GÜNDEM - 26 Eylül 2025 Cuma 09:39

Hayatını adadığı orglarıyla her gün tek kişilik konser veriyor

A
A
A
Hayatını adadığı orglarıyla her gün tek kişilik konser veriyor

Eskişehir’de yaşayan 60 yaşındaki Etem Karaaslan, evinin önündeki cips standı üzerine yerleştirdiği orgları çalarak hem geçmişten gelen hobisini sürdürürken hem de müzikle haşır neşir olmanın mutluluğunu yaşıyor.


Odunpazarı ilçesi Erenköy Mahallesi Kınalı Sokak üzerindeki evinde annesiyle birlikte yaşayan Etem Karaaslan, hobi olarak org çalıyor. Müstakil evinin önündeki marketten adlığı cips standının üzerine dizdiği orglarını çalan Karaaslan, çevresini rahatsız etmemek için ise kulaklık kullanıyor. Büyükşehir belediyesinden emekli olan ve müzik aşkı ile bilinen adam, geçmişte düğünlere gidip sahne aldığını söyledi. Hiçbir akademik eğitim alamamasına rağmen notlara hakim olan Karaaslan müziğin ruhunu rahatlattığını söylüyor. 1990’dan beri org çalan Etem Karaaslan, neşesiyle de sokağının neşe kaynağı oluyor.



"Bu hobi önceden de vardı 1990’lardan geliyor"


Hobisi hakkında konuşan Etem Karaaslan, "Bu bana hobi olarak geldi. Yani bir kursa falan gitmedim. Kulaktan dolma bilgilerle öyle öğrendim. Hiç ders almadım, ne do’yu bilirim, ne re’yi, Notayı hiç bilmem. Büyükşehirden emekliyim. Bu hobi önceden de vardı. 1990’lardan geliyor, bir hobi. Org sadece tembel işi bir nevi. Vallahi çalışır durumda 2-3 tane de bahçede var, ufak tefek de arızalar var. Kulaklıkla çalarım, milleti rahatsız etmemek kaydıyla. Adam işe gidecek, gecenin 11’inde de kalkıp org çalacak değiliz. Bu standı etraftaki marketten aldım. Daha akşam ışık gösterisi falan var, şuralara ışık takıyoruz. Şimdi gündüz olduğu için pek gerek yok. Millete duyurmuyorum, duysalar gelirler de genelde kulaklık takıyorum. Fazla rahatsız etmediğim için pek sorun olmuyor. Sadece kendime göre şu anda. Bu orglardan bir tanesi bile dışarıda kalmaz, hepsini içeri taşıyorum. Bu zamanlarda çıkarıyorum. Akşam ezanından sonra çıkarıyorum" dedi.



Hayatını adadığı orglarıyla her gün tek kişilik konser veriyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Yüksek risk içeren saha çalışmalarında görev yapan personelin güvenliği masaya yatırıldı Hakkari’de sosyal hizmet çalışanına yönelik gerçekleştirilen saldırının ardından, Sağlık-Sen heyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ı ziyaret etti. Hakkari’de sosyal hizmet çalışanına yönelik gerçekleştirilen saldırının ardından, Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan ve Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Irgatoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette, yüksek risk içeren saha çalışmalarında görev yapan personelin güvenliğinin öncelikli olarak ele alınması gerektiği vurgulandı. Bakanlıkta gerçekleşen görüşmede özellikle Sosyal Risk Haritaları kapsamında sahada görev yapan sosyal hizmet profesyonellerinin çalışma koşulları, güvenlik ihtiyaçları ve uygulamada karşılaşılan yapısal sorunlar gündeme taşındı. Sağlık-Sen Yönetimi, yüksek risk içeren saha çalışmalarında personelin güvenliğinin öncelikli olarak ele alınması gerektiğini vurgulayarak, gerekli durumlarda kolluk kuvveti desteğinin sağlanmasının ve başta hane ziyaretleri olmak üzere saha çalışmalarının birden fazla personelle yürütülmesinin önemine dikkati çekti. Görüşmede ayrıca, risk altında olduğu değerlendirilen bireylere ilişkin verilerin doğru yöntemlerle tespit edilmesi, güncel tutulması ve gizlilik ilkesi çerçevesinde korunmasının büyük önem taşıdığı ifade edildi. Hizmet sunumu sürecinde hem vatandaşların hem de görev yapan personelin kişisel bilgilerinin korunması gerektiği belirtilirken, yanlış veya eksik veri kaynaklı oluşabilecek ikincil mağduriyetlerin önüne geçilmesi gerektiği kaydedildi. Ayrıca sosyal hizmet tazminatının oranının artırılması ve kapsamının genişletilmesi gerektiği de Bakan Göktaş ile paylaşıldı. Ziyaret sonrası Genel Başkan Mahmut Faruk Doğan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: "Ziyaretimiz boyunca Bakanımızın konuya yaklaşımındaki samimiyeti, hassasiyeti ve çözüm odaklı iradesini memnuniyetle müşahede ettik. Özellikle sosyal hizmet çalışanlarının güvenliği, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve benzer acı hadiselerin tekrar yaşanmaması adına gösterdiği iyi niyetli gayretin son derece kıymetli olduğunu ifade etmek isteriz. Bakanımız; sosyal hizmet çalışanlarının devlet adına büyük bir fedakarlıkla görev yaptığını, her bir personelin kendileri açısından çok kıymetli olduğunu vurgulamış; çalışanlarımızın daha güvenli ve daha huzurlu ortamlarda hizmet verebilmesi adına gereken her türlü çalışmanın yapılacağını ifade etmiştir." Sosyal Risk Haritaları kapsamında görevlendirilen sosyal hizmet profesyonelleri için talep edilen konular ise şu şekilde: "Sosyal Risk Haritası kapsamında görevlendirilen sosyal hizmet profesyonellerine yaptıkları göreve dayanak olacak bir görevlendirme yazısı verilmeli. Bu kapsamda görevlendirilen personele teknik alt yapı ve lojistik destek sağlanmalı. Sosyal Risk Haritaları kapsamında olan vatandaşların sistem üzerindeki verilerinin güncelliğine hassasiyet gösterilmeli. Aile Sosyal Destek Programı (ASDEP) kapsamında yürütülen alan taramalarının kaldırılarak, Sosyal Risk Haritası temelli koruyucu ve önleyici sosyal hizmet modeline geçilmeli. İllerde Sosyal Risk Haritalarından sorumlu birim ve yetkili tanımlanmalı".
Gaziantep Gazeteci Ali Atalar’ın "Anadolu’nun Yüzleri" sergisi ilgi görüyor Gazeteci Ali Atalar’ın ’Anadolu’nun Yüzleri’ sergisi Kahraman Emmioğlu Sanat Merkezi’nde açıldı. 25 Mayıs’a kadar açık kalacak sergide Ali Atalar koleksiyonundan seçilen Anadolu kadın ve çocuk temalarından oluşan fotoğraflar yer alıyor. Kahraman Emmioğlu Sanat Merkezi Sergi Salonu’nda yapılan sergi açılışına Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Zehra Ünal, Kültür Sanat ve Bilim Daire Başkanı Hüseyin Ateş, Eğitim Gençlik ve Spor Daire Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdal ve ziyaretçiler katıldı. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan yardımcısı Zehra Ünal yaptığı açılış konuşmasında Gaziantep’i bir kültür ve sanat şehri yapma yolunda önemli adımlar attıklarını belirterek, "Gaziantep’in kültür ve sanat şehri olması için elimizden gelen tüm imkânları seferber ederek hizmet etmeye çalışıyoruz. Kahraman Emmioğlu Sanat merkezimizde yıl boyu yüzlerce sergi açmaktayız. Buradaki sergimizde Anadolu yaşamının geçmiş dönemdeki durumuna vurgu yapan kartpostallardan oluşan bir serginin açılışındayız. Koleksiyoner Ali Atalar’a emeklerinden dolayı teşekkür ederiz. Tüm halkımızı sergiye davet ediyorum" dedi. Açılış töreninde konuşan koleksiyoner Ali Atalar yaptığı konuşmasında, "1970’li yıllarda başlayan biriktirme ve koleksiyon maceramın ilk ayağı bu kartpostallardır. Kartpostal biriktirmeye başladığımda yalnızca Anadolu yaşamını anlatan kartlar topladım. Çocuklar ve kadınların ağırlıkta olduğu koleksiyonda Anadolu’nun çileli yaşamı anlatılmaktadır. Anneler günü öncesi açılmasının ayrı bir önemi de bulunmaktadır. Katkıda bulunanlara teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Kahraman Emmioğlu Sanat Merkezi’nde açılan serginin 25 Mayıs tarihine kadar ziyaretçilere açık olacağı ifade edildi.
İzmir İzmir’de dokunan el halıları Türkiye ve Avrupa’daki sarayları süslüyor İzmir’de geleneksel yöntemler ve doğal kök boyalar kullanılarak büyük bir el işçiliğiyle üretilen asırlık motifli halılar, sınırları aşarak dünya çapında büyük bir değer görüyor. Büyük bir titizlikle dokunan bu özel eserler, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Çankaya Köşkü başta olmak üzere Avrupa’daki devlet başkanlarının saraylarını ve tarihi binaları süslüyor. Usta ellerde şekillenen ve makineleşmeye karşı geleneksel mirasın korunduğu halı üretim tesisinde, nesilden nesile aktarılan metotlar uygulanıyor. Üretim sürecinde, Konya Karapınar’da bulunan ağıllardan elde edilen koyun yünleri ile sağlamlık ve parlaklık katması amacıyla Ankara keçisi yünleri harmanlanıyor. Özenle yıkanıp taranan ve sümek haline getirilen yünler, yöredeki kadınlar tarafından çıkrık veya kirmanda eğrilerek el ipine dönüştürülüyor. Elde edilen ipler, sentetik madde kullanılmadan çeşitli kök, ot ve minerallerin bakır kazanlarda kaynatılmasıyla yüzde 100 doğal bitki bazlı pigmentlerle renklendiriliyor. Bu meşakkatli sürecin ardından tezgahlara alınan ipler, aylar süren el emeğiyle ilmek ilmek dokunarak uluslararası çapta talep gören eşsiz sanat eserlerine dönüşüyor. "En iyi arkadaşım halı" İşletme sahibi Osman Can, babasının 1968 yılında kurduğu halı dükkanında büyüdüğünü belirterek, "7-8 yaşlarıma geldiğimde en iyi arkadaşım halılardı. Sürekli babamın dükkanında zaman geçiriyordum. 1985 ve 1986 yıllarında halı üretimi vardı ancak azalmaya ve niteliğini kaybetmeye başlamıştı. Daha çok kimyasal boyalar ve tabak yünleri kullanılıyordu. 14, 15 ve 18’inci yüzyıllarda üretilen o güzel sanat eserleri artık üretilmiyordu. Benim yaşama amacım çok güzel halılar üretip onları gelecek yüzyıllara bırakmak. Herkes işin kolayına kaçtığı için bunu yapan kimse yok. Halıların yünlerini Konya Karapınar’da 2 büyük ağıldan kırkılan yünlerden alıyoruz. İçine de Ankara keçisi yünlerini karıştırıyoruz çünkü Ankara keçisinin yünü halıya hem sağlamlık hem de parlaklık veriyor. Bunları güzelce yıkatıp tarattıktan sonra sümek haline getiriyoruz. Ardından 25-30 teyzemize dağıtıyoruz. Onlar da çıkrıkta veya kirmanda el ipi haline getiriyorlar. El ipi haline geldikten sonra burada tamamen doğal boyalarla boyama aşamasına geçiyoruz. Hangi halıyı üreteceksek onun iplerini tamamen doğal yöntemlerle hazırlıyoruz" ifadelerini kullandı. Üretim ortalama 2 ay sürüyor 3 metrekarelik bir el halısının üretiminin ortalama 2 ay sürdüğünü vurgulayan Can, "Makine halısından 1 saatte 1000 adet üretilebilirken, aynısını bir daha üretemeyeceğiniz el halısının yapımı çok uzun sürüyor. Aynı kişi aynı yünlerle dokusa bile birebir aynısı çıkmaz, ancak yüzde 90 benzerlik olur. Son zamanlarda kaliteli malzemelerle dokunan çok güzel makine halıları da var. Ancak bizim kullandığımız malzeme tamamen elde eğirme ipi ve yüzde 100 doğal boya olduğu için çok daha sağlıklı ve organik. Ben her halıyı belirli sayılarda üretiyorum, yüzlerce veya binlerce imalat yapmıyorum. Bu nedenle 50 veya 100 yıl sonra bu halıların hepsi toplanacak ve koleksiyoncular tarafından bir araya getirilecek. Üretimimi tamamen bu amaca yönelik gerçekleştiriyorum" şeklinde konuştu. "Eserlerimiz gelecek yüzyıllara taşınacak" Eski halıların özlerine sadık kalarak yeni üretimler gerçekleştirdiklerini dile getiren Can, "Ürettiğimiz halılar sanatseverler tarafından çok beğenildi ve aradaki malzeme, model, dokuma farkı hemen anlaşıldı. Eskileri çok incelediğim için normal bir imalattan ziyade, klonlama gibi titiz bir süreç yöneterek aslına sadık eserler ürettik. Bu süreçte dikkat çektik ve insanlar bizden özel halılar talep etmeye başladı. Çankaya Köşkü’nün ve İstanbul’daki birçok yalının halılarını ürettik. Eski Türkiye İhracatçılar Meclis Başkanı İsmail Gülle bizden büyük bir halı alarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne hediye etti. Yurt dışında ise Budapeşte Başkanlık Sarayı ve parlamento binalarının içindeki 120, 140 ve 160 metrekarelik o muhteşem halıların hepsini biz ortaya çıkardık. Tarihi değere sahip olacak bu eserler gelecek yüzyıllara taşınacak. Bunların dışında Amerika, Almanya, Fransa ve Türkiye’de değerli büyük halılar üretmeye devam ediyoruz. Şu an Türkiye’de 120 ile 150 metrekare büyüklüğünde tezgahı olan ve bu ebatlarda üretim yapabilen tek tesis sanırım biziz. Büyük halı üretmek oldukça zor bir iş. Son olarak Macaristan eski Başbakanı Viktor Orban’ın konutuna 140 metrekarelik bir halı yaptık. 8 dokumacımız bu halıyı 16 ayda tamamladı. Boyaların, ipin ve modellerin hazırlanmasıyla birlikte başından sonuna kadar yaklaşık 2 buçuk yıllık bir emek harcandı. Gelecek yüzyıllara kalacak eserler bırakmak benim hayatta aldığım en büyük zevk" dedi.
Yalova Bakan Yumaklı’dan Türkiye Geofit Bahçesi’nde inceleme: "Kesme çiçek özellikle Avrupa’da rekabet ettiğimiz bir husus" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Yalova’da dünyanın sayılı ve Türkiye’nin tek geofit bahçesi olan "Türkiye Geofit Bahçesi"ni gezerek incelemelerde bulundu. Bir dizi programa katılmak için Yalova’ya gelen Bakan Yumaklı, Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nde bulunana ılıman iklim kuşağını en büyüğü olan Türkiye Geofit Bahçesi’ni gezdi. Daha sonra gazetecilere açıklamalarda bulunan Bakan Yumaklı, "Bugün Anneler Gününün hemen öncesindeyiz. Bütün evlatlar annelerine mutlaka ama mutlaka öyle ya da böyle herhangi bir tür çiçeği getirip verirler ki sevgilerinin nişanesi olsun. Bugün de çiçekçilik konusunda Türkiye’ye bu konuda çok önemli bilgiler aktaran konuda merkez olan illerimizden Yalova’dayız. Ülkemiz bu alanda öne çıkmaya başladı son dönemde. Yılda 2 milyar adet süs bitkisi üretiyoruz ve bundan yaklaşık 140 milyon dolara yakın bir gelir elde ediyoruz. Tabii bu alanda özellik nedir? Bilgi istiyor, tecrübe istiyor. Avrupa’daki rakiplerinizle bir rekabet içerisindesiniz. Türkiye artık bu anlamda rekabetin bütün dezavantajlarını kendi lehine çevirebilecek bir bilgi ve tecrübe birikimine sahip olmuş durumda. Bu sektörün başka özelliği de istihdam açısından son derece önemli. Yani işte doğrudan 100 bin, dolaylı 500 bin civarında bir istihdam sağlıyor. Bu da son derece kıymetli. Yani her açıdan katma değerli bir üretim nedir desek Bunu gerçekleştiren bu sektör" dedi. "Kesme çiçek özellikle Avrupa’da rekabet ettiğimiz bir husus" Türkiye’de süs bitkiciliğinin başladığı yerin Yalova olduğunu hatırlatan Yumaklı, "Bütün Türkiye Yalova’dan açıkçası bu bilgileri elde edindi. Şu anda Türkiye’nin farklı yerlerinde de yine süs bitkiciliği gelişerek devam ediyor. Türkiye bu anlamda çok önemli. Yalova’da süs bitkilerinde her ne kadar Türkiye’ye öğrettiyse de şu anda dördüncü sırada. Bu da bu sektörün Türkiye’nin diğer illerinde de nasıl geliştiğini gösteren önemli bir husus. Aynı zamanda Yalova, Orkide’nin neredeyse yarısını üreten bir ilimiz. Yani pek çok konuda hem iklimi itibariyle hem bilgi ve tecrübesi itibariyle bütün bu özelliklere sahip. Şu anda biz bakanlığımızın TİGEM’in 1500 dönümlük arazisini süs bitkileri üreten 40 firmaya 29 yıllığını kiraya vermiş durumdayız. Bu da özellikle bu sektörün gelişmesine önemli etki etmiş oldu. Tabii su ihtiyacı var, devlet su işlerimiz de bu su ihtiyacını farklı gölet ve sulama sistemleriyle karşıladı. Örnek bir sektörel kümelenme, tabii dediğim gibi çok kesme çiçek özellikle Avrupa’da rekabet ettiğimiz bir husus. Çok dinamik bir şekilde cevap vermeniz gerekir. Çok hızlı olmanız gerekir. Burada da bugünlerde özellikle onlarla rekabette bazı süreçlerimizin uzun olmasından kaynaklı bir problemimiz var. Onu da inşallah en kısa zamanda çözeceğiz. Biz biraz önce Tarım Orman Gençlik Konseyimizin bir üyesi olan 42 arkadaşımızdan birisinin serasını gezdik. Süs bitkileri üretimini inceledik. Nihal Başkan isimli kardeşimizin. Onunla da gerçekten bu manada genç kardeşlerimizin, hanım kardeşlerimizin bu sektöre ilgi duymasının aslında çok da zor olmadığını konuştuk tekrar. Bir ekosistem oluşturmaya çalışıyoruz illerin kendi potansiyellerini harekete geçirmek adına." "Gen bankasında bin 200 adet tür mevcut" Geofit Bahçesi hakkında da bilgi veren Bakan Yumaklı, şöyle konuştu: "Şimdi de TAGEM’in Tarımsal Araştırma, Geliştirme ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nün geofit merkezindeyiz. Geofit ne demek? Lale, sümbül, çiğdem gibi soğanlı bitkilerin tamamına geofit bir bilimsel tabiriyle söyleniyor. Ülkemizdeki geofit bitki türleri bu merkezde saklanıyor. Hakikaten buraya bütün akademisyenlerin, bu konuda eğitim görenlerin ya da bu konuya ilgi duyanların mutlaka görmesi gereken bir merkez burası. Geofit çeşitliliği açısından Türkiye’nin florası, bitki örtüsü son derece zengin. Sadece bunları tespit etmek, bunları bulmak, çıkarmak ve bu gibi merkezlerde, Geofit merkezi bu açıdan son derece önemli. Vatandaşlarımızın bilgisine sunmak önemli. Buradaki arkadaşlarımız uzman arkadaşlarımız özellikle bir kardeşimiz Türkiye’de yaklaşık 450 bin kilometrelik bir yol kat ederek Türkiye’nin bütün hemen hemen illerini gezerek orada literatüre girmemiş ama hali hazırda var olan o bitki türlerini tespit edip buraya getirip burada da onların çoğalmasını sağlamış durumda. Dünyanın çevresini on bir kez dolaşmış demektir bu. Yani aslında adanmış bir ömrü ifade ediyor. Ülkemizin güzellikleri her açıdan belki de ifade edilemeyecek kadar çok büyük kıymete sahip. İşte biz de tam bu anlamda bakanlığımızın bir diğer önemli sorumluluğu olarak ülkemizdeki biyoçeşitliliği tespit etmek, bunları kayıt altına almak, Bunların sürdürülebilir bir şekilde çoğaltılabilmesini gerçekleştirmek adına çalışıyoruz. Şu anda gen bankasında bin 200 adet tür mevcut. Arkadaşlarımız çoğaltma ve melezleme çalışmalarını yapıyorlar. Tabi sadece bu merkezlerde bu bitki türlerinin sergilenmesi tek başına yetmez. Dolayısıyla bir takım işbirliğini gerçekleştiriyor arkadaşlar. Ve bunun özel sektör marifetiyle de yaygınlaştırılmasını sağlamaya gayret ediyorlar. Burası Temmuz ve Ağustos ayları hariç halkımızın gelip ziyaret etmesine açık. Ben tekrar buradan bütün öğretmenlerimizi, bütün akademisyenlerimizi, Türkiye’nin dört bir tarafından kimler varsa burayı mutlaka bir destinasyon olarak belirlemelerini istiyorum. Tabii çiçekleri konuştuk. Yalova’da çok çok her gittiğimiz yerde hemen hemen çiçeklerin her türünü gördük. Onları aldık kokladık. Ama şimdiden dünyanın bütün güzellikleri ve ülkemin en güzel çiçekleri annelere gelsin diyorum. Şimdiden bütün Anneler Gününü tebrik ediyorum."