SAĞLIK - 06 Nisan 2026 Pazartesi 09:42

Dünyanın ilk enfeksiyonlu bölgeye uygulanabilen yapay kemiği Eskişehir’de geliştirildi

A
A
A
Dünyanın ilk enfeksiyonlu bölgeye uygulanabilen yapay kemiği Eskişehir’de geliştirildi

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ve Anadolu Üniversitesi’nin 20 yıllık ortak çalışması sonucu, enfeksiyonlu alanda kullanılabilen antibakteriyel yapay kemik grefti geliştirildi. Prof. Dr. Nusret Köse, "Bizim geliştirdiğimiz teknolojinin en büyük özelliği, enfekte ortamda kullanılabilir olması. Bu yönüyle dünyada bir ilk" dedi.


ESOGÜ Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı’nda 33 yıl görev yapan ve bu yıl emekliliğe ayrılan Prof. Dr. Nusret Köse, yürüttükleri çalışmanın detaylarını paylaştı. Geliştirilen yapay kemik greftlerinin değişik boyutlarda yapılabildiğini söyleyen Prof. Dr. Köse, "Kalsiyum fosfat malzemesinden yapılmış bu yapay kemik greftinin insan vücudunda mikrobu öldürme özelliği vardır. ESOGÜ ve Anadolu Üniversitesi birlikte, antimikrobiyal özellikli yapay kemik grefti üretilmesi ve implant ilişkili enfeksiyonların ortadan kaldırılması için ortopedide kullanılan metalik implantların yüzeylerine uygulayabileceğimiz antimikrobiyal özellikli seramik kaplamalar geliştirdik. Biz bu çalışmaları önce laboratuvar düzeyinde Anadolu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aydın Doğan hocayla birlikte yaptık. Bu çalışmalar yaklaşık 20 yıl önce başladı" şeklinde konuştu.



"Çok başarılı sonuçlar aldık"


Laboratuvarın ardından hayvanlar üzerinde çalışma yaptıklarını belirten Köse, "Antimikrobiyal özellikli yapay kemik greftlerinin hayvan denemelerinde başarıya ulaşması üzerine daha sonra TÜBİTAK projelerine başvurduk. TÜBİTAK’ın desteğiyle insanlarda bu geliştirdiğimiz teknolojiyi ve yapay kemik greftini ürettikten sonra hastalarda kullandık ve çok başarılı sonuçlar aldık. Bu aldığımız başarılı sonuçları uluslararası dergilerde makale olarak da yayınladık. Tabii implant malzemeleri geliştirilmesi uzun yıllar süren, oldukça detaylı çalışmalar gerektiren bir iş alanı. Bizim neredeyse 20 yıl sürdü. Bu süreçte bu teknolojiyi ve bu ürünleri geliştirirken 2 adet doktora tezi, 4 tane tıpta uzmanlık tezi geliştirildi ve nihayetinde ürünleri insanda kullanılabilir hale getirdik. Ancak tabii bu ürünleri bizim ticari olarak pazarlayabilmemiz için belgelendirme işlemlerini tamamlamamız gerekiyor. Hem Avrupa’da hem Türkiye’de son yıllarda MDR süreçleri başladı. Eskiden CE olarak alınan belgeler şimdi MDR süreçlerine tabidir. Bu MDR süreçleri hem oldukça detaylı hem de oldukça masraflı bir süreç. Biz de şu anda onları tamamlamaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.



"Dünyada da benzer bir ürün bulunmamaktadır"


Geliştirilen yapay kemik greftinin 78 hastada kullanıldığını dile getiren Köse, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Kemik enfeksiyonu olan veya implant uygulanan tüm alanlarda, kemik ilişkili alanlarda bunu kullanabiliyoruz. Türkiye aslında son yıllarda havacılık ve bu savunma sanayiindeki gösterdiği başarının bir diğer örneğini tıbbi sektörde yapmakta. Türkiye’de üretilen, geliştirilen pek çok tıbbi cihaz yurt dışına pazarlanabilmektedir. Yapay kemik greftleri yönünden bakacak olursak Türkiye’de bunun çok başarılı üreticileri var. Hem Türkiye pazarına hem yurt dışı pazarına bu ürünleri gönderiyorlar ve hastalarda, gereken hastalarda kullanılıyor. Ancak bizim geliştirdiğimiz teknolojinin en büyük özelliği enfekte ortamda kullanılabilir olması. Bu yönüyle dünyada bir ilk. Dünyada da benzer bir ürün bulunmamaktadır."



Dünyanın ilk enfeksiyonlu bölgeye uygulanabilen yapay kemiği Eskişehir’de geliştirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne uluslararası ödül Bursa Büyükşehir Belediye iştiraki Tarım Peyzaj AŞ tarafından hayata geçirilen Damla Sulama Borusu Üretim Tesisi (Tarım Plast Fabrikası), döngüsel ekonomi alanındaki yenilikçi yaklaşımıyla uluslararası ödüle layık görüldü. Geçtiğimiz yıl Sağlıklı Kentler Birliği tarafından düzenlenen Sağlıklı Şehirler En İyi Uygulama Yarışması’nda ‘Çevre ve Sağlık’ kategorisinde birincilik ödülü kazanan proje, başarısını bu kez uluslararası düzeye taşıdı. Güneydoğu Avrupa Yerel Yönetimler Birlikleri Ağı (NALAS) tarafından düzenlenen Covenant of Mayors SEE Green Champions 2026 yarışmasında ‘Döngüsel Ekonomi’ kategorisinde birincilik elde eden proje, sürdürülebilir üretim modeli ve kaynak verimliliğine sağladığı katkılarla jüri tarafından yüksek puan aldı. Ödül, 20-22 Nisan 2026 tarihleri arasında Romanya’nın Sibiu şehrinde düzenlenecek olan NALAS Genel Kurulu kapsamında gerçekleştirilecek törenle Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne takdim edilecek. Etkinlikte Güneydoğu Avrupa’dan çok sayıda belediye başkanı ve yerel yönetim temsilcisi bir araya gelecek. Tarım Plast Fabrikası; tarımsal sulamada su tasarrufunu artıran damla sulama borularının yerli üretimini sağlayarak hem çevresel etkilerin azaltılmasına hem de yerel ekonominin güçlendirilmesine katkı sunuyor. Proje, aynı zamanda döngüsel ekonomi ilkeleri doğrultusunda kaynakların etkin kullanımını esas alan örnek bir uygulama olarak öne çıkıyor.
Bursa Toplum yaşlandıkça fizik tedavi ihtiyacı artıyor Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği tarafından 2-5 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, yoğun katılım ve kapsamlı bilimsel içeriğiyle tamamlandı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun da iştirak ettiği kongre, "Gelenekten Geleceğe: Kanıt, Teknoloji ve İnsan" ana temasıyla fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında güncel gelişmeleri, yeni tedavi yaklaşımlarını ve geleceğe yönelik vizyonu ele aldı. Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen yaklaşık 1500 fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı ile asistan hekimin katıldığı kongrede; serebral palsi, omurilik yaralanmaları, inme, romatizmal hastalıklar ve kas-iskelet sistemi ağrıları gibi geniş kitleleri ilgilendiren hastalıklar multidisipliner bir bakış açısıyla değerlendirildi. Ayrıca telerehabilitasyon, evde fizik tedavi uygulamaları ve robotik rehabilitasyon gibi yenilikçi yöntemler de bilimsel programın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Kongre Başkanı Doç. Dr. İbrahim Halil Erdem, kongrenin bilimsel derinliği ve katılım düzeyiyle dikkat çektiğini belirterek, "Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen meslektaşlarımızla bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştirdik. Özellikle inme, serebral palsi ve omurilik yaralanmaları gibi hastalıklarda yeni tedavi yaklaşımlarını ve teknolojik gelişmeleri kapsamlı şekilde ele aldık. Kongremiz, fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında hem bugünü değerlendiren hem de geleceğe yön veren güçlü bir platform oldu" dedi. Bilimsel oturumlarda, hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kas-iskelet sistemi hastalıklarının yanı sıra nörolojik rehabilitasyon süreçleri, girişimsel tedavi yöntemleri ve rejeneratif uygulamalar da geniş kapsamda ele alındı. Alanında uzman konuşmacılar tarafından gerçekleştirilen sunumlar, katılımcılara hem teorik hem de pratik anlamda önemli katkılar sundu. Kongre Sekreteri Dr. Ümit Yalçın, organizasyona gösterilen ilgiden memnuniyet duyduklarını ifade ederek, "Artan yaşlı nüfusla birlikte rehabilitasyon ihtiyacının büyüdüğü günümüzde, telerehabilitasyon ve evde bakım uygulamalarının yaygınlaştırılması kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir" dedi. Kongre Sekreteri Dr. Kaan Uslu ise fizik tedavi ve rehabilitasyonun koruyucu sağlık hizmetlerindeki rolüne vurgu yaparak, "Kas-iskelet sistemi şikayetlerinde hastaların ilk başvuru noktasının fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları olması gerektiği konusunda toplumsal farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor" diye konuştu. Uslu ayrıca, kongrenin başarılı organizasyonuna katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ederek, özellikle sürecin sorunsuz ilerlemesinde önemli rol üstlenen organizasyon firması BURKON’a ve BURKON Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker’e de teşekkürlerini iletti. Düzenleme Kurulu Üyesi Dr. Aysun Özlü de kongrenin uygulamaya dönük yönünün güçlü olduğunu vurgulayarak, "Bilimsel oturumların yanı sıra son teknoloji cihazların birebir deneyimlenmesi, meslektaşlarımız açısından son derece verimli bir öğrenme ortamı sağladı" ifadelerini kullandı. Kongre boyunca düzenlenen kurslar, paneller ve sempozyumlarla fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki güncel yaklaşımlar kapsamlı şekilde ele alınırken, sektördeki yeniliklerin sahaya yansıması açısından da önemli bir zemin oluşturuldu. Katılımcılar, hem akademik bilgi paylaşımı hem de mesleki dayanışma açısından kongrenin son derece verimli geçtiğini vurguladı. Dört gün süren kongrede 65 panel, 17 kurs, 8 uydu sempozyum ve 16 sözel bildiri oturumu gerçekleştirilirken; toplam 132 sözel ve 239 poster bildiri sunuldu. 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, bilimsel üretim, ulusal ve uluslararası iş birlikleri ile sağlık politikalarına katkı sunacak önemli çıktılarla tamamlandı.
Samsun ’Sessiz’ mahalleye 3 kamyonluk yardım Samsun’un Alaçam ilçesinde işitme ve konuşma engelli bireylerin yoğunlukta yaşadığı Gümüşova Mahallesi’nde, örnek bir dayanışma çalışmasına imza atıldı. Bafra Umut Derneği öncülüğünde, Bafra ve Alaçamlı gönüllü kadınların katkılarıyla mahalleye 3 kamyonluk yardım ulaştırıldı. Gıda, kırtasiye, beyaz eşya, giysi, ev eşyası, mutfak malzemeleri, soba, medikal malzemeler ve temizlik ürünlerinden oluşan temel ihtiyaç yardımları, mahalle meydanında ihtiyaç sahibi ailelere dağıtıldı. Doğuştan işitme ve konuşma engelliler yaşıyor Gümüşova Mahallesi, Türkiye’de nadir görülen bir özelliğiyle dikkat çekiyor. Mahalle sakinlerinin büyük bir kısmının doğuştan işitme ve konuşma engelli olması, günlük yaşamı zorlaştıran önemli bir etken olarak öne çıkıyor. Bu durumun nesiller boyu süren akraba evliliklerinden kaynaklandığı belirtiliyor. Bu hassas durum göz önünde bulundurularak gönüllüler, yalnızca meydanda dağıtım yapmakla yetinmedi. İletişim güçlüğü yaşayan vatandaşların mağdur olmaması için yardım malzemeleri evlerine kadar ulaştırılarak doğrudan teslim edildi. Yardım dağıtımı sırasında mahalle sakinleri, kendilerini unutmayan gönüllülere büyük bir minnettarlık gösterdi. İşaretler ve jestlerle teşekkür eden vatandaşlar, yapılan yardımın kendileri için büyük anlam taşıdığını ifade etti. Gerçekleştirilen bu yardım organizasyonu, özellikle dezavantajlı ve ulaşılması zor bölgelerde yaşayan ihtiyaç sahiplerine destek olunması açısından örnek bir çalışma olarak değerlendirildi.
Rize Karadeniz horonu yeniden yorumlandı Karadeniz horonu, Erhan Engin’in armonikayı merkeze alan "Kaybana Sevdaluk" adlı yeni projesiyle modern dokunuşlarla yeniden yorumlandı. Karadeniz müziğinin önemli geleneklerinden horon, müzisyen Erhan Engin’in yeni projesiyle farklı bir yorum kazandı. Engin, armonikayı merkeze aldığı çalışmasıyla bu enstrüman üzerine kurgulanan ilk profesyonel horon projelerinden birine imza attı. Uzun yıllardır varlığını sürdüren ancak tek başına ele alınmayan "armonika horonu", bu projeyle yeniden gündeme taşındı. Engin’in yeni single’ı "Kaybana Sevdaluk", yüksek enerjisi, otantik yapısı ve modern düzenlemeleriyle dikkat çekiyor. Eser, Karadeniz müziğine yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. Müzik dünyasında uzun yıllar orkestra şefi, müzisyen ve aranjör olarak görev yapan Erhan Engin, bu projeyle ilk kez kendi çalışmasıyla dinleyici karşısına çıktı. Engin, söz konusu kültür ve geleneğin yaşatılması gerektiğine de dikkat çekti. Erhan Engin, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Armonika, 19. yüzyılda Karadeniz’e gelmiş bir enstrümandır. Aslında diyatonik akordeon olarak bilinir, ancak bizim bölgede armonika olarak adlandırılır. 1980’li yıllara kadar özellikle Rize’de düğünlerde sıkça kullanılmış, sonrasında ise popülerliğini yitirmiştir. Biz de bu projede güzel bir enerji yakaladık. Bu eserle hem kendi geçmişimize hem de büyüklerimizin hatıralarına uzandık. Modern bir sound ile eski dokunuşları bir araya getiren bir horon parçası ortaya koymak istedik. ‘Kaybana Sevdaluk’ ile dinleyicilere değerli bir çalışma sunmayı amaçladık. Temennimiz, bu eserin ardından gençlerin de bu kültüre ilgi duyması ve geleneği sürdürmesidir."