SAĞLIK - 07 Şubat 2025 Cuma 12:16

‘Fitoterapi’ modern tıpta yerini almaya başlayan bir alan oldu

A
A
A
‘Fitoterapi’ modern tıpta yerini almaya başlayan bir alan oldu

Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayhan Altıntaş, ‘Fitoterapi’nin, köklü geçmişi ve bilimsel temellere dayanan verileri ile modern tıpta yerini almaya başlayan bir alan olduğunu belirtti. Altıntaş, son yıllarda fitoterapiye olan ilginin artmasıyla birlikte, bilgi kirliliğinin de giderek yaygınlaştığına işaret etti.


Prof. Dr. Altıntaş, Eskişehir Türk Ocağı’nda düzenlenen "Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi: Fitoterapi, Söylenceler-Gerçekler "konulu sohbet toplantısına katıldı. Burada yaptığı konuşmada, ‘Fitoterapi’ köklü geçmişi ve bilimsel temellere dayanan verileri ile modern tıpta yerini almaya başlayan bir alan olduğunu anlatan Altıntaş, "Halk arasında sıkça dile getirilen ancak bilimsel olarak doğrulanmamış bitkisel tedavi yöntemlerine dair yanlış bilgilerle alan uzmanlarının çalışmaları birbirine karıştırılmaması gerekir. Özellikle tıbbi tedavi yerine geçmediği, ancak doğru kullanıldığında destekleyici olarak büyük faydalar sağlayabileceği bilinmelidir" dedi.



Bitkilerle ilgili yanlış bilinenler


Altıntaş, son yıllarda fitoterapiye olan ilginin artmasıyla birlikte, bilgi kirliliğinin de giderek yaygınlaştığına işaret etti. İnternette ve geleneksel kanallarda sıkça karşılaşılan "Bitkisel olan her şey zararsızdır" veya "Doğal tedaviler ilaçlardan daha güvenlidir" gibi yanlış bilgilerin halk sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığını vurguladı. Prof. Dr. Ayhan Altıntaş, bu tür yanlış bilgilerin sağlık üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerine dikkat çekerken, bilimsel araştırmalarla desteklenen doğru fitoterapi uygulamalarının nasıl olması gerektiğini paylaştı.



Yanlış bilgi de, yanlış bitki de öldürür


Bunun yanı sıra, tıbbi çayların sağlık üzerindeki etkileri, doğru bitki seçimi, hazırlanış yöntemleri ve doz ayarlamaları gibi konular da konuklara izah edildi. Bitkisel çayların gelişigüzel tüketilmesi yerine, bilinçli bir şekilde kullanılması gerektiğinin altını çizilip, özellikle bazı bitkilerin fazla tüketildiğinde toksik etkiler oluşturabileceği veya ilaçlarla etkileşime girebileceği konularında bilgiler verildi.


Konukların soruları ve Şube Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal’ın şükran beratı takdimi ile sohbet sona erdi.



‘Fitoterapi’ modern tıpta yerini almaya başlayan bir alan oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.