TEKNOLOJİ - 07 Şubat 2025 Cuma 09:58

Hurda malzemeler ve çapa motoru ile yaptığı araç saatte 100 kilometre hıza ulaşıyor

A
A
A
Hurda malzemeler ve çapa motoru ile yaptığı araç saatte 100 kilometre hıza ulaşıyor

Hurda malzemelerden yaptığı şasinin üzerine 420 cc 15 beygir gücünde ve saatte 100 kilometre hız yapabilen çapa motorunu sabitleyen Eskişehirli lise öğrencisi, tasarladığı araç ile görenlerin dikkatini çekiyor.


Tepebaşı Mahallesi Sazova Mahallesi’nde yaşayan 17 aşındaki meslek lisesi öğrencisi Alp Kuzey Özsoy, otomobillere ve araç motorlarına ilgi duyuyor. Uzun zamandır araç yapmayı ve onu kullanmayı hayal eden Özsoy, meslek lisesinden öğrendikleri ve internetten araştırmaları sonucunda bir go kart aracı yapamaya karar verdi. Hurda malzemelerden kaynak yaparak oluşturduğu şasi üzerin 420 cc 15 beygir gücünde ve saatte 100 kilometre hız yapabilen çapa motorunu sabitleyen Özsoy, hayalini kurduğu araç için sipariş ettiği özel lastikler ve direksiyonu taktıktan sonra deneme sürüşüne çıktı. Test sürüşünden sonra eksiklikleri araç tamamlandı.



Daha büyük bir araç yapmayı planlıyor


Boya işlemlerinden sonra genellikle trafiğe kapalı alanlarda aracını kullanan Alp Kuzey Özsoy, adeta yolların tozunu attırıyor. Oldukça hızlı olan aracı görenler oldukça şaşırırken, Özsoy aracını daha da geliştirmeyi planlıyor. İleride kaynak eğitimi de almak isteyen 17 yaşındaki Alp Özsoy’un, bir sonraki hedefi ise daha büyük ve gelişmiş araç tasarlamak.



"Saatte 100 kilometre hıza kadar çıkabilen bir motor"


Küçüklüğünden bu yana araç yapmayı hayal eden ve sonunda amacına ulaşan lise öğrencisi Alp Kuzey Özsoy, "11-12 yaşından beri bu tarz şeylerle uğraşıyorum. Eskiden tahtayla başladım, sonrasında kendimi biraz daha geliştirip şasiler yapmaya başladım. Başlarda kaynak bilgim hiç yoktu, bu arabanın üzerinde çalışırken kaynak yapmayı da öğrendim. Elimden geldiğince yapmaya çalıştım, başarılı olduğumu da düşünüyorum. Bana yardım eden ve destek olan herkese çok teşekkür ederim. Bu aracı 6 ay gibi bir sürede yaptım. Ama genel olarak 2023’ün Temmuz ayından bu yana uğraşıyorum diyebilirim, o süreçte toplam 4 tane yaptım. İlk iki aracın motoru küçüktü, bu seferkinde 15 beygir 420 cc gücünde motor kullandım. Saatte 100 kilometre hıza kadar çıkabilen bir motor. Hepsini hurdacıdan topladım. Gittim aradım, çoğu parçayı sora sora buldum, tekerlekleri de internetten sipariş ettim" dedi.



"Satmam için 50-60 bin arasında teklifler aldım"


Aracını trafiğe kapalı alanda kullanan Alp Kuzey Özsoy, görenlerin tepkileri hakkında da öyle konuştu:


"Görenler tabii ki çok şaşırıyor, ’bu nasıl bir araba’, ’bu arabayı sen mi yaptın’ diyorlar. Ben de onlara tarif ediyorum, yapım sürecini anlatıyorum. Aracı trafiğe kapalı alanlarda kullanıyorum, trafiğe kesinlikle çıkmıyorum. Kask takıyorum, kemerim de var. Yollardan, ara sokaklardan çıkarken mutlaka etrafımı kontrol ediyorum. Bu araca ilk başta 30-40 bin lira gibi bir rakam teklif ettiler. Sonra geçen sene burada bir ralli yarışı olmuştu, aracı oraya götürmüştüm. Orada da isteyenler oldu, tabii daha fazla rakam teklif ettiler 50-60 bin arasında. Ama bu tamamen el emeği göz nuru olduğu için satmamaya karar verdim, satmak istemiyorum."



"İlk başladığımda kimse bana güvenmiyordu"


Bir sonraki hedefinin daha da büyük bir araç yapmak olduğunu dile getiren Özsoy, "Bundan sonraki projelerimi daha çok geliştirmeyi düşünüyorum, daha büyük araç yapmayı planlıyorum. Kafamda amortisörlü ve salıncaklı bir tasarım var, daha 2 kişilik ve dağ aracı olacak şekilde. İlerde standart bir şasi yapıp bunu mahallede ve köylerde sunmayı düşünüyorum. Kendi araçlarımı yapıp satacağım, ana mesleğimin de kaynakçılık olmasını istiyorum. Şimdi Elektrik-Elektronik Endüstriyel Bakım okuyorum ve kaynakçılık üzerine de eğitim alacağım. Bu işi yapmaya ilk başladığımda kimse bana güvenmiyordu, bana ’sen daha 15-16 yaşında çocuksun’ diyorlardı. Ben kimseyi dinlemedim, söylenenleri de hiç kafaya takmadım. O yüzden hayalleriniz varsa pes etmeyin, devam edin, o hayalinizin peşinden koşun. Ben yaptım, herkes yapabilir" diye konuştu.



Hurda malzemeler ve çapa motoru ile yaptığı araç saatte 100 kilometre hıza ulaşıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.