ASAYİŞ - 12 Şubat 2026 Perşembe 09:27

4 öğrenci tarafından omuriliği kırılan çocuk, polislik hayalinden mahrum kalmak istemiyor

A
A
A

 Eskişehir'de 4 öğrenci tarafından darp edilerek ağır yaralanan lise öğrencisi K.A., geçirdiği felç riskinden sonra ilk kez olay anını anlattı.

Yüzündeki ameliyat izlerinden dolayı polislik ve askerlik hayalinden mahrum kalmak istemediğini belirten K.A., "Diyalog yaşanmadan 4 kişi tarafından15-20 tane yumruk geldi. Ufak bilinç kayıpları yaşadım; olayı zaten çok az hatırlıyorum. Bu ameliyat izi karşıma engel olarak çıkarsa bana yardımcı olunmasını isterim. Vatanıma, milletime faydalı bir polis, asker veya savcı olmak hayalim" dedi.

Odunpazarı ilçesi Vişnelik Mahallesi Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Makine Bölümü 11'inci sınıf öğrencisi K.A., 3 Şubat'ta sınıf arkadaşı Y.Z. ile iddiaya göre beden eğitimi dersinde ‘top atma' nedeniyle tartıştıktan sonra konu o anlık kapandı. Daha sonra Y.Z., isimli çocukla alakalı tartıştığı K.A.'ya konuşmak istediğini belirtti. Y.Z. ve 12'inci sınıftan arkadaşları A.L., O.G. ile E.İ.A., K.A.'ya okuldan çıktığı esnada saldırdı. İddiaya göre K.A. 4 kişi tarafından, 1 muşta kullanılarak da darp edilirken bilinç kaybı yaşadı. Kavgaya bölgede bulunan polisler. Ağır yaralanan K.A., sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı. K.A.'nın çenesi ve omuriliğinin kırıldığı yapılan tetkiklerde tespit edildi.

Yüzündeki izler polis ya da askerlik hayaline gölge düşürecek diye korkuyor

Aldığı ciddi darbeler sonrası felç kalma tehlikesi atlatan K.A., 1 hafta boyunca tedavi gördü. Çenesi sabitlenen lise öğrencisi konuşamıyor. İleride polis ya da asker olmak isteyen K.A., yüzündeki ameliyat izlerinden dolayı bu hayalinden mahrum kalmak istemiyor. Başta Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz olmak üzere yetkililere seslenen lise öğrencisi, hayalinden mahrum etme ihtimali olan ‘yüzündeki iz' için yardımcı olmalarını rica etti.

4 çocuk tutuklandı

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma kapsamında yakalanan şüpheliler Y.Z., A.L., O.G. ve E.İ.A., işlemleri sonrası sevk edildikleri mahkeme tarafından adli kontrol şartı uygulanarak serbest bırakıldı. Savcılığın itirazı üzerine suça sürüklenen 4 çocuk yeniden gözaltına alınarak tutuklanarak cezaevine gönderildi.

"15-20 tane yumruk geldi, ufak bilinç kayıpları yaşadım"

Hastaneden eve geçen ve yeni yeni konuşmaya başlayan K.A., olayı ilk kez İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine şöyle

anlattı:
"Yanlış hatırlamıyorsam 3 Şubat günüydü. Arkadaşımla aramızda bir top anlaşmazlığı oldu; ufak bir tartışmaydı. Öğle arasında 'Gel konuşalım' şeklinde beni çektiler. Ben uzlaşma amacıyla gittim fakat o sırada 4 kişi tarafından darp edildim. Çenemde ve omurgamda kırıklar var. Durum bu şekilde. Bu diyalog sadece toptan dolayıydı. Onun dışında ne olduysa zaten öğle arasında oldu. 'Öğle arası gel bir konuşalım,' dedi. Ondan sonrasında zaten diyalog yaşanmadan 4 kişi tarafından bir darp oldu. Yani benim gördüğüm kadarıyla 4 kişiydiler, ben ise tektim. Daha önce, o olayda bulunan başka bir şahsın kardeşi, başka bir arkadaşımı darp etmişti. Ben de darp edilen arkadaşıma sadece yardım amaçlı destek olup tanık olmuştum. Belki ondan dolayı bir hınç olabilir; onun dışında pek kestirebildiğim bir şey yok. Üzerime yaklaşık 15-20 tane yumruk geldi. Ufak bilinç kayıpları yaşadım; olayı zaten çok fazla 'parçalı bulutlu' hatırlıyorum. Başta en azından kavgayı yarıda keserler, çok fazla bir şey yapmazlar diye zannetmiştim ama hınç beslemişler. Tam bir hafta hastanede kaldım. Şu an durumum yavaş yavaş iyiye gidiyor, toparlanmaya çalışıyoruz. Ağzımın içinde hâlâ dikişler var, dikişler henüz çıkmadı. Sıvıyla beslenme devam ediyor ve 2 ay daha devam edecek. Bunun dışında şu anki durumun bir de gelecek kaygısı var. Asker veya polis olma hayallerim vardı. Ameliyattaki izlerden dolayı yüksek ihtimalle bu hayalim gerçekleşmeyecek ama 'hayırlısı' diyorum. İnternetten araştırma yapmıştım, zaten daha önceden de bilgim vardı; asker ve polislerin yüzünde belirli bir iz olmaması gerekiyormuş. Ameliyatta da böyle bir iz kalınca pek mümkün olmayacak gibi gözüküyor."

"Bu iz askerlik hayalime engel olarak çıkarsa bana yardımcı olunmasını isterim"

Hayallinin polis ya da asker olmak olduğundan ve bu hayalinden yüzündeki izlerden dolayı mahrum kalmaktan korktuğundan bahseden K.A., "İleride zaman ne gösterecek bilmeyiz ama eğer ben bu hayalimin peşinden koşarsam ve bu iz karşıma engel olarak çıkarsa bana yardımcı olunmasını isterim. Önümü açarlarsa çok müteşekkir olurum çünkü bu benim en büyük hayallerimden bir tanesi. Eğer böyle bir durumla karşılaşırsam yardım etmelerini isterim. Ben de tabii ki vatanıma, milletime faydalı bir polis, asker, jandarma, astsubay veya savcı olmak isterim. Özellikle de asker olmayı çok isterim; çünkü şehitlerimiz ve şehit annelerimiz çok büyük acılar çekiyorlar. Ben de vatanıma, milletime bir yardımım dokunsun isterim" dedi.

"Okulda bu kadar rahat olunmamalı"

Okullarda denetimin artması gerektiğine ve okuluna muştanın nasıl bu adar rahat sokulduğunu anlamadığını belirten K.A., "Tabii okulda vukuatlı öğrenciler bulunmamalı. Çocuk ufak da olsa bir vukuat işliyor ve 'başıma bir şey gelir' korkusu taşımıyor; benim başıma gelenler de bu yüzden geldi zaten. Bana vuran çocuklar 4 kişiydi ve hepsinin de vukuatı vardı. Önceden bir yaptırım uygulanmadığı için çocuklar aynısını korkusuzca yaptı. Suç kaydı değil de okulda yaşanmış, kayıt altına alınmış musibetler vardı ama önlem alınmamış. Bizim okulumuz çok gereksiz şeylere dikkat ediyor, böyle şeylere dikkat edilmesi gerekirken. Bu kadar rahat olunmamalı; asıl dikkat edilmesi gereken şeyler bunlar. Muşta gibi bir silahın okula sokulması, barındırılması ve fark edilmemesi çok saçma. Bütün okulun denetlenmesi lazım. Benim yaşadığımı başka bir çocuğun yaşamaması için bu önlemlerin alınması gerektiğini düşünüyorum" diye konuştu.

"Allah göstermesin felç kalabilir, hatta ölebilirdi"

K.A.'nın babası Cahit Altınkama, "Çok üzüldüm; o sırada fabrikada çalışıyordum. Annesi beni aradı; annesini de ambulanstan aramışlar. 'Çocuğunuzun çenesi ve boynu kırık' deyince, olayın detayını da bilmediğimiz için ne yapacağımı, nereye gideceğimi bilemedim. O anda aklıma hiçbir şey gelmedi. Ne ile karşılaştığımı bilmediğim için durum benim için bir rüya gibiydi; her şey gözümün önünden geçti. Sonra taksiyle hastaneye gittim. Gördüğümde ona orada müdahale etmişlerdi, sağ olsunlar. Sedyede yatıyordu, çok üzüldüm. Anlatılacak gibi değil; herkesin evladı kendine kıymetlidir, kimse çoluğunu çocuğunu yoldan bulmuyor. Vardığımda çenesi ve ağzı nedeniyle zor konuşuyordu; yüzünde kanlar vardı. Üstü başı toz toprak olmuştu. Kimse evladını, yavrusunu o şekilde görmek istemez. Sebepsiz bir konu için darp edilmesi; çenesi ve omuru kırılmış. Annesi orada ağlıyordu. İlk defa böyle bir şeyle karşılaştığımız için çocuğun başında kimse yoktu; kendisini ambulansa bindirmişler, görevliler götürmüş. Kendi başımızaydık. Tedavi sürecinde beyin cerrahı geldi; ellerine, kollarına, ayaklarına baktı. Omur kırık olduğu için omurilik zedelenmesinden şüphelendiler. 'Dudaklarını şöyle yap, gözünü sağa çevir, sola çevir' dediler. Sonra tomografiye girildi ve çenede iki parça kırık olduğu netleşti. En çok omur tarafı için korkmuştuk ama çok şükür omuriliği zedelememiş. Yoksa Allah göstermesin felç kalabilir, hatta ölebilirdi; her şey olabilirdi. Doktorlar çok ilgiliydi, sağ olsunlar. Ameliyata aldılar ve iki plak takıldı, çenesi sabitlendi. Şu anda sadece dudak ve dil yardımıyla konuşuyor. Herhalde 1 buçuk-2 aylık bir iyileşme sürecimiz olacak" dedi.

"İvedi bir şekilde çare bulmalarını istiyorum"

Okullarda önlemlerin arttırılması gerektiğinden bahseden Altınkama şöyle devam etti:

"Verilmiş sadakamız varmış diyorum. Bundan sonra başka ailelerin böyle bir şeyle karşılaşmasını istemiyorum. Devlet yetkililerimizden bu konuya ivedi bir şekilde çare bulmalarını istiyorum. Okullar denetlensin, aramalar yapılsın ya da X-ray cihazları kurulsun. Vukuatlı öğrencilerin geçmişi araştırılsın; gerekirse disiplin cezası ve okuldan uzaklaştırma gibi önlemler alınsın. Kardeşinin bile psikolojisi bozuldu. Sosyal Hizmetler'den arayıp bir ihtiyacımız olup olmadığını sordular; sağ olsun devletimiz bu konuda duyarlı ve alakalı. Çocuğumun psikolojisi için sadece uzman bir pedagog istediğimi söyledim. 'Eve çıksın, bizi bu numaradan arayın' dediler; gerekeni yapacaklarını söylediler. Tabii ki herkesin hayalleri var ve hayal kurmak güzel bir şey. İnsanın başına böyle kötü bir durum gelince hayallerinin yok olması çok üzücü. İnsan hayallerinin peşinden koşar; inşallah o da hayalinin peşinden gider. Herkes sevdiği ve istediği mesleği yaparsa daha başarılı olur."

Bahadır Turgut - Eren Berk Yıldız

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli Adliyesi personellerinin yaşadığı sorunlar çözüm odaklı ziyaretlerde masaya yatırıldı Denizli’de kamu çalışanlarının gür sesi olan Büro Memur-Sen, adalet personelinin sorunlarını en üst makamlara taşımak için Adalet Komisyonu Başkanı Bahattin Arıkan ve Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Ataman’ı ziyaret adliye çalışanlarının taleplerini masaya yatırdı. Büro Memur-Sen Denizli Adliye Şube Başkanlığı, kamu çalışanlarının haklarını savunma ve çalışma koşullarını iyileştirme noktasında saha çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Adliye personelinin çalışma koşullarını iyileştirmek ve sahada yaşanan aksaklıkları gidermek amacıyla yürütülen diplomasi trafiğinde Şube Başkanı Ömer Şeker ve Şube Başkan Vekili Ramazan Çetin, Denizli Adalet Komisyonu Başkanı Bahattin Arıkan’ı makamında ziyaret ederek kapsamlı bir istişare gerçekleştirdi. Ziyaretin ana gündem maddesini, adalet mekanizmasının işleyişinde kritik rol oynayan personelin yaşadığı idari ve operasyonel zorluklar oluşturdu. Özellikle İcra Müdürlüğü bünyesinde artan dosya yoğunluğunun çalışanlar üzerindeki yüküne dikkat çeken Şube Başkanı Ömer Şeker, personel eksikliğinden kaynaklanan aksaklıkların giderilmesi için acil çözüm beklediklerini vurguladı. "Mülakat adliyeleri unutulmadı" Merkez adliyenin yanı sıra mülakat (bağlı ilçe) adliyelerinde görev yapan personelin yaşadığı idari sorunları da gündeme getiren heyet, tüm personelin talep ve beklentilerini Komisyon Başkanlığına sundu. Ziyaret sonrası bir açıklama yapan Başkan Ömer Şeker; "Adalet mekanizmamızın her bir ferdi bizim için kıymetlidir. Alın terinin karşılığı ve çalışma huzuru için sahadan aldığımız her bir talebi muhataplarına iletmeye devam edeceğiz. ‘Hayatın Her Anında Büro Memur-Sen’ sloganıyla çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz" dedi. "Nöbet Bürosu" artık bir ihtiyaç değil, zorunluluk Denizli Adalet Komisyonu Başkanı Bahattin Arıkan’ın ardından Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Ataman’ı makamında ziyaret eden Şube Başkanı Ömer Şeker ve Şube Başkan Yardımcısı Burcu Acar, adliye personelinin çözüm bekleyen taleplerini kapsamlı bir rapor halinde sundu. Ziyaretin en dikkat çeken başlığı, personelin iş yükünü hafifletecek olan "Nöbet Bürosu" teklifi oldu. Şube Başkanı Ömer Şeker, nöbet hizmetlerinin daha düzenli ve verimli yürütülebilmesi adına müstakil bir birim kurulmasının şart olduğunu vurguladı. Mevcut ön büro sisteminin geliştirilmesi ve personel üzerindeki baskının azaltılması yönünde hazırlanan çözüm önerileri Başsavcı Ataman ile paylaşıldı. Görüşmede sadece idari değil, personelin günlük yaşamını etkileyen ekonomik konular da unutulmadı. Adliye çay ocağındaki fiyatlandırmaların, Türkiye genelindeki emsal adliyelerle kıyaslanarak personel lehine revize edilmesi ve indirim yapılması talebi iletildi. "Dinlenme hakkı, verimliliğin temelidir" Görüşmenin en hassas başlıklarından birini personel izinleri oluşturdu. Adliye çalışanlarının yüksek tempo ve stres altında görev yaptığını hatırlatan Şube Başkanı Ömer Şeker, personelin en doğal hakkı olan "dinlenme ihtiyacının" daha sağlıklı karşılanması gerektiğini vurguladı. Şeker, dinlenmiş bir personelin hizmet kalitesinin de artacağına dikkat çekti. Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Şube Başkanı Ömer Şeker, adliye personelinin her zaman yanında olduklarını belirterek; "Sendika olarak önceliğimiz üyelerimizin huzurlu bir çalışma ortamına kavuşmasıdır. Başsavcımız Ahmet Ataman’a yapıcı ve çözüm odaklı yaklaşımı için teşekkür ediyoruz. İlettiğimiz her talebin sonuçlanana kadar takipçisi olacağız" diye konuştu.