GÜNDEM - 25 Şubat 2026 Çarşamba 10:59

Görme kabiliyetini kaybeden spiker, mesleğine dönmeyi her şeyden çok istiyor

A
A
A
Görme kabiliyetini kaybeden spiker, mesleğine dönmeyi her şeyden çok istiyor

Eskişehir’de 3 kez böbrek nakli olan, son operasyonda beyninin 30 dakika oksijensiz kalması sonucu görme kabiliyetini kaybeden Pınar Kadanalı, mesleği olan gazeteciliğe dönmeyi her şeyden çok istiyor. 2 üniversite bitiren ve diksiyonu ile ön plana çıkan azimli kadın, sunuculuk ve radyoculuk konusunda kendine güveniyor.


Eskişehir’de yaşayan 44 yaşındaki Pınar Kadanalı, geçmişte yaşadığı böbrek rahatsızlıklarından dolayı anne ve babasından nakil alarak hayatına devam etti. Radyoculuk, sunuculuk başta olmak üzere medyada birçok alanda çalışan 2 üniversite mezunu kadın, özellikle düzgün diksiyonu ile dikkat çekiyor. İşinin yanı sıra gitar çalmayı bilen, tiyatro oyunculuğu yapan, İtalyanca ve İngilizce öğrenen kadın, üniversite yıllarında önce babasından, daha sonra da annesinden böbrek nakli aldı. Böbreklerin iflas etmesi sonrası 5 yıl önce bu kez de dayısından Antalya’daki bir hastanede böbrek nakli olan kadın, operasyon sonrası kısa süreli bitkisel hayata geçtiğinden dolayı beyni 30 dakika boyunca oksijensiz kaldı.



Medya sektörüne dönmeyi çok istiyor


Beyni oksijensiz kalan kadın, 2 gözünde de görme kabiliyetini büyük ölçüde kaybetti. Oldukça aktif hayatından sonra evinden neredeyse hiç çıkamayacağı bir yaşama başlayan Pınar Kadanalı oldukça zorluk çekti. Bir gözünü açtırmak için İstanbul’da ameliyat olan talihsiz kadın, az olan görme kabiliyetini de bu operasyon sonrası kaybetti. Her şeye rağmen neşesini kaybetmeyen Kadanalı, kabartma yazı öğrenip, diksiyonu ile en azından seslendirme yaparak medya sektörüne dönmeyi her şeyden çok istiyor. Görmese dahi sesi ve tecrübesi ile çalışabileceğini ileten Pınar Kadanalı, kendine güvendiğinin altını çizdi.



"Son 5 senedir görme kabiliyetim iyice kayboldu"


Yaşam hikayesini anlatan Pınar Kadanalı, "Geçmişte reklamcılık, radyoculuk, sunuculuk ve yazarlık yaptım ancak bir gazeteci olarak görme sorunu yaşadığım için kalemim kırıldı diyebilirim. Halkla ilişkiler ve Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi tamamladım. Devamında tabii ki aktif bir şekilde çalışmalarım oldu ama şu an göremediğim için bir kısmı yarıda kaldı diyebilirim. Ben çocukluğumdan beri aslında görme problemi yaşıyordum ancak bitkisel hayata girince bu aktifleşti. Beynim yarım saat kadar bir oksijensiz kaldı, bunun sürecinde de görme kabiliyetimi kaybettim. Ama onun öncesinde de iki defa ilk planda böbrek nakli oldum. İlkini babamdan, diğerini annemden aldım. Ancak bunlar süreç içerisinde iflas etti. Ben bu süreçlerde üniversite eğitimimi tamamladım, hatta bu radyoculuk, gazetecilik, yazarlık ile alakalı pek çok alanda bu kısımda çalışabildim. Ama sonrasında bu böbrekleri çıkartmak zorunda kaldık. Sonrasında en son dayım böbreğini verdi. Antalya’da bu nakli oldum. İyileşmem için kök hücre nakli olmam gerekiyor. İstanbul’da, Ankara’da, Antalya’da pek çok doktora gittim. Hücre nakli olur ise biraz görebileceğim. Yeniden gazeteciliğe dönmeyi çok isterim. Yani ben şu an hiç göremiyorum, son 5 senedir görme kabiliyetim iyice kayboldu. Bundan önce ben tabii ki aktif olarak az bir şekilde gördüğüm için bir şeyler yapabiliyordum. Bununla da yeni karşılaştım" dedi.



"Sunuculuk, spikerlik yapabilirim"


Tekrardan medya sektöründe çalışmayı her şeyden çok isteyen Kadanalı şöyle devam etti:


"2006 yıllarında diksiyon eğitimimi aldım. Ben kısmen İtalyanca biliyorum, bir de İngilizce biliyorum ama şimdi kabartma yazın ve bastonu da kullanabilmek için aslında daha yeterli bir telefona ihtiyacım var. Mesleğe dönersem seslendirme yapabilirim, yine köşe yazarlığı yapabilirim, reklam şarkıları yapabilirim, onları okuyabilirim, sunuculuk ve spikerlik yapabilirim. Engelliler açısından da sınavlara girdim. 98 puan aldım ama atamam olmadı."



Görme kabiliyetini kaybeden spiker, mesleğine dönmeyi her şeyden çok istiyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van’da ilk kez korneanın sadece hasarlı tabakası değiştirildi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Kliniği’nde uygulanan Descemet membran endotel keratoplasti (DMEK) yöntemiyle, 78 yaşındaki kadın hastanın korneasının tamamı yerine yalnızca en içte bulunan ve görme kalitesini etkileyen endotel tabakası değiştirildi. Van’da ilk kez korneanın sadece hasarlı tabakasının değiştirildiği bir kornea nakli ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Minimal invaziv (küçük kesiyle yapılan, dokuya daha az zarar veren cerrahi yöntem) teknikle gerçekleştirilen ameliyatın ardından hastanın görmesinde belirgin düzelme sağlandığı ve genel sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. Klasik kornea nakline göre iyileşme süresinin daha kısa olduğu DMEK yöntemi, uygun hastalarda daha başarılı sonuçlar verdiği belirtildi. Van’da ilk kez uygulanan bu teknikle birlikte, göz hastaları için önemli bir adım atılmış oldu. Konuya ilişkin konuşan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Rumeysa Bilmez Tan, 78 yaşındaki hastanın daha önce geçirdiği katarakt ameliyatı sonrası korneanın en iç tabakası olan endotel tabakasının işlevini yitirdiğini tespit ettiklerini belirtti. Op. Dr. Tan, "Endotel tabakasının yeterince çalışmaması nedeniyle korneada ödem gelişmişti. Bu tür durumlarda hastalara genellikle kornea nakli önerilmektedir. Ancak güncel yaklaşımlarda, korneanın tamamını değiştirmek yerine sadece hasarlı olan tabakanın değiştirilmesi ön plana çıkan bir cerrahi yöntemdir. Biz de bu hastamızda, yalnızca korneanın en iç tabakası olan endotel tabakasını değiştirmeyi planladık. Bu ameliyatın tıbbi adı Descemet membran endotel keratoplastidir (DMEK). Gerçekleştirdiğimiz operasyon başarıyla sonuçlandı. Naklettiğimiz doku hastamızın gözüne tutundu, işlev görmeye başladı ve korneadaki ödem gerilemeye başladı" dedi. Bu ameliyatın daha önce kentte yapılmayan bir yöntem olduğunu hatırlatan Tan, "Daha önce ilimizde uygulanamayan bu cerrahi yöntem, artık gerekli teknik altyapı ve ekip desteğiyle Van’da da başarıyla gerçekleştirilebilmektedir. Cerrahi; ekip çalışması gerektiren ve aynı zamanda bir usta-çırak geleneğiyle gelişen bir süreçtir. Bana bu ameliyatları öğreten, kornea konusundaki bilgi ve tecrübelerini paylaşan kıymetli hocalarıma teşekkür ediyorum. Ayrıca sürecin her aşamasında emeği olan anestezi ekibinden hemşirelerimize, ameliyathane personelimize ve tüm sağlık çalışanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Bu ameliyatın gerçekleştirilmesine imkân sağlayan başhekimliğimize ve hastane yönetimine de ayrıca teşekkür ederim" diye konuştu.
Adana Adana’da sel suları tarım arazilerini sular altında bıraktı Türkiye’nin en verimli ovalarından Çukurova’da, iklim değişikliğinin etkilerini göstermesiyle birlikte aşırı yağışlar sonucu baraj kapaklarının açılmasının ardından tarım arazileri sular altında kaldı. Bölge dronla görüntülendi. Türkiye’nin en sıcak illerinden Adana’da bu sene yaşanan aşırı ve yoğun yağışların ardından ani sıcaklık yükselmeleri sonucunda karlar eridi. Hal böyle olunca Seyhan Barajı’na gelen su miktarında artış yaşandı. Seyhan Barajı’nda su miktarının artmasının ardından kontrollü su tahliyesi yapıldı ve Yüreğir ilçesinde birçok tarla su altında kaldı. Narenciye bahçelerinde kısmi zarar Çukurova çiftçisi, aşırı yağışlar nedeniyle karpuz, domates ve birçok ürünün ekimini bekletti ancak sel suları narenciye bahçelerini göle çevirdi. Birçok ağaç suyun içinde kaldı. Bölge dronla görüntülenirken Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. "Şu an Ceyhan nehri tehlike saçıyor" 2024 ve 2025 yıllarında aşırı sıcak ve kuraklık nedeniyle arazilerin ancak 3’te 1’ini sulayabildiklerini hatırlatan Doğan, "2026’nın Ocak ayından bugüne kadar, son bir ayda inanın ki bir yıllık yağış düştü. Havaların bir sıcak, bir yağmurlu olmasıyla dağlardaki yoğun kar kütleleri eridi. Yedigöze Barajı, altındaki Çatalan Barajı ve onun altındaki Seyhan Barajı tam kapasitenin üzerine çıkınca yetkililer uyarı yaparak kapakları açmak zorunda kaldı. Önce saniyede 500 metreküp, ardından 700-800 metreküp su salındı. Dün itibarıyla Aslantaş Barajı’nın kapakları da açıldı ve şu an Ceyhan nehri tehlike saçıyor" ifadelerini kullandı. "Tarlaların ekilmemesi faciayı önledi" Suların ırmak yataklarındaki setlerin içerisinde kalmasının daha büyük bir felaketi önlediğini belirten Başkan Doğan, daha sonra şunları söyledi: "Setler yarılıp ovaya su taşsaydı sıkıntımız çok daha büyük olacaktı. Şu an ırmak yatağındaki bahçelerde hasadı yapılmamış greyfurt ve geç hasat edilen portakallar sular altında. Sular uzun süre çekilmezse narenciyenin kökleri hava alamayacağı için bitki gelişimi duracak ve yıl ağaçlar verim vermeyecek. Aslında bu sel suları Mart ortası olsaydı buralara karpuz, kavun, domates ve biber ekilmiş olacaktı. Ocak ve Şubat ayları çok yağışlı geçtiği için çiftçimiz tarlaya girip ürün ekemedi. Yağışlar ekimi engellediği için bu ürünlerdeki devasa bir zararın eşiğinden dönülmüş oldu." "Çatalan Barajı 10 metre yükseltilseydi bu sorun yaşanmazdı" Çiftçilere 19 Şubat’tan itibaren birinci, ikinci ve üçüncü derece uyarı mesajları attıklarını belirten Doğan, kalıcı çözüm içinde önerilerde bulunarak, "Bölgemizde aşırı sıcakta kuraklık, soğukta don, yağışta ise sel riski yaşıyoruz. Aslında bunun çok net bir önlemi var. Çatalan Barajı’nın gövdesi 10 metre daha yükseltilmiş olsaydı, bugün yağan bu yağmurları ve kar sularını rahatlıkla depolayabilecek, bu sel felaketini hiç yaşamıyor olacaktık. Zarar gören çiftçilerimizin Tarım İlçe Müdürlüklerine başvurularını yapmalarını bekliyoruz. Devletimizden de bu zor günlerde çiftçimize yardım eli uzatmasını talep ediyoruz" dedi.
Ankara Türkiye hava seyrüseferinde Avrupa’nın en fazla hizmet üreten ülkesi oldu Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL) verilerine göre Türkiye’nin hava seyrüsefer hizmetlerinde tarihi bir rekora imza attığını duyurdu. Bakan Uraloğlu, EUROCONTROL verilerine göre Türkiye’nin hava seyrüsefer hizmetlerinde tarihi bir rekora imza attığını bildirdi. Uraloğlu, "Türkiye, 2026 yılı Ocak ayında 1 milyon 671 bin 405 hizmet birimi ile EUROCONTROL sistemi içerisinde bugüne kadar kaydedilen en yüksek hizmet birim sayısına ulaştı" açıklamasında bulundu. Türkiye’nin Avrupa hava sahasında liderliğini güçlendirdiğini belirten Bakan Uraloğlu, "Ülkemiz, EUROCONTROL üyesi 42 ülke arasında liderliğini sağlamlaştırdı. Son 3 aydır Avrupa’nın en fazla hizmet üreten ülkesi olarak başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerini geride bıraktık" ifadelerini kullandı. Uraloğlu, EUROCONTROL İstatistik ve Tahmin Birimi tarafından yayımlanan güncel raporda Türkiye’nin hava trafiği büyüme ivmesi ve altyapı kapasitesiyle liderliğini uzun yıllar sürdüreceğinin öngörüldüğünü de kaydetti. "1,6 milyonu aşan hizmet birimi seviyesi, Türkiye’nin küresel havacılık ağındaki kilit rolünü açıkça ortaya koydu" Hizmet birim sayısının hava aracının ağırlığı ve katettiği mesafeye göre hesaplanan ve hava sahası kapasitesinin en önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade eden Uraloğlu, "Ocak 2026 itibarıyla 1,6 milyonu aşan hizmet birimi seviyesi, Türkiye’nin küresel havacılık ağındaki kilit rolünü açıkça ortaya koydu" diye konuştu. "Türk hava sahasında sunduğumuz hizmetin kalitesi uluslararası ölçekte bir kez daha tescillendi" Yaklaşık 1 milyon kilometrekare büyüklüğündeki Türk hava sahasında gerçekleştirilen yatırımlara da değinen Uraloğlu, "Uçuş emniyetini esas alan anlayışla hayata geçirdiğimiz ileri teknoloji ve vizyoner altyapı yatırımları sayesinde sistem kapasitesini en üst seviyeye çıkardık. Bu kapsamda uygulanan yenilikçi hava trafik yönetimi stratejisi, Türkiye’yi havacılıkta yalnızca bölgesel bir transit merkezi konumunun ötesine taşıyarak, Avrupa’nın tartışmasız liderlerinden biri haline getirdi. Elde ettiğimiz bu başarıyla Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğümüz ile Türk hava sahasında sunduğumuz hizmetin kalitesi uluslararası ölçekte bir kez daha tescillendi" dedi.