anılmıyor ya da Çerkes Ethem yerine Emreköylü Ethem kullanılmıyor? Kurtuluş savaşı sonrasında 150’likler meselesi var. İstiklal Mahkemelerinde 150 kişi yargılandı ve bunların hepsi vatan haini olarak ilan edilerek asıldı. Kaçabilenler ülkeden kaçtı ve 1930 sonrası kaçanlar affedildi. Ethem bu affı kabul etmedi ve Ürdün’den Ankara’ya bir telgraf çekerek, ’ben bağımsız mahkemelerde yargılanmak şartıyla gelirim’ diyerek affı kabul etmedi ve isteği de kabul edilmedi. Bu bir iktidar kavgasıdır ve Ethem kaybeden tarafta olmuştur. Yeni bir devlet kurulmuştur ve dolayısıyla kazanan taraf, kaybeden tarafı hain olarak ilan etmiştir. Fakat bu hain olarak ilan edinin kişinin adının başına Çerkes lakabı gelmesi biz Çerkesleri rahatsız ediyor” ifadelerini kullandı.
“SOKAKTAKİ İNSANLARIN KAFASINDAKİ ÇERKES ALGISI BENİ RAHATSIZ EDİYOR”
Çerkes kelimesi kullanıldığında insanların kafalarında canlanan belli başlı kalıplar olduğunu vurgulayan Çevik, bu kalıpların eksik bilgilerden kaynaklandığını savundu. Kurtuluş Savaşı sırasında Çerkeslerin önemli roller aradığını vurgulayan Çevik, rahatsız olduğu konuları şöyle ifade etti:
“Beni asıl rahatsız eden olay, hain olarak ilan edilmesinden ziyade sokakta yaşayan bir insanın kafasındaki Çerkes algısı beni rahatsız ediyor. Bugün televizyonda tartışma programlarına baktığımız zaman programın sunucusunun bir tarafında oturan kişiler bu ülkenin kurucusu olan biz Türkler diye başlıyor, diğer tarafındaki kişiler ise bu ülkenin kurucusu olan biz Kürtler diye söze başlıyor. Bu ülkenin kurucu unsurları Kürtler ve Türkler midir? Bu Cumhuriyeti Türk, Kürt, Laz, Çerkes olarak hep beraber kurduk. Ve iddia ediyorum ki Çerkesler olmasaydı, Kurtuluş Savaşı başlayamazdı. Kurtuluş Savaşı ve Çerkes kelimeleri bir arada kullanıldığında akıllara anında Çerkes Ethem geliyor. Ama şu da bir gerçektir ki, Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’a inmesinden itibaren Erzurum, Sivas ve Amasya Kongreleri’ni yapıp, bir başka deyişle Atatürk Ankara’ya gelene kadar onun yakın korumalığını yapan Çerkes süvarileridir. Bunları kimse neden görmüyor, neden dile getirilmiyor? Beni asıl rahatsız eden bu.”
“CUMHURİYETİMİZİN OLMAZSA OLMAZ BORCUDUR”
Çerkes Ethem’in hainliğinin kaldırılması yanı sıra esas önemli olan konunun Türkiye’deki diğer etnik unsurlara verilen haklardan faydalanılamaması olduğundan söz eden Ghuche Ufuk Çevik; “Çerkes Ethem’in iade-i itibarının sağlanması tabii ki doğrudur, olması gereken de budur. Ancak biz Çerkeslerin asıl talepleri yıllardan beri dillendirdiğimiz farklı konulardır. Biz anadilimizde yayın yapan bir televizyon kanalı talep ettik. Kürtçe yayın yapan TRT6 gibi Çerkesce yayın yapan bir kanal talebimiz var. Anadil eğitimi konusunda bir adım atıldı ancak daha da genişletilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve taleplerimizi iletiyoruz. Rusya’nın nezdinde çifte vatandaşlık verilmesinde Cumhuriyetimizin bize ön ayak olmasını istiyoruz. Biz Çerkesler iki tane anavatan kabul ediyoruz, Türkiye Cumhuriyeti ve sürgün geldiğimiz Kuzey Kafkasya toprakları. Anayasal vatandaşlığın demokratik olarak tanımlanmasını istiyoruz. Bunlar sağlandığı zaman gerçekleşecek itibarın iadesi. Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar, hain sıfatıyla ders kitaplarında anılan bir halkın çocukları olan bizlere Cumhuriyetimizin olmazsa olmaz borcudur” şeklinde konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Annenin mutluluk gözyaşları Bursa’da düzenlenen engelli aracı dağıtım töreninde duygu dolu anlar yaşandı. Akülü araçlarına kavuşan engelli bireylerin mutluluğu törene damga vururken, özellikle 22 yaşındaki Aleyna Hacıoğlu’nun "Artık annemden bağımsız gezeceğim" sözleri ve annesi Zeliha Hacıoğlu’nun gözyaşları yürekleri ısıttı. Türkiye Bulanıklılar Eğitim Kültür Sevgi ve Yardımlaşma Derneği (TÜMBULSEVDER) ve Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan polis memuru Mustafa Şahin’in destekleriyle gerçekleştirilen programda 80 engelli aracı ihtiyaç sahiplerine teslim edildi. Doğuştan engelli olan 22 yaşındaki Aleyna Hacıoğlu, akülü sandalyesine kavuşmanın sevincini "Şu anda çok mutluyum. Özgürlüğüme kavuşacağım. Annemden bağımsız gezeceğim. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Tekerlekli sandalyem vardı. Ama manuel olduğu için annem çıkarmak zorunda kalıyordu, bu da zorluk oluyordu. Genç kızım, tabiri caizse tek başıma da dolaşmak istiyorum. Şu an bunun karşılığını aldım çok şükür" dedi. Kızının sevincine gözyaşlarıyla ortak olan anne Zeliha Hacıoğlu ise duygusal anlar yaşadı. Konuşurken gözyaşlarına hakim olamayan anne Hacıoğlu, "Kızım 22 yaşında. Haliyle büyüdükçe hayatımız daha da zorlaşıyor. Bir akülüye ihtiyacımız vardı. Sağ olsunlar bunu bize temin ettiler. Artık benimle gezmek istemiyor, ‘Ben sensiz özgür bir şekilde gezmek istiyorum’ diyor. Parkta, sokakta her yere özgürce gideceğim diyor artık. Ben o mutlu olunca ben çok daha fazla mutlu oluyorum. Eminim bütün anneler aynı duyguyu yaşıyordur" ifadelerini kullandı. Törende duygulandıran bir başka hikaye ise Hasan Çelik’in oldu. Yaklaşık 40 yıldır geçirdiği trafik kazası sonucu yürümek için mücadele ettiğini belirten Çelik, akülü aracıyla artık kimseye ihtiyaç duymadan camiye ve hastaneye gidebileceğini söyleyerek, "Çok zor durumdaydım. Allah razı olsun. İnşallah bununla işimi görürüm. Camiye de giderim, hastaneye de gidebilirim artık. Tek başıma gidebilirim" dedi. TÜMBULSEVDER Genel Başkanı Selahattin Turan, bugüne kadar 1046 engelli aracı dağıttıklarını belirterek, "Bugün de 40 akülü, 40 manuel olmak üzere toplam 80 engelsiz engelli kardeşimizin yüreğine dokunmaya çalıştık. Hepimiz bir engelli adayıyız düşüncesiyle durmadan, yorulmadan engelli yürekleri sevindirmeye devam ediyoruz. ’İnsanlara faydalı olmayanı, ölülerden say gitsin’ anlayışıyla hareket ediyoruz" diye konuştu. Yardımseverliğiyle tanınan polis memuru Mustafa Şahin ise, "Bugün 80 engelli kardeşimizin yüzünü güldürmek için Bursa’ya geldik. Kardeşlerimizin mutluluğuna şahit olduk" dedi.