EĞİTİM - 17 Şubat 2026 Salı 12:18

Geleceğin makinistleri bu merkezde yetişiyor

A
A
A
Geleceğin makinistleri bu merkezde yetişiyor

ESKİŞEHİR (İHA) – Eskişehir’de 130 yıldır eğitim veren TCDD Taşımacılık A.Ş. Eskişehir Demiryolu Eğitim ve Sınav Merkezi Müdürlüğü’ndeki 5’i tam ölçekli 25 simülatörde geleceğin makinistleri yetiştiriliyor. Genç makinist adayları, tonlarca yük çeken lokomotiflerin birebir aynısını kullanarak mesleğe hazırlanıyor.


Eskişehir’de bulunan ve 1896 yılında faaliyetlerine başlayan eğitim merkezi 130 yıldır hizmet veriyor. Merkezdeki 3 farklı hizmet binasında; 16 adet derslik, 5 adet tam ölçekli lokomotif ve tren simülatörü, 20 adet çok amaçlı masa tipi lokomotif ve tren seti simülatörü bulunuyor. Toplam 140 kişilik konaklama, 36 adet yatakhane ve 250 kişilik yemekhane kapasitesi ile hizmet verilen Eskişehir Demiryolu Eğitim ve Sınav Merkezi Müdürlüğü’nde 20’si öğretmen olmak üzere toplam 36 personel görev yapıyor. Öğrenciler, merkezdeki 25 simülatörde gerçeği aratmayan sürüş deneyimi yaşıyor. Simülasyonlarda kursiyerlerin önüne eğitim görevlilerince farklı engeller çıkarılıyor. 4 mevsim şartlarının da ayarlanabildiği lokomotif simülasyonlarında, kaza, raylara hayvan çıkması veya ray trafiğinde değişiklik gibi senaryolarda adayların bilgi birikimleri ölçülüyor. Simülatör içinde sürüş yapan kursiyerleri sınıf içerisinden arkadaşları anbean izleyebiliyor. Özellikle hareketli simülatörde ders gören kursiyerler yoldaki sarsıntıları dahi hissedebiliyor. 960 saatlik temel makinist eğitim sürecinin 222 saatlik dilimini kursiyerler simülatörlerde geçiriyor. Yüz yüze 300 kursiyerin eğitim gördüğü merkezde, ayrıca 10 sanal sınıfta 300 katılımcı ile uzaktan eğitimler de veriliyor.



"222 saatlik uygulama kısmı simülatörlerimizde gerçekleştirilmektedir"


Uzman Öğretmen Mürsel Dülger, simülasyon eğitimiyle ilgili şu bilgileri verdi:


"Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilmiş, makinist eğitimi verebilen tek eğitim merkeziyiz. Merkezimizde, demiryolu parkımızda aktif olarak kullanılan DE33000 dizel-elektrik lokomotifimizin birebir simülasyonu bulunmaktadır. Öğrencilerimiz buraya gelene kadar gerekli temel bilgileri teorik olarak alıyorlar. Simülatör aşamasına geçildiğinde ise bu temel bilgileri, sanki gerçek bir trenin içindeymiş gibi simüle ederek pratik becerilere dönüştürüyoruz. Trenin hareket ettirilmesi, arkadaki yolcu veya yük vagonlarının idaresi gibi makinistlik görevlerini gerçeğe en yakın haliyle öğretiyoruz. Simülatörlerimizde bir makinistin yolda karşılaşabileceği her türlü durumu canlandırabiliyoruz. Gündüz-gece farkı, yaz ve kış mevsimi şartları gibi çevresel faktörlerin yanı sıra; trenin virajlarda sağa sola yatması, rampa aşağı inişlerdeki ivmelenme ve frenleme esnasındaki sarsıntılar gibi fiziksel etkileri de öğrencimize birebir yaşatıyoruz. Normal şartlarda toplamda 960 saatlik temel bir makinist eğitimi sürecimiz bulunmaktadır. Bu kapsamlı eğitimin 222 saatlik uygulama kısmı simülatörlerimizde gerçekleştirilmektedir. Şu an sınıfımızda eğitim gören 10 kursiyerimizle bu profesyonel süreci titizlikle sürdürüyoruz."



Türkiye’de alanında yetkili tek eğitim merkezi


Memur, sözleşmeli personel, işçi, hizmet alımı yapılan firma personeline eğitim verilen merkezde, şirket dışından da ulusal demiryolu taşımacılık şirketleri, kent içi raylı sistem işletmecileri, demiryolu araçları bakım şirketleri ve diğer demiryolu paydaşlarının personeli de hizmetlerden faydalanabiliyor. Tren Makinisti Eğitimi konusunda Türkiye’de alanında yetkili tek eğitim merkezinde, Yüksek Hızlı Trenler başta olmak üzere tüm dizel ve elektrikli lokomotifler ile tren setlerini kullanan makinistler yetiştiriliyor. Merkezde makinist eğitimleri haricinde diğer alanlarda ihtiyaç duyulan, mühendis ve teknisyenlere yönelik demiryolu teknik eğitimleri, işçilere yönelik demiryolu araçları bakım onarım eğitimleri, lojistik personeli eğitimleri, tren şefi, kondüktörü, tren teşkil görevlisi, vagon teknisyeni yetiştirme, tehlikeli madde taşımacılığı, iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri de veriiyor.



"Simülatör eğitimleri oldukça keyifli geçiyor"


Az sayıdaki kadın kursiyerlerden biri olan Feride Eryılmaz, "Eskişehir Demiryolu Eğitim ve Sınav Merkezi, uzun yıllardır demiryolları alanında nitelikli eğitimler vermeye devam ediyor. Ben de bir Eskişehirli olarak, bu bölümden aslında tercih döneminde haberdar oldum ve yaptığım araştırmalar neticesinde bu yola girmeye karar verdim. Makinistlik eğitimi yaklaşık 8-9 ay süren kapsamlı bir süreci kapsıyor. Bu sürenin ilk 5-6 ayında sınıflarda yoğun bir teorik eğitim görüyoruz. Teorik aşamayı tamamladıktan sonra ise uygulama safhasına geçiyoruz. Uygulamalı eğitimlerimizi Eskişehir Hasanbey Lojistik Merkezi’nde gerçek ortamda veya merkezimizdeki simülatörlerde gerçekleştiriyoruz. Yaklaşık 9 aylık bu maratonun sonunda Mesleki yeterlilik Kurumu (MYK) sınavına girerek makinist ehliyeti almaya hak kazanıyoruz. Ağustos ayında 140 kursiyer arkadaşımızla beraber yola çıktık ve şu an eğitimin 6’ncı ayındayız. Şu an devam ettiğimiz simülatör eğitimleri oldukça keyifli geçiyor; çünkü bu simülatörler sayesinde gerçeğe çok yakın bir sürüş deneyimi yaşama fırsatı buluyoruz. Eğitim merkezimizde sadece Eskişehirliler değil; Sivas’tan Malatya’ya, Bursa’dan Karabük ve Zonguldak’a kadar Türkiye’nin dört bir yanından gelen arkadaşlarımız var. Kısacası, makinistliği çocukluk hayali olarak gören ve bu işe gönül veren herkesin yolu bir şekilde Eskişehir Demiryolu Eğitim ve Sınav Merkezi ile kesişiyor" dedi.



"Bir makinistin başına ne gelebilirse, simülatörde aynısını yaşıyoruz"


Küçüklüğünden bu yana makinist olma hayali kuran Muhsin Çay, "Küçüklüğümden beri trenlere karşı büyük bir ilgim ve alakam vardı. Bu yüzden makinist olmaya karar verdim. Şu an içinde bulunduğumuz bu simülatör eğitimi, birebir gerçeği yansıtıyor. Yaşadığımız bu duygu tarif edilemez. Sonuçta çocukluk hayalimiz, bu yüzden çok memnunuz. Günlük hayatta bir makinistin başına ne gelebilirse, burada simülatörde birebir aynısını yaşıyoruz. Bazen yola aniden bir hayvan, bazen de bir araba çıkabiliyor. Hemzemin geçitlerde yaşanabilecek kazalar gibi her türlü senaryoyla burada karşılaşıyoruz. Hem yük hem de yolcu treni sürme deneyimi yaşıyoruz. Taşıdığımız yükün içinde kömürden taşa kadar her şey olabiliyor. Toplamda 8 aylık bir eğitim sürecimiz var. Biz şu an 6’ncı ayımızı bitirdik. Önümüzde 2 aylık bir eğitimimiz daha kaldı. Bu süreci tamamladıktan sonra MYK sınavımıza gireceğiz. Bu işi gerçekten seven, gönül veren herkese makinistliği canı gönülden ve şiddetle tavsiye ederim" diye konuştu.



Geleceğin makinistleri bu merkezde yetişiyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Genç oyuncusu Mustafa Konak’ın rol aldığı "Yerçekimi" Berlinale’de yarışacak Mehmet Fetihler Sultanı dizisinde Şehzade Mustafa karakterini canlandıran Mustafa Konak, yer aldığı "Yerçekimi" adlı kısa filmin Berlin Uluslararası Film Festivali’ndeki (Berlinale) gösterimine katılmak için Almanya’ya gitti. Havalimanındaki açıklamasında Filistin ve Doğu Türkistan’da yaşananlara dikkat çeken Konak, "Büyüklerin kirli savaşlarında ölenler hep çocuklar oluyorlar. Onlar sesini duyuramıyor ama ben birilerinin onlara ses olması gerektiğini düşünüyorum" dedi. TRT 1’de yayınlanan ve büyük ilgi gören Mehmet Fetihler Sultanı dizisinde Şehzade Mustafa karakterini canlandıran Mustafa Konak, uluslararası arenada önemli bir film festivalinde yer alıyor. Konak’ın rol aldığı kısa film "Yerçekimi", dünya sinemasının en prestijli organizasyonlarından biri olan Berlin Uluslararası Film Festivali’ne (Berlinale) davet edildi. Yapımcılığını Didem Nur Yayman’ın, yönetmenliğini Dalya Keleş’in üstlendiği kısa filmin başrollerini Sudem Beril Dinç ile Mustafa Konak paylaşıyor. Festivale katılmak için İstanbul’dan Almanya’ya giden genç oyuncu Mustafa Konak, havalimanında soruları yanıtladı. Böylesine önemli bir festivalde yer almanın mutluluğunu yaşadığını söyleyen Konak, "Heyecanlıyım açıkçası. Festivalde yer almak gerçekten gurur verici. İnsanın emek verdiği bir işin karşılığını alması da çok güzel bir his. İlk defa katılıyorum. Ben bu haberi ilk duyduğumda çok mutlu oldum. Çok sevindim. Etrafımdaki insanlardan duyduğum tepkiler beni daha çok mutlu etti" ifadelerini kullandı. Filmde canlandırdığı Umut karakterinden bahseden Konak, "Umut ile Mustafa arasında hiçbir benzerlik yok. Çünkü tamamıyla benden uzak karakterdi. Oyunculuk dediğiniz şeyin de aslında size hiç benzemese de bir karakteri canlandırabilmek olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Büyüklerin kirli savaşında ölenler hep çocuklar oluyor" "Film gösteriminden sonra ödül töreninde bir konuşma yapacak mısın" sorusuna yanıt veren Konak, "Özel olarak bir konuşma hazırlamadım. Bir konuşma yapmam gerekirse dünyada Filistin’den daha önemli bir konu olduğunu düşünmüyorum. Bir de Doğu Türkistan’da yapılan zulümler var. Büyüklerin kirli savaşlarında ölenler hep çocuklar oluyorlar. Bu konuyu ben siyasi olarak dile getirmek yerine insani olarak dile getirirdim. Onlar sesini duyuramıyor ama ben birilerinin onlara ses olması gerektiğini düşünüyorum" dedi. Başarılı oyuncu Yerçekimi filminin festivalden ödülle dönebileceğine inandığını belirterek, "Ben bütün canlandırdığım rollerde inanarak oynuyorum. Bu rolde de inanarak oynadım. Ne kadar başarılı olduğumu seyircilerimiz belirliyor. Oynadığım Yerçekimi filminde de belirli bir aşamaya geldik. Umarım yapımcımız Didem Nur Yayman ve yönetmenimiz Dalya Keleş’in ellerinde bu ödülü hayaya kaldırırken görebiliriz" açıklamalarında bulundu.
Ankara Gölbaşı Belediyesinden camilerde Ramazan öncesi detaylı temizlik Gölbaşı Belediyesi, Ramazan ayı öncesinde ilçe genelindeki camilerde buhar makineleriyle kapsamlı temizlik çalışması gerçekleştirerek halıları gül suyuyla yıkadı. Gölbaşı Belediyesi, Ramazan ayına günler kala ilçe genelindeki camilerde kapsamlı ve titiz bir temizlik çalışması gerçekleştirdi. Vatandaşların ibadetlerini hijyenik, ferah ve manevi atmosfere uygun bir ortamda gerçekleştirebilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar, modern ekipmanlar ve özenli uygulamalarla tamamlandı. Gölbaşı Belediyesi ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda camilerin iç mekanları buhar makineleri kullanılarak detaylı şekilde temizlendi. Özellikle halılar, hem hijyen hem de hoş koku sağlanması amacıyla gül suyuyla yıkanarak ibadete hazır hale getirildi. Bunun yanı sıra mihrap, minber, kürsü, ayakkabılıklar, kapı ve pencereler dezenfekte edilirken; şadırvanlar, abdesthaneler ve cami avlularında da kapsamlı temizlik ve bakım çalışmaları yapıldı. "Ramazan’ın manevi iklimine yakışır bir ortam oluşturduk" İlçe genelindeki ibadethanelere yönelik temizlik ve bakım çalışmalarının yıl boyunca periyodik olarak devam ettiğini belirten Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, "Ramazan ayı, gönüllerin arındığı, paylaşmanın ve dayanışmanın en güzel şekilde yaşandığı müstesna bir zaman dilimi. Bizler de bu mübarek ay öncesinde vatandaşlarımızın ibadetlerini gönül rahatlığıyla yapabilmeleri için camilerimizde kapsamlı bir temizlik çalışması gerçekleştirdik. Buhar makineleriyle en ince ayrıntısına kadar yapılan temizliklerin ardından halılarımızı gül suyuyla yıkayarak hem hijyenik hem de Ramazan’ın manevi iklimine yakışır bir ortam oluşturduk. Camilerimiz bizim ortak değerimizdir. Bu anlayışla ilçemizin dört bir yanında ibadethanelerimizin bakım ve temizlik çalışmalarını düzenli aralıklarla sürdürüyoruz. Tüm vatandaşlarımıza sağlık, huzur ve bereket dolu bir Ramazan ayı diliyorum" ifadelerini kullandı.
Samsun Atakum Belediyesi’nden ‘elektronik atık’ farkındalığı Samsun’un Atakum Belediyesi, lise öğrencilerine yönelik ‘elektronik atıklar’ konulu bir seminer düzenledi. Seminerde, çevreye bırakıldığında ciddi zararlar oluşturan elektronik atıkların geri dönüşüme kazandırılmasının önemi vurgulandı. Belediye, Katık Otobüsü aracılığıyla kağıttan cama, plastikten metale kadar pek çok atığı geri dönüşüme kazandırırken sıfır atık konusunda da vatandaşları bilinçlendirme çalışmalarını sürdürüyor. Serhat Türkel’in öncülüğünde kentin dört bir yanında düzenlenen çevre etkinlikleri ve seminerler, vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. "Ağır metaller içeriyor" Seminer, Onur Ateş Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirildi. Atakum Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü’nden Mithat Dikmen, öğrencilere elektronik atıkların çevreye etkilerini, doğru ayrıştırma yöntemlerini ve geri dönüşüm sürecini kapsamlı şekilde anlattı. Dikmen, elektronik atıkların kullanım ömrünü tamamlamış cihazlar olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Aydınlatma ürünleri, sensörlü lambalar, küçük ev aletleri ve ısı kontrolü sağlayan cihazların hepsi elektronik atıktır. Bu ürünler kurşun ve civa gibi ağır metaller içerir. Doğa ve insan sağlığına ciddi zararlar verebilir." Seminerde, gençlere elektronik atıkları çöpe atmak yerine yetkili toplama noktalarına teslim etmeleri gerektiği hatırlatılarak çevre bilincinin erken yaşta kazanılmasının önemi vurgulandı.
Mersin Mersin Büyükşehir Belediyesinde futbol heyecanı sona erdi Mersin Büyükşehir Belediyesinin çalışanlar arasındaki birlik ve dayanışmayı güçlendirmek amacıyla düzenlediği 4. Birimler Arası Futbol Turnuvası, final maçının ardından gerçekleştirilen ödül töreniyle tamamlandı. Turnuvanın şampiyonu Ulaşım Dairesi Başkanlığı oldu. Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından her yıl düzenlenen ve çalışanlar arasındaki birlik, beraberlik ve motivasyonu artırmayı amaçlayan ‘Birimler Arası Futbol Turnuvası’, Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in destekleri ve her yıl yaptığı başlama vuruşları ile coşkulu bir şekilde tamamlanıyor. Başkan Seçer öncülüğünde düzenlenmeye devam eden turnuva sayesinde, kurum içindeki dayanışma ve takım ruhu güçlendirilirken, sporun çalışanlar arasındaki iletişimi güçlendiren yönü de ortaya çıkıyor. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığına bağlı Gençlik ve Spor Hizmetleri Şube Müdürlüğü koordinesinde Macit Özcan Spor Tesislerinde düzenlenen ‘Mersin Büyükşehir Belediyesi 4. Birimler Arası Futbol Turnuvası’nda heyecan doruğa ulaştı. Final maçında Ulaşım Dairesi Başkanlığı ve Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı karşı karşıya gelirken, centilmenlik içinde geçen turnuvanın galibi Ulaşım Dairesi Başkanlığı oldu. Final maçının ardından Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Olcay Tok, turnuvanın şampiyon takımına kupasını takdim etti. Turnuvayı 2. sırada tamamlayan Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ödülünü, Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Hasan Gökbel’in elinden alırken, 3. olan Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı da kupasını Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Tüba Kaya Sanal’dan aldı. Turnuvanın ‘Fair Play’ ödülü ise Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanı Ahmet Serkan Ataman’a, MESKİ Genel Müdürü Ali Rıza Özdemir tarafından takdim edildi. "Birimler Arası Futbol Turnuvası, kaynaşmayı ve aidiyet duygusunu pekiştiriyor" Ödül töreninde bir konuşma yapan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Olcay Tok, final maçının turnuvaya yakışır bir mücadeleye sahne olduğunu belirterek, "4.’sünü düzenlemiş olduğumuz ‘Birimler Arası Futbol Turnuvası’nda, finale yakışan bir sonuç oldu. 2 takım da gerçekten çok iyi oynadı" dedi. Turnuva’nın kurum içi dayanışmaya katkı sağladığını söyleyen Tok, "Birimler Arası Futbol Turnuvası, bundan sonra da devam edecek. Birimler arası futbol, aynı zamanda aidiyet duygusu ve kaynaşmayı sağlıyor. Gerçekten çok güzel bir final oldu. Bundan sonra da MESKİ şampiyonuyla Büyükşehir şampiyonu karşı karşıya gelecek" diye konuştu. Turnuva, ödüllerin takdim edilmesinin ardından çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
Samsun Ramazan’da en sık yapılan 3 beslenme hatası: "Yetersiz su, sahur yapmama ve hızlı iftar" Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Diyetisyeni Sinem Şahin Yazıcı, Ramazan öncesi yaptığı açıklamada ’yetersiz su tüketimi, sahurun atlanması ve iftarda aşırı-hızlı yemek’ yenilmesinin en sık yapılan üç hata olduğunu belirterek vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Diyetisyen Sinem Şahin Yazıcı, Ramazan ayı öncesinde sağlıklı beslenmeye ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ramazan’da yapılan en büyük üç hataya dikkat çeken Şahin, özellikle su tüketimi, sahur öğünü ve iftardaki beslenme düzeni konusunda uyarılarda bulundu. "İftar ile sahur arasında mutlaka yaklaşık 10–12 bardak su tüketilmeli" Ramazan’da yapılan en büyük üç hatadan ilkinin su tüketiminin yetersiz olması olduğunu vurgulayan Yazıcı, "Uzun süreli açlık ve susuzluk nedeniyle vücutta ciddi su ve mineral kayıpları yaşanır. Bu nedenle iftar ile sahur arasında mutlaka yaklaşık 10–12 bardak su tüketilmelidir. Su tüketimine özellikle dikkat edilmelidir. İkinci önemli hata sahur yapmamaktır. Sahur, günü daha sağlıklı ve enerjik geçirmek için büyük önem taşır. Bu öğünde sağlıklı ve dengeli besinler tercih edilmelidir. Sahur yapılmadığında 12–13 saatlik açlık süresi 20 saate kadar uzayabilir. Bu durum kan şekerinin aşırı düşmesine, günün verimsiz geçmesine ve uzun vadede metabolizmanın yavaşlayarak kilo artışına neden olabilir. Üçüncü hata ise iftarda aşırı ve hızlı besin tüketmektir. Uzun süren açlığın ardından çok hızlı yemek yemek ve ihtiyaçtan fazla porsiyon tüketmek sindirim sorunlarına yol açabilir. Ayrıca yağlı, ağır ve şekerli yiyecekleri tercih etmek de kilo artışına ve kan şekeri dengesinin bozulmasına neden olabilir" diye konuştu. "Sahurda yumurta uzun süreli tok tutar" Yazıcı, günün daha kaliteli geçirilmesi için sahurun kahvaltı öğünü gibi düşünülmesi gerektiğini söyledi. Ramazan’da protein tüketiminin kas kayıplarını önlemek ve metabolizmayı hızlandırmak açısından çok önemli olduğuna dikkat çeken Şahin, protein içeriği yüksek beslenilmesi gerektiğini ifade etti. Sahurda uzun süre tok tutacak besinlerin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Şahin, "Yumurtayı mutlaka tüketmeliyiz. Özellikle haşlanmış olarak tercih edilirse pişirme yöntemi açısından daha uygun olacaktır" dedi. Peynir çeşitlerinin iyi bir kalsiyum kaynağı olduğunu belirten Şahin, tuz tüketimini azaltmak için peynirlerin akşamdan suda bekletilebileceğini kaydederek, "1–2 dilim peyniri bu şekilde daha az tuzlu hâle getirebiliriz. Tuz tüketiminin fazla olması gün içinde çok fazla susamamıza neden olabilir" diye konuştu. Sahurda zeytin yerine ceviz tercih edilebileceğini aktaran Şahin, ekmek seçiminde ise beyaz ekmek ya da pide yerine tam tahıl ürünlerinden yapılan ekmeklerin tercih edilmesini önerdi. Bu sayede daha uzun süre tokluk sağlanabileceğini belirten Şahin, Ramazan’da sebze ve meyve tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Mevsimine uygun bol yeşillik tüketilmesi ve bir adet taze meyve tercih edilmesinin doğru olacağını; içecek olarak süt ve ayranın tercih edilebileceğini belirten Şahin, çayın ise çok önerilmediğini vurguladı. Şahin, "Hem besin değerinin azalmaması hem de vücuttan fazla su atımına engel olmak adına çayı çok önermiyoruz. İlla içilecekse sahurdan 15–20 dakika sonra ve açık şekilde tüketilebilir" şeklinde konuştu. "İftarda başlangıç yaptıktan sonra 10–15 dakika ara verilmesi gerekiyor" İftarda geleneksel olarak hurma ile başlanabileceğini ancak miktarın abartılmaması gerektiğini kaydeden Diyetisyen Sinem Şahin Yazıcı, ayrıca şu bilgileri verdi: "Şeker oranı yüksek olduğu için bir tane hurma ve bir bardak suyla iftar açılabilir. Sonrasında çorbayla iyi bir başlangıç yapılabilir ancak çok yağlı, kremalı ve un oranı yüksek çorbalar tercih edilmemelidir. Mercimek, tarhana ve ezogelin gibi geleneksel çorbalar iyi bir başlangıç olacaktır. Başlangıç yaptıktan sonra 10–15 dakika ara verilmesi beynin tokluk sinyali alması için gereklidir. Bu arada ev içinde kısa bir yürüyüş yapılabilir ya da namaz kılınabilir, ardından ana yemeğe geçmek daha uygun olacaktır. Ana yemekte aşırıya kaçılmamalıdır. Haftada 2–3 gün etli ya da kıymalı sebze yemeği olabilir, bir gün bitkisel protein kaynağı olan kuru baklagillere yer verilebilir, diğer günlerde ise tavuk, balık ve kırmızı et tercih edilebilir. Ramazan’da balık genellikle az tercih edilir ancak çok iyi bir omega-3 kaynağı olduğu için tüketimine özen gösterilmelidir. Yemeklerin yanında bol salata olmalıdır. Ramazan pidesinden tamamen vazgeçin demiyoruz ancak tüketim 1–2 dilimle sınırlı kalmalıdır."