SAĞLIK - 22 Şubat 2026 Pazar 10:56

170 kilodan 95’e düşen genç: "Abur cuburdan kesinlikle uzak durun"

A
A
A

Eskişehir’de geçirdiği tüp mide operasyonu ve uyguladığı sıkı diyet sonrasında 170 kilodan 95 kiloya düşen 23 yaşındaki Umut Kaya Kamacı, abur cubur yediğine pişman olduğunu ve çocuklara da paketli gıdalardan uzak durmaları gerektiği konuda tavsiyelerde bulundu.

Eskişehir’de yaşayan Umut Kaya Kamacı, 1 buçuk yıl önce 170 kilo iken bu durumdan duyduğu rahatsızlık sonrası zayıflamak için harekete geçti. 170 kiloyken nefes alırken dahi yorulan genç, daha kaliteli yaşamak için uzman bir görüşten yardım almak istedi. Özel Ümit Batıkent Hastanesi’ne giden Umut Kaya Kamacı, hastanenin Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Yunus Emre Danış, ile tanıştı. Yapılan tetkikler sonrasında Kamacı’ya tüp mide ameliyatını uygulanmasına karar verildi. 15 ay önce yapılan ameliyat sonrasında, Op. Dr. Yunus Emre Danış’ın verdiği diyet ve spor programına sıkı sıkıya uyan Umut Kaya Kamacı, yüzde 90’nı yağdan olarak 75 kilo vermeyi başardı. Bu sürede neredeyse hiç kas kaybı yaşamayan Kamacı, 95 kilo olarak hayatına devam ediyor.

170 kilodan 95’e düşen genç:

Gençlere sağlıklı beslenme tavsiyesinde bulundu

Duygu ve düşünce yapısından yaşayış biçiminin birçok noktada olumlu bir şekilde ameliyattan etkilediğini belirten Umut Kaya Kamacı, sağlıklı hayatı herekse tavsiye ediyor. Geçmişte cips, kola ve birçok sağlık gıdayı sıkça tükettiğini belirten Kamacı, gençlere kötü tecrübelerinden yola çıkarak tavsiyelerde bulundu. Ambalajlı gıdaların kesinlikle gençlerin uzak durması gerektiğine değinen Umut Kaya Kamacı, sağlık hayat için meyve ve spor önerisinde bulundu.

"Yaklaşık 75 kilo kaybımız var"

Konuyla alakalı konuşan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Yunus Emre Danış, "Umut, yaklaşık 15 ay önce ameliyat ettiğimiz bir hastamız. Kendisini yaklaşık 170 kiloyken ameliyat ettik ve Umut’a ’sleeve gastrektomi’ dediğimiz tüp mide ameliyatını uyguladık. Umut, hikayesiyle de gerçekten çok başarılı bir hasta; çok dramatik bir değişiklik yaşadı. Yaklaşık 75 kilo kaybımız var ancak bu kaybın neredeyse yüzde 90’ını yağdan verdik. Süreci hiç kas kaybı yaşamadan tamamladı; bu da tamamen Umut’un başarısıdır. Obezite cerrahisinde sonuçlar aslında çok çarpıcı oluyor. Halkın ve toplumun bildiğinin aksine, bu ameliyatlardan sonra çok ciddi değişimler yaşıyoruz. Tabii burada hasta uyumu da çok önemli; Umut da bu uyumun en güzel örneklerinden biri. Kendisini ayrıca tebrik ediyorum. Her hastada olduğu gibi sonuçta bu ciddi bir ameliyat olduğu için bir korku yaşanıyor, Umut’ta da bu korku vardı. Ancak hastalar kilo verdiklerini ve sarf ettikleri çabanın karşılığını aldıklarını gördükçe öz güvenleri kesinlikle yerine geliyor. Umut’ta da bu değişikliği çok ciddi bir şekilde gördük. Şu anda gördüğünüz gibi zaten gayet genç bir delikanlı ve hayatından mutlu bir hastamız var" dedi.

"Vücut kitle endeksinin 40’ın üzerinde olması gerekiyor"

Tavsiyelerde bulunan Op. Dr. Yunus Emre Danış şöyle devam etti;

"Obezite cerrahisinin bütün dünyada ve ülkemizde çok net kuralları mevcut. Bu kurallar Sağlık Bakanlığı’nın yönetmeliği tarafından çerçevelenmiş durumda. Ek hastalığı olmayan obezite hastaları için vücut kitle endeksinin 40’ın üzerinde olması gerekiyor. Eğer tansiyon, şeker, kolesterol veya uyku apnesi gibi yandaş bir hastalık varsa bu kriter 35’in üzeridir. Biz de bu kriterlerle hareket ediyoruz. Ameliyat sonrası, özellikle sleeve gastrektomi sonrası protein odaklı beslenme bizim için çok önemli. Bu geçici bir dönem değil, ömür boyu devam etmesi gereken bir beslenme şeklidir. Umut’ta da şu an bunu devam ettiriyoruz. Hastalar bu ameliyattan sonra zaten 4-5 lokmayla doydukları için günde 7-8 öğün şeklinde besleniyorlar. Günde mutlaka 35-40 grama kadar protein tüketmesi gerekiyor. Umut’un rutin kontrolünü bitirdik ama bundan sonra da yılda bir kez hem beslenme hem de kilo takibi açısından kendisini izlemeye devam edeceğiz."

"İçimden bir Umut daha çıktı diyebiliriz"

170 kilodan 95 kiloya düşen Umut Kaya Kamacı süreçle alakalı, "Önceden geceleri uykum olmadığı için çok yorucu bir hayatım vardı. Bu nedenle ameliyat olmaya karar verdim ve şu anda artık her şey düzelmiş durumda. Eskiden yürürken bir adım atınca bile yoruluyor, ter içinde kalıyordum; nefes alamadığım için gece uykularım yoktu. Şu anda hepsini düzeltmiş durumdayız. İnsanların bakışı eskiden farklıydı, değişik bakıyorlardı. Kilodan dolayı artık bunalıma girmiştim ve bundan çıkmam gerektiğini düşünüyordum. Ameliyat olup 75 kilo verdim; şu anda içimden bir Umut daha çıktı diyebiliriz" diye konuştu.

170 kilodan 95’e düşen genç:

"Kola, cips ve çikolata gibi şeyleri kesinlikle yememelerini öneririm"

Gençlere tavsiyelerde bulunan Kama, "Ameliyat olduktan sonra doktorumuzun dediği her şeyi uyguladım. Diyetime sadık kaldım, sporumu hiç bırakmadım ve hâlâ da devam ediyorum. Bu süreçte bunlar çok önemli. Gençler olarak paketli gıdaları çok yiyor, fazla şekerli ve kalorili besleniyoruz. Bunları azaltmak ve doğal gıdalarla beslenmek gerekiyor. Sporu kesinlikle aksatmamalıyız; herkese bunlara dikkat etmelerini tavsiye ediyorum. Kola, cips ve çikolata gibi şeyleri kesinlikle yememelerini öneririm. Ben 15 aydır ağzıma bunları sürmedim. Bir yerden sonra vücut zaten bunları istemiyor. Artık meyve yiyorum, ayran ve süt içiyorum; daha doğal şeylerle besleniyorum" ifadelerini kullandı.

Bahadır Turgut - Eren Berk Yıldız

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Hizmet ihracatının yüzde 62,3’ünü büyük ölçekli girişimler yaptı Hizmet ihracatının yüzde 62,3’ünü, hizmet ithalatının yüzde 56’sını büyük ölçekli girişimler yaptı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı Girişim Özelliklerine Göre Uluslararası Hizmet Ticareti İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, hizmet ihracatının yüzde 8,7’sini yapan 1-9 çalışanı olan mikro ölçekli girişimler, toplam hizmet ihracatı yapan girişimlerin yüzde 74,3’ünü oluşturdu. Çalışan sayısı 10-49 kişi olan küçük ölçekli girişimlerin hizmet ihracatındaki payı yüzde 12,3 iken 50-249 kişi olan orta ölçekli girişimlerin ihracattaki payı yüzde 16,4 oldu. Hizmet ihracatı yapan girişimlerin yüzde 1,9’unu oluşturan 250 veya daha fazla kişinin çalıştığı büyük ölçekli girişimler hizmet ihracatının yüzde 62,3’ünü gerçekleştirdi. Hizmet ithalatı yapan girişimlerin yüzde 53,2’sini oluşturan 1-9 çalışanı olan mikro ölçekli girişimler, hizmet ithalatının yüzde 7,9’unu yaptı. Çalışan sayısı 10-49 kişi olan küçük ölçekli girişimlerin hizmet ithalatındaki payı yüzde 7,2 olurken 50-249 kişi olan orta ölçekli girişimlerin payı yüzde 17,7 oldu. Hizmet ithalatı yapan girişim sayısının yüzde 4,6’sını oluşturan 250 veya daha fazla kişinin çalıştığı büyük ölçekli girişimler toplam hizmet ithalatının yüzde 56’sını gerçekleştirdi. Hizmet ihracatının yüzde 66,1’ini ulaştırma ve depolama faaliyetindeki girişimler gerçekleştirdi Toplamda 60 milyar 913 milyon dolar olan hizmet ihracatının 40 milyar 252 milyon dolarını ulaştırma ve depolama faaliyetindeki girişimler gerçekleştirirken, bilgi ve iletişim faaliyetindeki girişimlerin hizmet ihracatı 5 milyar 906 milyon dolar oldu. Hizmet ihracatında 4 milyar 284 milyon dolar imalat sanayiindeki girişimler tarafından yapılırken ana faaliyeti finans ve sigorta olan girişimlerin hizmet ihracatı 2 milyar 929 milyon dolar oldu. Hizmet ticaretinde 48 milyar 462 milyon dolarlık ithalatın 12 milyar 752 milyon doları imalat sanayinde faaliyet gösteren girişimler tarafından yapıldı. Hizmet ithalatındaki 9 milyar 660 milyon dolar, ana faaliyeti toptan ve perakende ticaret olan girişimlere ait iken 3 milyar 826 milyon dolarlık hizmet ithalatı finans ve sigorta faaliyetinde bulunan girişimlerin oldu. Bilgi ve iletişim faaliyetindeki girişimler ise 2 milyar 728 milyon dolar hizmet ithalatı yaptı. Hizmet ihracatının yüzde 18,8’ini, ithalatının ise yüzde 32,0’ını yabancı kontrollü girişimler yaptı Hizmet ticaretinde en yüksek paya sahip olan taşımacılık hizmetlerinde yapılan ihracatın yüzde 90,2’si, ithalatın ise yüzde 76,2’si Türkiye kontrolündeki girişimler tarafından gerçekleştirildi. Diğer iş hizmetleri ihracatında Türkiye kontrollü girişimlerin payı yüzde 58,1 iken yabancı kontrollü girişimlerin payı yüzde 41,9 oldu. Telekomünikasyon, bilgisayar ve bilgi hizmetleri ihracatının yüzde 51,4’ü ve ithalatının yüzde 32,3’ü yabancı kontrollü girişimler tarafından yapıldı.
Yozgat Kaynak suyunda yetişiyor, vatandaş taze taze alıp gidiyor Yozgat’ın Çayıralan ilçesinde belediye tarafından işletilen alabalık tesisi, hem ilçe sakinlerinin hem de çevre yerleşim yerlerinden gelen vatandaşların uğrak noktası haline geldi. Sürekli akış halinde olan soğuk ve tatlı kaynak suyunda yetiştirilen alabalıklar, taze olarak vatandaşlara sunuluyor. Tesiste yetiştirilen alabalıklar doğal kaynak suyunda büyütülürken balıkların beslenmesi için günlük ortalama 25-30 kilogram yem veriliyor. Sürekli tatlı su sirkülasyonu bulunan havuzlarda yetişen balıklar, yaklaşık 350-400 gram ağırlığa ulaştığında satışa sunuluyor. Vatandaşlara temizlenerek verilen alabalıkların kilogramı ise 300 liradan satılıyor. Tesise gelen vatandaşlar balıkları yerinde görerek satın alabiliyor. Yoldan geçen birçok kişi de tesise uğrayarak taze alabalık alıp yoluna devam ediyor. "Canımız istediği zaman taptaze balık alıp gidiyoruz" Eşiyle birlikte balık almaya gelen vatandaşlardan Nasır Alıcıoğlu, tesiste yetiştirilen balıkların lezzetinden memnun olduklarını belirterek, "Bugün gezme amaçlı hanımımla böyle bir balık alalım dedik. Yemek için geldik. Buranın balıklarını çok seviyorlar. Tat oranı çok yüksek Çayıralan’daki balıkların. Böyle bir tesisimizin olmasından tabii ki biz de gurur duyuyoruz. Canımız istediği zaman taptaze canlı balık alıp gidiyoruz buradan. Eskiden böyle bir düzen yoktu, şimdi çok iyi" dedi. "Buranın balıkları çok güzel" Uzunlu kasabasından geldiğini söyleyen Ahmet Karakurt ise "Uzunlu kasabasından balık almaya geldik. Hem gezmek hem de torunumu gezdirmek istedik. Çocuğumuz gezmeyi çok seviyor. Balıkları da görmek istiyor. Buranın durumunu bildiğimiz için geldik. Hem balık alıp hem de gezip gitmeyi düşünüyoruz. İyi bir yer burası, balıkları çok güzel" diye konuştu. "Aylık yaklaşık 1 ton üretim yapıyoruz" Çayıralan Belediye Başkanı Ahmet Kaygısız da ilçede geçmişte yapılan alabalık yetiştiriciliğinin bir süre durduğunu, yeniden canlandırılması için çalışma başlattıklarını söyledi. Kaygısız, "Yaklaşık yirmi yıl önce ilçemizde alabalık faaliyetleri yürütülüyordu fakat zamanla ekonomik şartlardan dolayı durdu. Biz de yeniden canlandıralım istedik. İlk etapta üç havuzla başladık. Talep artınca üretim de arttı. Kaynak suyumuzdan çıkan ve içme suyu hattından dışarı giden suyu değerlendirmiş olduk. Şu anda aylık yaklaşık bir ton üretim yapıyoruz ve pazar sıkıntısı yaşamıyoruz" dedi. Çevre ilçelerden de talep olduğunu belirten Kaygısız, Sarıkaya, Çandır ve Boğazlıyan gibi ilçelere haftanın belirli günlerinde canlı alabalık götürerek vatandaşların bu üründen faydalanmasını sağladıklarını ifade etti. Ayrıca ilerleyen süreçte yavru alabalık üretimi üzerine de yeni bir proje planladıklarını sözlerine ekledi.
Sivas Sivas Belediyesi’nden Türkiye’ye örnek olacak okul uygulaması Sivas Belediyesi, 2 yıl önce uygulamaya koyduğu örnek proje ile dikkat çekiyor. 2024 yılında Sivas Belediyesi ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında imzalanan protokol çerçevesinde kentteki ortaöğretim okullarında görev yapan 30 güvenlik görevlisinin maaşı Sivas Belediyesi tarafından ödeniyor. Sivas Belediyesi’nin eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanmasına yönelik olarak 2024 yılında başlattığı uygulamanın önemi, son günlerde peş peşe yaşanan üzücü olayların ardından bir kez daha gündeme geldi. 2024 yılında Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun öncülüğünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile imzalanan protokolle liselerde 30 güvenlik görevlisi istihdam edildi. Her yıl yenilenen güvenlik protokolü bu yıl da yenilenirken, protokole göre güvenlik görevlilerinin maaşlarını Sivas Belediyesi ödüyor. Aynı zamanda bir akademisyen ve eğitimci olan Belediye Başkanı Adem Uzun, hem Siverek’te hem de Kahramanmaraş’ta meydana gelen saldırıların toplumda derin bir üzüntü ve kaygı oluşturduğunu belirterek, eğitim kurumlarına yönelik her türlü şiddeti en güçlü şekilde kınadığını ifade etti. Okulların çocukların kendilerini en güvende hissetmeleri gereken alanlar olduğuna dikkat çeken Uzun, göreve geldiği ilk günden itibaren liselerde güvenlik personeli istihdamı sağlanmasının bu sorumluluk anlayışının bir gereği olduğunu vurguladı. Eğitimde güvenliğin ertelenemez bir konu olduğunun altını çizen Uzun, benzer acı olayların bir daha yaşanmaması temennisinde bulunarak, olaylardan etkilenen öğrenci, öğretmen ve ailelere geçmiş olsun dileklerini iletti.
İstanbul Esenyurt’ta okul önü ve çevresinde polis denetimi Esenyurt’ta okul ve çevrelerinde polis denetimleri artırıldı. Yapılan denetimlerde okul ve çevrelerinde şüpheli şahıslar durdurularak Genel Bilgi Taraması(GBT) yapıldı. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen olayların ardından Esenyurt ilçesinde polis ekipleri tarafından okul ve çevrelerinde yapılan denetimler artırıldı. Yapılan denetimlerde, şüpheli görülen yaya şahıslar, otomobil sürücüleri ve motosiklet sürücüleri denetlendi. "Tabii ki tedirginlik var ama güvenlik güçlerimiz teyakkuzda" Çocuğunu okula getiren bir vatandaş yaşanan olaylarla ilgili, "İki gündür üst üste acı olaylar yaşadık. Hakikaten ülke çok sıkıntılı. Ne söylenebilir bilemiyorum. Ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Tabii ki tedirginlik var ama güvenlik güçlerimiz teyakkuzda. Onlara güveniyoruz. Onlar olduğu sürece Allah’ın izniyle bir şey olmayacağına da inanıyoruz. Okulların kapısında öğrenciler yerine silahlı güvenlik olması yönünde talebimiz var. Öğrenciler güvende olur" dedi. "Gelişme çağındaki çocukların bilinçaltına şiddet eğilimi veriliyor" Yaşanan olayların ardından şiddet eğilimli dizi ve filmleri eleştiren Ali Osman Koç ise, "Çok acı verici bir olay. Çocuklara böyle şeyler olmaması lazım. Çocuklarımıza dikkat etmemiz lazım. Oyunlar olsun, bu teknolojinin gelişimi ile birlikte çocuklarımızın geleceğinin kaybolmaması lazım. Mutlaka tedirginlik var. Öbür yerlere daha çok tedirgin oluyorum. Devletin bir yerde kısıtlama yapması lazım. Küçücük çocukların elinde farklı farklı şiddete meyilli oyunlar var. Şiddet eğilimli film ve diziler öne çıkarılıyor. Çocuklarda da özentiliğe neden oluyor. Gelişme çağındaki çocukların bilinçaltına şiddet eğilimi veriliyor. Bana kalırsa bilinçli bir şey. Bilinçli bir yüklemedir bu. Çocukları farklı bir tarafa çekmek istiyorlar. Anne babaların da dikkatli olmaları gerekiyor. Çocukların üzerinde durmaları lazım. Onların hangi tarafa kaydıklarını gözlemlemeleri lazım. Mutlaka önlem alınmalı. Sokakta bile önlem alınmalı. Çocuğun en büyük eğitim alanı sokak. Sokağa çıktığında kiminle arkadaşlık yapıyor, kiminle yürüyor ona dikkat etmek lazım" diye konuştu.