GÜNDEM - 08 Şubat 2026 Pazar 10:40

Bebeği üşümesin diye annesine taşındı, döndüğünde evinin kül olduğunu gördü

A
A
A
Bebeği üşümesin diye annesine taşındı, döndüğünde evinin kül olduğunu gördü

Eskişehir’de evi sobalı evi yeterince ısınmadığı için eşi ve bebeği ile birlikte annesinin yanına kışı geçirmek için taşınan Sezer Karakaya, kontrol için geldiği dairesinin yanıp kül olduğunu ve kimsenin bu yangından haberdar olmadığını fark etti. Fabrikada işçi olan Sezer Karakaya, evinin tadilatını nasıl yapacağını kara kara düşünüyor.


Odunpazarı ilçesi Emek Mahallesi Gezi Sokak üzerinde bir apartman dairesinde, 1 buçuk yıl önce evlendiği eşi ve bebekleriyle birlikte ikamet eden 27 yaşındaki Sezer Karakaya’nın başına talihsiz bir olay geldi. Kiraladığı ev sobalı olan Karakaya, bebekleri üşümesin diye annesinin kaloriferli evine kışı geçirmek üzere taşındı. Arada evini kontrol eden 27 yaşındaki adam geçtiğimiz ay gördüğü manzara ile şok oldu. Evinin kapısını açan Sezer Karakaya, içerinin tamamen yandığını gördü. Bacadan çıktığını tahmin ettiği yangının, kendi kendine yanıp sönen alevden komşularının da haberi olmayan talihsiz adam durumu itfaiyeye bildirdi. Karakaya’nı iddiasına göre, yangının üzerinden 72 saat geçmesinden dolayı itfaiye ekipleri bir işlem yapamayacaklarını bildirdi. Evi kül olan fakat bunu rapora dökemeyen asgari ücretle geçinmeye çalışan adam, ne yapacağını adeta kara kara düşünüyor.


"Hiçbir hak talebinde bulunamadık"


Konuyla alakalı konuşan Sezer Karakaya, "Normalde evde ben, eşim ve bir de bebek var. 1 buçuk senelik evliyiz. Kışın soba olduğu ve yakamayacağımız için annemlerin evinde kalıyorduk. Kışın arada böyle eve bakıp geliyoruz. Eve en son geldiğimizde manzara bu şekildeydi. Sanırım bacadan ateş girmiş. O gün de bayağı bir lodos fırtınasının olduğu gündü. Görmeyen komşularımın da dediği gibi durum buydu. İşte biz geldik, manzara ve olay buydu. İtfaiyeyi aradık ama itfaiye gelmedi. ’Hani yanıyor mu?’ dediler. Yok, sönmüş. Kendiliğinden, artık nasıl bir oksijensiz kaldıysa sönmüş. İtfaiyeyi aradık, itfaiye de gelemeyeceğini bildirerek kolluk kuvvetlerini yolladı. Kolluk kuvvetlerini aradık, ambulans yolladı. Ambulansı aradık, yani hiçbir sonuç alamadık. Ondan sonra karakola gittik. Karakolda 72 saat boyunca itfaiyenin bir şey yapmadığını söyleyince, ’Bizim de elimizden bir şey gelmiyor.’ dediler. Sonuç bu. Biz oraya gittik, buraya gittik. Herkes rapora baktı ama evimiz perişan halde. Koltuklar olsun, televizyonum olsun; hiçbir şey yapamadık, hiçbir hak talebinde bulunamadık. Baca açıktı, bacayı zaten ben kapattım. Bezle kapalıydı, herkes öyle düşünüyor; biz de öyle düşündük. Yani geldiğim zaman zaten belliydi. Ateş buradan başlamış. Bunun sıcaklığı üzerine her tarafı zift gibi yapmış, siyah gibi malzemeleri kullanılmaz hale getirmiş. Yani itfaiye de bize çözüm olmadı. Biz de mağdur duruma düştük ve ne yapacağımızı bilemedik. Hiç kimse haber vermedi, aradan iki gün geçti. yangın bitmiş, biz nasıl olduğunu yukarıdaki komşumdan öğrendik. O da dumanın geldiğini, çatıya baktığını, sonra içeri girdiğini bildirdi. Kimse görmemiş, zaten bunun karşı tarafı boş arsalar. Yani ev veya bina olsa hani camdan falan görürlerdi" dedi.


"72 saat geçip ihbarda bulunulmadığı için işlem yapılmadı"


Yangın sonrası evinin tadilatını kara kara düşünen Karakaya şöyle devam etti:


"Nereden baksanız zararım yine 150 bini geçer. Çünkü koltuk yok, televizyon yok. Ben bunları taksitle almıştım ve taksiti yeni bitti. 1 buçuk senelik evliyim, eşyaları bir senelik taksitle almıştım; bir sene içinde taksiti bitti. Ben fabrikada asgari ücretle çalışıyorum. Duman duymuşlar ama o gün fırtınanın etkisiyle duman merdiven başına artık. Biz de tahmin yürütüyoruz. Sanırım duman tepeye, çatıya falan çıkmış. Onlar da ‘Acaba alttaki kattan mı geliyor, acaba sorsak mı?’ diyememişler, bilememişler. Ateşin bacadan girdiğini zaten kimse göremez ama besbelli. Bacadan girmiş; odanın kapısı ve diğer odaların da kapısı açıktı. Rutubetlenmesin diye, evde kalmadığımız için odaların kapısını açık bıraktık ama camlar kapalıydı. O gün Allah’tan o gün evde değildik. Belki gece başlamıştır, kimse bilemiyor. Belki gece olmuştur; biz olsaydık gece ufak çocukla zehirlenir ölürdük. Kimse de kalkıp itfaiye diyemezdi. ‘Yanmış, sönmüş’ dediler. Yangın üzerinden 72 saat geçip ihbarda bulunulmadığı için işlem yapılmadı. ’İlla yanacak, biz söndüreceğiz; ona göre işlem olacak’ dediler. Biz de ortada kalakaldık. Gene annemlerde kalmaya devam ediyoruz. Tabii şimdi benim babam diyaliz hastası. Biz onların evinde kalıyoruz. Onlar da enfeksiyon kapmamak için soba yakıyor. Tek katlı müstakil bir ev; onlar da soba yaktığı için hepimiz aynı yerde yatmak zorunda kalıyoruz. Öbür türlü babam soğuk yerde yattı mı diyaliz hastası olduğu için hasta oluyor. Sürekli hastanelerle uğraşıyoruz; iki böbreği de bitik zaten. Biz onlarda kalınca onlar da mağdur duruma düşüyor. Bir çare bulunmasını istiyorum."


"Ailemiz için destek istiyorum açıkçası"


Emek Mahalle Muhtarı Sibel Akıl konuyla alakalı, "Vallahi ben duruma çok üzüldüm açıkçası. Benim de yeni haberim oldu. Keşke böyle bir şey olmasaymış ama olmuş. İyi ki eşi ve bebek evde yokmuş. Kullanılamaz hale gelmiş yani. Hani kendi kendine hava almayınca demek ki alevlenmemiş. Bunu is şeklinde her yere yayılmış. Yanması gereken yerler yanmış zaten. Tavan falan da bayağı düşmüş aşağıya. Yani çok üzüldüm. Bu nedenle de ben buradan gerekli büyüklerimizden, gerekli birimlerden destek ve yardım istiyorum. Çünkü ailemiz zaten yeni evde bir aile. Zaten hani ödemeleri gereken düğün borçları, eşyaları, taksitleri falan varken tekrardan her şeyin yanması hiç güzel olmamış yani. O nedenle de ben ailemiz için destek istiyorum açıkçası" diye konuştu.



Bebeği üşümesin diye annesine taşındı, döndüğünde evinin kül olduğunu gördü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Malatya’da ileri radyolojik tetkiklerle tanı ve tedavi dönemi Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uygulamaya alınan ileri görüntüleme yöntemleriyle tanı ve tedavi süreçlerinde önemli gelişmeler sağlanırken, hastane bölgesel bir sağlık merkezi olma yolunda ilerliyor. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Bülent Petik, hastanede hayata geçirilen ileri radyolojik tetkikler ve girişimsel radyoloji uygulamalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Petik, hastanenin yalnızca Malatya’ya değil çevre illere de hizmet veren önemli bir merkez haline geldiğini söyledi. Hastanede uygulanan koroner BT anjiyografi yöntemiyle kalp damarlarının girişimsel işleme gerek kalmadan görüntülenebildiğini belirten Petik, bu sayede hastaların klasik anjiyografi öncesinde detaylı şekilde değerlendirilebildiğini ifade etti. Yeni başlatılan kardiyak MR uygulamasının da kalp kası ve kapak hastalıklarının tanısında önemli katkı sunduğunu dile getirdi. Multiparametrik prostat MR tetkikinin de artık Malatya’da yapılabildiğini kaydeden Petik, bu gelişmenin özellikle erken teşhis açısından büyük avantaj sağladığını belirtti. Fetal MR uygulamasıyla ise anne karnındaki bebeğin gelişiminin ayrıntılı şekilde incelenebildiğini ifade etti. İleri MR tekniklerinin de kademeli olarak sisteme dahil edildiğini aktaran Petik, özellikle nörolojik hastalıklar ve tümörlerin değerlendirilmesinde daha detaylı sonuçlar elde edildiğini söyledi. Girişimsel radyoloji alanında da önemli adımlar atıldığını belirten Petik, vasküler ve non-vasküler işlemlerin ameliyathane ortamında uygulanmaya başlandığını kaydetti. Örnek bir vakaya da değinen Petik, kardiyak MR sayesinde nadir görülen bir kalp kası hastalığının erken dönemde tespit edilerek hastaya uygun tedavi planlamasının yapıldığını ifade etti. Petik, yapılan yatırımlar ve güçlü teknik altyapıyla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin ileri görüntüleme alanında bölgesel merkez olma yolunda önemli mesafe kat ettiğini belirterek, vatandaşların başka illere gitmeden nitelikli sağlık hizmetine ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.
Kocaeli Belediye personeli kansere karşı bilinçlendirildi Kartepe Belediyesi personeline yönelik düzenlenen eğitimde kanser, ruh sağlığı ve kronik hastalıklar konusunda farkındalık artırılırken, sağlık okuryazarlığı ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları ele alındı. Kartepe Belediyesi personeline "Sağlıklı Hayat Akademisi (SAHA)" eğitim semineri gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürlüğü ve İlçe Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen programda, sağlık okuryazarlığı ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında teknik bilgilendirmeler yapıldı. Kartepe Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda düzenlenen eğitimlerde, kendi alanlarında yetkin isimler sunumlarını gerçekleştirdi. Eğitim programında uzman isimler; ruh sağlığı ve psikolojik süreçler, sağlıklı beslenme protokolleri, kanser tarama yöntemleri, kronik hastalıkların takibi ve önleyici tıp verileri üzerine detaylı açıklamalarda bulundu. Sağlık okuryazarlığı ve uygulama süreçleri "Sağlıklı Hayat İçin SAHA’dayız" projesi kapsamında yürütülen eğitimlerde, personelin sağlık okuryazarlığı düzeyinin yükseltilmesi ve hastalık risk faktörlerinin minimize edilmesi hedeflendi. Seminerde, erken teşhisin önemi, kronik rahatsızlıklarla mücadele yöntemleri ve günlük yaşam alışkanlıklarının tıbbi standartlara uygun hale getirilmesi konuları bilimsel veriler doğrultusunda ele alındı. Belgelendirme ve katılım Eğitim sürecini tamamlayan ve yaşam tarzı değişikliği noktasında gerekli bilgilendirmeleri alan personellere, program sonunda katılım belgeleri takdim edildi. Kartepe İlçe Sağlık Müdürlüğü uzmanlarının doğrudan katılımıyla sağlanan bu eğitim desteğinin, personelin hem çalışma hayatındaki verimliliğine hem de bireysel sağlık yönetimine katkı sunması öngörülüyor.
Erzurum Atatürk Üniversitesi ile Bitlis Tatvan Devlet Hastanesi arasında iş birliği Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Araştırma Hastanesi ile Bitlis Tatvan Devlet Hastanesi, eğitim, araştırma ve klinik hizmetlerin güçlendirilmesine yönelik kapsamlı bir iş birliği protokolü imzaladı. Beş yıllık süreyi kapsayan protokol, iki kurumun ortak vizyonunu somut bir zemine oturttu. Türkiye’nin köklü tıp eğitim kurumlarından biri olan Atatürk Üniversitesi, Sağlık Bakanlığına bağlı Bitlis Tatvan Devlet Hastanesi (TDH) ile stratejik bir iş birliği protokolü imzaladı. Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile Bitlis İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Şaban Ergene’nin katılımıyla gerçekleştirilen imza töreninde, sağlık hizmetlerinin geliştirilmesinden organ ve doku naklinde koordinasyona, tele-tıptan yapay zekâ uygulamalarına uzanan geniş bir iş birliği çerçevesi hayata geçirildi. Törende; Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Atila Eroğlu ile Bitlis Tatvan Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Barış Sarıçoban ve Bitlis Tatvan Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Fatih Turan Ayılgan da hazır bulundu. Rektör Hacımüftüoğlu: "Sağlıkta Bölgesel Kalkınmanın Anahtarı Akademi-Klinik İş Birliğidir" Protokolü değerlendiren Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, bu adımın kurumun bölgesel sağlık politikasındaki belirleyici rolünün bir yansıması olduğunu vurgulayarak: "Üniversitemiz, sahip olduğu akademik birikim ve klinik altyapıyı yalnızca kendi çevresine değil, Doğu Anadolu’nun dört bir yanındaki sağlık kuruluşlarına taşımayı misyon olarak benimsemiştir. Bitlis Tatvan Devlet Hastanesi ile imzaladığımız bu protokol; eğitimden araştırmaya, hasta sevkinden dijital sağlık uygulamalarına uzanan çok katmanlı bir iş birliğinin hukuki zeminini oluşturmaktadır. Bölge insanının nitelikli sağlık hizmetine daha etkin biçimde erişmesi adına bu tür köprüler kurmak, üniversitemizin toplumsal sorumluluğunun gereğidir" ifadelerini kullandı. Protokolün Kapsamı: 25 Başlıkta Güçlü Çerçeve İmzalanan protokol, iki kurum arasındaki iş birliğini son derece geniş bir perspektiften ele alıyor. Öğrenci stajları ve değişim programlarından Ar-Ge çalışmalarına, organ ve doku nakil süreçlerinin koordinasyonundan acil durum ve afet yönetimine kadar 25 ayrı başlığı kapsayan metin, sağlık sektöründe bütüncül bir ortaklık modeli sunuyor. Protokolün öne çıkan maddeleri arasında her iki kurumun cerrahlarının birbirlerine destek sağlayacağı cerrahi vaka iş birlikleri, tele-tıp ve uzaktan sağlık hizmetlerinin birlikte geliştirilmesi, yapay zekâ ve dijital sağlık uygulamalarına yönelik ortak çalışmalar ile öğretim görevlisi hekimlerin konsültasyon hizmetleri yer alıyor. Bunlara ek olarak, benzeri projelere yönlendirilen öğrenci ve personelin proje faaliyet süreçlerinde TEKNOKENT’e entegre edilmesi de protokolün yenilikçi boyutları arasında dikkat çekiyor. Doğu’dan Doğu’ya Kurulan İş Birliği Köprüsü Bitlis İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Şaban Ergene, gerçekleştirilen bu iş birliğinin Bitlis ve çevresindeki sağlık hizmetlerine erişimi kökten değiştirecek bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. Protokolün şehir için stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Ergene, beş yıl süreyle geçerli olacak bu ortaklığın bölgedeki sağlık standartlarını yukarı taşıyacağını ifade ederek bu sürecin; Bitlis’in sağlık altyapısını güçlendirmekle kalmayıp, halkın modern tıp imkanlarına daha hızlı ve etkin bir şekilde ulaşmasını sağlayacak dönüştürücü bir adım olduğunun altını çizdi. Doç. Dr. Ergene, özellikle Atatürk Üniversitesinin bölgesel kalkınmaya sağladığı derin katkıların önemine değinerek, üniversitenin sahip olduğu akademik birikim ve klinik tecrübeden faydalanacak olmanın kendileri için büyük bir kazanım olduğunu belirtti. İmza töreni, karşılıklı iyi niyet dileklerinin ardından sona erdi.